9 Haziran 2013 Pazar

OOOoooOOOoooOOO YaxZ taTTTiLi yAZs tatili YAZ TATİLİİİ!!! sdgh&5/8'^#$

-Birkaç ay önce-
Arkadaş: Of yaz tatili gelse de kurtulsak bu işkenceden!!!
Ben: Yaz tatili mi? (içinden: Yaz tatili = SBS = hayatım biteceeeaaahhhkkk!!! Hayıııaaağğğrrr!!!) Iııggghhh... Evet, tabii, bir an önce gelsin şu yaz tatili yea. u_u" 
-Birkaç hafta önce- 
Arkadaş: Hey yaz tatili yaklaşıyor! Heyecanlı mısıııaaan!!!??? ^^DDD
Ben: Iııııggggghhhhh...(içinden: sBs, SBS, sbs!!! NOOOĞLAMAAAZ!!!)  Hı - hı, tabii ki, çoook heyecanlıyııım. "^^D 
-Birkaç gün önce- 
Arkadaş: Ohohohon~ Yaz tatili, yaz tatili, yaz tatiliiiöööğğğ!!!
Ben: YaZ tatiLi, yaz Tatili, YÖZ tatiliğ!!! ~ Nohohon
 http://images.wikia.com/elincreiblemundodegumball/es/images/3/3b/Gumball-darwin-victory-dance-o.gif
Kısaca: Yaz tatili, sizi ne bekliyor olursa olsun, eğer öğrenciyseniz elinde sonunda kutsallığına yenik düşeceğiniz tek tatildir. 
Şey, belki de ülkede böyle şeyler olurken bunları yazmam, biraz BERBATSIN ALICE ama aaa, eylemlere katılamadıktan sonra zaten kendimi tamamen işe yaramaz hissediyorum.  Ülkede böyle şeyler olmasını bırak, çalışmak için bu kadar az vaktim kalmışken, internete girip bir de yazı yazmam... -___-" Yaz tatilinin verdiği heyecanla kendimi tamamen bıraktım. Fakat, ımmm, haydi ama: Lise bu, dünyanın sonu değil ya! Amma abartmışım - gerçi, iyi de olmuş, şayet abartmasam HİÇ çalışmazdım.
Blogger'a BAYILIYORUM. u-u" Az önce yanlışlıkla sayfayı kapattım ama yazdıklarımın tamamı kayıtlıydı. Şimdi bu blogcu da olsa...Shit. -___-"  Ooo blogcu! Bir zamanlar oradaydık değil mi? "Oradaydık ve şimdi buradayız." Sahi, buradakilerin Yüzüklerin Efendisi hakkında ne düşündüklerine dair hiçbir fikrim yok. Sever misiniz? Şahsen ben Hobbit'i daha çok seviyorum. Yüzüklerin Efendisi'nde de en sevdiğim tür Hobbit'ler. Mesela serideki tüm elfleri toplasan bir Samwise etmez. (SAMWISEEE!!! *kalp*) Ama, şey, acaba... NE SAÇMALIYORUM BEN?
*yaz tatili bünyede fazla heyecan yaptı*
İşte yaz tatilindeki halimi anlatan fotoğraf. sdfjklghm
O değil de, şimdi geçen yaz yazdığım onca yazıyı sildiğime her zamankinden daha çok üzülüyorum. Artık sanki blogu Kasım'da açmışım gibi durduğu için değil, o yazılarda o kadar çok anım vardı ki. :C Tamam, yazın yaptığım saçmalıkların hiçbir edebi değeri, hatta okunacak yanı olmayabilirdi ama şimdi onları okuyup bu yaz neler yapacağıma dair fikir edinebilir ya da sadece gülebilirdim. Ya da blogumda bir-iki eğlenceli bir şey olurdu. Aslında şu an blogdaki yazılar, "salakça" diye sildiğim o yazılardan çok daha salakçalar. Neyse, yaz uzun zaten (*çarpıldı*), ben de tabii ki burayı her gün yeni bir saçma yazıyla doldurunca... Kısacası: Daha yaz gelmeden bu halde olan benim (bu hafta kaç yazı eklemiştim tam olarak? 3 mü?) yaz gelince ne halde olacağımı düşünün ve iliklerinize kadar titreyin. MWAHAHAH!!! KUMANDA PANELİ'NDE HER GÜN YENİ BİR SAÇMA YAZI GÖRMEYE HAAAZIR MISINIZ ÇOCUKLAAAR!!!??? *evet, o son kısım, SüngerBob'un jeneriğindeki kızıl saçlı adamdan u_u* (Bu arada "kumanda paneli" ne güzel bir ad. Kim bulmuş acaba? Ehe çok hoş.)
