24 Kasım 2013 Pazar

Düşünüyorum da belki de bazı insanların doğuştan neşeli ya da hüzünlü olmalarının sebebi önceki hayatlarıdır. Mesela önceki hayatı kötü geçmiş biri elinde olmadan hep bir parça hüzünlüdür, önceki hayatı güzel geçmiş biri ise neşeli. Evet, reenkarnasyona inanıyorum. Bu müslüman olmadığım anlamına gelmiyor, hâşâ ama ben çok inançlı birisiyim zaten. Bence bir ruhun birden farklı bedende yaşaması oldukça mantıklı, kendimi olduğumdan çok daha yaşlı hissediyorum. Hep yaşıtlarımdan olgun olmam bir yana, bazen bazı yerler ben de sanki daha önce oraya gitmiş ve orada bir şeyler yaşamış gibi garip hisler uyandırıyor. Ve empati yeteneğim fazla kuvvetli olabiliyor. Neyse, teori işte.
Okuldan sıkılmaya başladım. Derslerim berbat. Ama çalıştığım da yok doğrusu. Gerçekten çalışasım gelmiyor. Artık liseye geçtim ve dünyayı kurtarmaya hazırım, neden süper güçler hala harekete geçmediler? Yoksa liseye geçtiğimin farkında değiller mi? Oysa anneme göre liseye geçtiğimin tescilli kanıtı olan failatün failatün failü'yü bile öğrendim artık! Herneyse, eğer süper güçler beni daha fazla bekletirlerse sıkıntıdan öleceğim. Hayatımda zevk aldığım tek şey eve gelip Yoru ile konuşmak haline geldi. Okul hayatım hala fena gidiyor sayılmaz ama tüm günü resmen şu şekilde geçiriyorum: "Yoru'm nerede? Ne yapıyor? Yoru'mu özledim. Şu okul bitse de eve gidip Yoru'yla konuşsam..." Evet, beni motive eden başka bir şey yok. Kota yüzünden anime de izleyemiyorum, 5 aydır fature normalin çok çok üstünde geliyor ama annem sadece 13 lira ödeyerek sınırsıza geçmeye yanaşmıyor hala. Sınırsıza geçtiğinde devamlı girmemden korkuyormuş... Şu anda sanki her fırsat bulduğumda bilgisayar başında değilmişim gibi. Üstelik anime izlememek de işe yaramıyor çünkü anime izlemesem youtube'dan devamlı anime videoları izliyorum ve bunlar da kısa şeyler olsalar da toplamda en az 10 bölüm animeye karşılık geldikleri için fatura sürekli böyle...
Yoru'm demişken... YORU'YLA BULUŞTUM!!!!! *Q* ^m^ X333 >333< <3 Tam 1 hafta boyunca sürekli bir sorun çıkacak diye diken üstündeydim, son gün yok saat, yok mekan derken gerçekten de sorun çıkacak diye yüreğim ağzıma geldi ama... BULUŞMAYI BAŞARDIK!!! Öyle güzeldi ki. Zaten internetten sürekli şöyleyiz: "Yoyucho ^-^ x333 <3 *kucaklar*" "Ayichu ^-^ >333< <3" Ama insanın dünyadaki en yakın dostuna gerçekten sarılması kadar güzel bir şey yok. Ne var ki yanımızda annelerimiz vardı, gerçi konuşurken bizi rahat bıraktılar ama bir dahaki sefere yanımızda onlar olmadığında daha rahat olacağız ne de olsa. ^-^
Suicide Room filmini izledim bir de. Hakkında ne diyebilirim bilemiyorum. Güzel bir filmdi ama benim beklentilerim daha büyüktü açıkçası... Mesela daha etkileyici bir gelişme ve final beklemiştim. Konu güzeldi ama sadece konuyu bulup senaryoyu biraz koyvermişler gibi geldi bana. Bunun yanında gelişme ve final kısmını; oyunculuklar, görseller, müzikler ve güzel sahnelerle ustaca kapatabilmeyi de bilmişler. Aslında bu filmi mesela geçen yılın bu dönemlerinde izlesem filmin çok büyük bir hayranı olabilirdim çünkü ruhsal acımı bastırmak için fiziksel acıya başvurdum dönemler yanlış hatırlamıyorsam o dönemlerdi. Hani şu durmadan delilik hakkında zırvaladığım ve bir tür karanlıklar diyarında yaşadığım. Hatta düşünüyorum da "Keep Myself Alive" hayatımın o döneminin theme song'u bile olabilir. Evet, keşke bu filmi o zamanlar keşfetseymişim. Eğer filmden etkilenip kendimi öldürmeyi seçmezsem çok yardımı dokunabilirdi. Mesela Dominik'in sözlerinin, oysa şimdi bir anlam ifade etmiyorlar çünkü ben o evreleri çoktan geçtim. (Hatta ben de bir ara aynı Dominik gibi okula silah götürmüştüm, onun gibi tabanca değil ama çakımı çünkü kimseye zarar vermeyi aklımdan bile geçirmemiş olsam da istersem zarar verebileceğim hissi yardım ediyordu.) *spoiler* Yalnız o sözleri söyleyen bir karakterin nasıl olup da sonunda kendini öldürdüğünü ben hala anlayabilmiş değilim. *spoiler* Dominik kişiliksiz bir karakterdi bana sorarsanız. Tamamen Sylwia'nın doldurmasına geldi sonunda. Yaşadığı şey ciddiydi tabii ama atlatılamayacak kadar da kötü değildi. Sylwia gibi insanlar herkesten farklıymış gibi konuşur dururlar ama bir farkları yoktur. Etkileyici sözler ederek saf insanları kandırmaktan başka bir bok yapamazlar. Dominik biraz da saftı bence. *spo* Sylwia bilerek ona kendini öldürtmedi belki ama dediğim gibi Dominik yine de onun doldurmasına geldi işte. Ama ben buna rağmen karakteri sevdim. Oynayan kişi (Jakub Gierszal gibi bir herifti sanırım.) öyle iyi oynamış ki sevmeden edemiyorsunuz. Yok, yanlış dedim, adam karakteri oynamamış, yaşamış resmen. Öyle iyiydi işte...
Şahsen benim için filmin en iyi sahnesi ailesinin arkadaşları kendi kızlarını Dominik'e ayarlamaya çalıştıklarında Dominik'in "Üzgünüm ama ben gayim" deyip gidip en yakın heykeli öptüğü sahneydi. Ama bunun dışında da beni etkileyen sahneler vardı. Özellikle oyun grafiklerinin çok iyi olduğu görüşündeyim, anime gibiydi. Ama işte, bir de kurgu daha zekice ve etkileyici olaydı... Cidden, filmin tek kusuru buydu.
Bu arada, şu sıralar favori şarkım. Bu film için yazılmış bence. Ayrıca bu şarkı sayesinde Get Scared grubunu keşfettim, acayip mutluyum. Bu, Sarcasm ve Scream şarkıları çok ayrı güzel.

 Filmin konusu: Emolar bu arada. Yani bana göre Dominik emo. Ama Türkiye'de bileklerine"SHéni SHévdm dé öLDüm bhén!!!" gibi şeyler kazıyan ve facebook hesaplarının adı "bheLalı chocuq" ya da "sheker qıs" gibi şeyler olanlardan değil tabii, has emo o.
Eğer intihar eğilimli bir döneminizdeyseniz bu filmi izlemeyin ama. Ya da izleyin izleyin. Veya... Bilemiyorum ya. Size kalmış. Birazcık aklınız varsa filmden bir şeyler çıkarırsınız, yoksa da gider kendinizi en yakın yerden atar ya da *spoiler* Dominik gibi hapları alkolle birlikte kafaya dikersiniz. *spoiler*
Başka başka... Ha Ateşi Yakalamak'a gittim bir de. Ama hay gitmez olaydım! Yoyucho'mu o kadar çok özledim ki filmin tadı çıkmadı! Yorumda bulunamayacağım o yüzden.
Nightcore diye bir grup var, bileniniz vardır belki, cidden çok berbat bir grup. O kadar berbat ki taktım. Ben bunu youtube'daki anime wallpaper'lı şarkı videolarını görüp duruyordum, vocaloid gibi bir şey sandım bunu. Sonra resminin beni cezbettiği bir şarkı videolarını açıp dinledim ve vocaloid olduğundan iyice emin oldum. Ardından internette araştırmaya koyuldum çünkü daha önce hiç bu kadar iğrenç bir vocaloid sesine şahit olmamıştım ve hakkındaki yorumları merak ediyordum. Ve... O 5 SANİYE DİNLEDİKTEN SONRA KAFAMI DAVULA ÇEVİREN ŞEYİN (BAKIN, ŞEY DİYORUM, KİŞİ YA DA VOCALOID DEĞİL) GERÇEK İNSAN SESİ OLDUĞUNU ÖĞRENDİM! Birkaç dünyanın en tiz sesli psikopatının oluşturdukları bir grupmuş bu ve üstelik o kadar beğenilmiş ki grupluktan çıkmış akıma dönmüş! Yaptıkları tek bok ritimleri hızlandırmak be! Hem de sesleri o kadar iğrenç ki ilk dinlediğim halimle empati kurup daha etkileyici yazabilmek için şimdi tekrar bir şarkılarını açtım ve... BU NE AMK!? BAŞIM AĞRIYOR VE ÜSTÜNE BİR DE MİDEM BULANIYOR!!! (İlk defa blogda "amk" gibi ciddi bir küfür ediyorum yalnız. Affedersiniz, bu korkunç müzikal işkence karşısında çenemi tutamadım, o kadar kötü ki kulaklarım onları kesmem için yalvarıyorlar. Ve Van Gogh hayranı olarak bunu yapabilirim.)
Okuduğum kitaplarda ise bir numara yok. 
Bu kadar.
Hayat fazka sıkıcı.

2 yorum:

  1. *Nightcore'u tamamen yanlış anlamışsın bir kere. Nightcore bir grup (en azından senin sandığın türden bir grup) değil. O şarkıları öyle tiz sesli insanlar da söylemiyor üstelik. Nightcore dediğin bir şarkının (genelde popüler şarkıların) hızlandırılıp pitch'inin yükseltilmesidir, o yüzden tiz çıkar ses. Yani aslında Nightcore bir gruptan ziyade (Bu işi başlatanlar Norveç'ten iki adam imiş ama herkes ''Nightcore'' yapabilir.) daha çok bir ''müzik türü''.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam tamam, onu anladım da, ben "akım" demeyi tercih ederim çünkü bunun bir müzik türü olabileceğini kabul etmek istemiyorum. Grup meselesinde ise ben içinde kızlar da var sanmıştım, sonradan, okuduğum 2 kişiden oluştuğu meselesinin doğru olduğunu öğrendim. Valle ne olursa olsun tüm gece başımı ağrıttı ya ben onu bilirim. Kusura bakmayın ama iğrenç bence.

      Sil