12 Haziran 2014 Perşembe

Sen'in İşleri (Misao)

Pewdiepie sayesinde Misao'yu ilk kez ve Mad Father'ı tekrar bitirdim. Listemde Mad Father'ın neden 2. sırada olduğunu ve Misao'yu bitirmiş olsam 5 ya da 6. sıraya koyacağımı anladım. Aslında Misao daha yukarıda olmayı hak edecek bir oyun ama nedense benim için ilk dördü geçemiyor. Yine de gerçekten bir harikaymış. Ama tıpkı Mad Father gibi anlaşılamayan ve akılda sorular bırakan yanları var. Özellikle oyunun "Truth" kısmında. Ne var ki Mad Father kadar değil ve hikayesi ile baş karakterinin Mad Father'dan çok daha iyi olduğu su götürmez. Fakat buna rağmen hala Mad Father'ı  daha çok seviyorum. Neyse! Misao'ya geçelim.
Misao, Aki adlı baş karakterimizin rüyasında, 3 ay önce kaybolan sınıf arkadaşı Misao'nun ondan yardım istediğini duymasıyla başlar. Misao yalnız takılan sıradan bir kızdır. Aki onun arkadaşı olmak istemiştir ama ne yazık ki buna hiç fırsat olmamıştır. Okulda her zamanki gibi sıradan bir gün geçirmek üzere okula gider ama bir şey olur. Bunun deprem olduğunu düşünürler fakat aslında Misao'nun laneti okulu ele geçirmiştir ve ancak Aki Misao'nun bedeninin kayıp parçalarını bularak laneti sonlandırabilir! (Çok havalı tanıtım olmadı mı ama? *-* Ve burada yaptığım göndermeyi anladıysanız... Bir beşlik alayım! u^u) Kısacası zombiler ve ruhlarla dolu okulda dolaşarak Misao'nun bedeninin parçalarını ve o parçaları bulmaya çalışırken kullanacağınız bir takım nesneler topluyorsunuz. Ve sonunda Misao'nun hikayesini de öğrenerek onu "huzura" erdiriyorsunuz. Ama aslında oyun bence Truth'ı oynamadan bitmiyor. Truth'da oyun boyunca ölen ve Misao'nun hikayesine dahil olan kişilerin ruhlarını kurtarmak gibi bir şey yapıyorsunuz. Gerçekten çok göt karakterler var ve bence en iyi karakter Aki. Çünkü aklı başında ve tatlı bir kız. ♥ Aslında zorbalık gören zavallı kız olduğu için (Öhöm öhöm öhöm!) Misao'yu en çok seveceğimi düşünmüştüm ama bazen onun salakça davrandığını düşündüğüm oldu. Yine de zavallı kıza acıdım tabii. Neyse... Oyunun hikayesi, işlenişi, oynanışı falan güzel ama Mad Father korku konusunda daha iyi. Açıkçası Misao'da korktuğum hiçbir yer hatırlamıyorum. Sadece korku oyunu olduğunu rahatlıkla anlayabileceğiniz bir havası var ama içinde korkunç bir şey yok. Ayrıca o ruh ya da zombilerin varlığına da pek anlam veremedim doğrusu. Haydi Mad Father'da lanet yüzünden hepsi canlanıyordu ama burada neden başka ruhlar/zombiler var? Peh. Hiç değilse bazılarının Mad Father'daki gibi sıkı hikayeleri olsaydı bari ama yok. Sen "Misao'nun ve Sohta'nın hikayesi oldu" deyip bırakmış gibi.
Karakterlerden bahsetmek istiyorum. (Spoiler içerebilir!)

Aki
Dediğim gibi beklenmedik şekilde Aki en sevdiğim karakter oldu. Kendisini çok mantıklı ve aklı başında buldum. Onu sonunda yandereleşen Mary Sue görünümlü salağın teki sanmıştım (Neden onu neredeyse her çizimde elinde o sopayla kanlar içinde çizdiklerini anlamıyorum. Oyunu oynamayan da sanır ki devamlı o sopayla adam dövüyor. Halbuki sopayı çok az yerde kullandı.) Oysa gerçekten tatlı ve iyi bir karaktermiş.

