1 Haziran 2013 Cumartesi

Yeter Artık.

10 gün sonra berbat geçecek bir sınavın ardından hangi berbat liselere gideceğim belli olacak. 
Ben gerçekten dersleri iyi olan bir insanın ne gibi bir sorunu olabileceğini anlamıyorum. Hani şu "of ya keşke ben de "sizler" (!) gibi olabilsem, üzerimde çok fazla baskı var, yeter artık :(((" diye mallananların suratına yumruğu şöyle güzelce geçirmek istiyorum. Madem "bizler" (!) gibi olmak istiyorsun - her Allahın günü derhsaneye gitmeyi ve gece yarısına dek çalışmayı bırakıp biraz da rahatına baksana? Hatta daha iyi bir fikrim var: Gel hayatları değiştirelim de zavallı annen için deli gibi çalışman gerekirken durmadan aklına heyecan verici yeni hikaye fikirleri gelsin ve kalemi her eline alışında içini dayanılmaz bir çizme arzusu kaplasın. Bir mesleğim olmayacak. Bir geleceğim olmayacak. Asla para kazanamayacağım. Muhtemelen yaşım biraz daha ilerleyince ailem bir ruh hastası olduğumu anlayıp beni deliler hastanesine kapatacaklar. Sonsuza dek birilerininbakımına muhtaç olacağım. Gerçekten çoq eqlenceli. :))) 
Neymiş ders çalışmaktan sosyalleşemiyorlarmış da... Ben var ya? Derslerimin biraz olsun iyi olması için yemin ediyorum sınıftaki tüm arkadaşlarımdan vazgeçebilirdim. Zaten pek fazla olduğundan da değil hani ama olanlardan da vazgeçerdim işte. Derslerim iyi olsun; her öğlen yemeği yalnız oturayım, her yerde yalnız kalayım, her şeyi yalnız yapayım - umurumda bile olmazdı. Hayır, bir de neden sosyalleşemiyorlar, onu da anlamadım ki. Valla benim gördüğüm her yerde değerin ders notlarına göre ölçülüyor. Notların iyiyse düzgün bir insansındır... Geri kalan hiçbir şeyin de önemi yok zaten.
Ailevi sorunlar desen... "Keşke benim hayal gücüm de seninki kadar zengin olabilseydi :((("ci arkadaşların en çok yakındığı bir diğer sorun da bu. Bak, aslında düşününce, dersleri iyi özel insanların asosyal olmalarını anlayabiliyorum: Test çözerken sosyal hayattan izole olup sonra da insanlarla nasıl iletişim kurulduğunu unutuyor olabirler (yani aslında yine sorun yalnızca onların tarafında) ama ya aile..?! Normal bir ailenin en çok değer verdiği şey -çocuğundan bile önce!- dersleridir. O zaman ne gibi bir problem kalır ki geriye? Ha, ailen bok gibidir, iğrenç insanlardır ama derslerin iyi olduğu için en azından sana bulaşamazlar. Elbette Doğu'da falan çok aile var kızını okutmak istemeyen de onlar apayrı bir şey. Onlardan bahsetmiyorum tabii ki. Bence burada bahsettiğim insan türünü herkes anladı - hatta böyle olup bu yazıyı okurken benden nefret eden de bayağ çoktur tahminimce. Kusura bakmayın ama şu anda bizleri yöneten sisteme göre  dersleriniz iyi değilse bir geleceğiniz de yoktur o kadar. ^_^ Yetenekliymişsiniz, iyi kalpliymişsiniz, hayalleriniz varmış... Ne işe yarar? Tamam, önceki yazımda bahsettiğim şeylerle çelişmeyeceğim, elbette hayat her zaman beklediğiniz gibi olmaz: Tabii siz kendinize her zaman beklediğiniz gibi olacak bir hayat yaratmamışsanız. Ayrıca Hangover filmi falan çekmiyoruz burada - "beklenmedik" derken bahsettiklerim en fazla birinin ölmesi, işten çıkarılmak, bebek yapmak falan filan işte... (*aldırmayın, karamsar gününde - hem, liseye geçmesine şu kadarcık kalmış, hoş görün canım bu seferlik de*)  Bunlar parayla pulla geçen hayatın akışını biraz değiştirirler ama o kadarcık işte. Açıkçası... Hepinizin önündeki gelecek belli: *burası kendi iyiliğiniz için sansürlenmiştir* "Hepimizin" demek daha doğru olur ama dersleri iyi olan sizlerle benim aramda bir fark var: Sizin en azından paranız olacak ve elinizin altındaki para güvencesi sayesinde hayallerinizin önündeki tek engel aslında siz olacaksınız ama benim hiçbir şeyim olmayacak...
...Desem de buna kendim bile inanmıyorum. Bence ben delirmeyeceğim. Bence ben hayallerimi gerçekleştirebileceğim. Kendime inanıyorum. YEAH!!!
ANNE SEN DE BİR KEZ OLSUN BAĞRIMA LAN EVE GELİNCE . BİR KEZ OLSUN!!! KÜÇÜKLÜĞÜMDEN BERİ YÜKSEK SESTEN KORKTUĞUMU BİLİYORSUN VE HALA -HALA!!!- HER GÜN EVE GELİNCE BAĞIRMAKTAN VAZGEÇMEDİN!!! BAĞIRMA LAN BA-ĞIR-MA!!!!! 
Eğer annemin bir ağzı olmasaydı onu kesinlikle daha çok severdim.
Özetle: Ne derslerim iyi, ne sosyalim, ne ailemle aram iyi, ne yetenekliyim, ne zenginim, ne şanslıyım, ne de başka bir şey. Hiçbir hayat güvencem YOK yani. Artı  (tüm bunlar yetmiyormuş gibi) deliyim de. Yani: ARTIK BİRAZ ELİNİZDEKİLERİN DEĞERİNİ BİLİN BAKALAR!!!
Gerçi... Böyle diyorum ama muhtemelen benim de değerini bilemeyip başkalarının sahip olmak istediği özelliklerim vardır kesin. Hahaha ne gibi? Akıl hastası olmak gibi mi? Gerizekalı olmak gibi mi?- Hayır. Mesela sürekli döven bir annedense sürekli bağıran bir anneyi tercih edenler olabilir vb...
Aylardan beri onu bunu şikayet eden yazılardan başka bir şey yazmadığımı biliyorum ama zaten görebildiğim kadarıyla blogumu HALA izleyen Suki hariç hiçkimse kalmadı. Dolayısıyla fark etmez. Hahahah.
O değil de ciddi bir şey diyeceğim bu sefer.
Ülkenin gittikçe distopyalaştığının farkında mısınız?
Filmlerde izlediğimiz, kitaplarda okuduğumuz, animelerde yaşadığımız distopyalardan bile daha korkunç bir distopya haline geliyor üstelik ülkemiz. Ben pek distopya bilmem açıkçası ama hatırladığım hiçbir distopya bu ülkenin dönüştüğü kadar korkunç değil. Bu ülkede insanların bedenlerinden ya da sahip oldukları herhangi bir şeyden daha çok daha korkunç bir şeye saldırıyorlar: Özgürlüklerine. Bize ait ne varsa almak istiyorlar elimizden. Neler düşündüğümüzden ne giydiğimize, neler yaptığımızdan ne yiyip içtiğimize kadar her şeyimize karışıyorlar. Sen serserinin teki içki  olay çıkarıyor diye arkadaşlarıyla deniz kenarında zevk için 1-2 kadeh bir şey içene içmeyi yasaklayamazsın ya da ruh hastasının teki kadının bacaklarına bakıyorsa bu bacakları görünüyor diye o kadının suçu değil ruh hastası sapıkların suçudur.
Artık haberler başladığında kanalı çevirmekten vazgeçin. Gazeteler moda ya da spor sayfalarından ibaret değil. 13 yaşında bir çocuğun böyle şeyler söylemesinin sakıncalı olduğu bir yerde yaşıyoruz. Gözlerinizi kapatıp kulaklarınızı tıkayarak daha ne kadar devam edeceksiniz? Böyle giderse o küçük zararsız hayatlarınıza da zarar vermeyeceklerini mi sanıyorsunuz?
Fakat bugün Taksim Gezi Parkı için yapılan eylemde gerçekten milletimle gurur duydum. Atatürk'ün evlatları hala tamamen kaybolmamış. Bu halkın hala bağıracak biraz olsun sesi kalmış. Bu olay artık ağaçlardan, parktan, doğayı korumaktan öte. Bu artık direniş. Halk nihayet uyandı.


logaritmaetabani:

morvampiiir:

HELAL OLSUN

Ne güzel insanlar
Bugünkü görüntülerden beni en çok etkileyenler de bunlardı işte. Ulan vay be. Ne kadar birbiriyle çatışan grup vb. varsa birleşti ya helal olsun be.
İŞTE BU NEET GÜCÜDÜR. "İNTERNETTEN ÜLKE KURTARILMAZ"MIŞ. YOK YEA?
Artık bu gece olursa olur bir şeyler. Bu gece kurtarılırsa kurtarılır bu ülke. O değil de internetten de ülke kurtarılabilse de ben hazır İstanbul'da gitme şansım varken deli gibi Taksim'e gitmek istiyorum. Sandalyede oturmak harbiden gücüme gidiyor.  Randevu salonları ve travesti barları direnişçilere kapılarını açmış. İzmir'de akp binası ateşe verildi. Tüm gruplar birleşti. Türk kanallarının yayınlayamadığı haberleri yabancı kanallar yayınlıyor. İnsanlar canlarını veriyorlar. Sandığımdan daha çok "adam" varmış bu ülkede.
 

Şunu anladınız ya sonunda ulan!
Neyse. Bir ara bir konu bulmuştum ben. Normalde hikaye olarak yazacaktım ama dedim: "Yok, boşuna uğraşma Alice, bildiğin anime bu."
Fakat hikayesini de yazmak istiyorum. Öfff. Ne yapsam acaba?
Şimdi konu şöyle:
Farklı nedenlerden ötürü intihar etmeyi düşünen 5 ayrı kişiye 5 özel telefon edilir. Bu telefonların özellikleri içlerinde bulunan tek bir numaraya ne istediğini yazıp gönderirsen gerçekleşmesidir. Seçilmiş 5 kişi telefonlara şans verir. Kısa süre için her şey güzel gittikten sonra yaşamları dileklerinin teker teker gerçek olmasıyla cehenneme döner. (Tabii sınırlı sayıda dilek dileyebildikleri için bir noktadan sonra göt gibi kalıyorlar.) Bunun intikamını almak için telefonları onlara vereni bulmaya çalışmak için bir araya gelirler ve "TAKIM K" oluşur.
 Yemin ederim bu takımı şu "K" animesinden önce oluşturmuştum. Yine de bu yazıyı yazarken adını değiştirebilirdim ama değiştirmeye zahmet etmedim çünkü adı gibi konusundan ve karakterlerinden de özentilik akan bir anime (!). ^^D Karakterleri basitçe iki çocuklu boşanmış bir anne (lider), şiddet eğilimli, deri ceketli ve güneş gözlüklü sarışın bir genç, Japonya'da yaşayan yaşı belirsiz hikikomori bir Türk kızı, sahip olduğu tek akrabası kardeşini arayan dahi bir genç ve erkek mi kız mı olduğuna daha karar veremediğim intihar eğilimli sıradan bir liseli.
Hikayeyi  daha fazla dilek gerçekleştirebilmek için birbirlerinin  telefonlarını ele geçirmeleri gereken bir oyuna da dönüştürebilirim ama öyle amacından sapar. Hem -bu haliyle bile- zekice bir kurgu yaratmaktan acizken... Bir psikoloji serisi olsun gitsin işte.





20 yorum:

  1. sınavdan korkmamalısın ben anadolu öğretmen lisesine gidiyorum allahın normal lisesinden farkı yok bide üstlüne üstlük gittiğim yerde binbir türlü bela var hergün birinin buıçaklandığı bi mahallede lisem öğlenleri dışarı çıkmak yasak ne diye olduğunu söylemiyor okul ama ben tinercilerin öğrencileri öldürmemesi için olduğuna eminim yani çok boktan durumum sende söylediğin şeye bak olmadı öğretmen olursun :D valla kasma kendini bu yaşta. sonra saçların çabuk beyazlaşır :D

    YanıtlaSil
  2. Alice, ben takip ettiğim tüm blogları okuyorum da çok keyifsizim, sadece okumakla yetiniyorum. İstemediğim bir şey için çabalayıp duruyorum uzun zamandır, istemediğim şeyse bu dünyadaki bu düzendeki boktan hayatım. Annem başka türlü yaşanamayacağını söylüyor, babam da çok sıkılırsa bir nutuk çekiyor.
    İnsanlar her yerde o kadar uğraşıyor, ama sonucunun yine aynı boka dönecek olması çok berbat bir şey. Ve ben burada 30 kişiyi toplayıp gece eve uğramamaktan bile acizken, istanbula gitsem ablamın pençelerinden kurtulup eyleme bile gidemem herhalde. Ölürüm diye.
    Yazınla çok alakasız, hatta acayip alakasız ama ben böyle devam etmek istemiyorum ne bileyim. İnsanlar "Fatih sultan mehmet istanbulu fethettiğinde senden kaç yaş büyüktü!?" diye aptal aptal beni azarlamakla meşgul. Kimse de demiyor benim şartlarım neydi, herhangi bir yolla yönetici diye adledilen insanların şartları neydi diye.
    Neyse fazla uzattım. Çok pasif bir anarşistim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hükümetin bu olayı karalamaya çalışacağından gayet eminim zaten ben. Ama her şey yine aynı boka döner mi gerçekten, işte ondan şüphelerim var. Bu yazıyı yazmaya Cuma günü başlamadım. Ülkenin distopyalaşması bölümünü yazalı birkaç gün oluyordu. Amacım uyandırabildiğim kadar insanı uyandırabilmekti ya da sadece bu konuda bir şeyler yazabilmek - neyse işte. Sonra Gezi Parkı eylemi oldu. Şu anda da olmaya devam ediyor. Orada bir şeyler oluyor. İnsanlar bıkkınlıklarını dışa vuruyorlar. Ellerinde Türk bayrakları nihayet karşı geliyorlar. Biber gazı yiyorlar. Direniyorlar. Sadece İstanbul-Taksim'de değil. Tüm ülkede. İzmir'de akp binasını yakmışlar. Bilgisayar başında olan herkes neler olduğunu görüyor. Orada yaşanan katliamı ve savaşı görüyor. Bu kolayca unutulacak bir şey değil. Tayyip bu yalanlarından artık kolay kolay sıyrılamaz. Mahkeme emrine rağmen polisi çekmezken ve hiçbir bok yapmadan koltuğunda otururken daha fazla kimi kandırabilir? Pasif anarşist diye bir şey de yoktur. Eğer ayakta uyumuyorsan sen de Taksim'desin demektir. Nerede olduğun ve ne yaptığın hiç önemli değil. Herkes verebildiği desteği vermeli.

      Sil
  3. Bloğunu çoğumuzun takip ettiğini düşünüyorum öncelikle *öhöm öhöm*
    Ben direk o protesto olaylarına gireceğim. Yani gerçekten, ''Bu ,insanlar geri zekalı mı ne? Adama karşı gelirlerse hepsi, adamın şansı kalır mı zannediyorlar?'' diye düşünür dururdum ve gerçekten -ölüm dışındaki olaylara- gerçekten çok sevindim. Gerçi ben de burada, mal mal sandalyemde oturup, kendi hayatımın zevklerini yaşayıp, hiçbir şeye -kimseye- bir katkıda bulunmuyorum ama şu ülke için - ve kendimiz için- bir şey yapma isteğiyle yanıp tutuşuyorum ve hiçbir şey de yapamıyorum. Dün, hiçbir haberi düşünmeden, geceliğin yapancıların Atatürk ve Türkiye hakkında ne düşündüklerini falan araştırmıştım. Bazıları için -öyle olmasak da- bir Arap ülkesiyiz ve erkeklerimizin tek bildiği kadınlar, kadınlarımızın da tek bildiği erkekler. Bazıları içinse konuksever insanlarmışız, ee?
    Bazı insanlar Atatürk ile Erdoğan'ı bir tutabiliyor, hatta Türk olup da Atatürk'ten nefret eden insanlar var. Bu ne ya? Konudan mı saptım bilmiyorum ama gerçekten bir şey YAPILMALIYDI ve YAPILMALI.

    YanıtlaSil
  4. Bu tüm eylemlerin hiçbir işe yaramayacağını biliyorsunuz, değil mi? Öyle bir diktatör ki RTE, ne yapar ne eder hem bu olayları unutturur, hem de oy oranını arttırır. Zaten ona oy veren %50 değil eylem yapan, hatta o %50'nin haberi bile yok bu olaylardan. Onlar önlerine sunulanı izliyorlar/dinliyorlar/okuyorlar.
    En kötüsü de şu, orada insanların üzerine panzer süren polisler ölürse şehit, orada özgürlüğünü savunan öğrenciler ölürse terörist olacaklar. Şimdiden onlara nefret kusanlar, saldıranlar var. 'Misafirlerinin güvenliği' için etkilenenleri içeri almayan firmalar var.
    Konuşmalıyız. Herkes konuşmalı. 7'den 70'e herkes öğrenmeli bu olayları, yanlışları, haksızlıkları. Bu ülkenin başına ne geldiyse susmaktan geldi ya zaten.
    Bu arada sansür geliyor, Twitter ve Facebook yakında kapatılır. Twitter'a girilmiyor, Facebook doğru düzgün çalışmıyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı fikirde değilim. Bu hayatım boyunca yaşandığını gördüğüm en büyük eylem. Bilgisayar başında ya da orada olan herkes neler olduğunu görüyor. Her yerde bu olay konuşuluyor. Sadece Taksim'de değil, diğer şehirlerde de, hatta diğer ülkelerde bile bu eylemin yankılarını görüyoruz. Ben bu eylemin hükümetin biber gazlarıyla, panzerlerle, herhangi polis müdahaleleriyle üstü karalayabileceği eylemlerden olduğuna dair şüphelerim var.
      Artık susmak yok. Korku kalmamalı. Kulaklarınızı, gözlerinizi ve zihninizi açın: Çok değerli özgürlüğünüz için konuşma vakti! 1. sınıftan beri Atatürk'ün ilkeleri öğretilirdi bize, uygulama vakti geldi işte.

      Sil
    2. Ne yazık ki senin kadar umutlu değilim. Evet, yıllardır yapılan en büyük eylem, fakat artık öyle bir durumdayız ki en ufak bir olayda bile herkes tarafından unutulabilir. Daha önce öyle olmadı mı? Her yasak, olay, eylem ve katliamlar unutulmadı mı?
      Sorun şu ki, tüm medya onların elinde. Haberleri vermiyorlar ya da daha kötüsü, çarpıtıyorlar. ODTÜ olayları hakkında basında çıkmış haberlerin tamamı yalan mesela. Bu olaydan birkaç gün sonra bir toplantı yapılacak, yeni bir gündem uydurulacak ve halkın büyük bölümü burada olmuş olayları umursamayacak.
      Ne bileyim, benim artık pek umudum kalmadı. Gezi Parkı kurtulsa bile yarın yeni bir yer yıkılır, yeni bir AVM yapılır.
      Zaten özgürlüğü için konuşacak insanlardan oluşsaydı bu ülke, 10 yıldır başımızda olur muydu bu devlet?

      Sil
    3. Birden araya girmek istemiyorum aslında ama eklemek istedim; Neden umutlu olmadığını anlıyorum ama protestolar durursa tabi ki unutulurlar. Önemli olan hedefe ulaşana kadar devam etmeleri.

      Sil
    4. Ama televizyondan haberleri yayınlamamaları, Taksim'de ve diğer yerlerde insanlara yaptıkları zulümler, bunların hepsi halkı daha da ateşliyor zaten! Bu eylemin elebaşı hükümetin kendisi! Bu sefer az kişi değiliz. İnternetten de olayı yayabildiğimiz kadar yayarak katkı sağlayabileceğimizi düşünüyorum. Annem devamlı ders çalışmam için bağırırken hala bilgisayarın başında olmamın nedeni de bu. Bu olay artık Gezi Parkı ile ilgili olmaktan ÇOKTAN çıktı. Ben olayın 80'lere dönmesinden korkuyorum. Üzerini karalayıp geçseler yine iyi. Ne de olsa bir kez uyandık artık. Bu olay unutulmayacak. Bundan eminim ama daha feci şeyler olmasından korkuyorum. Yine de devam!

      Sil
    5. Benden çok korkuyorum. Bunu bile bile eylemlere katılanlara helal!
      Hükümetin kendisi ateşliyor eylemcileri, dediğin gibi.
      Devam etsinler onlar, devam etsinler.
      Kolay kolay bitmeyecek bu eylemler.

      Sil
    6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    7. Olayın 80'lere dönmesi şu an için zor bence. Çünkü bu sefer çatışan taraflar yok, devletin halkına uyguladığı terör var ve darbe de yapılmaz gibi geliyor. Tabii her an her şey olabilir, bilmiyorum.
      Olay Gezi Parkı'yla ilgili değil fakat üzerini karalamak ve unutturmak için sadece bu boyutta ele alacaklarmış gibi geliyor -ki şu an ana akım medya öyle yapıyor. Televizyondaki haberlerde sanki Taksim'de barış sağlanmış, diğer illerde hiç olay yokmuş gibi davranılıyor, ikisi de yalan.
      Umarım tüm bu eylemler devam eder, umarım herkes özgürlüğüne tekrar kavuşur, umarım bu hükumet gider (ve eskisini aratmayacak birileri gelir), umarım yanılırım da halk gerçeklerin farkına varır.

      Sil
    8. İşte ne olacağı hiç belli olmadığı için endişeliyim ben de. Oradaki eylemciler aynen devam eder, karşılarındakine dönüşmezlerse hiçbir şey olmaz tabii.

      Sil
  5. Distopyadan da beter bir şey bu, arap saçı oldu ortalık. Bir kitapta en azından sonu tahmin edebilirsin ama benim en ufak bir fikrim yok açıkçası. Bundan sonra neler olacağı tam bir muamma olsa da kimsenin kolay pes etmeyeceğini biliyorum sadece.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle: Benim de hiçbir fikrim yok. Sadece halkın direnme gücüne güvenim tam.

      Sil
  6. Bloğunu ve tüm yazılarını okuyorum. Sadece, şu iki aydır hiçbir şeye yorum yapamayacak kadar karamsardım. Melankolik şeyler düşündüğümde ya da siyasi konular hakkında konuşmak istediğimde özellikle internetten uzak duruyorum. Biliyorsun, bundan önce alkol yasağı ve Reyhanlı konuları vardı; ondan önce her boku Esad'a atma hastalığına yakalanmış insanlar vesaire... Bu yüzden, iyi ki bu yazıyı yazmışsın Alice-chan. Bunların samimi gelmediği konusunda ve 2 aydır çığ gibi büyüyen nefretimi burada kusacağım hakkında şimdiden özür dilemek istedim.
    Buraya gelmeden önce 4-5 yerden falan taşınmıştık; hatta belki de daha fazlaydı, sayıdan emin değilim. Taşınma sebeplerimiz sözde "boşanma kararı", "aileyle ilgili sebepler", "akraba baskıları" gibi şeylerdi ama biz asıl insanların aptallığından bıkmıştık.
    Başta sayıları fazla değildi onların. Bir anda alevlendiler. Bir anda "Tayyip Ağa", "padişah" oluverdi. "Halife" yaptılar adamı. Öyle dimesene yhaaa, o olmasaydı bedava kitap alamasdın bi kere, küçültmeyin adamııı :'((((
    -buradan itibaren "ne çektik biz bee :'((" tarzı şeyler yazacağım. Atlamak serbest-
    Hatırladığım olaylardan birinde, Fethullah denen ve peygamberi görüp "yaqiozz hanyyy ;))" tarzında muhabbetler yaptığını ileri süren bir adamın yalancı olduğunu söylediğim için öğretmenlerden bazıları beni derslerine almayı reddetmişti (Neden "bazıları" diyorsam... Sadece İngilizce öğretmeni alıyordu zaten).
    Oralarda Tayyip'in t'sini küçük yazan direk "cehepeli" oluyordu. Televizyonda çıkan ve hükümeti eleştirenlere hemen "Cehepeli bu, bak o yüzden yapıyo, yoksa Tayyip güsel adam. Çok iyi bir adam. Kitabı bedava veriyo aslanım yaaee."
    Onları en çok bu zamanlarda hatırlıyorum. Aca hükümetin ne mal olduğunu anlamışlar mıdır diye... Yok, sanmıyorum.
    Neyse işte, orada bir yıldan fazla kalamadık zaten. Bir diğerinde, oradan geçen otobüslerin %60'ınde 80'lerden, idam edilenlerden, o zamanlardaki diktatörlükten bahsediyorlar ve şimdi sanki çok süpermişiz, harika planlarımız, diğer ülkelere taş çıkartan ekonomimiz varmış gibi ikisini kıyaslıyorlardı. O zamanlarda polislere bile güvenemiyormuşuz, herkesi tutukluyorlarmış ama şimdi değişmişmiş. Şimdi polisler çoğoşmuş, halkı koruyorlarmış, bizim Ali'nin kızı Nihal var ya, onun nişanlısı da polis olmuş hemi de.
    Çevremde bir tür "Tayyip süper yeaa, kömür dağıttı, kitap dağıttı, daha ne olsun?" hastalığı vardı adeta. O sırada onlara pek sinirlenmiyordum, çünkü "alışmıştım" ama şu eylemlerden sonra aklıma çok takıldı bu. "Polislere bile güvenemiyorduk."
    -Burada "ne çektik be yafrım" kısmı bitiyor-
    Bu yıl halkta apayrı bir hastalık baş gösterdi. "Medyanın dediği her şeye inan" hastalığı. Hayatı medya yönlendiriyordu resmen. Bu "Gezi Parkı" olayı bir nevi uyanış oldu bizler için. O akp'ye oy veren 2 kişiden biriyle ilgili umudum yoktu zaten, o adamın ne nane olduğunu anlayacakları güne kadar da olmayacak, ama en azından kalanları medyanın olayları nasıl yansıttığına birinci elden şahit olmuş oldu. İnsanla kuklanın farkını tekrar anladı ve bu sefer olaylara sessiz de kalamazdık. Silahsız ve oturmak suretiyle yapılan bir protesto halkın özgürlüğünü geri almak için yaptığı ve uzun zamandır yamak istediği bir eyleme dönüştü.
    Onların arasından geçtiğim için "Tayyipçilerin" nasıl insanlar oldukları konusunda epey fikir sahibi olduğumu düşünüyorum. Onlar hiçbir şey konusunda uyanmış değiller henüz. Yapabildiğim tek şey buraya yazdıklarımla içten içe çelişerek "Belki anlarlar" diye umut edebilmek.

    Not: Kusturacak kadar uzun yazmışım. Bunun için de ayrı özür dilerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, Ani, ah. Benim hiç ''Tayyip'çi'' veya ''AKP'li'' tanıdığım olmadı ama arkadaşlarım olanlardan bihaber.

      Sil
    2. Benim hiçbir zaman çevremde "öyle" insanlar olmadı. Ama böyle kişilerle sokakta veya internette birkaç dakikalığına bile rastlasam tepemin tasını nasıl arttırdıklarını hatırladıkça duruma katlanmanın ne kadar zor olduğunu hayal edebiliyorum.
      Hepimiz Gezi Parkı'na gitmek istiyoruz ama aslında burada, kendi çevremizde, mesela mahallemizde yaptıklarımız da en az orada yapılanlar kadar önemli bence. Çünkü olay sadece Gezi Parkı'yla kalırsa bu adamın bu işi sadece üniversite öğrencileriyle ilgiliymiş gibi göstereceğinden, olayı "3-5 çapulcunun" davasına çevireceğinden adım gibi eminim. Oysa tüm ülkede bir şeyler yapmamız gerekiyor. Gerçi bunun senin yorumunla bir ilgisi yoktu ya, neyse.
      Diyeceğim o ki istediğin gibi içini dökebilirsin Ani-chan ve bir tepkin varsa zaten göstermelisin. Ne kadar uzun yazdığın önemli değil, bunların yazılması gerekiyor.

      Sil
  7. Umarım sınavın iyi geçmiştir çünkü benimki hiç de iç açıcı geçmedi. Beynim çok kötü zonkluyor. O yaşadığım 2 saatlik stresi anlatamam -.-
    Gezi parkı olaylarına gelince. Gerçekten en küçük ayrıntısına kadar yazmak isterdim hatta dayanamayıp yazabilirim de bilmiyorum.
    Bu olaylar olmadan önce açıkçası haber bile izlemezdim. Hergün aynı b.klardı işte; Teyib bağrır çağrır, Kılıçdaroğlu cevap verir, sonra MHP karışır gibi mahalle kavgasına benzer durumlardı hepsi.
    Gezi parkı olaylarını ise gerçekten saniyesi saniyesine medyadan takip etmek isterdim ama o kadar demokratik ve özgür bir ülkeyiz ki 34 kanaldan en fazla 3'ü ter döktü bu olaylar için. Bir daha o kanalları izlemeyi bile düşünmüyorum, 3 kanal yeter bana.
    Gezi parkı olayları, Taksim'den başlamış ve bir salgınmışçasına tüm memlekete yayılmış çok önemli bir olaydır. Bri halkın uyanışı! Bu uyanıştan açıkçası çok beklentilerim var, çünkü eğer bu Teyib bir kez daha başa gelirse artık memleket için hiçbir umut kalmaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimki de kötü geçti sayılır. Matematik falan çok zordu. Geçen yılların SBS'lerini de çözmüştüm ben ve hepsi çok kolaydı: Sanki ders notlarını işin içine bu kadar katarak eğitim hayatımızı s*çıp sıvadıkları yetmiyormuş gibi bir de son SBS'yi böyle yapmış işte şerefsizler... Şimdiye dek kimseden ful haberi çıkmamış zaten. Bu arada... SEN BENİMLE AYNI YAŞTA MIYDIN YANE-CHAN? O_O Ben senin liseye gittiğini falan sanıyordum, vay be...
      Artık haberleri izlemek gerekiyor işte. Çünkü nihayet bir şeyler olmaya başladı. Artık en kör akıllı insan bile bir şeyler olduğunu anlamaya başlar. Geleceğimizin parlak olacağını umuyorum. Keşke ummaktan daha fazlasını da yapabilsem.

      Sil