Peki, sadece bu hafta 3 yazı ekledim, ondan önce de 2013 yılında Mart hariç her ay bir yazı eklemişim ama hayatımdaki saçma sapan gelişmelerden bahsetmeyeli bir hayli oluyor sanırım. (Elbette sizler için o "bir hayli" oldukça kısa bir dönemdir. u^u) Öyleyse... Saçmalık Oyunları başlasın! (Ulan tam yaz tatili havasına girdim yalnız. Geçen yazdan bu yana biraz olsun ilerleme kaydetmediğimi görmek çok üzücü. Yazılarımı silmiş olsam da içeriklerinden yazma tarzıma kadar hepsini hatırlıyorum ve hepsi tamamen aynı. Yaz Alice'i sanırım çok sinir bozucu bir insan. Ama Bahar Alice'i kadar da değil, bahar hep depresyona girerim, bahar yorgunluğu yüzünden sinirim hep bozuk olur.)
Eveeet, geçelim eğlenceli kısma: Yani yaz için planlarııımmm!!! ^^DDDDD (Sondan bir önceki yazımda da bahsetmiştim ama... O... Onu saymayın işte!!!)
 
Haziran Ayı: HIKI SUMMER YEAH!!! Geçen yaz bir ara hikiye bağlamıştım hatırlıyor musunuz? Bu yaz arkadaşlarımla buluşmak için bir yığın plan yaptıysam da Haziran ayı tamamen hiki'yim!!! Yine salona kamp kuracak ve çıkmayacağım!!! Ebeveyn yok, arkadaş yok, sinir bozucu bir şey yok!!! Tüm yaz pinekleyeceğim zaten ama Haziran'da cidden anime izlemek dışında HİÇBİR şey yapmayacağım. u_u Böyleceee fazla kilolarımı da vermiş olacağım çünkü bilgisayar başına geçince bir daha kalkamıyorum. -_-" Zaten evde yemek de olmuyor ve burada koltuktan bile çıkamamaktan söz ederken elbette markete falan gideceğimi düşünmüyorsunuzdur. u^u O değil de Kuro 2'ye başlasam mı? (*Kuroshitsuji'den söz ediyor -_-"*) Neler olduğunu merak etsem de şu Alois ile Claude denen tipleri hiç mi hiç sevmedim. -___- Kuroshitsuji dediğin Ciel ve Sebastian'lı olur - hıh! v_v Neyse, zaten mangasında Alois ile Claude falan yokmuş, onu alıp okurum ben de! ^o^ (İlk iki cildini aldım bile!!! ^O^)
ÖZETLE: (Bundan sonra "Özetle" ya da "kısaca" gibi şeyleri dikkat çekici şekilde yazıyorum ki nazik okuyucularım gereksiz bir paragraf okumak zorunda kalmadan işi anlayabilsin.) SİNİR BOZUCU ARKADAŞLAR VE EBEVEYNSİZLİĞİN TADINI SONUNA DEK ÇIKARACAĞIM.
 
Temmuz: Basitçe şöyle anlatayım: Arkadaşlarla buluş BULUŞ buluş, cosprayü!!!, msn'le msn'le msn'le (gerçi kim benle msn'ler la? D:), arkadaşlarla ANİME anime ANİME izle, vocaloid, karaoke, visual novel, rpg, böcek savaşı, blogla blogla blogla, keşif KEŞİF keşif yeah! OHOHOHOH. U^U Bir de... Çok çılgınca bir planım var. Hatta yazarken de biraz utanıyorum ama... TEKRAR YEMEK YAPMA DENEMELERİNE GİRİŞECEĞİM!!! Niyeyse (artık "niyeyse" diyorum dikkatinizi çektiyse) blogda bahsetmemiştim galiba ama geçen yaz patates kızartması yapacağım diye tüm mutfak yağla kaplanmıştı. Hatta az kalsın yangın çıkıyordu da annem koşarak yetişti. -_-" Yok yok, yazarken bile fark ettim ki kötü bir fikirmiş. u_u Bulaşmayayım: Ne de olsa Yoruko yemek yapmayı biliyormuş. u_u"
Ha bir de klanlayacağım tabii. v_v (Evet, şu ask.fm'de durmadan bahsederek hepinizi daha hakkında hiçbir şey bilmeden nefret ettirdiğim vampir klanım. v_v")
 
*blamdead*
Ve işte Ağustos. -___-"
Liseden korkuyorum. ;_; Yani... Bu okuldaki tüm arkadaşlarımı yine utangaç bir çocuk olsam da herkes utangaç olduğu için göze batmadığım küçüklüğümde edinmiştim. Hem ne kadar sınıfımdan nefret etsem de aslında bizim sınıf yine iyi sayılır. o_o Yabancı yaşıtlarımı gözlemlediğimde bazen dehşete düşüyorum. Ya "Küçük Sırlar" gibi dizilerdekine benzer bir liseye denk gelirsem??? Ya etrafta topuklu ayakkabı ve kırmızı rujlarla dolaşan ve onu bunu tehdit eden kendini beğenmiş zengin züppe kızlar bana bulaşırlarsa??? (Gerçi k.çlarını tekmelerim orası ayrı. u_u *tekmeleyemedi*) Veya erkekler ÇOK gerizekalı olurlarsa??? O zaman hiç arkadaş edinemem ki!!! Peki öyle yabancı bir okulda ne yaparım??? Teneffüslerde sınıfta kalıp sessizce kitap okusam ya da resim çizsem kesin birileri bana bulaşır. Tanrım bu sefer tek istediğim sessiz, sakin, normal bir kız olmak ve dikkat çekmemek. TTwTT Şey, düşündüm de, acaba, ben bizim sınıfta iyi miydim ya? (ŞİMDİ Mİ ANLIYORSUN BUNU SALAAAKKK!!!???)
Sakin ol Alice, sakin ol. u_u" Ol is vel, ol is vel. *pıt pıt pıt*
 Aslında, düşündüm de, her ne kadar elbette "ideal sınıf" olmasa da,  kızların Justin hariç hiçbir şeyden bahsetmediği ve HER TENEFFÜS -yüksek müsadelenizle- kafamın ırzına geçtikleri şu SBS senesi dışında benim sınıfım hiç fena olmadı. Tamam, bazen aşırı kendilerini beğenmiş, zorba ya da özenti olabilirler (Allah aşkına hangi insan topluluğu yıl sonu balosunda havuza atlamayı planlar? Anladım, benim animelere özenmem gibi, siz de Disney dizilerine özeniyorsunuz falan ama bu kadar da belli edilmez ki canım. -_-") Ama en azından hepsi siyasi fikirlerimi paylaşabileceğim kadar açık görüşlü insanlardır ve sınıfımızda tuhaf karşılananan pek bir şey yoktur. (Gerçi ben ne yapsam "tuhaf", "olay çıkarıcı", "yaramaz" oldum ama...) Hem benim arkadaşlarım -özellikle geçen sene- sanırım bir okulda bulabileceğim en iyi arkadaşlardı. En azından ben 13 yaşında hala okul pikniğinde sopaları kapıp bir anda "dövüşcülük" falan oynayabilen fazla insan olduğunu sanmıyorum. Hatta şunu okuyan blogumun sevgili ziyaretçileri arasında bile muhtemelen bu durumu garipseyen ve bana karşı önyargı geliştirmiş olanlar da çoktur. Çünkü son zamanlarda fark ettiğim gibi insanlar...  Konumuz bu değil. -_-"
Demek istediğim şu ki orada fantastik şeylerden bile bahsedebileceğim kimse olmayacak. Büyük olasılıkla davranışlarım tüm o "genç"ler arasında "çocuksu" ve "garip" kaçacak. (Lanet olası ergenler. -.-" *Victor mode: on*) Kitap okuyan birilerini bulabileceğimi bile sanmıyorum. Eee kiminle iletişim kuracağım ben? (Animelerden söz etme zahmetine bile girmiyorum.)
 Keşke şu blogger'a ses kaydı atabilsek. Ne eğlenirdim ama. Denemiştim aslında var ya. o_o
Yazacak bir şey bulamadığıma göre Kuroshitsuji'liyorum. 
İnanın bana bu animeyi neden bu kadar çok sevdiğimi gerçekten sahiden gerçekten bilmiyorum. 
Yani konusu bir yerden sonra o kadar çok saçmaladı ki ... Diyecek bir şey de bulamadım. -_-" Ama seviyorum işte. İlk izlediğimde hiç sevmediğim Grelle'inden hep çok sevdiğim Finny'sine kadar (Finny! *kalp*) seviyorum. Sanırım bu animede beni çeken şey sadece konu değil. Ciel ile Sebastian'ın ilişkisi bile mahvediyor beni. Sebastian'ın Ciel ne zaman o buz gibi görüntüsünün ardındaki savunmasız çocuğu gösterse bundan şeytanca zevk alışına bayılıyorum. (Ki ben de zevk alıyorum ~ ohohoh! Keşke bu kadar tatlı bir çocuk beni de şeytan uşağı yapsa! Ya da vampir uşağı! Hey - Phantomhive malikanesinde her tür tuhaf hizmetkar varken benim gibi küçük bir vampir kız hizmetkar da iyi gitmez miydi? Gözlemlerime göre bir Phantomhive hizmetkarı olmak için "bela çıkarmak" konusunda özellikle yetenekli olmak yeterli - öyleyse ben kesinlikle başvurmalıyım. Zaten derslerim de iyi değildi... o_- Ah ama imkansız - Regular Show'daki park da çalışacağım. u^u) Ayrıca ikisi arasındaki gizli kapaklı sevgi de gerçekten bitiriyor beni. Aralarında "ne tür" bir ilişki var bilmiyorum ama umursamıyorum da: Bence gelmiş geçmiş en iyi ikililerden biriler. (En iyisi L ve Kira/Ryuzaki ve Light ama: Düşman-dost ilişkilerine de taparım. Daha doğrusu L ve Light'ın arasındakine taparım. Daha da doğrusu L'ye taparım.)
İşte ben bunu seviyorum abi!!!
Yalnız Kuroshitsuji sonlara doğru CİDDEN sapıtıyor. Bana göre  Kuro'yu bu kadar müthiş yapan konusu ve karakterlerinden de önce böyle bir konuya rağmen komedi unsurununun animede bolca yer alışıdır.  Finny, Meirin ve Bard'ın artık "sakarlığı" da aşan salaklıkları, -çoğu zaman- Sebastian'ın kendisi, Ciel'in etrafındaki bunca salağa verdiği tepkiler... (Şu nerede bir yarışma vb. olsa orada olan sinir bozucu sarışın druid ile bir ara çıkmış Hintli prensle yardımcısı var bir de. sdfghjkl) Son bölümlere doğru bunların hepsi ortadan kalkıyor ve geriye sadece Ciel'in anlaşılmaz ve karanlık ruhsal gerilimleri kalıyor. 
Ama işte, yine de sevmeden edemiyorum, kusso! Ciel'in o karanlık sözleri bile ergen ruhumu okşuyor. u^u (Bknz: "Karanlıkta koşmak beni rahatsız etmek çünkü benim ruhum zaten hep karanlıkta yol aldı." Yanlış hatırlamıyorsam 22. bölümdendi.)  Ha seriyle ilgili sevmediğim tek bir şey varsa o da : MELEKLER! Artık ne zaman bir yerde "melek" lafı geçse aklıma o Angela manyağı geliyor. -_-" O milleti "birleştirme" olayının ne olduğunu hala anlamadım: Bence sırf beğeni düşünce 2. sezon (Ciel in Wonderland???) izlenmeme tehlikesiyle karşı karşıya kalmasın diye böyle bir kafa karışıklığı yarattılar: Hiçbir şey anlamayan izleyiciler "belki 2. sezonda olay anlaşılır" umuduyla o sezonu da izlesinler diye. Çünkü hep öyle oluyor! Tabii sonra  2. sezonda olay anlaşılıyor mu? Hayır! Ya da basitçe: Ben olayı anlayamayacak kadar salağım. (Muhtemelen de öyle...)
Gerçi Kuro'nun beğenisi benim beğenimin düştüğü yerde düşüyor mu bilmiyorum (ama Kuro izleyen tüm arkadaşlarıma göre öyle. u_u): Ben sadece mangadan koptuğu yerde beğeni de düşmüştür diye düşündüm çünkü genelde öyle oluyor. Neden bilmiyorum ama. Anime sayfalarındaki çoğu kişi mangaları animelere tercih ediyor ama ben genelde asla tercih etmem. (Tek isnista Naruto. Animesinden bir bölüm izleyeyim dedim ve Sakura'dan neden o kadar nefret edildiğini anında çaktım: Sesi. -___-") Yani animeler mangalardaki süper konu ve diyologların müthiş renk ve müziklerle bir araya getirilişidir. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?.. Belki de manga konunun ilerleyişi bakımından daha cazip geliyordur bazılarına. o_- Şahsen bana gelmiyor. u^u Hatta  yeterince güzel sahneler için her türlü mantık hatasını bile göze alabilecek biri olarak animelerdeki renkler ve müziğin kusursuz uyumunu hiçbir şeye değişmem. :3
Neyse, bu arada duydunuz mu, bilmem ama Kuroshitsuji'nin de live action'ı çıkıyor ve bilim bakalım bu live action'ı nasıl s.çıp sıvıyor? (Yine affınıza sığınıyorum: Kibar (!) yazarınız Alice bu yazıda biraz fazla sapıttı. u^u) Ciel YOK! Yerine kızın tekini getirmişler! Evet: Bir KIZ! Bizim biricik, küçük, tatlı, soylu Ciel'imiz yerine bir kız var. Konu ise yine aynı konunun bir kıza uyarlanmış hali gibi bir şey anladığım kadarıyla. (Kız olduğu için ünlü bir aristokrat ailesinin başını bir kızın çekmesinin konuya kattıkları da vardır diye düşünüyorum.) Bence filmin konusu da güzel ama bunun "Kuroshitsuji" diye sunulması.....  HAYDİ AMA, KUROSHITSUJİ DEDİĞİN CİEL'LİDİR, SEBASTIAN'LIDIR! Live Action'lardan bu yüzden hoşlanmıyorum işte. Ha bir de o süper çekici karakterleri oynayan oyuncular var tabii. -___-" Gerçi Sebastian fena değildi. o_-  (Death Note'un filmindeki Light'ı hatırladıkça tüylerim hala diken diken olur.) Sevgili Jıpınlar, lütfen çok değerli enerji, yetenek ve beyninizi sadece animelere harcayın. u_u"
Not: Live action filminin fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz. Oralarda bir yerlerde tanıtımı falan da olacaktı. Üşendim şimdi ben şey etmeye. -_-
http://i99.beon.ru/27.media.tumblr.com/tumblr_m0699uQeow1qho1uao1_500.gif
Şimdi bir buna bak, bir de manga halini düşün. Lütfen ama!!! (Bu arada sanırım sırf görüntü kalitesi yüzünden Hellsing Ultimate'e tekrar şans vereceğim.)
Aslında bu aralar kendimi bir garip hissediyorum. (Ne zaman hissetmiyorum ki..?) Ben Alice'im, bu tamam. Ama bu hayat benim mi gerçekten? Bu benim ailem mi, bunlar benim arkadaşlarım mı? Sanki bambaşka bir hayatım varmış da hafızam değiştirilip bu hayatın içine koyulmuşum gibi hissetmeye başladım. Kısacas yabancılaşma işte. Fakat alışık olduklarım gibi değil... Her neyse. Uyum sağlamaya çalışıyorum işte. 
Buldum! Bence bu Edema Cin'in işi! Edema Cin: Kendisinin artık değiştirdiği onca insanla bir vikipedi sayfasına laik olduğunu düşündüğüm NEET cin. İnsanların hayatlarını değiştirir. Yani "hayat değiştirmek" derken hayatı daha güzel -ya da heyecanlı???- hale getirmekten bahsetmiyorum: İki kişi seçer ve hafızalarını değiştirip ikisini birbirlerinin hayatlarına yerleştirir. Yani cidden hayatlarını değiştirir. *karakter tamamen Alice tarafından uydurulmuştur, sakın internette araştırmaya falan kalkmayınız, zaten birinin araştırmaya kalkması için de benim kadar gerizekalı olması gerekir*
Evet, aynen öyle, parantez gibi *...* olayının da bokunu çıkarıyorum. U^U 
Bir de dün gece gördüğüm şu "rüya" var tabii -___-Of... Hatırlamak bile istemiyorum... Ama şimdi yazmazsam da rahatlayamayacağım. ^^DDD (*kurşunlandı*) Ama sahiden... Bunu dökmeye ihityacım var arkadaşlar... 
 En yakın arkadaşım = Alucard, ben = Seras Victoria, ben = Sinir Krizi Geçiren Alice. 
"Hö? o_-" mü oldunuz? Açıklayayım:
Alucard-en yakın arkadaş [Bu arada yanlış anlamayın, rüyada Alucard en yakın arkadaşım falan değildi (sdfghjkl Alucard bilgisayar oyunu oynayalım mı kanka?), en yakın arkadaşım Alucard'a dönüşmüştü.] beni dershaneden almaya gelmişti ve yanında da ben vardım. Ama tüm özellikleri bin kat abartılmış ve Seras Victoria kılığında bir ben... (Okuyucu: Scariest nightmare ever. O.O) 
İşte böyle en yakın arkadaşımın yanından ayrılmamalar, koluna yapışmalar, bırakamamalar... Sevgilim olsa arkadaşlarımı kıskandığım kadar kıskanamayacak biriyim ben de. Eh az çok hayal etmişsinizdir zaten ama devam edeyim: 
Alucard-arkadaş bana bunu tanıştırdı, ben tabii biraz hayalkırıklığına uğradıysam da belli etmedim ve elini sıkmaya yeltendim. Ama bu şıllık, benim elimi sıkmadığı gibi bir de Alucard-arkadaşın arkasına saklanıp iğrenç bir şekilde ama şirin olduğunu sanarak *arkadaşımın adı* bu kiiim??? o.o" dedi.  Ben çok şaşırdım ve arkadaşıma baktım ama o kızın kafasını okşayıp "merak etme, korkacak bir şey yok," dedi.
O an şalterlerim attıysa da ben yine belli etmedim ve birlikte otobüs durağına doğru yürümeye başladık. Bu sırada da gerizekalı kız şirin olduğunu sandığı birçok saçma sapan davranışta bulundu ve HER ŞEYE acayip aşırı tepkiler verdi. Mesela balon gördüğünde sevinçten zıplamaya başlayıp el çırparak "Yaşasın balonlaaaaar! ^^ ^^ ^^^" diyor, nerede ilginç (ilginç dediğim de çalı, köpek kakası, kuş vb.) bir şey görse "Ooo! O.O (arkadaşıma) Baaak!!!" diye kıçını sallıyor ve önünden köpek geçse "korkudan" sokaktaki insanların ya da arkadaşımın üzerine atlıyordu.
Böylece normalda 10 dk.'da vardığım otobüs durağına 20 dk.'da varamadık ve bu yine kedi gibi bir şeye "ooo!" yaparken neredeyse 1 saatte bir gelen otobüs önümden geçivermez mi? (Hem de yavaş çekimde!) Tabii ben kafayı yemiş bir halde otobüse yetişmeye çalıştıysam da yetişemedim ve üstüne üstlük bir de yere düşüp toz toprak içinde kaldım.
"Eah yeter be, ben bir de otobüs beklerken katlanamam buna, minibüsle gidiyorum!" dedim ama tam minibüslere gidecekken arkadaş "Yapma etme Alice! Yazıktır kıza la!" gibisinden şeyler diyip durdurdu. Rüyada da, hani böyle tsundere-çakması ama "iyi kalpli" kızlar olur ya, hah onlardanım işte, o kişilikle dayanamayıp geri döndüm. Hay dönmez olaymışım. Bu sefer de kız tutturdu "yetimim ben yetimiiim" diye. Arkadaşım da "heee, bak, yetim bir de bu" falan diyor. Sinirimden ağlayacağım ağlayamıyorum. Bir saat bana acıklı hayat hikayesini anlattı. Sonra da aramızda bir "hangimiz Seras Victoria'ya daha çok benziyor?" kavgası geçti. Tövbe tövbe. (Rüyanın en çok bu kısmını hatırlıyorum zaten.)
O: Baaak saçlarım ve kostümümle ben *burada en yakın arkadaşıma sarılır* onun Seras Victoria'sıyım!!! 
Ben: İyi ama benim de saçlarım Seras'a benziyor. ._. 
O: Olsun benimkiler daha çok benziyor!!! 
Ben: .___. Tamam. .___. 
(sdfhjkşjhg Bilinç altımda Seras'ın saçlarını çok mu beğeniyormuşum ki? o_-) 
Sonra işte hava yavaş yavaş kararmaya başladı, ben de bunlara nereye gideceklerini sordum; kendi otobüsleri gelirse beni beklemelerine gerek olmadığını söyledim. Arkadaşım gideceği yeri söyledi. Ben tabii asıl diğerininkini merak ediyorum. (Hemen gitsin istiyorum ya.) Bu sefer de demez mi "*iç çeker* Benim gibi yetimlerin sizler gibi gidecek yerleri olmuyor ne yazık ki. Sizler gibi gidebileceğim bir yer yok. Nereye olursa oraya. *yapmacık yapmacık yapmacık*" (Süper-hüzünlü anime bakışlarıyla söylüyor bunları bir de.) Tabii benim onun o sahte-"bundan bahsetmek istemiyorum" tavrını sezdiğim gibi onu arabaların önüne fırlatmam gerekirdi ama ne yaptım??? Şimdi pratikte böyle söylememe rağmen bunlar gerçek olsa yapacağımı gayet iyi bildiğim şeyi: "İstersen ben de ya da *arkadaşımın adı*nda kalabilirsin. ^^" 
O da "Ger-çek-ten-miiiii?" dedi yine o sahte tavrıyla. Sonra da arkadaşıma doğru dönüp "Onda kalıcam o zaman - ben onun Seras'ıyım ya ^^ ^^ ^^" dedi. Tam kusuyordum ki çantasından mor, yeşil ile mavi renklerde  3 tane peruk çıkarıp birini kafasına geçirdi ve dans etmeye başladı. (Rüyalar işte. -_-") Niyeyse bu hareketi de o an beni olağan üstü sinir etti ve uyandım. 
İşte bu rüya yüzünden SBS'ye 1 gün kalmışken sabahtan beri midem fena halde bulanıyor. 
Ama bu rüyadan öğrendiğim bir şey var: Sanırım ben de bazen abartılı davranışlarımla insanları rahatsız edebiliyorum ve derhal en yakın arkadaşımla konuşmam gerekiyor.
Not: Konuştum ve bana böyle bir arkadaşı olduğunu söyledi. -_- baka Baka BAKA!!! (O kadar korkmuşken bile İLLA Kİ badasslik yapacak. Yapmazsa olmaz. İlla!)
Not2: Tekrar düşündüm de, hayır, Hellsing'e bir şans daha vermeyeceğim. 
Not3: Seras kendimi sevmek için zorladığım tek şirin kızdı ve bir daha asla şirin bir anime kızını sevmeyeceğim. TTTmTTT (Meo'm hariç. Meo ayrıdır abi. u_u") 
 -SBS SONRASI EDITI-
BİTTİ. SBS BİTTİ. ALLAHIM BİTTİ. CİDDEN BİTTİ. BİTTİ. 
Ha bir de sınavdan çıkar çıkmaz Gezi Parkı'na gittim ve biraz oradan bahsetmek istiyorum. 
Öncelikle Taksim'i hiç bu kadar güzel görmediğimi söyleyebilirim. 
Twitter, tumblr ve facebook'taki resimlerden ÇOK daha güzeldi. Her yer yazılar, pankartlar, resimlerle kaplıydı. İnsanlar çimenlerin üzerinde, çadırlarda, hatta ağaç tepelerinde sohbet ediyor, şarkı söylüyor, kitap okuyor, uyuyor, yemek dağıtıyorlardı. V for Vendetta ve Che Guevera gibi insanların posterleri her tarafta göze çarpıyordu. (Zaten satıcılar fırsattan istifade tezgahlarını Guy Fawkes maskeleri ve biber gazına karşı deniz gözlükleriyle doldurmuşlardı.) Resmen turistik bir alan gibiydi - millet bayağ fotoğraf falan çekiyordu yani ama -en azından meydanda- biber gazının etkileri hala geçmemişti tabii. Çadırların ve standların üzerlerinde asılı poster ve her taraftaki duvar yazılarından falan bahsetmiyorum bile. (Özellikle altında Tyler Durden yazan Gezi Parkı Kurallarını çok beğendim.) Tabii bence biraz fazla "Rock'n Coke"a çevrilmişti ortam ama gerçekten yine de görülmeye değerdi. Şu Çanakkale'ye gittiğimden bahsettiğim yazıyı hatırlıyor musunuz? İşte orada duyguğum hisleri -o kadar kuvvetli olmasa da- Gezi Parkı'nda da duydum. Kendim seçmediğim bir şeye bilincinde olmadan böyle bağlılık duymam çok garip ve hiç de benim gibi birine uygun değil ama sanırım "Türk" olmak böyle bir şey işte. Asla milli ayrımcılık -başka herhangi bir ayrımcılık da elbette- yapmayan biriyim ama böyle zamanlarda ben bile "Türk" olmaktan ve damarlarımda bu kanı taşımaktan gurur duymadan edemiyorum.
Ha, bir de şundan bahsetmek istiyorum: Hepimiz orada eylemcilere katılmak istiyoruz ama sizi temin ederim ki kendi çevremizde yaptıklarımız da en az orada yapılanlar kadar önemli. Çünkü bu işin yayılması gerek. Bu sadece üniversite öğrencilerinin Gezi Parkı eylemi olarak görülmemeli. Bu bir direnişti, halkın uyanışıydı ve böyle de devam etmeli. Onlara hepimizin uyandığımızı göstermeliyiz. İşte bu yüzden kendi çapımız da yaptıklarımız da büyük önem taşıyor aslında. 
 Gerçi bunları burada yazarken bile korkuyorum ama paylaşılması gerektiğini de biliyorum. Benim kendi çapımda yapabileceğim en iyi şey bu. Bu olayı UNUTMAYIN VE UNUTTURMAYIN. 
Ayrıca son zamanlarda anime dünyasını sarsan şu Shingeki no Kyojin'e de başlıyorum. Güzel olduğundan eminim ama umarım sahiden beklentilerimi karşılayacak kadar iyidir. Haydi ben kaçtım. 
Not 4: Oh be, son zamanlarda çok kısacık yazmaya başlamıştım, kendime geldim. u_u 
Not5: Gezi Parkı'nda annem de fotoğraf çekmişti: Bilgisayara yükleyebilirsem koyarım buraya. (Özellikle "Tayip Bieber" yazısını koymak için can atıyorum.) 
Not6: Görüşürüz!



7 yorum:

  1. 16 YAŞINDAYIM VE KİMSE BENİMLE SOPALARLA KILIÇ DÖVÜŞÜ YAPMIYOR. GENEL OLARAK KÜFÜR YİYİP AĞLAMAYA BAŞLIYORUM.
    Yazı o kadar uzundu ki artık ipin ucunu kaçırdım.
    Sebby ve Ciel'e üzüldüm. Ben de Kuroshitsujji'deki melekleri sevmiyorum bu arada. İğrençler. Ve ben de mangadan ayrıldığını düşündüğüm kısma kadar daha çok seviyorum. Ama devamını da idare ediyorum. Komik bölümler var çünkü.
    Rüyanı anlamadım. Gerçekten anlamadım. Neden bilmiyorum.
    Yaz tatili nedense bana gereksiz geliyor çünkü yapacak bir şey yok ve her anımızın TATİL olması gerekirken bize okullarda 6 ay işkence edip sonra da YAZ TATİLİ EHUEHUEHUE adı altında bize paydos kakalamalarından hoşlanmıyorum. Tüm yıl tatil olsun, herkes rahat etsin, negzel.
    SBS'den kurtulmana sevindim. Ben kurtulalı çok oldu. Şu an da dönülmez akşamın ufkundayım. (SBS biteli iki yıl oldu, üniversite zımbırtılarına 2 yıl kaldı = ÖLÜM)
    Gezi parkına olaylar karışıkken gidip destek olmayı çok istiyordum, ama artık benlik bir tarafı kalmadı. Ayrıca gerçekten, imkanım yoktu. Kendi kendime İstanbula gidecek kadar zengin değilim. Uçak bileti aldığım anda param biterdi ve İstanbulda mahsur kalıp yazılılara da girmediğim için sınıfta kalırdım. Sonra da herkes ağzıma ederdi.
    Hayat garip. Ne bileyim.ashf

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İŞTE BENDE ONDAN KORKUYORUM ÜHÜHÜHÜHÜH. TTTmTTT
      Uzun yazı yazmak *reverans* benim işimdir. u^u
      Sebby ve Ciel harbi üzücüydü ama. O son bölümünde Sebastian'ın bakışlarını ve arkadan giren müziği hiç unutmayacağım. Bir de Ciel'in sözlerini. ;_;
      Rüyam... Aslında anlaşılacak nadir rüyalarımdandı. ._.