Tohma
Tabii ki sevmedim ama en nefret ettiğim tip kesinlikle bu değil. Kendisi kızların kalpleriyle oynayan klasik bir yakışıklı çocuk ve başka türlü davranması beklenilemezdi zaten. Aslında oyundaki pislikler arasında en az pisliği bu olabilir.
 
Yoshino
Bu da klasik çekemeyen zorba kız tiplemesi. Ama Misao'ya yaptıkları gerçekten korkunç ve iğrençti. Ben Aki'nin yerinde olsam onu lanetleyen Misao'yu durdurmazdım sanırım çünkü gerçekten hak etmişti. (Ama Aki'nin o deli adam (Alfred Drevis!?) gittikten sonra "Ooops! Forget to save Yoshino! Teeeheee!" deyişi cidden korkunçtu biraz. 0_0")
 
Saotome
Heh işte klasik salak sarışın tiplememiz de geldi! Bu kız cidden iyi miydi yoksa kötü mü anlamadım. Salak olduğu kesin (Her yerinden salaklık akıyor zaten.) ama Misao'ya zorbalık edenlere katılmıyordu galiba. Tam anlamadım ama... Eğer öyleyse o neden öldü ki?

Kudoh
SIRA GELDİ EN ÇOK NEFRET ETTİĞİM KARAKTERE!
Bu. Karakterden. İĞRENİYORUM.
Evet. *spoiler* Misao'ya tecavüz eden Sohta'dan iğrendiğimden daha çok hem de! Böyle tiplerden arkadaşını yarı yolda bırakan tiplerden gerçekten nefret ederim... Eğer o Misao'yu bırakmasaydı belki de Misao'nun başına o kötü şeylerin hiçbiri gelmezdi. Onu bırakın arkadaşını yarı yolda bırakmak benim kötülük listemin ilk maddesi. Bu yüzden ben olsam Misao ona her ne yapacaktıysa izin verirdim. Ayrıca Aki'nin onun ölümünü izleme sahnesi başta çok mantıksız gelse de sonradan aynı kısma dönüp "watch" seçeneğine keyifle tıkladım ve onu o arabanın ezişini mutlulukla izledim. (Bu arada o sahnede oyunun verdiği mesaj: "Her önünüze çıkana yardım etmeyin.") Bana göre arkadaşını yarı yolda bırakan herkes Kudoh'un yaşadıklarını ya da çok daha kötüsünü hak eder. Onu nasıl Misao ile shiplediklerini anlayamıyorum. Haydi Sohta'nın yine acıklı bir geçmişi falan filan var. Ya bu pezevenk? İş işten geçmiş "seni seviyorum Misao" diyor Ben olsam çok affedersiniz ama güzel bir nah çeker ve ruhsal yollarla altına sıçıp boklar içinde sürünene dek korkutur ve oynarım. *spoiler*

Sohta
Sohta... Bence Sohta karakteri hiç olmamış. Yani geçmişi ve Misao'ya yaptığı şeyi bağdaştıramıyorum. Öldürmek tamam ama... Tecavüz??? Yani okul hayatı boyunca ezilmiş birinin gözü bu duygulardan dolayı öldürecek kadar dönebilir ama öldürecek hem tecavüz edecek kadar aşağılık bir pislik olmaz. Yaptıkları yaşadıkları için çok fazla kısacası. Ben acı içindeki bir kıza tecavüz eden birine sırf insanlar sadece dış görünüşle ilgilendikleri için fıttıran bir adama sarılmazdım açıkçası Aki. Yalnız keşke Ayaka ve arkadaşlarının o gittikten sonra söylediklerini duysaydı diyorum. O zaman herkes için her şeyin görünüşten ibaret olmadığına inanırdı. Sonuçta Aki onu inandırdı ama pekala bunu durumu kotarmak için yapmış da olabilirdi? Ben olsam öyle düşünür ve ona inanmazdım. (İşte bu yüzden ben hayali bir karakter değilim.)

Ayaka
Açıkçası bu kızı tatlı buluyorum!

Bayan Kütüphane
Aya bu oyunda karşımıza biraz daha sempatik ama yine de babasının özelliklerini almış biri olarak çıkıyor.

Onigawara
Bu sefer karşımıza Onigawara adıyla çıkan Ogre gene konuşmaktan ve olaya sunuculuk etmekten başka bir işe yaramıyor. Ama gene de buna rağmen çok sempatik. Bu arada Sebastian olduğunu okuduğum teoriden sonra daha bir seviyorum "niyeyse"!
Bu arada bunu görmeden yaşamanıza izin vermemem...
HAYATIMDA GÖRDÜĞÜM EN ACIMASIZCA ŞAKA VE EN TROLÜ! (Mike Indel adlı youtube kullanıcısı bunu 1 Nisan'da yayınlamış ve 3 oyunun 31 Nisan 2015'te animelerinin çıkacağını yazmış. 31 Nisan. Yaaa. -_-) Ama o kadar harika olmuş ki umarım kendisi bu tür videoların devamını çıkarır... Açıkçası rpg oyunlarının animeleştirilmesine karşıyım çünkü bence her şey olduğu gibi güzeldir - bir anime asla oyundan aldığımız tadı veremeyecektir. Ama 12 saniyelik Ib kısmını izleyince düşündüm de bu herifin yaptığı böyle kısa şeylere asla HAYIR demem. Aşırı çok muhteşem görünmüyor mu!? *-*  İzlerken içim bir fena oldu yahu!  

6 yorum:

  1. Bilmiyorum neden ama içimden yorum yapmak geldi asdsa
    Misao fena oyun değildi hani. Ama nedense hikaye çok basit gelmişti oynadığımda. Neden ben de bilmiyöm.
    O videoyu ben de görmüştüm dfgh adamı önceden biliyordum youtube hesabını filan ama o videoyu tumblr giflerinden bulmuştuğm... Yok, ilk tumblr giflerini görüp sonra adamın kanalında mı denk gelmiştim? Hatırlamıyorum.
    Bu arada en büyük yandere Yoruko'ymuş gibi geliyo bana. Sen de olabilirsin ama Yoruko gibi geliyo daha çok. Yuno da olabilir sonuçta çok popüler ve yanderelerin kraliçesi olarak kalıplaşmış. Lel.
    Ogre/Onigiwawawaarara veya adsız kel adam benim favorim Sen'in oyunlarında. Üçüncüsünü de yapar yine bu adamı koyar bence. Ama en az 3 tane o adamın olandan yapar bence hani.
    Neyse, konuşmayalı naptın?

    YanıtlaSil
  2. Iaaah. O nasıl bir videoydu öyle *_______* Taanrım. Çok güzeldi çok çok güzeldi. Diğerlerini bilmem ama Ib'in güzel bi hikayesi var anime olsa hiç ama hiç fena olmazdı doğrusu *v* ♥ Bu arada Misao'yu çok seviyorum ya XD Yani bi oyunu oynarken hiç bu kadar dalga geçip gülmemiştim. Özellikle Kudoh'a. Aptal herif ya. Saf. SAF.
    Aman neyse.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence hepsinden güzel animeler olurdu ama oyun oldukları için animeye saçma sapan olaylar katarak boktanlaştırabilirlerdi. (Bkz: Kagerou Days - Kagerou Project - Mekaku City Actors hala içimde yaradır ulan!) Yine de Garry'nin Red Eyes odasındaki halini görmek... Ayh kalbeeem ♥ *major fangasm* -Q- Misao'nun güzel yanlarından biri de ölüm şekillerinin saçmalığıydı. Telefon çaldı diye şok geçirip öldü ya la kız!?

      Sil
    2. Fazla tetikte olunca pisi pisine bile ölebilirsin. O da öyle bir şeydi işte XD Ama güzeldi *-*

      Sil
  3. Vay, rpg oyunlarının blogger'da bu kadar popüler olduğunu bilmiyordum, uzun zaman girmeyince süpriz oldu yahu!
    Açıkçası Misao'yu ben pek beğenmemiştim. Aslında güzeldi fakat bana yer yer corpse party'i anımsattı. Ama oyunu clear ettikten sonra erkek karaktere dönüşebilmen güzeldi! Aki-chan'la erkek versiyonunu shipliyorum U_U
    Alice şimdi sıkı dur, sana birçok oyun önerim olacak U_U Bu oyunları paylaşmazsam olmaz öhm..
    The Witch's House'u beğendiysen, aynı kişinin yaptığı Red Book diye acayip korkunç ve kısa bir oyun daha var, sanırım bu oyunu önermekle başlayabilirim. Ama walkthrough'u olmadığı için kendin çözmek zorundasın puzzle'ları! Bu oyun için bütün gün uğraştığımı hatırlıyorum ugh
    Pen Palz da kısa ve güzel bir oyundu. Grafiklerini Very Pink'e benzetiyorum! sonra Very Retrouvaille var. Wadanohara yeni çıktı ve oldukça popüler bir oyun! Deniz ve denizci kıyafetleri olunca benim de hoşuma gitmişti. Eğer Wada'yı beğendiysen The Gray Garden da var, aynı kişi tarafından yapılmış. Ama Wada bulmacadan daha çok dövüş rpg'si tıpkı OFF gibi...sonra Melon Journey var, bu da çok kısa.
    Yodo Saki chuugaku haikai-bu diye bir oyun daha var ama Japonca ve herhangi bir çevirisi yok. Ayrıca Japonca harflerle 淀咲中学徘徊部 diye yazmadığın sürece google'da çıkmıyor -_-" Oyunun kendisi korkunçtu fakat baş karakteri daha korkunçtu sanki, neyse...
    En sona en iyisini sakladım. Yukarıdakileri oynamasan dahi bunu kesin oynamalısın Alice. Oyunun adı Palette. Geçen sene oynamıştım ve çok keyif aldım. Bu oyun maalesef pek tanınmış değil çünkü 2000 yılında yapılmış bir oyun bu. Varlığı yokluğu belli değil. Hikayesi çok orjinal. Oyun haritası çok uzun ve bitmek bilmiyor. Kendisi Majo no ie'den sonra en sevdiğim rpg! Palette'e kesinlikle bakmalısın!!
    Ah, sanırım önereceğim oyunlar bu kadar. Yorumumu iyi tatiller diyerek bitiriyor ve uyumaya gidiyorum U_U

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yane-chaaan!!! *A* Özlemişim yahu! ;333; <3 Oyun önerilerin için ÇOK sağol! Önerdiğin oyunlardan The Gray Garden, Wadanohara ve Palette'i indirmiştim zaten! ^^3 Palette içlerinden en çok ilgimi çeken oldu ama o ve Wada'ya henüz başlamadım, Gray Garden'ı ise oynuyorum ve hoşuma gitti. :3 Yapımcısının tarzını sevdim, karakterler, ortam falan çok şeker. Red Book'u duydum ama Ib ile Witch's House karışımı diye şey etmemiştim hiç. Bakayım ona da bir ben. Melon Journey'i de indirmiştim ama uzundur diye gözüm korktuydu. ._. Pek kısaysa bitirivereyim.
      Pen Palz'ı duymadım ama çok merak ettim ve oynamaya can atıyorum çünkü Very Pink Game çok hoşuma gitmişti. :3 Tekrar oynayabilirim yani o derece.
      Japonca oyunu çok merak ettim, bayağ korkunç görünüyor. Ama oynar mıyım, bilmiyorum - çevirisini de bekleyebilirim.
      Yorumun ve önerilerin için ÇOOOOOK sağol Yane-chan, tam da oynayacak rpgler ararken melek gibi yetiştin derdime! *A* Bende sana iyi tatiller (ve iyi uykular) diliyorum! ^-^

      Sil