8 Kasım 2013 Cuma

Ağzımı Bozduğum Yazı

http://25.media.tumblr.com/c7b2ef8607e814cc95509c88db044148/tumblr_mvosu3UFfp1s07a9lo1_500.gif
Saçmalık her gün sikmesi dışında artık kem gözlü bir süper titan avcısı tarafından ekranınızı temizleme hizmeti de vermektedir.

Merhaba. Matematik sınavı resmen koydu geçirdi de ondan ağzımı bozuyorum.
Ama cidden. Yemin ederim kadının çıkmayacak dediği yerden çıkmış lan. Hem de çıkmayacak dediğinde bile anlamadığımız için ısrarla bir kez daha anlatmasını istediğimiz ve onun yine ısrarla "sınavda çıkmayacak!!!" diye anlatmadığı konuda... O yüzden 10 puanı oradan vermeli bir kere. u_u Ayrıca bir soruyu da doğru yapmışım... 20 puan garanti yani. ^^D *arkadaş gerizekalı* Gerçi kurtarma isteyeceğiz çünkü HİÇBİRİMİZİN sınavı iyi geçmedi. Yani aramızda 30'un üstünde bekleyen bir Allahın kulu yok. Ama... Yapmaz di mi? O 10 puanı da vermez. Bir bahane bulur. Sonuçta IT'S HIGH SCHOOL LIFE CRUELTY BITCH! Olsun... Hayal kurmak suç değil ya. ;_;
Matematik sınavı çok moralimi(zi) bozmuştu ama bugünkü İngilizce sınavı iyi geldi. ^-^ Yani soruların hemen hepsinin cevabını bildiğim bir sınava girmek iyiydi. u_u Gerçi benim moralimi bozan şey Matematik sınavından da çok o Fizik quiz'iydi. Tam mat. sınavının olduğu hafta fizik konuları müthiş karmaşıklaştığı için sınavdaki 6 sorundan sanıyorum yalnızca birini doğru yapabildim ve cevaplarını velilerimize gönderecekmiş, yetmedi, bir de internette yayınlayacakmış! Ben sınav sonuçlarının sesli okunmasını bile salakça  buluyorum (Sadece öğrenciye sınav kağıdını veremezler mi? Niye herkes aldığınız notu duymak zorunda?) - bu apayrı bir seviye... Her neyse. Sözelim iyidir benim, inşallah Edebiyat ve Dil Anlatım'da da, Türkçe'de gösterdiğim istikrarlı başarıyı gösteririm. Sözel konusunda başarılı olmanın çok yararsız olduğunu düşünürüm çünkü sözel derslere az zeka ve az çalışmayla bile yine başarılı olursun ama matematik ayrı bir kafa istiyor. Bende de o kafa yok işte. Neyse... Belki sözel kafasına sahip olmak da o kadar fena değildir. Neticede normal insanların çalıştığından az çalışıyorum ve asıl mesele de bu zaten değil mi? Çalışmamak! *bu da koala kafası falan oluyor herhalde*
Ağzımı bozduğum yazı dedim ama pek de küfretmedim aslında. Ne bileyim, içimden gelmedi. Zaten tek planladığım matematikten bahsederken küfretmekti, e o da harbi koydu geçirdi ama. Neyse, sınavlar dışında okul hayatım iyi gitmeye devam ediyor. Okulda genellikle eğleniyorum ve okulun güzel geçtiği günleri çok seviyorum. ^-^ Yalnız sınıf arkadaşlarım şimdi ancak açılabildiğimi, yani çekingenliğimi ve sessizliğimi üzerimden yeni attığımı söylüyorlar. Haydaaa! Tamam, son zamanlarda okulda çenem daha çok açıldı ama  ben de yeni bir okula başlamış ve uyum sağlamaya çalışan herkes kadar konuşuyordum işte? Ama alnımda "bu çocuk fazlasıyla sessiz ve utangaçtır" mı yazıyor nedir,  ne yaparsam yapayım en azından ilk başta her zaman herkes tarafından "sessiz ve utangaç kız" olarak algılanıyorum. Belki  arada sırada diğerleriyle sohbet etmek ya da dışarı çıkmak yerine sınıfta kendi başıma takıldığımdandır ama ne yapalım abicim, sosyal böcük değiliz sonuçta. Canım her zaman konuşmak istemiyor, bazen resim çiziyor, kitap okuyor ya da ders çalışıyorum. Ya da bana çok sessiz olduğumu söylerlerken geçmişteki halimle karşılaştırma