15 Aralık 2013 Pazar

Bugün Otaku Günüymüş Yav

Valla facebook'taki tüm anime sayfaları, arkadaş listemdeki anime izleyicileri falan öyle diyor. İnternette bir araştırma yapmadım ama animeciler öyle ilan etmişse, öyledir. Zaten anime hakkında yazasım da vardı.
Anime izlemeye başlayalı iki yıl oluyor ve ondan önce nasıl bir hayatım olduğunu HATIRLAMIYORUM. Daha doğrusu sanal hayatımı hatırlamıyorum. Yani internette ne yapıyormuşum ki? Her neyse.
Anime bence bu dünyadaki en güzel şeylerden biri ve benzersiz bir şey. Kitaplar kadar olmasa da - çünkü kitaplar TAMAMEN bizim hayal gücümüze hitap eder. Yani kitaplarda yazanları kendimize göre en güzel şekilde hayal edebiliriz. Ama bana kalırsa film ve diziler animenin yanında solda sıfır kalıyor. Benim hayatımda sinemaya gitmediğim halde başından kalkmadan izlediğim tek şey Death Note'du mesela. Ben film ve dizi izlerken çok sıkılıyorum. Bu yüzden tüm dizi ve filmler animeye çevrilse şahsen benim için hiç sorun olmayacağı gibi müthiş de olur. *-* xD Çünkü anime çizimlerden oluştuğu için dizi ve filmlerde asla rastlayamayacağınız kadar müthiş görüntüler oluyor. Mesela devasa bulutlarla kaplı anime gökyüzülerinin güzelliğini hangi dizi ya da filmde bulabilirsiniz ki?
Şu resme bakmak, insanın içini ferahlatıyor resmen.
  
http://s4.goodfon.com/wallpaper/previews-middle/541466.jpg 
 http://www.bubblews.com/assets/images/news/529729922_1386864054.jpg 
Görsellerde resimlere bakarken hangisini koyacağımı bilemedim... İşte bunlar hep hayal gücünün el yeteneğiyle birleşmiş hali.
Sonracığıma animelerin en sevdiğim özelliklerinden biri de hayattaki çok küçük ayrıntıların ne kadar güzel olduğunu göstermesi. Mesela yaptığımız sıradan hareketler animelerle bambaşka anlamlara kavuşuyor. (En azından benim için öyle hani.) Örneğin şu gözlüklü karakterlerin meşhur orta parmaklarıyla gözlüklerini düzeltme hareketini kendiniz ya da bir başkası yaptığında yüzünüzde bir sırıtma oluşmuyor mu? Şahsen ben servisimdeki kızın ne zaman o hareketi yaptığını görsem gözlük camları beyaz beyaz parlamaya başlayacak ve ortaya dahice bir fikir atacakmış gibi hissediyorum. (Ama gerçekte galiba kızda tik var.) Ya da biri kollarını başının arkasında kavuşturup kocaman gülümsediğinde "Naruto! / Black Star!" (o hareketten bahsedince aklıma gelen ilk anime karakterleri) diye boynuna atlayasım geliyor ve o kişiye otomatikman bir güven doğuyor içimde. Veya başka popüler anime mimiklerinden yaptığında... Sonra bir de yaprakların uçuşması gibi klasikler var. Nelerden bahsettiğimi anlamışsınızdır işte. Eskiden bu tür şeyler önemsizken bir kez anime izledikten sonra hepsi size kendinizi başka bir boyutta gibi hissettiriyor. Ayrıca yere düşürülmüş bir defterin, siyah kelebeklerin ve okul terasının önemini ancak otakular kavrayabilir.
Bir de anime izlemek insana bunlar dışında da harbi çok şey katıyor. Size anime izlemeye başlama hikayemi anlatayım. Choco-sama anime izliyordu, ben de onun blogundan görüp başlamaya karar vermiştim, nasıl hatırlamıyorum ama herhalde adı yüzünden "Death Note"u seçtim. (O sıralar en yakın arkadaşım ardında hiçbir iz bırakmadan sırra kadem bastığı için bayağ ağır depresyondaydım.) Görsellerden resimlerine biraz bakınca da etkileyici gelmişti. Böylece bir gün ilk bölümü açtım, o mükemmel opening çıktı karşıma ve size yemin ederim o an nasıl da şöyle düşündüğümü hala hatırlarım: "Bu şey hayatımı değiştirecek." Aynen öyle oldu. Anime izlemesem şu an nasıl biri olurdum, ne yapıyor olurdum çok merak ediyorum ama animelerin hayatıma kattığı şeyler paha biçilemez, onu biliyorum. Bir kere başta L olmak üzere birçok anime karakteri bana o zamana dek hayatımı cehenneme çevirmiş farklılığımın bir gurur kaynağını olduğunu öğretti. Sonracığıma beni önyargılarımdan kurtardı. Mesela anime izlemeden önce ben ciddi bir homofobiktim abi. Önemli bir sebebi de vardı tabii ama yine de bu ne kadar iğrenç olduğunu değiştirmiyor. Oysa şu an bırak gayleri yadırgamayı, kendim gay olsam bile bununla hiç derdim olmaz. Ha bir de insanları zekileştirmesi var. Zekileştiriyor abi, bunu inkar edemeyiz. Çünkü animelerin çoğu insanı düşünmeye iten şeyler. Tamam, Boku no Pico gibi gerçekler de var ama Death Note, Rainbow ya da Gantz gibi animeler de var. Aslında kaliteli ve iyi animelerin tümü zaten insanı düşünmeye sürükler. Bir de düşünmeyi de bırakın, animeler insana yalnız olmadığını gösteriyor. Ne zaman kendimi garip, yalnız ve dışlanmış hissetsem Death Note'u açıp kendimi o duygulara yer olmayan dünyanın ortasına bırakırım. Ya da ne zaman umutsuzluğa düşsem Zetsubou-Sensei'nin hayat dersleri ile kahkahalar boğulup kendime gelirim. Bazense moralim bozuktur, neşemi yerine getirecek şöyle hem eğlenceli, hem iç ısıtıcı bir şeyler isterim ve Kimi ni Todoke hemen derdime derman olur. Animeler böyledir işte, izleyecek bir şeyden çok arkadaşınız gibidirler. Duygularınıza ortak olurlar, öyle replikler vardır ki "sanki düşüncelerimi okuyorlar da yazıyorlar" dersiniz. Üstüne üstlük bu duygular yine hayal gücü ile el yeteneğinin birleşimi sonucu mükemmel mimiklerle çizilince, hayran kalmamak elde olmaz. Bu yüzden ben bir otakuyum işte ve evet, "otaku" diyorum - her ne kadar kendimi animeye adamış olmasam da.



1 yorum:

  1. O gözlük hareketini ben de yapıyorum gözlük takan insanlarda oluşan bir alışkanlık olmalı sdfgh

    YanıtlaSil