28 Eylül 2014 Pazar

Alice vs. The World

Selamlar!
Sanırım bu yapacak başka bir şeyim olmadığı için yazdığım ve okuyucularımı selamlayarak giriş yaptığım ilk sefer.
Okulun ilk haftası, tuvaletler, hala seçilmiş kişi olamadığım ve bunlar gibi başka güzel saçmalıklar hakkında saçmalayacağım.
10. sınıf berbat.
Okulun ilk günü 3 ay boyunca evde kıçımın üzerinde mallandıktan sonra ilk kez sosyal bir ortam içinde bulunmanın ve milletin "ağzımıza sıçmayacak tek okul günü" mutluluğunun bulaşıcı etkisiyle sarı bir ışık demetinin ortasında görünen "yeni sene" karanlık bir kuyuya düştü günler geçtikçe. Hem müdür gidince sıçışlara geçen idare hem de yeni sınıf arkadaşlarım yüzünden. "Sınıf" denilen şey benim için her zaman bir noktadan sonra herkesin birbirinden saçma şeyler hakkında konuşmaya ve benim de kafamın içinde "what the fuck is going on here?" nidalarıyla, sınıfın aykırısı olmaktan bile uzak, tanımlanamaz bir cisim olarak başımı öne eğip birileri "aaa ne okuyosan/çiziyosan?", "niye bu kadar sessizsin?", "canın sıkılmıyor mu sürekli çizim yapmaktan/ kitap okumaktan?" (Bir ara tüm bunları maddelediğim bir yazı yazmalıyım kesinlikle.) gibi şeyler sorana dek bir şeyler okuduğum/çizdiğim bir yerdir ama geçen sene bunu en azından daha düzeyli insanların arasında yapıyordum diyebilirim. Kafaları çaylarına düşen petibörler gibi yumuşamış idarecilerin zaten alan seçip dağılmamıza bir sene kalmışken birbirine yeni yeni alışan bizleri iki ayrı sınıfa dağıtmalarıyla sınıf kadrom değişti. Bir kişi dışında sevdiğim ya da en azından iletişim kurmaktan rahatsız olmadığım hemen hemen herkes manzaralı sınıfa geçti. Bense geçen seneki sınıfımın cıvık kızları ve diğer sınıflardan gelen cıvık kızların karıştırıldığı bir ortamda buluverdim kendimi böylece. Bana yaratık muamelesi yapmayan herkes kabulümdür ancak bahsettiğim kızlar "kankeytoağ"suz cümle kurmaktan aciz, hayatlarının en büyük başarısı kıçlarına dek gelen saçları, kendilerini Medcezir izleyip wattpad okuyarak tatmin eden ve "sanat" ya da "edebiyat" dediğinde ağızlarındaki su miktarı balinaların ağzındakini geçebilecek tipler. Bu tip kızlar uzun süredir karşıma çıkmıyorlardı. Bu yüzden şu an uyum travması yaşıyorum denebilir. Geçen senenin cıvık kızları onların yanında Hikigaya Hachiman kalıyorlar çünkü en azından beyinleri Kötü Çocuk'un son bölümü dışındaki şeyler hakkında da fikir yürütme özelliğine sahipler. Bunları yazıyorum diye benim ön yargılı bir pislik olduğumu falan sanmayın. Yok işte ilgi alanlarım, yaşam tarzım, çevrem ve yetiştirilişim ne kadar farklı olursa olsun bir insanda baktığım tek şey konuşup konuşulamamasıdır. İşte bunlar konuşamayacağın tipler. Her şeylerine rağmen yanlarına yaklaşsan bile sana Şeytan'ın ruhu kadar kara makyajlı gözleriyle şöyle bir bakıp birlikte instagram'a atacağınız fotoğrafın beğeni sayısını, olası durumlarda ağzınızın yapacağı laf miktarını, kamerasının filtresinde ne kadar iyi görüneceğinizi kafanızın üzerinde süzülen kırmızı harfleri okuyarak anlayabilirler (Buradaki göndermeyi çakan herkese müessesemizden bir kavanoz çilek reçeli~) ve anladıklarında da tarayıcı bakışları sizi kaçmaya iten silahlarına dönüşür.
Petibör beyinli idareci karıların hazırladığı saçma sapan ders programı işleri çok daha kötü hale getiriyor üstelik. Müdür gidince okul bunlara kaldı, onlar da ortalığı cangıla çevirdi de...  Önce okul 14:55'te bitecek diye kıçımı sevinçten göklere çıkardılar, sonra gösterip gösterip vermemezlik ederek 15:05'e aldılar. Üstelik çıkış saatini 10 dakika ileri almalarına rağmen giriş saatini ALMADILAR ve bu yüzden artık 06:30 gibi kalkıyorum. -_- Yani yarım saat önce çıkmak için altıda bile kalkardım ama geçen sene okul 08:45'te başlayıp 15:25'te biterken bu sene 08:00'da başlayıp 15:05'te bitiyor. Yani ne var biliyor musunuz? OKULDA GEÇİRDİĞİM SÜRE 25 DAKİKA UZADI!!! Yani 25 dakika zarardayım! =_____=* UUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUGGGGGGGGGGGGGGGGGGGHHHHHHHHHHHHHHH FUUUUUUUUUUUUUUUUCK!!!!!!!!!!
 