yapıyorlardır? Hmmm... Bence en büyük olasılık içimdeki psikopat kabuğunu soydukça çıkan ortaya çıkan mandalina gibi kendini gösterdikçe aslında ne kadar sessiz kaldığımı anlıyorlar. Şey bugün kendimi tutamayıp bir yığın saçma sapan anımı anlattım da. Sanırım şu an sınıfın şebeği gibi bir şeyim. Ben de "cevher" varmış en azından. İyi mi ettim kötü mü bilmiyorum. Tamam, herkes güldü, eğlendik falan ama ne bileyim... Yine garip olmak istemiyorum ya. Aslında normalde garip, yani farklı olmak sorun değil, tam aksine benim için bu bir iltifat. İtiraf edelim, belki hepimiz için olmasa da birçoğumuz için öyle an azından. Yoksa neden popüler kültür ürünü bebekler kendilerini tuhaf gibi göstermek için bir taraflarını yırtsınlar ki? Tuhaflık, gariplik, farklılık günümüzün modası. (Tabii millet farklı olayım derken farklı olmaya çalıştığının aynısı oluyor ya neyse.) Ama gerçekten tuhaf olduğunuzda, yani bir zamanlar damar fobiniz olduğunu açıkladığınızda ya da ilk kez regl olduğunuzda regl'nin ne demek olduğunu ve nasıl olduğunu bildiğiniz halde amansız bir rahim hastalığına tutulduğunuzu düşündüğünüzü söylediğinizde bu, moda olmuyor işte. Çünkü aslında moda olan tuhaf ya da garip olmak değil, öyleymiş gibi görünmek. Bu yüzden insanlar bana sesli şekilde "garip" ya da "tuhaf" dediklerinde bunu bir hakaret olarak algılıyorum. Bir de dün tören sırasında başıma kapüşonumu çekmiş, her zamanki psikopat bakışlarımla milleti kesiyordum. Tamam, o sırada başımdaki kapüşon ve psikopat bakışlarımla cidden psikopat göründüğümün farkındaydım ve rahatsızlık vermiyordu. Ama sonra biri bana seslendi,ben  ona doğru dönünce de korkup geriye sıçradı.Sonra da "Okulun ilk günlerindeki gibi psikopatlaştın yine" dedi. Birkaç kişi daha ona katıldı ve böylece hemen herkesin benimle ilgili ilk izlenimlerinin bir psikopat gibi görümdüğüm olduğunu öğrendim. Ve yorumlamama göre bu yüzümü açıkça göstermeye başlıyorum. Ama tepkilerine bakılacak olursa bunda bir sorun yok. Öte yandan bilmeden psikopat gibi durmam biraz dokunmadı değil. Yani... Niye psikopat gibiymişim ki? Bence ben çok normaldim. Naaaniii? :C Herneyse. -_-"
Haftaya okulca TÜYAP'a gideceğiz. (Şu an bir şey fark ettim ve bunun için ayrı bir parantez açmak istiyorum.  http://alicelawliet.blogspot.com/2012/11/bir-psikoloji-kitabndaki-teorileri.html#comment-form Bu yazıyı yazdığım zamanda TÜYAP'a gitmek için hazırlanıyormuşum ehe. ^^D Yani aradan neredeyse 1 sene geçmiş oluyor. Zaman ne de çabuk geçiyor... gibi bir şey demeyeceğim çünkü öyle değil. Üzgünüm ama aradan geçen zaman hiç de öyle kısacık bir zaman falan gibi gelmedi bana. -_-" Ne çok şey değişmiş, ben ne çok değişmişim. Bu arada sanırım geçen yıl TÜYAP daha geç başlamış. o.o Çünkü o yazıyı 22 Kasım'da yazmışım ben. Aslında geçen yılki TÜYAP anılarımı yazdığım bir yazım da vardı ama ne yazık ki onu silmişim. İşte bu yüzden artık çok ama çok anlamsız olmadıkça hiçbir yazımı silmiyorum. O günü çok iyi hatırlıyorum - çok güzel bir gündü. O günkü hislerimi yazdığım yazıyı silmemiş olsaydım gerçekten çok iyi olurdu ama aptal ben işte. Ne yaparsın? *gerçi hala akıllanmış değil, hatta şimdi yazdığı birkaç "saçma" yazıyı silecek*) Sınıfımızda oldukça kafa iki kız var, onlarla fuarı yıkıp geçmeyi planlıyoruz. Onlara Gerekli Şeyler standını ve Uykusuz standını göstereceğim çünkü Fırat anahtarlıklarımı çok beğendiler ve onlar da istiyorlar. Ayrıca birlikte Pegasus, Dex ve Dogan Egmont standlarına uğrayacağız. Sıra arkadaşıma Obsidiyen'i okuttum ve çok beğendi, ben öyle aman aman beğenmemiştim aslında ama ben 2, o da 3. kitabını alacak ve seriyi bitireceğiz. (Sıra arkadaşım yurtta kaldığı için benden kitap istiyor, böylece ona kendim okuduğum tüm kitapları okutuyorum. xD) Ayrıca ben Paranormal'in 3. kitabını da alacağım. Aslında serinin bitmesini hiç istemiyorum ama sonunda neler olacağını çok merak ediyorum. O seriyi de okuttum sıra arkadaşıma ama niyeyse o benim kadar bayılmadı (Obsidiyen'i daha çok seviyormuş), oysa ben 2. kitaptan sonra serinin hayranı oldum çıktım. Uyumsuz'u da Mekanik Melek gibi kitapçıda okumaya çalışıyorum ama olmuyor çünkü sonuçta bu sene dershaneye gitmiyorum, dolayısıyla kitapçıya da. Bu yüzden eğer görürsem onu da alabilirim. Ve elbette Hades'in Evi... Aslında kitap için o kadar heyecanlı değildim ama sonra -dayanamayıp spoiler'ı basıyorum, ona göre- Nico'nun Percy'ye aşık olması olayını öğrendim ve... FUJOSHI KALBİM HİÇ DURUR MU? Yalnız Riordan'ı buradan takdir etmek istiyorum. Bu kadar popüler bir gençlik serisinin bu kadar popüler bir erkek karakterin birçok insanın hoşlanmayacağını bile bile bir erkek karakterden hoşlandığını yazdığı için. Şahsen bence çok doğru bir hareketti, sırf yaoici olduğumdan demiyorum bunu - Nico'yu hiçbir kızla paylaşamazdım. :P Bir de Leo gay çıksa çok sevineceğim ama (Şöyle bir Jason'a aşık falan çıksa ne güzel olur. ^-^) imkansız, o çapkın çünkü. :P İlk kitapta Thaila'ya asılıyordu ama Thaila'nın bakirelik yemini olduğu için o iş olmaz sanırım. Athena'nın İşareti'nde Hazel'a asılmaya başlamıştı işin kötüsü. (Hazel'ı niyeyse HİÇ sevmiyorum. Hatta neredeyse Rachel kadar nefret ediyorum. Rachel'dan da nefret ederim çünkü - son derece salak, sinir bozucu, iki yüzlü ve gereksiz bir karakter bence.) Keşke Thalia ile, onunla olmayacaksa Reyna ile birlikte olsun. Zaten Percy Jackson'da sevdiğim hepi topu 3 kız karakter var: Reyna, Thalia ve Annabeth. Annabeth'e de kanım Athena'nın İşaretı'nde ısınabildi ancak. Piper'ı da seviyorum gibi. Ama onun dışında neredeyse tüm kız karakterlere gıcığım. Bu yüzden Leo olacaksa ya Reyna ya da Thalia ile olmalı bence. Ha, en iyisi kimseyle olmaması çünkü forever alone'luğu bence onu tamamlıyor. asdfghjkl  Yalnız beni bu kitap için bu kadar heyecanlandıran şey herkesin kitabın diğer esprilerle dolu kitaplara göre daha ağırbaşlı ve karakterlerin de daha olgunlaşmış olduğundan bahsetmesi. (PerNick olayı da bu söylentileri besliyor, sonuçta cesaret ve ağırbaşlılık isteyen bir iş gay aşkını işlemek de.) Gerçi Annabeth'in işareti de ilk seri ve Kayıp Kahraman'a göre (Neptün Oğlu'nu bilmiyorum ama, çünkü onu okumadım. xD O kitapta neler olduğunu ful diğer kitaplardan çıkardım. xDDD) bayağ ciddi bir romandı. Zaten Riordan her kitabında kendini geliştiriyor. İşte benim de o yüzden bu kitaptan büyük beklentilerim var, Rihard'ın Tartarus konusunda muhteşem bir iş çıkardığını düşünüyorum. Neyse, yeter bu kadar Percy muhabbeti. 0_0 Paragrafın %75'ini Percy Jackson'a ayırmışım resmen. 0_0 Gerçi PerNick olayını duyduğumdan beri PJ'ye olan hayranlığım bayağ arttığı için normaldır. Cuma günü kitabı almak için sabırsızlanıyorum. ^-^ Beni hayal kırıklığına uğrattığını düşünemiyorum...
Bu arada son yazımdan beri yaptığım diğer saçmalıklar:
1 - Okula yanlışlıkla kot pantalonla gittim. Sabah karanlığında elime geçen ilk pantalonu geçirmişim. Bunu da ancak te metroya gidince fark ettim. Ama ilk kez acayip panik olmama rağmen mantığımı kaybetmeyip durumu felakete çevirmemem akıllılıktı. Çünkü eğer annemi arayıp eve geri dönseydim büyük olasılıkla servisi kaçırırdım, eve dönünce de annem uykusu bölündüğü için bana çemkirip durur, okula giderken de onun bağırıp çağırmasını çekerdim. Oysa son derece mantıklı bir şekilde "Okuldan atılacak halim yok ya" diyip okula öyle gittim ve hiçkimseye yakalanmadım. (Üstelik o gün Pazartesi olduğu için tören olmasına rağmen.) 
2 - Öğretmenin sınıfta olduğunu fark etmeden sınıfa "IT IS NOOOW OOOR NEEEVEEER!!!!!" diye çığırarak girmek. Tüm sınıf + öğretmen bir sepsessiz dakika boyunca  gözlerini size dikerler ve sonra kahkahalar. Siz de "Eheheheheh ^^" Kusura bakmayın hocam, dalmışım da... ^^" " diye mal gibi sıranıza geçersiniz. Ama sonuçta It's my lifeee! It's now or never! I ain't gonna live foooreveeer! I just wanna live while i'm alive! IT'S! MY! LİFE!~!!!
3 - İngilizce sunumum vardı ve resmen bok ettim ama bundan bahsetmek istemiyorum, hatırladıkça yanaklarım kızarıyor ve başımı duvara vurasım geliyor. (Bu arada yanakları kızarmayan, göz altları morarmayan insanlar ne şanslı lan. Yanaklarımın kızarmasından nefret ediyorum. Üstelik öyle çabuk kızarıyorlar ki.)
Hatırlayabildiğim rezilliklerim bu kadar. 0_0 Rezillik katsayım mı düşüyor ne? Gerçi sayılamayacak kadar çok yaptığım rezillikleri hatırlayamamam daha büyük bir olasılık. -_- Neyse, yazacak daha fazla şey bulamıyorum, o yüzden haydi ben kaçtım bebeğim. (Evet, iğrencim, biliyorum.)
Not: Bu yazıyı bitirene dek TÜYAP'a gittim. Güzeldi ama niyeyse geçen yılki tadı alamadım. Herhalde geçen yılkinin hemen hemen aynısı olduğundandır. (Ama bu sefer daha çok kitap aldım bak.) Bir kere Gerekli Şeyler TÜYAP'a iyi hazırlanmamıştı. Yani geçen yılki posterlerden farklı olarak bir tek One Piece "aranıyor" afişleri vardı. Gerçi onlar da çok hoştu ama ben Hellsing posteri falan beklemiştim.
İşte Luffy şeysim. ^-^ Çok hoş değil mi ya?


    
Notnot: Dün banyodan çıkar çıkmaz yağlandığı için saçlarımı 3 kez yıkamak zorunda kaldım. Neredeyse o ancak 3 buçuk yaşında çıkmış tüm saçlarımı yolacaktım. (Bir avuç saçım var zaten.) Ama bugün sırf elbise giydim ve saçımı tokayla tutturdum diye HERKES bana "Çok tatlı olmuşsun x333" deyip yanaklarımı sıktı. Şikayetçi olduğumdan söylemiyorum bunu. Ben sevilmeyi severim. ^-^  Yeni sınıfımı seviyorum!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder