18 Mayıs 2014 Pazar

"Siz Hiç..." konulu mim

Sevgili Kitsune'ye beni mimlediği için buradan gerçekten çok teşekkür ediyorum, mimi çok beğendim, hatta "keşke ben de bu tür bir mimle mimlenseydim" diye düşünmüştüm, bu yüzden yazının sonunda mimlenenler arasında kendimi görmek hoş bir sürpriz oldu. ^-^ Nedense bir mimde adım özel olarak belirtilmeyince o mimi yaparsam kaba olurmuş gibi geliyor. O.O Ama kendim de aynen diyorum çünkü herkesin adını yazmaya üşeniyorum... En iyisi şöyle yapalım: *burada adınız yazıyor* cevaplarsa sevinirim. ^^D Öhöm, neyse, başlayalım. u_u Başlamadan önce bir not: Sanmıyorum ama beni mimleyen başkaları varsa ve yanıtlamamışsam özür diliyorum. Görmemiş olmalıyım, bu tür şeyleri her zaman görmek zor. Dediğim gibi sanmıyorum ama ne olur ne olmaz, belirteyim dedim. :3 Evet, şimdi başlayabiliriz. u_u 


-Siz hiç gerçek aşk nedir bildiniz mi ?

Gerçekten bağımlı hale gelecek ve uğruna her şeyi yapabilecek kadar çok sevdiğim insanlar oldu ama onlara karşı hissettiğim şeyler aşk mıydı emin değilim. Bana göre aşkın formülü basit: Sevgi/sempati + cinsel arzu/hormonlar = aşk. Eğer benim bu aşk tanımıma göre konuşacaksak cevap basit: Hayır. Ama aşk nedir? Mesele burada. Dediğim gibi: İnsanların aşık olduğumu düşündüğü (Eylemlerime ve düşüncelerime bakarak böyle düşünmeleri çok da normaldi hani.) çok kişi oldu ama gerçekten oldum mu bilmiyorum.
-Siz hiç acı çektiniz mi ? 
Ben acı çekmeyen bir insan olduğunu sanmıyorum. Hepimiz bir şekilde bir acı çekiyoruz. En azından insan türü için hayat, asla güllük gülistanlık geçmiyor, geçemiyor. Tabii acıdan acıya fark vardır ama acıyı kıyaslamak da saçma çünkü başkasının çektiği daha büyük bir acı senin acını azaltamaz. 

-Siz hiç insanların ta gözlerinin içine baktınız mı ?
Ben genelde göz teması kurmaktan kaçınırım. Göz teması kurmak beni utandırıyor ve insanların gözlerine bakamıyorum. Konuşurken saygısızlık olmasın diye gözlerine yakın bir noktaya bakıyorum, mesela alınlarına ya da burunlarına. Bazı insanlar bunu fark ediyor ve beni gözlerine bakmam için zorluyor. Bugüne dek sadece bu tür, beni bu kadar iyi tanıyan insanlarla göz göze geldiğim için bunun benim için özel bir anlamı da var. 
- Siz hiç salıncakta sallanıp bulutları yakalamaya çalıştınız mı ?
Mutlulukla söyleyebilirim ki evet. ^^3 Babannemin köyüne gittiğimizde genelde sıkılırdım. Issız bir bölge olduğu için genelde her yere gidemezdim ve her ne kadar köyü sevsem de bazen yapacak bir şey bulamadığım oluyordu. Ama böyle zamanlarda evine yakın salıncak hep beni beklerdi. Gece yarılarına dek o salıncakta sallanırdım bazen. Çevremdeki dağların ve ormanların üstündeki uçsuz bucaksız gökyüzüne bakarak kim bilir neler düşünmüş, ne hayaller kurmuşumdur. 
-Siz hiç ayağınız takılıp düştüğünüzde kendinize bayılana kadar güldünüz mü ? 
Yine evet! Tek başımaysam eğer kendime çok gülüyorum, gülünce de duramıyorum. Hatta hiç unutamadığım efsane düşüşlerim bile var. Düşmek konusunda bayağ ünlüyümdür aslında. Düşüşler tarihindeki en komik 100 düşüşe giren bir düşüşüm mutlaka vardır. Hatta aklıma bir tane geliyor... Bir keresinde okulda, kaydıraktan kaydım ve kaydırağın dibindeki çamur birikintisine düştüm! Üstümde beden kıyafetlerim vardı ve tamamen çamura battılar tabii. Arkadaşlarımla, 25 kuruş karşılığında fotoğraf çektirmek için okulu gezdiğimizi ve gerçekten de fotoğraf çektirmek için para veren birkaç gerizekalı çıkınca disipline gittiğimi, (Bu her zaman böyledir, arkadaşlarımla yaparız yaparız, ceza çeken ben olurum. Akıllanmalıyım ama yapamıyorum.) beni gören matematik öğretmeninin kustuğunu hatırlıyorum. Ama o zaman düştüğümde gülmemiştim çünkü başkalarının yanındayken düştüğümde benim yerime onlar yeterince gülüyor, sağo lsunlar. (!) Kendim de başkası düşünce gülmem, düşmenin verdiği fiziksel acı zaten kötü - üstüne bir de gülerek duygusal acı eklemek zalimlik. 
Siz hiç parmak yarışı yaptınız mı ?
Evet, kendimi övmek gibi olmasın ama bu konuda çok iyiyim! Bazı özel taktiklerim bile var. U^U *pırıltılar* Bir ara eski sınıfımda yenilmez olduğumu hatırlıyorum, şu sıralar formumu kaybettim gibi. O.O Ama alışınca yine yenilmez parmakçı Alice geri döner! (Dur bir dakika... Parmakçı iyi bir seçim olmadı galiba. Kulağa olduğumdan daha sapık geliyor.) 
-Siz hiç kafanızı su dolu bir kovaya koyup nefesinizi ne kadar tutabileceğinize baktınız mı ? 
Kafamı su dolu bir kovaya sokmadım ama denizde yapmışımdır. (Pek uzun tutamıyorum.) 
-Siz hiç ruh çağırdınız mı ?
Hayır, renkli gözlü olduğum için cin çağırma ya da ruh çağırma gibi şeylerden daima kovulurum. Renkli gözlülerin içine girerlermiş de. Hoş, inanmam da. Hem kovulup diğerlerini kandırmak daha eğlenceli. Bir keresinde arkadaşlarımla çevirdiğimiz bir dümende bir kızı neredeyse bayıltıyorduk. Evet, fazlasıyla yaramazım. 
-Siz hiç altın günü yaptınız mı ?
Kız lisesinde okumak bunu gerektirir adamım. 
-Siz hiç pamuk şeker yerken elinize gözünüze bulaştırdınız mı ? 
Merak ediyorum da pamuk şeker yerken yüzüne gözüne bulaştırmayan biri var mıdır? 
-Siz hiç gece yarısı uyanıp sevdiğinizin nefesini dinlediniz mi ? 
Tüm gece nefesini dinlediğim insanlar oldu. 
-Siz hiç saatlerce köpük banyosu yaptınız mı ? 
Fakirim lan ben. TT_TT Ah ama dur! Babamın evinde yapmıştım. (O zengindir.) Babam mutluluktan deliye dönmüş halime çok gülmüş ve çok dalga geçmişti. Ve GERÇEKTEN saatler sürdüğünü de belirtmeliyim. Tam 3 saat. Pişman mıyım? Kesinlikle hayır. ^_^
-Siz hiç çıplak ayak çimlerin üstünde yürüme zevkini yaşadınız mı ? 
Aslında bunu hemen hemen her gün yapıyorum. Okulum çok yeşillik bir alan içinde. Millet bana deliymişim gibi baksa da umurumda değil. Kendilerini bu zevkten mahrum bırakarak asıl delinin onlar olduğunu kanıtlıyorlar çünkü! 
-Siz hiç yağmur altında çılgınlar gibi koştunuz mu ? 
Evet, evet, hem de kapalı bir iskelede, martıların arasında ve sevdiğim biriyle. Bayağ romantik ve hoş bir anı aslında. Ama o güzel anıdan sonra gelen anı hiç hoş değil. Bu yüzden en sevdiğim anılar rafına kaldıramıyorum bunu. 
-Siz hiç günü hayıflanmadan geçirebildiniz mi ? 
Hayıflanmanın bana bir faydası olmadığından genelde yapmamaya çalışıyorum. İnsan ister istemez yapabiliyor zaman zaman ama en azından her gün yapmam. 
Siz hiç sesiniz kötü olsa bile bir şarkıyı bağıra bağıra söylediniz mi ? 
Bu her zaman yaptığım şey. ^^  
-Siz hiç kendi takımınız yense bile karşı takımla alay etmeden medenice tebrik ettiniz mi ?
Benim takımım yendiyse diğer takımla işim kalmamış demektir.
-Siz hiç yardımlaştınız mı ? 
Herhalde. O.O O kadar kötü biri değilim ve insanlara elimden geldiğince yardım etmeye çalışırım. 
-Siz hiç saatlerce beklemenize rağmen acelesi olduğu her halinden belli olan birine yerinizi verdiniz mi ?
Vermişimdir - dediğim gibi yardımlaşma taraftarıyım. ^^
-Siz hiç cep telefonunuzu evde bırakıp çıktınız mı ? 
Evet, cep telefonlarına karşıyım, genelde cep telefonumu yanıma almadan çıkmaya çalışsam da bazen olamıyor çünkü çok da başını belaya sokan biriyim...
-Siz hiç "etraf ne der" diye düşünmeden bir kez olsun rahat hareket ettiniz mi ? 
Çoook. Ama artık bunu bıraktım çünkü sonuçları kötü oluyor.
-Siz hiç gönlünüzce yaşayabildiniz mi ? 
12 yaşındayken 1 hafta boyunca evden kaçtım ve en yakın arkadaşımla (Bu sıfat onun benim için değerini tanımlamaz aslında ama ben de anlatamayacağım için kısaca böyle diyorum.) yaşadım. Hayatımın en güzel zamanıydı muhtemelen ama nedense şimdi böyle yaşanamayacağı gibi bir düşünce var kafamda. Gerçi bazen o hayata dönmek istediğim olmuyor değil. Sonuçta şimdiki hayatımdan kat be kat daha mutlu, eğlenceli, heyecanlı, rahat ve en önemlisi özgürdü. Aslında bu konu hakkında hala çelişkilerim var ve konu her açıldığında kafam tekrar karışıyor. Bu yüzden burada kesiyorum. 
Bu mime verdiğim uzun yanıtları görenler, sanırım bir daha beni mimlemeyecekler. xDDD 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder