30 Eylül 2013 Pazartesi

Süper hiki otaku vampir uzaylı veee... *dın dın dın dın dın* TA TAAA~!!! *o trampet sesi ve konfetiler* LİSELİ'den selamlar! Evet, bildiğiniz gibi, ben de "liseli" adı altında bilinen, "lise"ye giden ve ömrü dersler tarafından ağzı sıçılarak geçen o topluluğun bir üyesiyim artık. u^u (Çok mu yapmacık bir giriş oldu bu?)
Lise hakkında şu 1 buçuk haftalık izlenimlerime dayanarak söyleyebileceğim en doğru şey sanırım lisenin beklediğim gibi olmadığı olacaktır. 
Hayır, sabahları minicik eteğim arkamda uçuşurken, ağzımda bir dilim tost ekmeğiyle, pembe sakura yaprakları dört bir yana saçılırken kawai kawai koşuşturmuyorum. Ama tüm gün sıramda "-_-" ifadesiyle çizim yaparak ya da kitap okuyarak ya da yazı yazarak oturup Wata Mote animesinin Live Action'ını da çekmiyorum. Ya annemin tüm yaz düşük sosyal durumumla ilgili durmadan ettiği hakaretler ya da sosyallik tanrısının yüzüme gülmesi sonucu yeni sınıfımda birkaç arkadaş edindiğim söylenebilir. Birilerinin adını yoklamalardan değil de onlara sorarak öğrenmiş olmam bile benim için çok şaşırtıcı bir şey. Aslında biliyor musunuz? Yeni sınıfımı seviyorum. 
Hayır, tipler çok eğlenceli, yaratıcı ve hayal gücü zengin kişiler (kısaca benim etkileneceğim türde insanlar) olduğundan değil. (Gerçi müzik zevkleri genel olarak sırf Justin Beiber'dan oluşmayan ve türküden rap'e kadar çeşitlilik gösteren bir sınıf ki bu bile çok ciddi bir şey. En azından 1 yıl boyunca her teneffüs o gerizekalı sanatçı müsveddesinin salak ve anlamsız şarkılarını çekmiş olan benim için.) Bu sınıfta kendimi normal bir insan gibi hissediyorum. Bu gerçekten garip bir şey. Çünkü ben içinde yaşıtlarımın olduğu ortamlarda hep bir şekilde sosyalliğin dışına itilirim. Kendi 8 yıllık sınıfımda bile kendi grubumdaki arkadaşlarım dışında herkes bana "sürekli sorun çıkaran garip şeylerle ilgilenen garip düşünceli garip görünümlü garip konuşan garip kız" muamelesi yapardı. Ki bana bu muameleyi yapanlar sözde 8 yıldan beri birlikte okuduğum, 1. sınfta tahtanın ortasına kusmalarını görmemden tutun altlarına sıçıp batırdıkları külotlarını onlarla birlikte çöpe atmaya dek her türlü şeyi yaptığım, birlikte salya sümüğümüzü paylaştığımız (Tamam, daha fazla iğrençleşmeyi kesiyorum, merak etmeyin.) insanlar hani. Geçen sene dershaneye gidiyordum, biliyorsunuz ve çok ciddiyim, teneffüslerde bir kez olsun ağzımı açtığımı hatırlamam. (Tabii Sue-chan ile birlikte girdiğimiz etütler dışında - normal derslerde birlikte değildik çünkü farklı gruplardaydık.) Orada bir tane bile arkadaş edinmedim. Oysa bu sınıfta herkesle konuşmak o kadar kolay ki inanılmaz. Belki bu fikrime herkes katılmaz ama ben yine de söyleyeceğim: Gözlemledim ki kızlar etrafta erkekler yokken farklı davranıyorlar. Nasıl desem, bu yeni okulumdaki kızlar daha rahat, daha az kasıntılar. Elbette çevre etmeni diye bir şey de var; mesela dershanedekiler hep tiki tiplerdi, buradakiler ise normal ailelerin normal kızları. (Aralarında kızlarını sırf kız okulu diye gönderen düzeyde ailelerin kızlarını saymazsak.) Ama o tiki kız bir kız okuluna gitseler davranışlarında en azından %50 oranında değişiklik olacağından eminim. Kız okulu diye hem çevremdekiler hem ben asla anlaşamayacağım bir yığın beyni aşk ve erkeklerle yıkanmış kızlarla dolu bir sınıfa tıkılacağımı düşünüyorduk ama demek istediğim hiç de öyle olmadı işte. Elbette eski sınıfımı özlüyorum. Özlemiyor değilim. Çünkü ne olursa olsun biz çılgın bir sınıftık. Bu okul belki de İstanbul'un en güzel manzaralarından birine sahip, hemen yanında koruluk var (dolaşmak serbest), mavi ile yeşil resmen iç içe. Ama o koruda arkadaşlarımla korunun koruyucaları olduğumuzu ve orayı hayali gulyabanilerden koruduğumuzu hayal etmedikçe ya da manzaranın karşısında bir yandan arkadaşlarımla her türlü geyiği çevirirken diğer yandan da resim çizip yazı yazmadıkça bunlar pek de önemli olmuyor mesela. Daha 2 hafta olmadı diyebilirsiniz de yapmayın, kim bu yaşta, liseye geçmişken öyle oyunlar oynar ya da benim birbirinden saçma teorilerimi dinler ki? Tamam, arkadaşlarım salaktı, pek öyle destekleyici arkadaşlar olduklarını söyleyemem ama nasıl desem, dünyada beni en iyi onlar anlar gibi geliyor bazen hala. Ama ileride yeni arkadaşlarımla da çok eğlenmeyeceğiz ya da ilginç sohbetlerimiz olmayacakmış diye bir şey yok tabii. Sadece bazen eski sınıf arkadaşlarımın bu okulda olduğunu hayal etmekten kendimi alamıyorum.  Ama bunun dışında, dediğim gibi, oldukça iyiyim. Böyle olması da normaldi zaten. Aslında olabileceğim en iyi durumdayım.
Ara Not: Amanın ben bu okulu bu kadar çok övdüm diye nazar değmesin sakın şimdi? 0_0 Aman aman! *tahtaya vurur*
Bu arada "normal" olmak derken kast ettiğim tek şey "garip kız" olarak görülmemem değildi... Şimdi size aptalca gelebilir ama çevremdeki insanlar o kadar mükemmel ki zaten kendine saygısı 0 bir insanım, çevremdeki insanların kusursuzluğunu gördükçe kendime karşı olan, pardon olmayan saygım daha da azalıyor. (Eksilerden de eksilere düşüyor.) Zaten çok fazla arkadaşım yok ama örneğin bahsedip durduğum şu eski okulumdaki grubumun üyeleri şöyleydi mesela: "Okulun komik ve popüler çocuğu", "okulun güzel ve popüler kızı", "güzel fizikli ve yaratıcı balerin kız", "sınıfın en çalışkan kızı" ve "sınıfın en çalışkan çocuğu".  Peki ya ben? Tabii ki "sınıfın sürekli bir şeyler yazıp çizen, kitap kurdu, sınıf içi tartışmalarda hep garip şeyler söyleyen tuhaf hobilere sahip sessiz ve asosyal kızı ya da çocuğu". (Peki, bu biraz fazla uzun oldu, kabul. ^^") Ama en azından grup arkadaşlarımın zayıf noktaları ya da kötü olduğu şeyler var. Yemin ederim onlar dışındaki tüm arkadaşlarımın hem dersleri, hem dış görünüşleri, hem yetenekleri, hem de kişilikleri dört dörtlük. Ya da belki de ben kendimi yerden yere vurmak için çevremdekileri mükemmelleştiriyorum. Yine de hangi arkadaşımın yanında olursam sürekli aşağılık kompleksine kapılıyorum.