Sonraaa... Bizim okulda 3 saat din görmek zorundasınız. Önünüze şu uzun seçmeli dersler listesini koyuyorlar ama size seçme şansı tanımıyorlar. "3 din dersinden birini seçeceksiniz, diğerini de İngilizce seçin bizce, diğerlerini görecek zaten"  diyerek herkese din ve İngilizce seçtiriyorlar yani. Ya aslında bende pek anlamıyorum şu seçmeli ders sistemini. Haydi bizim okulda zaten seçim hakkımız yok da seçim hakkınız olan okullarda nasıl oluyor o iş? Bir sınıf dolusu insanın aynı şeyi seçecek hali yok. Haydi seçilen derslere göre yapılsa sınıflar diyeceğim de 5 seçmeli ders yok ki, en az 10 tane var, nasıl sadece 5 ders ağırlıklı olarak seçiliyor? Demek ki hiçbir okulda tam olarak adaletli bir seçmeli ders sistemi yok ama bizdeki hepten adaletsiz. Çünkü geçen sene için zaten birkaç tane seçmeli ders vardı hepi topu ve  biz de sınıf dağılmasın diye hepimiz aynı şeyi seçmiştik ancak zaten seneye alan seçip dağılacağımız halde yine de birbirine yeni yeni alışmış bizleri dağıtıp bu da yetmezmiş gibi görmek istemediğimiz dersleri koydular. 3 tane din dersi ve 4 tane resim dersi görüyoruz mesela. Okul tabelasındaki anadolu yazısını çizip üstüne "anadolu imam hatip görsel sanatlar" yazsalar yeridir. =_=" Üstelik 3 din dersinin içeriği de HİÇ KİMSE istemediği halde Kur'an-ı Kerim. Ulan çok meraklı olan zaten Kur'an kursuna gidiyor, diğerleri ise istemiyor, sen ne diye zorluyorsun o dersi? Bu sitemime yanıtları ise şu: "Aynı dersi 2 sene art arda göremezsiniz. o^o" Yaaa, tabii, 12. sınıf da dahil neden her sene din dersi görüyoruz o zaman? AMK SİZ HEPİNİZİN!!! Onion Head Emoticons 56  Zaten her şey yeterince zor değilmiş gibi... Resim ise şöyle ki aslında 4 tane değil ancak sosyal proje mi ne dersi resim öğretmenine verilince haliyle dersi sanat tarihine çevirdi kadın. Bu benim için iyi bir şey, geçen sene seçmeli dersleri cidden seçebilseydim, sanat tarihi seçecektim ben zati. Ancak seçmeli resim ve seçmeli görsel sanatlar derslerinin öğretmenleri FARKLI. Yani resim ve müzik arasından resim dersini seçenler hem resim hem de seçmeli, hayır, zorunlu görsel sanatlar dersi için iki ayrı resimle uğraşmak zorundalar. Resim yerine müzik seç, ne zorun var diyorsunuz, aslında bunu ben de düşündüm, özellikle de geçen sene resim dersinden sınıfçak çok çektikten sonra ama geçen sene resim dersinde ÇOK kişiydik, bu sene ise  daha az kişi olacağız ve bazı arkadaşlarımın okullarındaki resim-müzik dersi öğretmenleri bunu özellikle yapıyorlarmış, başta kendilerini çirkef gösterip öğrencileri derslerinde kaçırdıktan sonra geri kalanlarla daha iyi ilgilenip daha verimli iş çıkarabilmek için... Sonuçta benim sınıfımda benim dışında resme eğilimli kimse yoktu. Şimdi de var mı bilmiyorum ama en azından resme HİÇ eğilimli olmayanların geçen sene yaşadıklarımızdan sonra bu dersi seçeceklerini sanmıyorum. Dolayısıyla... Ama bir de resim hocası olmadığı için katılıp büyük zevk aldığım müzik dersi var. Üstelik "ben bir ceviz ağacıyım" şarkısını söylediğimi duyan müzik hocası "Sen geçen sene neredeydin?" dedi...
   
Ama çok utangacım işte ne yapayım...
 
İstiklal Marşı'nı söylemek 100 almanız için yapmanız gereken neredeyse tek şey ama tahtanın önüne çıkıp. Aslında aynısını ilkokulda da yapmıştım fakat burası lise. A completely different level  man. <///<  Benim için iyi bir öz güven alıştırması olabilirdi öte yandan... AHHH ÇOK KARARSIZIM!!! 
Bir de ilk beden dersi var. Ugh... -<- Normalde sırf bir patatesim diye beden dersi benim için işkence dersi kadar kötü olmaz. Tabii dünyadaki tüm hava çekilene dek değil... =-= 
Chubby Ninja Girl by Emezie 
Beden eğitimi öğretmeni bir yarış yaptırdı ve son gelenin ceza alacağını söyledi. Dolaysıyla... ASLANIN PEŞİNE TAKILDIĞI BİR FİL GİBİ KOŞTUM AMA ÇİTALAR ÇOK HIZLIYDI VE KAYBEDEN OLMADIYSAM DA NEFESSİZLİKTEN BAYILDIM AMA ANNEMİN TEK TEPKİSİ ŞU OLDU: "Kilo verirsin." HAYIR. ÜZGÜNÜM AMA DEFOL GİT ANNE. CİĞERLERİM VE KALBİM VE HAYATIM SENİN İÇİN OLMASA DA BENİM İÇİN KİLOMDAN DAHA ÖNEMLİ!!!!! Yani bundan böyle okulu asma günüm beden dersinin olduğu pazartesidir. Aslında beden dersinden muaf tutulmak için rapor almayı düşündüm ama bu anneyle mi? Hahaha...  12 yaşındayken midemi tuvalete akıtmakla çok meşgul olduğum için o notlarıma hiçbir etkisi olmayacak sınava girmedim diye duymakla ilgili sorunlarımı başlatan ve yanlış masa örtüsünü serdim ya da bardağı yanlış yere koydum diye bile apartmanı titreten kadından ne beklenir ki? Her neyse... Bu konuyu burada bırakıyorum kimse sanki kendisi asla ailesini öldürmek istememiş gibi "Ewww şu ergene de bakın, kendisini büyütmüş insanlara buralarda laf ediyor, ıyk ergen bööö" demeden.
İşte böyle, okul bu sene daha bir ağzıma sıçacak gibi...
Neredeyse 16 yaşıma basmak üzereyim. Mezun olma yaşım gelecek, Hogwarts mektubum ortada yok. Bir melez olmadığım aşikar. Karşıma ne tavşan deliği, ne de ayna çıkmadı.  Rüdiger ve Peter PanTürkiye'ye uçarken kayboldular herhalde. E gördüğüm her dolabın içine girdim de bir türlü varamadım Narnia'ya! Haydi en azından bir Tanrı'yla tanışsaydım - Yokluk Tanrı'sına bile razıyım! Veyahut ghoullardan kaçarken gelmiş geçmiş en badass, en karizmatik, en muhteşem karanlıklar kralı Alucard'a da rastlayabilirdim? Hiç olmadı öleyim de her biri manyağın önde gideni ama bir o kadar da eğlenceli arkadaşlarla saçma sapan operasyonlar düzenleyeceğim NPC ve psikopat meleklerle dolu bir okula gideyim.
Ama o gizemli adam mı, garip dede mi, yoksa korkunç görünüşlü ama iyi yürekli bir yaratık mı - artık her kim gelecekse bir an önce gelsin de versin bana dünyayı kötülükten korumama yarayacak özel güçlerimi. "Daha hazır değilsin" falan diye düşünüyorsan herif/dede/yaratık, vallaha hemen getir yoksa o güçleri ilk senin üstünde deneye- Ahahah, hiç olur mu öyle şey? Şaka tabii, şaka ya. ^^" Ama tüm maceralar kahraman berbat durumdayken başlamaz mı? Bende öyleyim işte şu anda... Bu yüzden tam zamanı! Tabii bir yokuş koştu diye ciğerleri kurumuş üzüme dönen ve kalbi patlayacak gibi olan chubby ve zekası ancak okulda geçirdiği süreyi hesaplamaya yeten bir kıza neden dünyayı kurtarma görevini veresiniz, onu da bilmiyorum ya ama lütfen verin çünkü buna gerçekten ihtiyacım var. Hem benim hikayemi hangi yazar yazacaksa artık, ilginç olmaz mı şişko, salak ve  beceriksiz bir kızın kahramanı olduğu bir hikaye? ;) Hem böylece feminist bir mesaj da vermiş olursun: "Kızların ille güzel olması gerekmez" gibi.
Vazgeçtim ulan, boş verin. Vermezseniz vermeyin özel güçler. Kimin ihtiyacı var ki? Hem tembelim kardeşim ben! Savaşamam öyle yaratıklarla maratıklarla...  Ayrıca belki korkadabilirim. Hem ben zaten kahramanım ki, kendi hayatımın kahramanı! Benim canavarlarım var, Evren'im var, her şeyden önce bir annem var... -_-" Dünyanın kaderi benim ellerimdeyken bile "sen önce notlarını düzelt/kilo ver" der, insanın tüm dünyayı kurtarma motivasyonunu kaçırır. Ya da dünyayı saran kötülük karşısındaki çaresizliğimden kahramanca bir depresyona girmişsem "Ay bu odanın hali ne be böyle!" diye eşyalarımı kafama fırlatır. Veyahut da... Öhöm! Tamam, annem hakkında sızlanmayı kesiyorum. -_-"
İşte böyle hayatımı tekrar fantastik macera umutlarına bağladığım bir dönemde kaçış yerime doğru deviniyorum tekrar: Tuvalet. Tuvalet kadar huzurlu bir yer daha var mı bu dünyada? İsmi bile kalbinizde huzuru yankılıyor adeta... Dünyadan tüm bağlantılarınızı kopararak sadece kesedekileri değil kafanızdakileri de boşaltabildiğiniz ruhani bir huzur bölgesi resmen!
Gerçi annem orada bile rahat bırakmıyor ya ney-NE YAPAYIM KADIN HAYATIMI RESMEN PENÇELERİNE ALMIŞ SİNSİ KAHKAHALAR ATARAK FAREYLE OYNAYAN KEDİ GİBİ OYNARKEN KENDİMİ ONUN HAKKINDA SIZLANMAKTAN TUTAMIYORUM VE SİZ, ETRAFINDA IŞIK HARESİYLE DOLAŞAN MELEK GİBİ EVLATLAR, PARLAYAN ÇENENİZİ KAPATIN!!!
Bu aralar içimde, hayır, etrafımda bir boşluk var sanki. Ne olduğunu bilmiyorum - aslında biliyorum ancak gerçek mi emin değilim. Bence insan tek kişi değildir, kendisinden bir düzine daha taşır içinde, bunlardan biri de kendisinden nefret eden bir canavardır. "Çirkinsin, aptalsın, beceriksizsin" diye fısıldar kalbine ya da "Bir boşluk yok mu sanki hı?" diye çeler beynini. "Ve sanki o boşluğun nedeni de..." Durup dururken karartmaya çalışır hayatını. Ama bu canavara kanmayacağım. Her şeyi durup dururken mahvetmesine izin vermeyeceğim.
Bu aralar Sims 3 oynamak dışında neredeyse hiçbir şey yapmıyorum diyebilirim...  O kadar çok Sims 3 oynuyorum ki milletle iyi etkileşim kurunca kafamızın üzerinde mavi işaretler görmeye başladım. Sims 4'ten ise hoşlanmadım, Sims 3'ün animasyon kalitesi daha elegant bana sorarsanız ve ben hala onu tercih ediyorum. Üstelik Yoyucho'mun verdiği Generations ile çok daha eğlenceli! *-* 

9 yorum:

  1. Çilek reçeli için teşekkürler Alice-chan! OvO
    Okuldaki boktanlıklar hakkında uzun uzadıya hoş bir yazı yazmışsın ve çoğuna katılıyorum, özellikle de seçmeli olmayan seçmeli ders saçmalığına. Ya da din kültürü dersinin zorunlu olmasına. Madem seçtiğimiz dersler konulacak derslere etki etmiyor neden kendimizi yorup o seçimleri yine de yapıyoruz ve her seferinde hayal kırıklığına uğruyoruz? Ve neden çok saygı duyduğunuz dininizi zorunlu ders kılarak her seferinde ergenlerin alaylarına ve saçmalıklarına maruz bırakıyorsunuz? *konu derinleşmeden uzaklaşır*
    Ayrıca Sims 3 oynadığını bilmiyordum *-* Neden birkaç resim çekmiyorsun merak ettim *-*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Afiyet olsun Shuu-chan~
      Din dersi konusunda katılıyorum. Hem ateist gençliğin elinde heba oluyor, hem dinden uzağına basmakalıp dini algılarla dolu bir işkence gibi geliyor. Aslında sorun din öğretmenlerinde. Mesela bizim okuldaki din öğretmeninin dersine birkaç kez girip ateist kalmak kolay değildir. (Kendimden biliyorum) Ama herkes onun gibi değil maalesef, dini olduğu gibi değil, kendi merceklerinden anlatıyor, etrafta bu kadar çok 12 yaşında ateist görmemizin sebebi de bu zaten. Neyse... Sims konusunda seninkileri gördüğümden beri düşünüyorum ;)

      Sil
  2. Neden yorumları siliyosun. Batıyo mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bazen batabiliyor ve böyle olunca da siliyorum ancak en son bir yorum sileli gerçekten çok yazı geçti yanlış hatırlamıyorsam. Eğer sinir bozuculukta fazla ileri gitmemişse ve kötü bir modumda değilsem, açıkça şahsıma hakaret içermeyen bir yorumu silmem. Belki yorumun gonderilememiş olabilir, bazen bana da oluyor. Yahut ağır bir küfür yazdıysan blogger silmiş olabilir. Dediğim gibi kötü bir modumda sinir bozucu bir yorum gondermişsen silmiş olabilirim ancak yanlış hatırlamıyorsam böyle bir şey olalı çok yazı geçti. Eğer hakaret ya da sinir bozuculuğu içermiyorsa zaten silmem.

      Sil
    2. yorumların gitmemesi konusunda haklısın.

      Sil
    3. Ya ben buraya upuzun bi yorum yazmıştım ama yanlışlıkla sildim evet artık kendimi biyerlerden atmak için bir sebebim var

      Sil
    4. TTwTT" Yorumların silinmesi acaba benim ayarlarla ilgili bir durum olabilir mi, bu konuda bilgisi olan biri yardım ederse çok sevineceğim. ;w;"

      Sil
  3. "Tuvalet kadar huzurlu bir yer daha var mı bu dünyada?
    İsmi bile kalbinizde huzuru yankılıyor adeta... Dünyadan tüm
    bağlantılarınızı kopararak sadece kesedekileri değil
    kafanızdakileri de boşaltabildiğiniz ruhani bir huzur bölgesi resmen!"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ^^" He... Hehehe... Heheheheheh ^^ *kendini tuvalete atıp sifonu çeker* SONSUZA EK HUZUUUuuu...

      Sil