6 Temmuz 2014 Pazar

Yeni Oyunlar~

Blogda incelemek üzere birkaç rpg oyunu oynayıp geldim!
1 - LiEat
Alice Mare'ın yaratıcısı Miwashiba tarafından yapılmış bir oyun. Yine korku değil macera türünde değişik, şirin, renkli bir oyun. Açıkçası bu oyunu Alice Mare'dan daha çok sevdim. Kısa bir şeydi ama hikaye ve karakterler daha hoştu açıkçası. Oyun Leo ve Efina (Efi) isimli karakterlerimizin kasabada yaşamış bir vampir ailesi hakkındaki efsane üzerine bilgi almak için  Vermillion Kasabasına gelmeleriyle başlıyor. Leo durmadan farklı kimliklere bürünen, çeşitli davalardan bilgi toplayarak yaşayan, gizemli bir yalancı ve seksi baba figürü. Efi ise yalanlarla beslenen bir ejderha. Leo'nun yatağının altındaki yumurtadan çıktığı için ona baba diyor. Öyle şeker ki! Üstelik feci şekilde Rin Kagamine'ye benziyor. Hatta az önce Efi yazacağıma yanlışlıkla Rin yazmışım. Öyle çok benziyor.  Leo ile olan ilişkileri ise çok tatlı. Gerçekten tam baba kız gibiler. Her ne kadar Leo ara sıra zavallı Eficiği korkutsa ve şakadan onu üzse de ona karşı çok ilgili olduğunu hep belli ediyor. Babalar gününde böyle tatlı bir oyun oynadığıma çok mutluyum! ^_^ Neyse! ^^" Konuya dönecek olursak... Vampir efsanesinin üzerine bir de kasabanın yerlilerinden geceleri kasabada dolaşan bir kurt olduğunu duyuyorlar. Veee gece uykularından uyanıp kasabadaki patikalarından birine girince arkadaşlarını ölü buluyorlar! Ondan sonra işin uzmanı polisler geliyor ve dava başlıyor... İtiraf etmeliyim ki Kaptan Neil ve Brett çok tatlılardı. (Ship'em so hard) Oyunun içinde Leo ve Efi'nin yalanlarla olan küçük savaşları da var ama zor değil. Sonuncusu hariç ama! Gerçi o da zor değildir de oynayan ben olunca anam ağladı iyi sonu alacağım diye. -_-" Tabii bu yüzden ben oynarken biraz uzun sürdü... ^^" Ama sonuçta kısa ve şeker bir oyundu. :3 Miwashiba umarım daha fazla oyun çıkarır çünkü oynadığım iki oyununa da bayıldım. Alice Mare da LiEat de (Bu arada isim Lie Eater'dan geliyor olacak.) çok değişik, şirin, renkli karakterlere sahip, değişik, şirin, renkli oyunlardı. Oyun içi görseller, müzikler, diyaloglar, olaylar, konu da iyi. Alice tavsiye ediyor!  good job onion head

2 - The Gray Garden
Oyunun baş karakteri Yosafire kendi tanımıyla bahçede oynamayı seven enerji dolu bir iblis ve oyun iblislerin ve meleklerin birlikte barış içinde yaşadıkları bir ütopyada geçiyor. Yine neşeli, şirin, renkli bir atmosfer ile neşeli, şirin, renkli karakterler. Özellikle Yosafire ve arkadaşları kuudere Froze, garip damak tadına sahip obur Rawberry, biraz ürkek Macarona, somurtkan ve yemek yapmayı seven (Özellikle bizimkiler elmalı turtasına bayılıyor!) Dialo ile onun neredeyse hiç konuşmayan tatlı oda arkadaşı Chelan. Sonra yaşadıkları yerin Tanrıları sarkastik Etihw ile utangaç ve az biraz tsundere Kcalb var. Onlar da sürekli didişen tatlı bir çiftler. Kcalb'ın kardeşi Wodahs ise pek bir karizmatik. Ama Kcalb'ı daha bir seviyorum! xDDD  Neyse... Konuya gelecek olursa: İşte bu Yosafire ve arkadaşları böyle mutlu mutlu yaşayıp giderken bir gün Gray Village'lerinin çeşitli yerlerinde ateşli yarasalar meydan göstermeye başlıyor. Ardından gelişen olaylar sonucu Gray Village yer altından gelen şeytanlarca kuşatılıyor. Kurtarmak da baş karakterler olarak elbet Yosaf ve arkadaşlarına düşüyor.
Gördüğüm en özenli rpg oyunu diyebilirim. Oyun uzun, haritası geniş, diğer rpglere göre bayağ karakteri var. Dolayısıyla yapımcısının (Deep See Prisoner) ellerinden öperim, hakikaten zor ama bir o kadar da iyi bir iş çıkarmış. Bu oyundan anime de çıkar hikaye de. Ib, Mad Father, Witch's House gibi rpglere her ne kadar bayılsam da ben anime olabileceklerini düşünmem çünkü oyunlarda pek fazla olay olmaz. Onlar rpg olmak için yaratılmıştır ve öyle kalmalıdırlar. (Bence.) Oysa The Gray Garden'dan rahatça her şey çıkar. Gerçekten çok beğendim. Karakterler, diyaloglar, olaylar... Ay hepsi çok şekerdi ya! ^-^ rpg oyunlarının devamı pek gelmese de sonunda ikincisi gelecekmiş gibi bir hava olduğu için umut etmeden duramıyorum!

3 - Dreaming Mary
 Oldukça kısa ama yine değişik bir oyun. Mary adı bir kızın rüyalarında dolaşarak bir çıkış kapısı arıyorsunuz. Aslında oyunu çok iyi anladığımı söylemem (Gerçek son bayağı kafamı karıştırdı.) ve bu yüzden de hakkında daha fazla bahsetmeyeceğim çünkü spoiler verebilirim ama yine de sevdim. (?) Nightmareish adlı theme çok güzel ve oyunun "Kabus" kısmı cidden korkunç. Eğer oyunu oynamış ve anlamış biri varsa lütfen bana da anlatsın. (Oynayınca anlarsanız da anlatabilirsiniz lütfen.) Bu arada bana göre oyunun en güze yanı oynarken tüm endingleri görüyorsunuz çünkü gerçek sonu alabilmek için önce kötü sonları almak gerekiyor. Yani aslında oyun düz bir çizgide ama dilerseniz kötü sonda bırakma şansınız da var tabii.

4 - Wadanohara and The Great Blue Sea
The Gray Garden'ın yapımcısından (Deep Sea Prisoner) olduğu için indirdiğim oyun. Bir de deniz teması çok hoş göründü gözüme. The Gray Garden'ın ne kadar özenli bir iş olduğunu anlatmıştım. Bu oyun da böyle
ama... Ortam gerçekten hoş, detaylı, güzel. Ama eksik bir şeyler gibi. Tamam, TGG'de de asıl olaya giriş uzun sürüyor ama ondan önceki olaylar da keyifli, oysa Wadanohara'nın başımdayım ve şimdilik pek eğlenceli bulduğumu söyleyemem. Eminim ileride daha eğlenceli olacaktır ama şimdilik... Üzgünüm. Normalde oyunlar hakkında bitirdikten sonra bir şeyler yazmaya çalışırım ama sıkıldığım için daha fazla devam edemiyorum. Yazıyı da bir an önce yayınlamak istediğim için... Ne de olsa Mogeko Castle'ı da oynayacağım. O zaman Deep Sea Prisoner'ın oyunları hakkında yazarım söz!


5 - Pen Palz
Bu oyuna yane-chan'ın önerisiyle başladım. Very Pink Game'e benzediğini duyunca anlamıştım zaten seveceğimi. Eğer Very Pink Game'i oynamışsanız "ona benziyor" deyince oyunun nasıl bir şey olduğunu az çok anlamışsınızdır. Ne yazık ki sonu (Tabii ben doğru anlamışsam) VPG kadar güzel bitmiyor. Bu oyunda Gag adlı bir kızı oynuyorsunuz ve annesini bulmaya çalışıyorsunuz. Grafikleri diğer rpg oyunlarınınki gibi değil ve tarzı da farklı. Yani herkese öneremem ama VPG'yi sevmişseniz bunu da seversiniz diyebilirim. Ancak sonu şey... Pekala.


6 - Palette
Bu oyunu indirmiştim zaten ama Yane-chan önerene dek dokunmamıştım. Bu gerçekten de Yane-chan'ın da dediği gibi bu gerçekten değişik ve etkileyici bir oyun. Sianos B. Sian adlı bir doktorun sıradan bir iş gününün ardından çıkmaya hazırlanırken bir telefon gelmesiyle başlar. Telefonu açar ancak yüzüne kapatılır. "Yanlış numaradır" diye çıkmaya hazırlanırken kapısına bir kadın gelir. Randevusu yoktur ama görüşmek konusunda çok ısrarcıdır. Doktor Sian ona sabah gelmesini söylese de kabul etmez. Sonunda silah zoruyla da olsa (gerçekten silah zoruyla) Doktor Sian'ı onu dinlemesi için ikna etmeyi başarır. Sonra bir telefon daha gelir. Telefonda sadece kırmızı rengini hatırlayabildiğini söyleyen bir kız vardır. Doktor kapısının önündeki kadından kızın sürekli ve sadece bunları söylediğini öğrenir. Kadın ona kızın kıpkırmızı bir anıdan başka hiçbir şey hatırlamadığını ve bir yıl önce geçirdiği bir kazadan beri kör olduğunu söyler. Ardından Sian telefondaki kıza döner ve kendine B.D. denen bu kızla birlikte kızın anılarına inerler.
Sonra sırayla kızın "o" geceyle ilgili anılarını canlandırıyorsunuz. Oyunun gerçekten etkileyici bir hikayesi var yani. Tam bir polisiye dizisi ya da filmi izler gibi oynuyorsunuz bu yüzden. Fakat çok eski bir oyun. 2000 yılında Yoshitaka Nishida (Finger Puppet) tarafından yapılmış. Hatta bildiğim kadarıyla bir ödül de kazanmış ve bence hak ediyor. Listedeki en çarpıcı oyun diyebilirim.
Şey - şimdilik bu kadar o zaman. Oynayacak daha bir sürü oyun buldum ve oynayınca devamını yazacağım ama bu kadar oyun hevesimi aldı şimdilik. Görüşürüz~
Not: Belki LiEat 2'ye bakarım ama! *A* 

2 yorum:

  1. Yazıyı görünce direk Palette başlığını aradımヽ(*´Д`*)ノ Gerçekten çok beğendiğim eski bir oyundur kendisi. Lieat'i de biraz merak ediyorum açıkçası çünkü Alice Mare'in grafikleri ve hikayesini gerçekten çok beğenmiştim. Dreaming Mary'i de hiç duymamıştım. Bu oyunları bir gözden geçirmeliyim daha sonra (´∀`●)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de Lieat'e bak, kısa ama o da çok güzel! :3 <3 Ve Palette önerisi için sağol, çok beğendim bende! *-*

      Sil