Ama bu bu okula geldim geleli, hele ki bu hafta başladığından beri kendimi neredeyse sınıfımın Mary Sue'su gibi hissediyorum. Bana inanamayabilirsiniz ama size yemin ederim, daha dün biyolojiden bahsederken kızın birine "Benim biyolojim iyidir." dediğimde "Zaten sen ne konuda iyi değilsin ki?" dedi. Çok ciddiyim bunu gerçekten SÖYLEDİ. Hem de bana! Düşünebiliyor musunuz? O an yüz ifadem aynen şöyleydi: O_O Dışımdan ona "T-teşekkür e-derim O/////O" dedim ama içimden "BEN Mİ? BUNU BANA MI SÖYLÜYORSUN? BANA BANA!? HAYATI BOYUNCA HEP GÜNAH KEÇİSİ, ŞEYTAN, UCUBE OLAN VE DAHA GEÇEN GECE HİÇBİR KONUDA YETERİNCE İYİ OLMADIĞI İÇİN YATAĞINDA AĞLAYAN BANA!!!???" diye bas bas bağırıyordum tabii. Ulan nerem iyi be, görmüyor musun, bu şap şapşal yüz ifadesiyle karşında kağıda psikopat bir vampir çiziyorum, nerem iyi!? Ama çok daha içimdeyse ruhum hayatımda ilk kez duyduğum bu iltifat karşısında mutluluktan ve daha önce o kız hakkında dırdırcı mahalle karılarına benzediğini düşündüğü için pişmanlıktan ağlıyordu.
Üstelik bu aldığım tek iltifat da değil. Başarılı olduğumu söylemeleri yetmiyormuş gibi, bir de güzel olduğumu söylüyorlar! Ruslara benzediğimi! Yeşilin bana çok yakıştığını! (Hem de o sırada tesadüfen önümde yeşil bir defter var ve kalem kutum da yeşil diye.) BU 1000 TONLUK BEDEN VE YAPSYAĞLI SAÇLARLA GÜZELMİŞİM! RUSLARA BENZİYORMUŞUM! YEŞİL BANA ÇOK YAKIŞIYORMUŞ! *kalp krizi geçirip ölür* Benim gibi birine bu kadar övgü çok fazla, yakında ciddi ciddi gideceğim yemin ederim. (Gerçi zaten beni böyle görmeye devam etmelerinin imkanı yok. Hayat bana karşı bu kadar iyi olamaz. Sosyalleşebilirim, derslerim de iyi olabilir, tamam ama bir yaz boyunca bakanet aracılığıyla Yoru ile mükemmel yaz tatilimizi zehir eden evrenin, benim popüler biri olmama izin vermesi..... *patladı*)
Bakın, burada bunları anlatmamın sebebi kendimi övmem değil. Biliyorum, bu basbayağ hava atmak ve en çok nefret ettiğim şeylerden biridir ama ben bunları bu amaçla anlatmıyorum. (Zaten her ne kadar burada yeni sınıf arkadaşlarımın bana ettiği övgülerden bahsetsem de bunlardan bahsetmem daha çok ne kadar kompleksli olduğumu gösteriyor, yani bir bakıma kendimi küçük düşürüyorum aslında.) Anlatıyorum çünkü inanamıyorum. Hayatımda hiç kimse gerçekten bir kez olsun bana "başarılı ve güzel kız" muamaelesi yapmamıştı. Sanırım geçen hafta yapılan İngilizce quiz'inden 90'ın üzerinde alan tek kişi olduğum için sınıfı böylesine etkiledim. Hem sınavdan aldığım not, hem de geçen seneden alışkanlık olarak bazı teneffüslerde çalışmam ve sürekli bir şeyler yazıp çizmem yüzünden başarılı ve yetenekli olduğumu düşünüyorlar. Güzellik konusundaysa... Sanırım karakterim (öhöm, pardon, yani onların sandıkları karakterim) gözlerini boyadı. Eh, matematik sınavına dek bu Mary Sue'luğun tadını çıkaracağım doğrusu.
Çok uzattım ve abarttım biliyorum ama bir şeytan değil de normal biri olmak bile öylesine harikayken üstüne üstlük bir de "mükemmelimsi" olarak görülmek beni biraz fazla etkiledi.
