14 Eylül 2014 Pazar

Okulu Bulan Adama Küfretmeyi Bırakın

Birçok öğrencinin aksine benim okulu bulan insan/insanlarla bir problemim yok. Ruhuna milyarlarca küfür yağdırılmış bu zavallı insan/insanların "okul" fikrini tamamen iyi niyetle ortaya attıklarını düşünüyorum. Düşünsenize... Okullar olmasa Leonardo da Vinci çıkar mıydı hiç ortaya? Ya da bir Aristotales mesela? Peki şimdi de okul var da niye çıkmıyor derseniz... Ulan herifler 4 yaşından başlıyor eğitimlerine, latince öğreniyorlar ki anadilinden hatmetsinler her şeyi, sonra her türlü dersi görüyorlar birbirinin içinde. O filozof olmasın da tüm gün fiil çekimleriyle, oradan buraya gidip duran arabalarla, hüsnü talille uğraşan ben mi  olayım? Bizim sistemde düşünmek dışında her şeyi öğretiyorlar ama düşünmek? Yoook. Sen düşünme yavrucuğum. Sen ezberle ve öğretilenleri çalış. Felsefe ya da siyaset okumakla çok meşgul olduğum için derslerim kötü olmamalı ama oluyor. Bize "tarihten ders çıkarılmalı" diye cesedini yiyen böceklerin türünün dünyadan yok olduğu insanların hikayeleri anlatılıyor. Yaşıtlarım Bokluhan'ın 7 sülalesinin yediği her haltı biliyor ama 80 darbesi hakkında hiçbir şey bilmiyor. Çünkü işlerine gelmez. Sonra, "sanat" deyince aklımızda koca bir soru işaretinin oluştuğu çağlarda "sanat iyidir, sanat güzeldir" diyerek önümüze konulan kendimizden büyük bir resim defterine ne derlerse artık olduğu kadar çiziyoruz. Kimse sanat nedir, Picasso, Van Gogh, Monet öğretmiyor. "Yeteneğe gerek yok, söylediğimizi yapın, yeter" diyorlar da ulan yeteneği olmayan çocuk nasıl yapsın? Kendim de müzik dersinden biliyorum çünkü. "Yeteneğe gerek yok" derler ama ne kulak, ne de ritim duygusuna sahip benden, duyduğum şarkının melodisini şey etmemi beklerler. E bu durumda tiksinmez miyim ben müzikten de, şarkıdan da, Erol Köker'den de? Resim konusunda yetenekliyimdir ama ben bile sevmem resim dersini. Çünkü senden çizmeni bekledikleri şey bellidir.Sayfanın neresine ne çizeceğinden hangi boyayla çizeceğine dek karışırlar. Yaratıcılığa izin olmaz. Sonra da bu ülkede neden sanat gelişmiyor diye hayıflanıp dururlar. Sınıfta Anıtkabir çizdirerek sanatı geliştirme planı Profesör Doofenshmirtz için bile çok uçuk kaçıyor. Bir de matematik var tabii... Herkes matematikte başarılı olamaz ama ya yapacaksın, ya yapacaksın! Türkçe desen çok basit olsa da yine de anlamsızdır. "Dilimizi sevmeliyiz". Dilimi sevmek için ille onu yok sıfat, yok zamir, yok bağlaç diye parçalara ayırmam gerekmiyor ki kardeşim! "Dilini tanımadan nasıl seveceksin?" diyeceksin de sen bana dilimi tanıtmıyorsun ki. Sen cümleyi almışsın, "cümle" = isim, "almışsın" = eylem, "sen" = özne gibi parçalara bölmüşsün, şart mıydı kardeşim, bölmeseydin? Sen bana diller nasıl oluşmuş, bu dil nasıl oluşmuş, onu öğretsene. Ama öğretmezsin ki. Dersin ki: "O tarih konusu evladım." Sonra tarih öğretmenine giderim ve o da der ki "Bu senenin konusu değil o, git testini çöz, sınavın var yarın." Bir de adeta şişmanlara, hastalara, hantallara eziyet olsun diye konulmuş beden dersi var. Hayır, birkaç yıl versinler, kim neyde yetenekli anlaşılsın, tamam ama üniversiteye kadar beden eğitimi nedir? Resmen aşağılama dersi. Beden eğitimi yerine aşağılama dersi deseler çok daha iyi olur. Çünkü "beden eğitimi" değil almıyorum ben o derste, "beden eğitimi" lafından sanırsın ki fizyolojik şeyler öğreneceğiz, tabii ne fizyolojisi? "Takla atamadın, 0." "Turnike yapamadın, 0." "Şınav çekemedin, 0." Kıçımın beden eğitimi.
Ama bir konunun"seneye öğreneceksiniz onu" denilerek aşama aşama yıllara yayıldıktan sonra kafamızda oturmasını bekleyen, yetenekli olmadığımız şeylerde yetenekli olmak zorunda bırakan, aydın insan yetiştirmek için değil işçi yetiştirmek için kurulmuş bu sistemin çok daha kötü yanları da var.
Örneğin her sene değişen sınav sistemi yüzünden ne kadar başarılı bir öğrenci olursanız olun sistemin sürprizlerinin kurbanı olabilirsiniz - hatta olmanız kuvvetle muhtemeledir. Siz tüm sene çalışıp bilmem kaç puan aldıktan sonra o puanla hayallerinizin lisesine gitmeyi düşlerken kendinizi din ağırlıklı bir okulda bulabilirsiniz mesela - hatta dininiz de fark etmez, hristiyan olun, ateist olun, ne olursanız olun yine de namaz kılmaya zorlanırsınız. Ya da orta okulun son yılında üç sene boyunca aldığınız notların gireceğiniz sınava etkisini %50'ye çıkarabilir. Bu tür sürprizlerin hayatınızın üstüne bir kova buzlu su dökmesine izin vermemek için yapabileceğiniz tek şey neredeyse eğlenceli hiçbir şey yapmadan seneler senesi çalışmak da çalışmaktır, geleceğiniz için şimdinizi feda etmektir, bunun sonsuza dek süreceği ve uğruna şimdinizi feda ettiğiniz ütopik bir geleceğin gelmeyeceğini bilmeden ya da daha kötüsü, bunu bilerek.
Bu sizi adeta dilleri dışarı sarkıp gözleri dışarı pörtlemiş yarış tazılarına çeviren eli kamçılı sahip sistemin işkencelerinin yanı sıra bir de kompleksli branş öğretmenleri ile çocukken yemek niyetine dayak yiyen hocalar vardır tabii. Tazıları itaatkar hayvanlara çevirmeye programlı bu yaratıklar radar saçan gözleriyle hedefe kilitlenmiş robotlar gibidir adeta. Sıkıcı ve gereksiz dersini dinlemediğiniz için okuduğunuz kitabı aşağılar, uyuyakaldığınızda başınızdan aşağı su döker, hayatı dolduran tek şey dersiymiş gibi sizi hayatını boş geçiren boş biri olmakla suçlarlar. Kimi zaman hayattaki başarısızlıklarnın, hayal kırıklıklarının, mutsuzluklarının sinirini bizden çıkarırlar. Samimi ayağına yatıp dış görünüşünüzden tıbbi rahatsızlıklarınıza ve  maddi durumunuzdan ailenizin işine dek kişisel her şeyinizi aşağılarlar. Tabii bunca şeyin yönlendirmesindeki tuğla olmaya hazır harç kıvamındakiler vardır ki onlar da bu sistemin bir başka sistemidir. Tuğladan başka bir şey olmak isteyen harçlardan korkar, onları tıpkı ustalarından gördükleri gibi iter, dışlar, döver, onlara taciz ederler. Sadece kendisi olduğu için yapabileceği her şeyi yapar çünkü şu anda eğitim = zihin kontrolü, fark yok edici, nesil hebası vb. Yani, kısacası... Üstümüzde gıcır gıcır formalar, sırtımızda mini mini pembeli mavili çantalarımız, elimizde de cafcaflı su mataralarımızla "Şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk - Sevinçliyiz hepimiz, yaşasın okulumuz" nidaları eşliğinde girip her sene başladığı günün giderek daha kara bir gün haline geldiği "okul" kavramının hayatımızın içine etmeye kaldığı yerden devam edeceği bir yeni beyin yıkama-ah, pardon, "eğitim" yılınızda sizlere şans dilerim! ;) Ama siz insanların hayatlarını doldurmak için aydın gelecekler umarak okul fikrini ortaya atmış insan/insanlara değil, sınıf arkadaşlarınıza değil, hatta öğretmenlerinize de değil, (Çünkü onların bile hepsi kötü değil ve aralarında mesleğini gerçekten öğretmek gayesiyle yapanların da eli kolu sistemce bağlı.) bu iyi niyetli buluşu kendi çıkarlarına çeviren, çıkarcı ve açgözlü çakallara küfredin. Bu insanlar sadece eğitim konusunda orada değiller ki. Her zaman çıkarlar karşımıza. İlle birine küfür edecekseniz lütfen bunlara edin o yüzden!!!
Bunu koymasam ölürdüm, o yüzden ne yaptım ettim, buldum.

3 yorum:

  1. Oldukça doğru bir yazıydı ama bu sene kendimi pozitif tutmaya çalışıyorum çünkü çook çalışmam gerekecek. O yüzden bunu yaşayan başkaları da var diyerek veya bunları düşünmeden motivasyonumu yükseltmeye çalışıyorum fhyiyu

    YanıtlaSil
  2. Bu yazıyı tekrar tekrar okudukça hafiflemiş hissediyorum. Bunun birde gangsta rap versiyonu yok mu?

    - LL

    YanıtlaSil