24 Kasım 2012 Cumartesi

Kitap Fuarı

Bugün dershaneye gitmeden önce akbilimi yanıma almayı unutmuşum, eve gelebilmiş olmama hala şaşırıyorum. Neyse  neyse(^^), geldiğime göre buradayım ve başlıyorum:

Imm, açık konuşmak gerekirse benim kitap fuarına gitme amacım, ucuz kitap almaktan ziyade (zaten -az sonra da değineceğim gibi- fuarda bile ucuz değildi kitaplar) farklı yayınevlerinin birçok kitabını bir arada görebilmekti. Bir de daha önce hiç fuara gitmediğim için nasıl bir şey olduğunu merak ediyordum. Gerçekten güzel bir şeymiş. Daha önce hiç gidememiştim, çünkü fuar Beylikdüzü'nde yapılıyor ve daha önce orası çoook uzaktı- oysa şimdi babam oraya yakın bir yerde yaşadığı için rahatça gidebildim. Seneye de gitmeye çalışacağım - ama bu sefer daha çok parayla. ^^D 

Arabadayken fuara giriş anımı hep şöyle hayal etmiştim: Fuarın kapısından içeri giriyor ve birçok yayınevinin standındaki o yüzlerce kitabı görüp nefesim kesiliyor, mutluluktan başım dönmeye başlıyordu. Oysa hiçte öyle olmadı, çünkü yanlışlıkla sanat fuarından girmişiz. -_-" Ve babam -sanki sanattan çok anlar ve resimleri çok severmiş gibi- kızı o kadar heyecanlıyken ve 2 haftadır o günü beklemişken bile biraz sanat fuarına bakmakta ısrar ettiği için bir süre orada takıldık. Aslında, ben de sanat sergilerini çok severim ama yani oraya kitap fuarı için gelmiştim ve... Anlayın beni!!! 

Sonra kitap fuarının olduğu kısma geçtiğimizde ise, karşımıza çocuk kitapları ile test kitaplarının bulunduğu bölümler çıktı çıka çıka. Neyse ki nereden girdiğimi bile anlamadığım "seyyar kitaplar" bölümünü dolaşırken Pegasus'tur, Can'dır, Metis'tir, İthaki'dir, Dex'tir işte böyle yayınevlerinin bulunduğu yere nihayet varabildim. (4 ve 5. salonlar yani.) Ve o zaman gerçekten de hayallerimdeki "kitap fuarına ilk giriş anı"nı yaşayabildim, çünkü bu salonlar tahmin ettiğimden bile büyük ve kalabalıktı. Şey, aslında hafta içi olduğu için o kadar da kalabalık değildi ama o anda bana öyle geldi. Neyse, bir süre etrafa baktıktan ve beynim olay örgüsünü tekrar oluşturmayı başardıktan sonra "KİTAAAP!!!" diye gördüğüm ilk standa saldırdım. Daha doğrusu saldıracaktım - daha doğrusu saldıracaktım ama araya kalın, yumuşak kollu bir takım taş devri kadınlarıyla bir grup lanet olası "eheheh kitap lan" diye gezen, mal ilkokul öğrencisi girince bunu yapamadım. -_-" *sniff sniff* Acısı hala içimde. T_T *her yere saldırmayı seven kız* Neyse grubun kenara çekilmesini beklediğim birkaç "can sıkıcı" saniyenin ardından benim tek gerçek büyük aşkım, yani kitaplara kavuşabildim. ^^ <3 <3 <3 *kalpler, çiçekler vs. vb -_-"*

Ancak o zaman da babanla kitap fuarına gitmenin kötü bir şey olduğunu keşfettim. Zira "istediğin kitabı ben bedava getirebilirim sana" diyerek Dogan standının neredeyse yanına bile yaklaşamadığım yetmezmiş gibi, diğer yayın evlerinden hangi kitabı almaya çalışsam eleştirdi durdu.Neyse ki, sonra Pegasus Yayınevi'ne geldik ve "baba burada çok oyalanırım bak, sen git bi' sigara iç istersen" deyince rahat bıraktı da biraz kitap bakabildim. Bundan birkaç hafta önce şu meşhur "Duyguların Rengi" (ya da "Help") filmini izlemiştim, fuarda filmin kitabının yazarı (?) Kristin Hannah'nın kitaplarını görünce bir kitabını almak istedim. Ama Duyguların Rengi'nin filmini izlediğim için onun kitabını almak istemedim ve "Ateşböceği Yolu" kitabını aldım. Epey pahalıydı, umarım güzeldir. -_- Onun dışında, Ninja-sama'nın Sapphique ve Muzaffer İzgü'nün Lüplüp Makinesi kitaplarını aldım. Hem de Muzaffer İzgü imzalı!!! Muzaffer İzgü çocukken Christina Nöstlinger ile birlikte benim en sevdiğim çocuk yazarıydı ve hep imzalı bir kitabına sahip olmak istemiştim ama hayatında bırak Muzaffer İzgü'yü, bir kitap açıp okumamış olan kuzenim de onun 2 tane imzalı kitabı varken benim daha önce hiç olmamıştı. Aslında fotoğraf da çektirecektim ama babam yanımda olmadığı için çektiremedim. Olsun, imzalı bir kitabına sahip olmak dün hayal edemeyeceğim bir şeyken bugün gerçek ve bu yüzden çok mutluyum. Yazdığı şey ise, "Hep baharlar yaşa Defne". Ne güzel, değil mi? Zaten onun tabirlerini hep çok severim. Özellikle yemekleri ve doğayı çok güzel anlatır... Şimdi "Yüz Doksan Dokuz Basamak" ile birlikte o kitabı okuyorum. 

Aldığım kitaplar bu kadar. Sizce az kitap mı almışım? Gitmişken daha mı çok almalıydım? Ama inanın bana öyle aman aman indirimler gerçekten yok. Yani insan bir fuara gittiğinde 10 kitap falan almak ister, değil mi? Ama buna imkan yok, çünkü orta kalınlıkta bir kitap en az 20 lira falan. O üç kitap 50 lira tuttu zaten. Bir de oraya babamla gittiğim için..... Aslında suç ben de. Neden babama güvenip yanıma sadece yirmi lira alıyorum ki? Aptalım işte. 

Neyse, aslında o kadar az kitap aldığım için hiç de mutsuz değilim. Bir kere, Muzaffer İzgü'nün imzasını almak, söylediğim gibi beni zaten çoook mutlu etti. Ayrıca -her ne kadar Uykusuz çizerleri orada olmasalar da- Uykusuz standına uğrayıp Fırat bardağı, anahtarlıkları, bir poster ve iki uykusuz cildi alabildiğim için de çok mutluyum. Ee, daha ne olsun ki? (Aslında o ikinci cilt fazla oldu, sadece 6 lira olduğunu öğrenince gözüm dönmüş olacak. -_-" Baba, her zaman cimrilik edersin, o sıra niye etmedin ki!?!?!?) Uykusuz'un poşeti bile güzel. *w**bu metnin yazarı smile'lar ve onları kullanma konusunda çok kötüdür*

Ama fuarda en en en en en çok ne beni mutlu etti / sevinçten deliye döndürdü, biliyor musunuz? Gerekli Şeyler standı ve Naruto, Bleach ile One Piece posterleri. Evet!!! Artık Naruto ve Bleach posterim var!!! *koltuktan kalkıp çığlık atarak havaya zıplar* *bunu gerçekten yaptı* Eee... Neden sadece Naruto ve Bleach diyecek olursanız, çünkü Berserk ve Bleach de aldığım için ona param yetmedi. -_-" Herkes One Piece'ın Naruto'dan daha iyi olduğunu söylüyor ama ben mangasını okuyorum ve açıkçası daha çok seviyorum. İçinde Rukia olan Bleach ise zaten ikisinden de daha güzel. (Gerçi mangasını biraz karıştırdım ve çok hoşuma gitmedi ama olsun, Rukia'nın çizimi aynı olmasa bile karakteri yeter. Rukia <3) Bir de belirtmeliyim ki en çok indirim yapan stand Gerekli Şeyler'inkiydi, teşekkürler Gerekli Şeyler. ^^ Tabii o Death Note figürlerini tek tek satsaydın ya da bari indirim yapsaydın iyiydi!!! -_-" Evet... DEATH NOTE FİGÜRLERİ VARDI VE BEN ALMADIM!!! Almadım... almadım... alma... *yankı yapar* Ama o an babama zaten 150 lira harcatmıştım ve adamın cebinde sadece 100 lira kalmıştı. Eğer annem olsaydı elbette kendimi yerlere atmak pahasına da olsa o Death Note figürlerini aldırırdım ama babamdan gerçekten çekinirim. Yani ona o kadar para harcattığım için hala vicdan azabı duyuyorum. Ahh bundan gerçekten nefret ediyorum. O benim babam, üstelik geçmişte de olsa bana o kadar çok şey yaptı, bu parayı bir bedel olarak düşünmem ve içimin, aksine rahat etmesi gerekir ama... Her neyse. Sadece aramızdaki ilişki pek iyi değildir ve zaten 150 harcattığım için kendimi çok kötü hissediyordum, bir de o Death Note figürlerini aldıramazdım. Yoksa en büyük Death Note hayranı olarak aldırmalı mıydım? Ama - ama... *Burada yazar hayattaki en temel iki içgüdüsü(Baba'dan çekinmek ve içinde Death Note geçen her şey için delirmek)nün çelişmesi üzerine kalp krizi geçirip ölüyor.* Figür dediysem nendroid değildi, hani şu küçücük, ayrıntıların bile belli olmadığı uyduruk figürler var ya, onlardan... Uhf. Fuarla ilgili vicdanımı sızlatan iki kötü şey bu işte - o Death Note figürleri ve harcattığım gereksiz para :( 

Bir de perşembe günü ertesi gün TÜYAP'a gideceğimi söylediğim için Baran da geldi ve fuarın Gerekli Şeyler gibi standların dahil olduğu bölümünü falan birlikte gezdik. Zavallı çocuk, ben Naruto ve One Piece posterlerine saldırdığım sırada yanımdaydı ve... Şöyle diyeyim, en yakın arkadaşlarım bile ilk birkaç haftadan sonra önceki yazımda bahsettiğim o çizgi roman dükkanına benimle gelmeyi bıraktılar, çünkü ben gerçekten manga falan görünce deliriyorum. Babam yanımda olmadığı için poster ve mangaların parasını o ödedi ve ağzını açıp en ufak kötü bir söz söylemediği gibi ben babam gelince parasını ona ödemeyi teklif edince de zorlamasam reddediyordu. o_o Parayı cebine sokmak zorunda kaldım. O_O Acımasam yeni en yakın sınıf arkadaşım yapardım ama yazık zavallıya, zaten psikolojisi bozulmuştur yeterince Bir de ben neşe kebeleği gibi bir standdan öbürüne uçar, etrafı yıkıp geçerken poşetlerimi taşımasa, hepsini kaybediyordum. Kısaca, buradan Baran'a kocaman teşekkürler!!! 

Çok para harcamış ve aldığım kitaplardan pek tatmin olmamış, bir de sonradan o 2. uykusuz cildini aldığım için kafamı duvarlara vurmuş olsam da, etrafta "kitap kitap kitap! owo" diye hoplayıp zıpladığım kitap fuarı benim için çok eğlenceliydi. Burada hislerimi pek dökemedim (bok gibi döktüm yani), yani yazıyı tekrar okuyunca sürekli "çok mutlu oldum", "beni çok mutlu etti" ve "çok sevinçliydim" deyip durmuşum ama ne yapayım, gerçekten de öyle hissettim dün, çok "mutlu oldum". Keşke bu yazıyı dün, fuardan çıkıp eve gidince yazmış olsaydım (o zaman hislerimi çok güzel dökebilirdim işte) ama eve gidemedik, babamın karısının cafesine (her zamanki gibi) ve onun ardından da da babamın teyzesininin kızınının kızını (?) almaya gittik. Eve döndüğümüzde de saat 11 olmuştu ve yarın erken kalkmamız gerekiyordu. İşte bu yüzden..... Neyse, herkese güzel yorumları için teşekkürler. Dönüşte onları okudum, mutluluğumun bir sebebi de oydu. O değil de ben böyle hissetmeyeli ne kadar olmuş... Hatta önce algılayamadım falan,"sadece bir kitap fuarı ve güzel yorumlar yüzünden böyle hissedilir mi?" diye düşündüm ama demek ki hissediliyormuş. Kitaplar ya da nazik dostlar gibi küçük şeyler yüzünden de mutlu olmak diye bir şey varmış. *sigh* Bunalımlı halimden hoşlananlardan özür dilerim... 

Şimdi gidip posterleri asacağım, kitapları yerleştireceğim falan. Allah'ım... NARUTO VE BLEACH POSTERİM VAR!!! EVVET EVET EVVEEET!!!!! 
...
Ama o Uykusuz cildi... Yaa... Ama... *kafasını duvara vurur vurur vurur* İşte, Alice The Baka'nın mutluluğu bu kadar sürüyor. -_-" 
... 
Yazıyı güncellemeliyim. 


2 yorum:

  1. Ben bi iki kere kitap fuarına gittim .3. .8 kitap almıştım galiba nisanda.Kiriyle buluşcaktık furarda hatta timaş standında ama birbirimizi bulamamıştık sdfg.Acayip kalabalıktı.Hareket edemiyordum o derece yani ._. .Bu sene de gitcem sdfg.Ve kitaplar benden bıkana kadar alıcam v_v.Gerçi 300 sayfalık kitabı 2 günde bitiriyorum tüm aldığım şeyler kitaplar.Neyse madem bu kadar yazdım yorumu yollayım sdfghjkl.

    YanıtlaSil
  2. Abi kitap fuarına hangi canlı bayılmazki zaten *w* gecen sene Antalya'a ilk defa kitap fuarı açılmıştı ki oradaki iğne atsan yere düşmeyecek kalabalık yüzünden adam gibi gezememenin acısı hala içimdedir. Birde sınıfça gezi düzenlemiştik orasını sen düşün ._. İmzali kitap sevinci anlattığın kadar büyük bir sevinç çünkü aynısını bende Canan Tan'a imzalatinca hissetmiştim. Ama bizdeki kitap fuarında Gerekli Şeyler yoktu ve ben ne yazık ki kalabalık yüzünden Dex standının önünden ayrılmamıştım. Neysede abi ben o figürleri sadece görmek için bile nelerimi vermezdim ;_; azcikta burlara gelsinler burda satılsınlar nolurdu? ve Bleach'ın mangası çıktı mı?!?! Asjfjjdkfhsjsjg ben hala raflarda goremedim ne yazik ki Darısı D.Gray-Man'in basına çünkü onu okumayı gercekten çok istiyorum ;_;

    YanıtlaSil