Öhöm... Geçelim dersler, öğretmenler ve okulun kendisine. Lise 1 müfredatının zor olduğunu biliyorum ve zaten şu anda konular hafif ilerlese de bayağ ağır olduklarının ve düzenli çalışmama sonucunda üst üste bineceklerinin de farkındayım. Bu yüzden şimdiden derslere iyi çalışmaya çalışıyorum. Yine de matematikte kümelerin neredeyse sonuna kadar ilerledik ve pek kolay bir konu gibi gelmediğini söylemeliyim. O yüzden matematik sınavına kadar Mary Sue'luğun tadını çıkaracağını söyledim zaten, ne de olsa matematik sınavından sonra foyam (!) ortaya çıkacak. Elbette bu bana bağlı ama dediğim gibi, o kümeler... Her dersten ayrı ayrı bahsetmek istemiyorum, İngilizce ya da Türkçe (Artık Edebiyat ve Dil ve Anlatım oldu tabii.) gibi birkaç ders dışında dediğim gibi, sanırım şimdilik gayet kolay görünen hepsi çok yakında zorlaşacaktır. Elimden geleni yapacağım işte. Öğretmenlerimizin hemen hemen hepsi kesinlikle orta okuldaki öğretmenlerimden çok daha iyiler ve bu yüzden de düzenli çalıştığım takdirde derslerimin daha iyi olacağını düşünüyorum. Öğretmenlerimiz gayet makul insanlar. Beden öğretmeni hariç ama normal beden öğretmenleri zaten öyle olurmuş. (Bizim beden öğretmenimiz ortada kasım kasım kasılıp kaslarını sergilemekten başka bir şey pek yapmazdı, ha bir de arada "artık normal bir beden öğretmeni olacağım" (Evet, kendisi de diğer beden eğitimi öğretmenleri gibi olmadığının farkındaydı.) diye tribe girer ve bize normal sert beden öğretmenleri gibi davranmaya çalışır ama başarısız olurdu.) Gerçi ben bunun biraz fazla sert olduğunu düşünüyorum ya neyse. ("Beden eğitimi" yerine "beden" dediğiniz için notunuzu 1 puan düşürdüğünü duydum - yani 5 ise 4 yapıyor gibi. Ayrıca "hıhı" ya da "cık" diyemiyoruz onun karşısında, "evet" ya da "hayır" demek zorundayız. Oha.) Zaten beden dersi Cuma gününe geliyor da nihayet hafta sonunun gelmiş olmasının getirdiği artı beden dersinin eksisini götürüyor.
Dersler böyle işte... Gelelim okula. İlk başta kuralları bana çok ağır görünmüştü ve "Eyvah, orta okulda kaç kere disipline gitmiş ben, kim bilir burada ne yapacağım? Üstelik burada o disiplin cezalarını gerçekten uyguluyor ve her şeyi siciline işliyorlardır..." diye düşünüp yusuf yusuf olmuştum ama sandığım kadar ağır kuralları yok. Yani ilk birkaç gün telefonlarla ilgili uyarıyı her ders tekrarlıyorlardı ama artık ancak birkaç saatte bir tekrarlıyorlar. Telefonlarımızı giriş zilinden  bitti ziline kadar dolaplarımıza koymamız gerekiyor da. Bu konuda çok katılar. Telefon, televizyon ve internet en büyük düşmanlarımızmış (!) çünkü. Ama bunun dışında çok katı oldukları tek şey eğitim. Ki bu da iyi bir şey. Müdür okulu 5 sene kadar önce anadolu lisesine çevirmeyi ve 2 yıldan beri üniversite başarısını %100'e çıkarmış biri ve çok azimli olduğu anlaşılıyor. Hani "kendini eğitime adamış" derler ya, aynen öyle işte. Bu konuda ne kadar titiz olduğu belli. Herhalde öğretmenlerin doğru dürüstlüğü de buradan geliyor. (Beden eğitimi öğretmeni hariç. Ne olur onun bir an önce tayini çıksın. Yatılı okul, yurtta kalan kızların canına okuyormuş.) Sanırım istediğin ve çalıştığın takdirde gerçekten başarılı olabileceğin bir okul burası. (Öğretmenler sonradan psikopatlaşmadığı sürece tabii ki tanıdığım tüm öğretmenlerin sonradan böyle olduklarını hesaba katarsak bu oldukça olası bir durum ama o olasılığı düşünmüyorum. u_u) Dediğim gibi öğretmenler iyi ve ayrıca her türlü eğitim olanağı var. Gerçekten kaliteli bir okul. Bu da hem müdürün ve öğretmenlerin sözlerinden, (Öğretmenlerin okulunu övmesi normaldir ama bence onlar  sahiden içtendi.) hem de bir de öğrencilerin, mesela büyük sınıfların havalarından falan anlaşılıyor. Okulun her tarafından kolej havası akıyor yahu! Sanırım eğitim seviyesi ve okulun kalitesine rağmen puanının düşük olmasının nedeni  gerçekten de kız okulu olması ve yerinin çok da merkezi olmaması.
Okulu fazla övdüğümün farkındayım (Ve kendimi de sanırım... Kusura bakmayın. ^^" Nedenine geliyorum.) ama gerçekten -hiç mi hiç beklenmedik şekilde üstelik- o kadar memnunim ki bu beni bile fazlasıyla şaşırtıyor. Eh, gerek tumblr gerek de facebook'taki melankolik ergenler yüzünden kendimi süklüm püklüm geçireceğim bir okul hayatına fazla hazırlamışım demek ki. Tabii ki hiçbir şey önceden belli olmaz ve hayatta daima kötü şeyler olacak diye bir şey yoktur.
Aslında o kadar iyiyim ki şu anda beynim bana tüm bunların evrenin yeni komplosunun bir parçası olduğu gibi bir şey bile fısıldamıyor.




4 yorum:

  1. Yeni müdür bizim okulun içine etti asdfghjkl her geleni alıyormuş sınıfımız 42 kişi oldu. Yeni gelenleri bu hafta yeni sınıf açıp toplayacaklarmış ama.. 42 kişi lan acı bana :c
    Ve kendini fazla aşağılıyor olabilirsin asdfg. Ama ben kendimi aşağılamazsam kendimi beğenmiş hissediyorumsonra hemen kendimi beğenmiş hissettiğimden hiç kendimi beğenmemiş hissediyorum kafam karışıyor ._.
    Maşallah nazar değmesin bu arada asdfghjklkj

    YanıtlaSil
  2. Ohohoooh, az önce çok uzun bir yorum yazmıştım ama Google amca beni hatırlamadığından o kadar yazdıklarım boşa gitti ve baştan yazmak zorundayım. -_____- Evet şey, ben İçten-chan'ın blogunda taa geçen sene yorum yapmış, -sanırım- sizden bu yılın şubatında cevap almış bir DN fanıyım. O.O Evet, sanırım o sizsiniz yani kaç tane Lawliet fanı Alice olacak ki? Bu blogların uzun süreli takipçisi olduğumdan ama hiç yorum yapmadığımdan siz beni bilmezsiniz. Ama ben sizi buldum çünkü internetle aram çok iyidir. En az sizin kadar koyu bir DN fanıyım ve ayrıca Misa anti'liğimle bilinirim, yani yardımcı olur diye söylüyorum. ^^ Sizinle oradaki konuyu tartışmayı çok isterim. Yani çok memnun olurum çünkü dediğim gibi hiç yorum yapmıyorum kaale alınmam korkusuyla. Evet biraz sosyofobik bi insanımdır. -___-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oh! Amanın! Şu anki hislerimi tarif edemem!!! *-* O yorumu yazarken yazdığım kişiye ulaşacağımı bir an olsun düşünmemiştim! Vay canına! İyi bir Death Note hayranı bulmuşum, nasıl kaale almam!? Eee şimdi defnelawliet@hotmail.com benim msn adresim ve en rahat öyle konuşabiliriz diye düşünüyorum ama sizin için uygun değilse söyleyin, başka bir yol bulalım. Ah, keşke 2 gün önce baksaymışım bloga.

      Sil
    2. ahahaha merak etmeyin ben internette olduğum sürece kontrol ediyorum girdiğim siteleri :D ne demek tabii ki ekledim. ve yıllaaaar önce bir arkadaşla da blogu üzerinden msnleşmiştik, dejavu oldum. :/ kendisiyle yıllardır konuşmuyoruz da, umarım şimdi de hüsrana uğramam. ama "İyi bir Death Note hayranı bulmuşum, nasıl kaale almam!?" yorumunuzdan bu sohbetin uzun süreceğini söyleyebilirim. ^^

      Sil