9 Eylül 2014 Salı

Besin Zinciri

Hayır, hayır, bilimsel sıkıcılıkta bir yazı olmayacak bu. Bahsetmek istediğim şey bazı vejetaryenlerin hepçil insanlara yaptığı katil muamelesi. Kesinlikle vejetaryenleri kınamadığımı baştan söylemek isterim. Aslında bir bakıma tam tersi.
Hayatım boyunca hep vejetaryen olmak istedim. Nedeni, vejetaryen gibi insanların besin alanında hayvanlardan çeşitli şekilde yararlanmalarını yanlış bulmam değildi ama. Sadece köye gittiğimde elimi yalayan buzağıyı yeterince büyüdüğümde büyük bir iştahla mideye indireceğim düşüncesi beni çok üzüyordu. Peki ya neden vejetaryen olmadın derseniz, çünkü tam anlamıyla bir ET MANYAĞIYIM. Küçük çocukların en sevdiği şey çikolata ya da şekerdir değil mi? Benim pirzolaydı, antrikottu. Hatta ciğerdi... Hala da öyle. (Lezzet alanında üç vazgeçilmezimdir irmik helvası, ciğer ve kalamar...) Koyunların başını okşamayı mı yoksa tatlarını mı daha çok seviyorsun derseniz utanarak "tatlarını" derim. Evet, ben de üzülüyorum başını okşadığım koyunun ya da elimi yalayan sevimli buzağının tabağımda akşam yemeği olmasına ama yapacak bir şey yok, benim için bırakılamayacak kadar büyük bir lezzet. Yine de vejetaryenleri hep çok takdir ettim başını okşadıkları ya da ellerini yalayan hayvanı tadına rağmen yemeyi reddetme cesaretini gösterebildikleri için. Ancak anlamadığım şey bazılarının hepçillere katil muamelesi yapmaları. Biz hepçilleri, hayvanları kendimizden daha az canlı gibi görerek yediğimiz için katil ya da cani muamelesi yapmakla suçluyor ama kendileri de, kendi temel besin kaynakları olan bitkileri "yüzleri ve sesleri yok" diyerek hayvanlardan daha az canlılaştırıyorlardı aslında. Bence hayvanları ya da bitkileri yemekte bir sakınca yok çünkü yaşamanın yolu bu.  Hayvanlardan ya da bitkilerden nefret etmiyorum, aksine, hayvanları ve doğayı severim ama kendi yaşamım doğal olarak bu sevginin üstünde. Sadece biz insanlar değil, TÜM CANLILAR yaşamak için besin zincirinde bir altındakinden beslenmek zorunda, biz inekleri yeriz, ineklerse otları yer. Fakat bizim aksimize hayvanların ya da otların içgüdülerini bastıran vicdanları ve/ve ya iradeleri olmadığından onlar bunu sorgulamadan yapar. Üzgünüm ama doğanın kuralı böyle. Bu da biz insanlar için pek çok yönden zor olmak için tasarlanmış dünyanın bir başka acımasızlığı. Hiçbir canlıya zarar vermeden beslenebilmenin bir yolu varsa da ben bilmiyorum, cahilliğimi maruz görün lütfen. Ama bu yöntemi uygulamanın özellikle günümüz dünyasında fazlasıyla zor olduğuna bahse girerim. Ha buna bahane diyebilirsiniz ama yaşamı kolaylaştırmak için çalışıp didinen insanoğlu için "yüzü ve sesi yok"tan daha mantıklı bir bahanedir bence.

Son olarak şunu da söyleyeyim ben bazı değişmez temel şeylerin olduğuna inanıyorum. Bana göre gelişen ama değişmeyen temel şeyler vardır. Mesela beslenme ya da cinsellik gibi vb. Binlerce yıl önce ne yiyorsak temelde aynısını yiyoruz aslında, sadece daha gelişmiş halini ve nasıl seks yapıyorsak hala öyle yapıyoruz ama başka yöntemleri de var tabii. Platon'un idealar öğretisinden de esinlenmek gerekirse insan kalıbı içindeki şeyler, yani bir insanı "insan" olarak tanımlamamızı sağlayan şeyler değişmez bence. (Pirzoladan girip Platon'dan çıkan bana yok mu ama bir alkış?) Son olarak tabii ki hiçbir şeyi gereğinden fazla acı vererek öldürmemizi destekliyor falan olmadığımı belirterek konuyu bitirmek istiyorum. Aksine, hayvan işkencelerine karşıyım. Diyeceksiniz ki, yediğin hayvansal gıda bir hayvan işkence görmeden gelmiyor sofrana, o zaman gerçekten sunabileceğim tek şey "ben yemesem bu yine de devam edecek" gibi korkakça bahaneler olur yalnızca. Bu yüzden ne olursa vejetaryenler biz katil ve cani değil ama korkak, ve pis boğazlı insanların yanında kabul etsek de etmesek de büyükler. En azından kişisel de olsa bunu protesto edebiliyorlar. Aslında yeterince yayılabilse sahiden işe yarar bir protesto da olabilir ama bir düşünün bakalım, iyilik kötülüğe savaştıkları kaç sefer de üstün gelmiştir? Hem üstün gelse fark etmezdi ki, vejetaryen ve etçil/hepçil, hayvanların işkence görmesine karşı herkes bir araya gelse yine etkili şeyler yapabilirdik - sonuçta insanlık bir araya gelse yapılamayacak şey yok ama insanlığın bir araya gelmesi başlı başına neredeyse imkansız. Yine de "her zaman umut vardır" değil mi? Eğer gerçekten mükemmeliyete doğru koşan bir insanoğlu varsa hayvanlardan işkence çekmeden yararlanabilmenin bir yolunu bulabiliriz.


2 yorum:

  1. Et yiyen insanları hiçbir zaman cani olarak görmedim, ama hiçbir zamanda nasıl bu kadar ayıla bayıla yediklerini anlamadım. Vejetaryen olduğum halde et yemek zorunda bırakılıyorum. Aileme hiç söyleyemedim aslında söyledim ama o kadar sert tehtidler aldımki şaka olduğunu söylemek zorunda kaldım. Hangi baba kızını bir hafta aç bırakıp önüne çiğ et koymayı düşünürki?!? ╥﹏╥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eh, sen yine normalsin. Ve durumun çok kötüymüş ya, sevmediğin şeyi yemeye zorlanmak... 0_0 Berbat gerçekten, geçmiş olsun. ;A;"

      Sil