30 Ocak 2014 Perşembe

Delilik bir akıl durumu değil, bir yerdir.

What have you done Alice?

Şu an beni Alice olarak tanımanızı sağlayan oyun, Alice Madness Returns ne kadar olduğunu hatırlayamadığım yıllar önce D&R'da gördüğüm bir oyundu. Açıkça söylemek gerekirse (Daha önce bunun aksini söylemiş ya da bunu belirtmemiş olabilirim.) Alice Madness Returns'den önce Alice Harikalar Diyarı benim pek ilgimi çeken bir eser olmamıştı. Daha doğrusu, bu kitapta o kadar ne bulduklarını anlamıyordum. Tüm çocuklar böyle hayaller kurmaz mıydı? Bir çocuğun sıradan hayallerinin kitapta toplanışıydı işte! (Şu an bu kitaptan bu kadar hoşlanmamın sebebi büyümüş olmam. Artık küçük bir çocuk değilim ve sadece kendi dünyamda yaşamıyorum. Ne yazık ki aynı zamanda da hayal gücüne yer olmayan bir dünyada yaşıyorum ve hayal gücü meğer zor bulunan bir lüksmüş. Benim hayal dünyam bana yettiği için Alice'in Harikalar Dünyası'na ihtiyacım yoktu ama şimdi onun gülmeye ve eğlenmeye ihtiyacı olan çocuklar ve yetişkinler için ne kadar önemli olduğunu anlıyorum.) En azından ben kitaptakilerden çok daha fazlasını kendi hayal gücüme sığdırabiliyordum. (Bir kendi hayal gücünü övme seansı daha, evet... Sahip olduğum başka bir şey yok, ne yapalım?) Ama Alice Madness Returns... O çok farklıydı çünkü o bildiğimiz Harikalar Diyarı'nı bambaşka bir açıdan ele almıştı. Onu kanlı bir cehenneme çevirmişti. Bildiğimiz klasik sarışın-mavi gözlü Alice tasvirinin aksine siyah saçlı ve delici yeşil gözlü, önlüğü kan lekeleriyle kaplı, elinde kanlı bir bıçak tutan Alice tasvirine aşık olup oyunu biraz araştırınca bu cehenneme hayran kaldım. Ama ilk başta o kadar ilgimi çekmesine rağmen satın alamamıştım çünkü bayağ pahalıydı. Hem de o sırada teyzemlerde kalıyordum yani annem olmadığı için bana oyunu alacak kimse yoktu. Sonra da oyun resmen sırra kadem bastı! O kadar aradım ama bir türlü bulamadım. Sonunda bulduğum ise yine teyzemlerleydim ama bu sefer param vardı. Ne var ki bu sefer de kuzenim "indiririz" diye aldırmadı. O gün onun sözüne inandım ya hala bu yüzden kafamı sikmek istiyorum. (Yapabilsem çoktan yapmıştım.) İndirdiler ama tam 10 GÜN SONRA. Bir de sonra o oyunu benim bilgisayarıma aktaramadık.  O yüzden hayatımda ancak 1 kez oynayabilmiştim. (Sonra korsanını buldum ama bir türlü alamadım işte.) Ama geçen hafta yıllar sonra tekrar oyunu nihayet kendi bilgisayarıma indirebilmeyi başardım! Rusça ama olsun. (Theta hariç hiçbir crack çalışmıyormuş zaten ama ben theta crack'i de indiremedim.) Ne de olsa hemen hemen tüm kontrolleri hatırlıyorum. Hem oyundan mahrum/uzak kaldığım onca zaman boyunca tüm videolarını falan izlediğimden her şeyi hala aklımda. Daha oyunu yeni indirdiğim ve oynamaya pek fırsatım olmadığı için henüz çok ilerleyemedim ama Harikalar Diyarı'na döndüm ya benden mutlusu yok!
 
Biraz oyunun konusundan bahsedeyim. Şimdi bu aslında American McGee's Alice'in devamı ama bu oyunu oynamak için ille onu oynamanız gibi bir şart yok. Ben oynamadım mesela. Ama Spicy Horse'un yaptığı güzelliklerden biri de ikinci oyunu birinci oyunla birlikte getirmiş. Yani bir yerden satın alırsanız menüde ilk oyun American McGee's Alice de var. Oyunun İngilizcesini elime geçirebilir ya da oyunu bir yerlerden alabilirsem Alice Madness Returns'den hevesimin hiç değilse birazını alınca oynamayı düşünüyorum. Ama şart mı değil. Zaten Alice Madness Returns'ün American Mcgee's Alice'den daha çok ses getirdiği bir gerçek. Oyunu oynayan birçok kişinin American Mcgee's Alice'den haberi bile olmayabilir. Alice'in başına gelen her şeyi, ailesini yangında kaybettikten sonra akıl hastanesine gidişini, Harikalar Diyarı'nın cehennemene dönüşünü Alice Madness Returns'de öğreniyorsunuz. Aslında, iki oyunun konusu da aynı, Alice'in akıl sağlığını geri getirmesi için Harikalar Diyarı'nı kurtarması gerekmektedir. Ama devam oyununda Harikalar Diyarı'nı temizlemeye çalışırken bir yandan da geçmişinizin unuttuğunuz parçaları birer birer su yüzeyine çıkıyor. Zaten Harikalar Diyarı Alice'in aklının bir temsili. *spoiler sayılabilir* Hatta belki de daha fazlası... *spoiler sayılabilir*
Neyse, oyunumuz, Alice'in bir yıldır kaldığı Home Sweet Home yetimhanesinde başlıyor. "Go to Wonderland" diyor yetimhanedeki Doktor Bumby ve Alice'in hikayesine (yani hatırladığı kadarına) kısaca tanık oluyoruz. Ardından Alice ilaçlarını almak için yetimhaneden çıkıyor ama sokakta karşılaştığı beyaz bir kedi merakını cezbediyor ve kediyi kovalamaya başlıyoruz. Merak, kediyi öldürür, Alice'i ise Harikalar Diyarı'na götürür. Sokakta karşılaştığımız akıl hastanesinden tanıdığımız bir hemşire bizi biraz daha geçmişe götürüyor ve sonunda kendimizi Harikalar Diyarı'nda buluyoruz!
Hiç unutmam, ilk oynadığımda oyunun o ilk kısmını, Pewdiepie'ın 5 dakikada bitirdiği o kısmı ben 1 saatte geçmiştim. Beceriksizlikten değil, beceriksizdim de elbet ama ondan değil, mekanın her metrekaresini incelediğimden. Allahım o grafikler... O mekanların güzelliği... O zengin hayalgücü... Tamam, kontrolleri zor bir oyun olabilir. Tamam, kendini tekrar ediyor olabilir. Tamam, çok fazla bug vardır. (İnanıyorum ki o "şemsiye" oyunu oynayan herkese illalah getirmiştir.) Ama eğer oyun size domino taşları üzerinde zıplamaktan, bebek evlerinde koşuşturmaktan yahut bulutların üzerinde süzülmekten keyif aldırabiliyor, kısacası sizi gerçekten Harikalar Diyarı'ndaymışsınız hissettirebiliyorsa tüm bunlara değer bence. Mcgee ve Spicy Horse teknik bakımdan en iyi oyunu yapmamış olabilirler belki ama hayal gücü bakımından 1. sıraya oynar diye düşünüyorum.Yani başka hangi oyunda kara biber öğütücüsüyle kanatlı vida avlayabilirsiniz ya da salyangoz kabuklarının içinden diş toplayabilirsiniz ki? Ayrıca gerek oyun yüklenirken altta yazan kısa replikler olsun, gerek daimi dostumuz Cheshire Cat'in replikleri olsun, gerek de Alice ile Doktor Bumby arasında geçen diyaloglar olsun ben bu kadar edebi bir başka oyun da görmedim.
 
Konu güzel, mekanlar harika, e tema zaten şahane... Gelelim genel görüşün Spicy Horse'un çok daha iyi iş çıkaramadığı hakkında olan teknik şeylere. Bir kere oyunu azıcık olsun araştırmışsanız mutlaka duymuşsunuzdur: Yukarıda da belirttiğim gibi çok fazla bug sorunu var. Ama bu bug'lara alternatif çözümler internette mevcut. Bir de oyun kontrolleri başta zor geliyor ama sonradan alışıyorsunuz. Ayrıca bazı gamerlar savaş sahnelerinden yakınmışlar ama şahsen ben savaş sahnelerini, silahları, hatta yaratıkları sevdim. Tamam, bazı savaş sahneleri çok karışık oluyor, sonracığıma oyunun sonlarına doğru kafasına kafasına tekrar tekrar da vursanız histeri moduna girmeden öldüremeyeceğiniz yaratıklar peydahlıyor. Ama ne bileyim, seviyorum ben, zor durumlarda mavi kelebekler eşliğinde ışınlanarak sıvışmak gibi özellikler çok kullanışlı bence.  (Gerçi sorsanız sen bu oyunla ilgili neyi sevmiyorsun diye verecek bir yanıtım yok.)  Sevmediğim tek şey savaşlarda her şeyi kullanamamanız. Mesela önünüzdeki yol canavarlar dışında açık da olsa küçülerek aradan sıvışamıyorsuz. (Tamam tamam biliyorum, yok öyle bir dünya, vurmayın. xD *beceriksiz gamer işte*) Örneğin oyunun daha ilk kısmında var öyle bir yer. Hatta tam da şu an kaldığım yer. İlk oynadığımda da orayı geçememiştim, oyunda en çok zorlandığım yerdi, benim yerime kuzenim geçmişti. Her ne kadar uzaktaki şeyleri vurmak için kullanışlı olsa da Karabiber Öğütücü'den hiç haz etmiyorum. En sevdiğim silah klasik Vorpal Blade. Çıkardığı sese hastayım.
Şimdi oyunun + ve -'lerini şöyle bir toparlayalım. Artıları; Alice, hikaye, mekanlar, tema, görsellik, grafikler, yaratıcı hayal gücü ve tüm bunların mükemmel işlenişi. Eksileriyse dediğim gibi oyundaki hatalar, duraklamalar, kontroller. Bir de bence bu oyunu herkes sevemez. Bir kere bir korku oyunundan beklentiniz salakça jumpscarelerse ve durdurak bilmez pata kütelerden hoşlanıyorsanız bu oyun muhtemelen sizi tatmin etmeyecektir. Çünkü Alice Madness Returns ancak geldiğiniz her yeni mekanda etrafınıza şöyle bir bakmak size keyif veriyorsa ya da çetin bir savaşın ortasında bile öğelerin gotikliğinden zevk alabiliyorsanız sevebileceğiniz bir oyundur.
Şahsen Alice Madness Returns'ün benim için yaratılmış olabileceğine gerçekten inanıyorum. Düşünüyorum, düşünüyorum ama benim için, bundan daha güzel bir oyun hayal edemiyorum. İlk ciddi ciddi oynayıp bitirdiğim oyundu ve başka bir oyundan bu oyundan aldığım zevki alabileceğime ihtimal bile vermiyorum. Ben çoğu zaman en çok sevdiğim şeylerden bile TAM olarak tatmin olmam. Mutlaka benim daha iyi yapabileceğim en az bir nokta bulurum. Fakat Harikalar Diyarı'nı GERÇEKTEN yapabilecekleri en iyi şeye uyarlamışlar. Hiç savaş sahnesi olmasa bile ben sadece domino taşlarından atlayarak, anahtar deliklerinden geçerek, karttan karta zıplayarak, kaydıraklardan kayarak ve o mekanları didik didik karışlayarak oyundan gene maximum zevk alacağıma eminim ama dövüşler olmasa kim satar kime satar? Hem işin delilik kısmı da oyuna çok başka bir hava katıyor. Alice Madness Returns gerçekten eşsiz bir şey ya. Hakkında ne yazsam duygularımı tam olarak dökemem sanırım. Bir insanın sevdiği her şey (delilik, kan, gariplik vs.) bir oyunda mevcut olabilir üstüne üstlük tüm bunlar gotik bir tema ile işlenebilir mi? Oluyor! Bu oyunu sadece bir oyun olarak tanımlamam mümkün değil çünkü resmen sanat eseri.  Sanırım Lewis Carroll bile görse şapka çıkarırdı. Tim Burton'ın ise eğer oyunu görmüşse "Nasıl bunun gibi bir film yapamadım nasıl, nasıl, nasıl!?" diye kafasını duvarlara vurduğundan kesinlikle eminim.
 Bir de başta da belirttiğim gibi kendime oyundaki Alice Liddell yüzünden Alice nickini verdim. Kendimle oldukça özdeşleştirdiğim bir karakterdi. Özellikle bu oyunu oynadığım sıralar bir takım nedenler yüzünden benim de akli dengem pek yerinde olmadığından. Gerçi doğduğumdan beri ne zaman oldu ki?  "We all are a little mad" sonuçta. Neyse. Alice'in çok sempatik bir karakter olduğundan emin olabilirsiniz. Arada delleniyor ama iyi kız. Harikalar Diyarı'nın dışındaki saf ve ürkek tavırları ve kaydıraktan kayarken attığı kahkahalarla yüreğinizi dağlar, Harikalar Diyarı'ndaki cesur ve kararlı Alice olarak onu bunu biçerkense kendine hayran bırakır. Oyunun sonunda ise ağzınızı açık bırakıyor zaten ama spoiler yok elbette. *vermemek için kendini zor tutuyor* Spoiler yok ama şu kadarını söyleyeyim oyunun bayağ çarpıcı bir sonu var.
Bu arada oyunla ilgili sevdiğim şeylerden birini daha belirteyim. Bildiğimiz Alice Harikalar Diyarı'nda hikayesini değiştirmiyor. Bildiğimiz hikayeden sonra ne oldu sorusuna alternatif bir yanıt getiriyor yalnızca. Ayrıca oyundaki Alice'in tam adı: Alice Liddell. Belki Alice Harikalar Diyarı'nda hikayesini Charles Dodgson'ın (Lewis Carroll'ın gerçek adı.) Alice Liddell isimli gerçek bir kız için yazdığını duymuşsunuzdur. Yani oyun kitaba bayağ bağlı aslında. Hatta gerçek hayata bazı başka ciddi atıflar da yapmışlar ama bahsetmeyeceğim çünkü ciddi spoiler olur. Bundan bir önceki yaz tatilinde (ki hayatımın en sıkıcı yaz tatiliydi) Bay Dodgson'ın hayatı ve kitap hakkında birçok araştırma yapmış ve bu araştırmalarım sonucu bir yazı yazmıştım. Belki bu yazıyı yakında yayınlarım ve yazıya spoiler içeren teorimi de eklerim.
Size oyun hakkında önerebileceklerim toplayabildiğiniz tüm dişleri toplayın çünkü Alice'in güzelim elbiselerini dişler sayesinde alıyorsunuz. Bir de özellikle ilk bölümden sonra sık sık küçülüp etrafı inceleyin çünkü küçülmedikçe görünmez olan gidiş yolları olabiliyor. Küçülmek çok kullanışlı tabii ama büyümek öyle çok işe yaramıyor.
Bir de şuraya bir göz gezdirmenizi öneririm. Bakmak bile insana ilham veriyor yarabbi. ❤ Söz konusu AMR olunca başka birçok güzel galeri de bulabilirsiniz.  
 Son olarak bir de Alice Otherlands bir proje vardı ama ona ne oldu tam olarak bilmiyorum. Bu yıl Aralık'ta DVD halinde satışa sunulacak kısa filmler. Başta oyun olacakmış aslında ama niyeyse EA istememiş. Animasyon stili şumun gibi olacaksa fazlasıyla müthiş olacağını söyleyebilirim.
Umarım inceleme sayılmak için çok fazla fangasm içeren yazımdan keyif almışsınızdır! Şimdi gelelim bana... Benim de Harikalar Diyarı'na düşmeye ihtiyacım var bu aralar. Gerçi  bu imkansız çünkü evden dışarı çıktığım yok ve evde tavşan deliği bulabileceğimi hiç sanmıyorum. Neyse. Tüm gün uyumak istediğim garip bir ruh halindeyim. Tatil, istediklerimi yapıyorum, senelerdir tekrar oynamak için can attığım oyunu indirebildim. Öyleyse neden böyleyim? Ben gerçekten okuldan nefret ederim. Eskiden mesele sınıf arkadaşlarım, öğretmenler falan filanken bu anlaşılabilir bir şeydi ama şimdi sınıf arkadaşlarımı da, öğretmenlerimi de seviyorum ama buna rağmen bir dönem boyunca okula gitmemek için neler yaptığıma inanamazsınız. Tüm arkadaşlarım tatillerden sıkıldıklarından yakınırken ben bu güne dek bir kez olsun yakınmadım. Evde yalnız başıma vakit geçirmeye alışığım ve seviyorum. Ama nedense bu tatilde ölesiye sıkılıyorum. Gerçi yarından sonra tatilim bitiyor sayılır çünkü annem izin alıyor ve beni bayağ ders çalıştıracaktır. Ayrıca çok fazla grup ödevi var, yani sık sık ödevler için sınıf arkadaşlarımla bir araya gelmek zorunda kalacağız, üstelik muhtemelen ödevleri halletikten sonra gezeceğizdir de... Bir de ilgilenmem gereken kendi arkadaşlarım var tabii. Tüm bunları hesaba katınca yarından sonra beni yoğun ve tüm gün anime izleyip oyun oynama (Alice Madness Returns dışında bir de Limbo ve Alice Mare diye bir oyun oynuyorum. Limbo biraz durgun bir flash oyun ama benim hoşuma gitti. Alice Mare ise oynadığım en güzel rpg'lerden. Bildiğimiz klasik peri masalları hakkında. Gerçekten çok hoş bir oyun.) tempoma elveda etmek zorunda bırakacak bir program bekliyor. Kafamı dağıtabileceğim için hiç şikayetçi değilim. Şey bay bay o zaman!
Not: Günlerdir kumanda paneline giremiyorum, boş sayfa çıkıyor, arama çubuğundan yayınlar kısmına ve diğer kısımlara girebiliyorum ama. Bu sadece bana mı oluyor? Yeni yazı yazan varsa haber versin de okuyayım. 
Notnot: Alice Madness Returns indirmiş olan varsa düzgün bir indirme linki verebilirse çok memnun olurum. Tamam, kontrolleri biliyorum falan ama elbette İngilizce oynamayı, Rusça oynamaya tercih ederim.
Notnotnot: Bana şans dileyin de geçeyim artık şu vidalı kısmı. Daha tam olarak Harikalar Diyarı'na bile gelemedim yahu! Üstelik benim için o bölümü geçecek kuzenlerim de yok. ;_; Kendi başımın çaresine bakmak zorundayım yani ama ah, o lanet kanatlı vidalar yok mu, çok gıcıklar be çok! *grrrrr*







6 yorum:

  1. Alice Madness Returns'ü bir türlü oynayamadım ben. Bir türlü uygun bir zaman oluşmadı. En çok oynamak istediğim oyunlardan biri, sadece videolarını izleyip geçmek istemiyorum fakat nedense oyun alacağım zamana hep unutuyorum.
    Bence Tim Burton'ın yapmak istediği şey buydu zaten, fakat ya Disney ve ticari kaygıları yüzünden (göz göre göre gitti Star Wars mesela) ya da herhangi başka bir nedenden dolayı yapamadı. Oynayamamış olsam da gördüğüm kadarıyla Harikalar Diyarı'nın en iyi yorumu bu oyun.
    EA garip bir firma. Eğer tamamen şans eseri iyi bir şeyler yaparlarsa, aynı serinin ikinci, en geç üçüncü halkasıyla mahvediyorlar. Çoğu kaliteli oyunun telif hakkına sahip olmasa kimse yüzüne bile bakmaz. Gerçi Otherlands'i yeni gördüm, hoş gözükmediğini söyleyemem (tamam, muhteşem gözüküyor) ve oyun teknik açıdan o kadar sorunluysa mantıklı bir karar da olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tim Burton bence de kesinlikle böyle bir şey yapmak istemiştir, ne diyeyim, yazık oldu adama. Disney'den bağımsız yapsaydı belki de gerçekten daha güzel olurdu. Gerçi Harikalar Diyarı'nın bu kadar yaratıcı ve eşsiz bir yorumunu yapmak da pek kolay olmasa gerek.

      Sil
  2. bende alice'e hayranım ama kitabına değil pandora hearts adlı animeden sonra delice müthiş bişeydi birde ilk animelerimdendi. hayran kalmıştım şu aralarda tekrar izleyesim var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pandora Hearts güzel animeydi. Alice bir şekilde herkesi yakalıyor işte...

      Sil
  3. DEFNE! *soluklanır* ben...şimdi..... ya ben nereden takip edeceğim seni? acaba bu yoruma bir cevap yazarsan bunu görür müyüm? babam neden bu bloggerı bu kadar karışık yaptı? acaba aile içi şizofrenimizden kurtulabilecek miyim? belki de kurtulmamalıyım derdim ancak kişisel tecrübemle sabitlerim ki * na bu kadar çivi çıkarıp duvara çakar* delirmek özgür olmak değildir. varolan dünyayı insanüstü bir tanrının zihninde yaşamak varken kendi beynine gömüşürcek (sen anladın onu) kadar egoist olmamalı hiç bir insan.
    çünkü hayal dünyanız kontrolü ele geçirdiğinde harikalar diyarı gerçekten de cehenneme dönüşüyor. bir dostum "korku hikayelerini seviyor olman demek onların içinde olman demek değil" demişti. çok da haklı, tamamen kaostan oluşan seraplar kontrolü ele geçirince çok pis oluyor. valla çok pis oluyor. böyle freud, ayşe teyzeve mr. muscleın mutasyonlu çocukları gelse temizleyemez ortalığı valla. öyle pis...

    ( fütursuzca ekrana bakıp kalma sevgili alice, ben de anlamadım hiçbirini. sanırım beynim parmaklarıma doğru akmış. aqıyohhmm hannyyy ;DDD............ .____. )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa Choco-sama! *-* Uzundur konuşmuyorduk! Nassın, ne yapıyorsun, nasıl gidiyor? *-* Valla benim bloggerım aşırı sıçtırık. Kontrol Paneli açılmıyor, bazen yorumlara yanıt yazamıyorum falan... Neyse. Sonuçta başardım ve buradayım, umarım da görürsün yanıtımı.
      Fikrinde tamamen haklısın. Kontrol edebildiğin halüsinasyonlar görmek farklı, kontrol edemediğin halüsinasyonlar görmek farklı... Kontrol edemeyince dünyanın en karmaşık makinası olan insanın en karmaşık parçası bozuluyor ve... Harikalar Diyarı cehenneme dönüşüyor. Gerçi Alice'inki gibi bir cehennemde bulunmayı birazcık isteyebilirdim.

      Sil