26 Temmuz 2013 Cuma

Yaz Tatili Neden Yazın Olmak Zorunda?

Sürekli bir evin içinde kapana kısıldığım rüyalar görüyorum. Hepsi şu berbat bir gün geçirdikten sonra yine benim gibi berbat bir gün geçirmiş annemle ormanın derinliklerinde terk edilmiş lüks bir villa bulduğumuz rüyayla başlamıştı. Villaya girip üst kata çıkınca merdivenler eriyip yok oluyor ve pencereler tamamen sarmaşıklarla kaplanıyor falan. Sonra konuşan shrunken headin teki bize dünyadan sürekli şikayet ettiğimiz için bu villada ondan uzakta yaşayabileceğimizi söylüyor. Ben kafayı yiyorum ve kaçmak için her yola başvuracağımı söylüyorum. Böylece shrunken head bana maceralı bir görev veriyor ama görevi tamamlayınca beni kandırdığını ve asla çıkamayacağımı söylüyor. Sonra ben deliler gibi ağlamaya başlıyorum ve tanza gözyaşlarımda boğuluyor.
Bu rüyayı göreli birkaç hafta oluyor. Hatta hikayesini bile yazdım. (13 sayfa aldı.) Çünkü sonu çok hoşuma gitti. Bundan birkaç gün önce yine başka bir evde kapana kısıldığımı gördüğüm rüya çok daha korkunçtu. O rüyada, mezuniyet balosundan sonra, sınıftan eskiden çok yakın arkadaş olduğum fakat sonra bir şekilde arkaşlığımızın bittiği ama 8 yıllık ilköğretim hayatım boyunca okulda en yakın olduğum arkadaşım olan Ido (ona bu ismi takmıştım) beni evine davet ediyor. Bu Ido hep bir parça garip ve karanlık bir kız olmuştur. Hatırlıyorum da 3. sınıftayken bana hep izlediği korku filmlerini ya da okuduğu korku kitaplarını falan anlatır ve bazen kendisi de tuhaf davranırdı. Neyse... İşte ben bu Ido'dan biz arkadaşken bile biraz çekinirdim. (Muhtemelen o garip davranışları bilerek yapıyordu ama ben işte. Bir de çocuk aklımı düşünün...) Şimdi kendisi sınıfın en komik kızı falan ama rüyamda tıpkı 3. sınıftaki gibiydi. Bu yüzden teklifini kabul ettim ve biraz dışarıda takılıp evine gittik. Elbette gerçekte o kadar zengin değiller ama rüyamda boğazda, etrafı ağaçlarla çevrili, muhteşem bir malikanede oturuyorlardı. Tabii benim bu gözalıcı güzellik karşısında ağzım düşüyor ve bacaklarım kıçıma çarpa çarpa eve koşuyorum. Ne var ki evin içi dışının yarısı kadar bile görkemli çıkmıyor. Zaten Ido beni direk kendi odasına götürüyor ve uyuyoruz. (Rüyada uyumak.) Uyandığımda da Ido'nun babasını görüyorduk. (Babası gerçekten tuhaf ve rahatsız edici biridir bu arada.) Bana bu gece orada kalıp kalmayacağımı sorup gidiyordu. Sonra ben artık gitmek istediğimi söylüyordum. Ido da garip bir tavırla: "Gidebilirsin. Gitmelisin. O seni görmeden."diyordu. Sonra babasının peşinden gidiyorduk ama biz merdivenlerden ineceğimiz sırada alt kata inen merdiven duvara dayanmak gibi bir şey yapıyordu. (Aslında öyle yapmıyordu fakat bir şekilde alt kata giden yol tıkanıyordu fakat anlatmayı asla beceremeyeceğim ve fizik kurallarına da aykırı bir şeydi. Rüyalar işte. *sigh*) Ido merdiven korkuluklarının arasından atlayıp bir şekilde alt kata inmeyi başarıyordu ama normalde kolayca yapacağım bir atlama hareketini rüyamda niyeyse bir türlü yapamıyordum. Ido da bana çabuk olmamı, güneş batmadan evden çıkamazsam O'nun geleceğini, sonra da kötü şeyler olacağını söylüyordu. Ben de son bir gayretle oradan atlamayı başarıp yataktan düşmüş halde ve başımda kötü bir acıyla uyanıyordum. Neyse ki O'nun kim olduğunu hiç öğrenemedim.
Fark ettim ki aslında bu rüyadan da güzel bir hikaye çıkarmış. Hey 1 dakika! Gördüğüm rüyalar hakkında hikaye yazdığımda o hikayeler bana ait olmuyorlar mı? Peki ya kime ait oluyorlar öyleyse? Eğer bilinçaltıma aitlerse sonuçta bana ait olmazlar mı? Sanırım SAHİDEN güçlü bir hayal gücüne sahibim. O_O Öyle ki sadece gündüzleri çalışmak yetmiyor. Uykumda bile çalışıyor. u^u Ay böyle düşünmek çok hoşuma gitti. ^-^
Öte yandan bugün okuduğum mangada da bir daha asla gün yüzü görmeyip eve kapanan bir kızdan bahsedilmesi bana bunun "biraz dışarı çık lan" demeye çalışan evrenin işi olduğunu da düşünmüyor değilim. 0_- Hem de o kız bir apartmanda (aslında bir sitede ve ben sitede oturmuyorum ama olsun) oturuyordu. Bu mangayla da birlikte herhalde eve kapanmanın (bir daha asla sokağa falan çıkamayacak olmanın) her yolunu ve her korkunçluğunu tatmış oldum. Ama evren bu mesajı vermek için biraz geç kaldı bence. Zira ben birkaç haftadır gayet de sosyalim bir kere. v_v Hemen her hafta sınıf arkadaşlarımla buluşuyorum ve zaten teyzemlerin bize geldiği o hafta kaç kez tüm gün dışarıdaydım. Yoksa sürekli mi dışarıda olmam gerekiyor? Her gün dışarı mı çıkmalıyım? Ne yani? Zaten annemle babamın sürekli "tüm gün eve kapanıyorsun, aman yavrum, biraz dışarı çık" demelerinden de gına geldi hani. Hey! Belki de bu yüzden görüyorumdur o rüyaları! Neyse neyse... Rüya meselesini kapatıyorum. v_v Hakikaten ben neden rüyalarıma neden bu kadar takılıyorum? Bilmiyorum. Ama diyebilirim ki benim ruh halimi önceki gece gördüğüm rüya belirliyor. HERNEYSE. Anne ve babam benden her gün dışarıda arkadaşlarımla eğlenmemi falan mı bekliyorlar? YOK YEA. Ayrıca benim şu anki durumum çok sosyal bir kerem. v_v Kendi Haziran ayındaki halimle karşılaştırınca..... Yani o zamanlar cidden HİÇ evden çıkmıyordum da bu ay iyiyim. Hayır yani, kim tüm gün dışarıda, arkadaşlarıyla fink atıyor ki? Benim sınıf arkadaşlarım da benim kadar dışarı çıkıyorlar. Herhalde. Sanırım. Umarım. YA BEN O KADAR ASOSYAL DEĞİLİM. BAZEN DIŞARIDAYKEN SIKILIYORUM HATTA. YETER GELMEYİN ÜSTÜME.
Aslında dışarıda dolaşmak istiyorum ama hem mahallemiz hiç ilginç değil hem de o iğrenç mavilikteki bulutsuz gökyüzüne pencereden baktığım gibi tüm yaşam enerjim gidiyor.
Elbette sürekli internet kesintileri ve annemin hemen her gün çeşitli ev işleri verip sonra da pişkin pişkin "haydi tüm evi silip süpürmeyi bitirdikten sonra şu tabakları yıkayıp bulaşık makinesine koy da bir kez kız evlat sahibi olmanın sefasını süreyim ben de" gibi şeyler demesi de devam ediyor... -_-"
Bir de niyeyse sürekli korkuyorum. Sanki her an bir korku filminin baş karakterine dönüşecekmişim gibi. Bazen nedensiz yere oluyor böyle. Ama sanırım bu sefer şu aralar hep korkunç şeyler izlediğim, korkunç şeyler okuduğum, korkunç şeyler hayal ettiğim ve korkunç şeyler yazdığım için böyle hissetmeye başladım. Neyse işte. Rahatsız edici bir his. Günümü mahvediyor falan. Tadım tuzum kalmadı. Ne zamandır izleyecek ilgi çekici bir anime de bulamadım zaten. Drr!'yi NİHAYET (1 yıldan uzun zaman oluyordu başlayalı. Çok ciddiyim.) bitirdim ama sanki verdiği tadı yeterince alamamışım gibi hissediyorum. Kaçırdığım bir şeyler varmış gibi. Konuyu da yarım yamalak anladım zaten.
AMA SHIZUO BİLE YETER. ANİMEYİ %30 SIRF ONUN İÇİN İZLEDİM DİYEBİLİRİM. SHIZUO AŞIRI MÜTHİŞ.
Ha bir de Celty! Bence çok iyi bir karakterdi. Kafasız da olsan seviyoruz seni Celty. <3
Ayrıca! Deli gibi kilo aldım. Zaten hep "yuvarlak hatlı" bir şeydim  ama şimdi hepten şişko oldum. Aslında ben şişmanım da normalde beğendiğim bir şişmanlıktayken şimdi sopa yutmuş gibi durmadıkça oturmaya utanıyorum. Ya da kilo vermeye çalışanlara özendim. Arada oluyor. Öte yandan zayıflamayı hastalık haline getirenlerden de çok iğreniyorum. Ben hayatta öyle olamam ama olduğumun düşüncesi bile mideme kramplar sokuyor. Kuzenim dedi ki 4 gün boyunca çok az yemek yiyince 2 kilo veriyormuşsun. İki haftada 4 kilo. Kuzenim tanıyıp tanıyabileceğiniz en gerizekalı kişidir ama denemeye değer. Aslında ben zaten genelde öyle yapıyorum ama bazen artık her ne oluyorsa k.çımı kaldırıp yemek almaya gidebiliyorum ve bir yığın abur cubur alıp bir günde hepsini tüketiyorum. İşte böyle yapamamam lazım. Ama anlaşılan pisboğazlığım tembelliğimin bile önüne geçiyor. Aşırı süperim.
Resim çizemiyorum. Kahretsin. Çizemiyorum işte. Kurşun kalemleri beğenemiyorum. Başkalarına da oluyor mudur bilmiyorum ama bazen kalem istediğim gibi çizmiyor. İstediğim şekilde çizememekten bahsetmiyorum. Çizişini beğenmiyorum. Hissettirdiğini. Çok kuru ve cansız görünüyor. (Bu ne lan saç mı?) Gerçekten anlatamadım.
Sanırım bu kadar. Uykusuzluktan başım önüme düşüyor.
Not: Açlıktan soğuk su içiyorum. :)
Notnot: Aslında oruç tutuyordum ama regl oldum.
Notnotnıt: Bu arada bir anime arıyorum arkadaşlar. Geçen yaz tatilinde bir dergide tanıtımını okumuşumtum bu animenin ama adını bir türlü hatırlayamıyorum. Sanırım konusu bir restorantta mı ne  korku hikayeleri anlatıldığıyla ilgili bir şeydi ama... Turkanime'de korku, gizem ve hatta gerilim türlerine bile baktım ama tanıdık bir şey bulamadım. Böyle bir anime bilen var mı acaba?

2 yorum:

  1. İlk rüyanın sonu Danganronpa'nın sonunu anımsattı biraz. Alakası da yok gerçi ._.
    Kurşun kalemi beğenmeme olayı bende de oluyor. Evde farklı markalardan kurşun kalemler biriktirip en uygunu hangisiyse onu kullanıyorum ama en iyisi uçlu kalem sanırım.
    Bahsettiğin anime Kaidan Restaurant olsa gerek. Konusu böyleydi diye hatırlıyorum.

    YanıtlaSil
  2. Yazarken "bilse Ani-chan bilir bunu" demiştim de ahanda bildin. ._. İnanılmazsın Aniiieee-chwaaan!!! *bir takım yılışıklıklar* Zekkyou Gakkyuu (yanlış yazmadım de mi?) da çok güzeldi bu arada, devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Hatta onun tadı damağımda kaldı da, ona benzer bir şey bulmak isteğiyle aklıma o geldi. Adında T'li bir şeyler vardı, bu olamaz demiştim yorumunu görünce ama zaten İngilizcesi Thriller Restaurant imiş. SAĞOOOL!!!

    YanıtlaSil