      Çok haklısın ninca-senpai, okul olmasın, tatil de olmasın: NO SCHOOL, NO JOB!

      Sil
  2. YAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZ!!!!! Geçen sene sıcaktan çok hayıflandığımızı hatırlıyorum ve burdan Yaz-sama'ya özürlerimi iletiyorum ;__; Cehennem gibi olsa da hiç hayıflanmıycam söööz U_U
    Hazır şu SBS nanesi de bitmişken bu yaz gerçekten iyi gelicek *q*
    Tüm yaz planlarımı hazırladım sayılır (uyumak ve internette dolanmak) izleyeceğim filmler, okuyacağım kitaplar onları bile ayarladım, düşün artık bu sene nasıl kurtlanmışım! Hiç de planlı bi jojuk değilimdir aslında UwU
    Taksim'e gitmeyi ben de gerçekten çok istiyorum, çok ama ÇOK!!! İnşallah bugün gidebilirim hatta ^q^
    Meo-chan kawaiiiiiiiii *q*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı şekilde yane-chan, ben de aynı şekilde. u_u Deli ettiler bizi. u_u Ve ben hala blogger'da kendi yaşımdan biri olmasını, dahası bunun sen olmanı atlatamadım. o_o Çok daha büyüksün sanıyordum.
      Meo-chan!!! >///< Neyi var hiç bilmiyorum ama dünyalar tatlısı.

      Sil
  3. lise küçük sırlar dizisine benzerse XD hiç güleceğim yoktu alice sana liseyi anlatayım (abla havasına girdim hemen senden 1 yaş büyüyüm :D) her tarafta bok bok insanlar senin kötülüğünü düşünen öğretmenler ve en kötüsüde SINIFTA KALMA RİSKİİİİİ
    aman daha endişelenmmek için büyük bir yaz var etrafında yaz planına bayıldım

    YanıtlaSil
  4. Alice-chan liseden bu kadar korkmamalısın u_u YALAN SÖYLEDİM. KORKMALISIN. Ama derslerden. Çünkü ağzına sıçrıyorlar. Liseye başlamadan önce hiç üçüm yokken liseye geçtiğim anda iki tane iki karnemdeydi. Tabi ortalamam tutunca teşekkür aldım ama neyse u_u Bende ilk başlarda sessiz sakin kızı oynayayım dedim, böylece aptal insanlardan uzak bir şekilde seneyi bitirebilirdim ama sen ne kadar sessiz olursan insanlar o kadar üstüne geliyor ._. O yüzden bu sene tüm cesaretimi toplayıp yeni sınıf arkadaslarımın yanına gidip tanışan ilk kişi ben olmuştum. 9. sınıftaki arkadaşların kötü olursa dert etme çünkü sadece bir sene onlara katlanacaksın. Bölüm seçtiğinizde kendine benzeyen insanlarla tanışma ihtimalin çok daha artıyor. Şey gibi... Mesela 9. sınıfta insanlar yabancı müzik dinlediğim için beni hayıflarken, yabancı dil bölümünü seçince oradakiler türkçe dinleyenleri hayıflayanlardı. Çok konuştum ._. Üzgünüm ._.
    O rüya... Eeee... Cidden bir şey anlamadım ._. Hemde hiçbir şey.
    Kuro'yu HALA izlemeyenlerden biriyim ve böyle anlattığına göre sanırım artık izleyeceğim ;_; İlk bölümünü yarısına kadar izleyip sonrada kapatmıştım çünkü acayip sıkılmıştım ve o gün bügündür yüzünü bir daha açmadım. Zaman ön yargıları kırma zamanı!
    İstanbul'da yaşadığın için çok şanslısın! SBS'nin üzerine Gezi Parkı'na gitmiş olmak harika moral olmuştur eminim. Ben orayı sadece tumblr'daki resimlerde görebiliyorum ama ;_; Antalya'daki eylemler nerdeyse duruldu ve açıkcası bu beni üzüyor. Buraya kadar gelmişiz niye sonuna kadar devam etmiyoruz ki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lise hakkında düşünmemeye çalışıyorum ama öneriler için hontou arigatou: Çok ihtiyacım vardı Unazo-chan. TTTmTTT *scrible scrible* Mutlaka uygulayacağım. 0_0 Sanırım öyle yaparsam daha iyi olacak çünkü.
      Rüyadan kimse bir şey anlamamış. Kendim çok iyi bildiğim için sanırım bir yerlerde bir kopukluk olmuş o_o
      Yanlış hatırlamıyorsam Kuro'nun ilk bölümünde ben de çok sıkılmış ve garipsemiştim ama o bölüm bayağ "kasvet"liydi. Sonraki bölümlerde alışıyorsun ve Phantomhive çalışanları yavaş yavaş ailen haline geliyorlar. Umarım beğenirsin. ^^
      Gezi Parkı'na gitmek en iyi moral oldu cidden ve de.

      Sil