1 Aralık 2014 Pazartesi

Detaylı Durum Raporu

Tamam, detaylı bir durum raporu yazsam iyi olacak - içimde dökecek çok şey var, bunu tek tek yapabilecek tarzda biri değilim. Ve, içimi dökmem lazım.
Evet, sınavlar bitti. Bana göre, pek çoğu iyi geçti. Ancak muhtemelen alacağım notlar hep 50-60 arasındadır. Dersi dinleyip son hafta günde 5 saat uyuyarak deliler gibi çalışmanın işe yarayacağına inanacağım kadar iyi geçti demiyorum zaten. Hayır, o zekada olmadığımı böylece kanıtlandı. Evet, daha önce dersi dinlemeyi hiç denememiştim. Şimdi hem dersi dinlemek hem de düzenli çalışmak gerektiğini anlamış oldum ama bakalım uygulayabilecek miyim? Yapmayı gerçekten istediğim şeyler için bile bunca üşenirken... Üstelik yapmayı istediğim o kadar çok şey var ki! Mesela yarın anneme bir tuval aldıracağım çünkü aklıma harika bir resim fikri geldi ve tuvale geçirmek için can atıyorum. Sonra, şu sildiğim yazıda bahsettiğim, içtiğim su için bile aileme sanki yabancılarmış gibi borçlu hissetme takıntımdan çok daha ciddi bir takıntı olan, her şeyi bilme  takıntısının doğurduğu bilgi açlığı var. (Ki bu takıntının ardında da kesin doğruya ve mutlak gerçeğe ulaşma takıntısı yatmakta. Zira gerçek doğruya asla ulaşılamayacağını düşünüyorum ve bu da ona ulaşma takıntısını doğuruyor. Kendimce gerçek doğruya ulaşma ya da en azından ona ulaşma yoluna girmenin sadece bilebileceğin her şeyi bilmekten geçtiğini düşünüyorum. Bana göre de saçma bir düşünce ve anlatması da karışık ancak hislerim gibi düşüncelerimi de kontrol edemeyebiliyorum bazen. Aklıma gelen bir şey tamamen mantık dışı bile olsa tencereye yapışan puding gibi yerleşebiliyor oraya ve kazıması çok zor oluyor.) Yazılacak onca hikayeden söz etmiyorum bile... Ama şu borçluluk hissi berbat. Bu yüzden en azından bu dönem iyi notlar alıp takdir getireyim de kurtulayım şundan diyorum. Sonra rahatım nasılsa. (Umarım.)
Babam davul gibi bir kızı olmasını kendini yediremediğinden, benim de hevesimle, beni spor salonuna yazdırmıştı geçen sene ama  ne yalan söyleyeyim uzun süredir pek fazla gitmedim. A-ow... Bunu hatırlamasam iyiydi. Şimdi kendimi suçlayacağım şeyler listesine bir yenisi daha eklendi. Ancak bu konuda kendimi pek fazla suçlayamıyorum. Çünkü babam yabancılık düzeyine annemden daha yakın. Hani ben evlatlık çocuk gibi hissediyorum ya? Annem beni evlat edinmiş ama babam burs ya da belediye gibi bir şey. Hem ondan hem de (spor yaparak olmasa da) 6 kilo verdiğimden dolayı. (Sonuçta amaç kilo vermemdi ve babam o parayı temelde kilo vermem için yatırıyor, spor yapmam için değil, ben de bir hayli verdiğime göre...) Çok uzak da değil ancak spor yapmaya falan bayılmadığımdan pek zaman ayırmadım. Son zamanlardaysa canım deli gibi yüzmek istiyor. Aklımda bir gün okulu asıp erkenden spor salonunda yüzmeye gitmek gibi çılgınca planlar var. Ah bir de şu devamsızlıklarım olmasaydı... Petibör beyinli idareci karılardan bahsettiydim di mi? Hiçbir raporumu kayda geçirmedikleri için şu an 6 buçuk günlük devamsızlığım var. Toplam devamsızlık hakkı ise 10... Eğer şu sorun hallolursa mutlaka gitmek istiyorum ama. Hem farklı bir şeyler yapmış olarak tamamiyle sikindirik hayatımın sikindirikliğini biraz olsun unutmuş olmak, hem de yüzerek şu stresi biraz olsun atabilmek için. O kadar çok istiyorum ki. En olmadı yarın okuldan sonra gideceğim sanırım. Gerçekten sikindirik hayatıma sikindirik olmayan bir farklılık katmaya ve de stresimi boşaltacak bir şeyler bulmaya ihtiyacım var çünkü.
"Erkekler şöyledir, erkekler böyledir" muhabbetlerinden kati surette nefret ederim (Nefret etmek derken, diğer kızların aksine onlar hakkında konuşacak bir şeyim olmaz yani.) ancak 2 yıldır kız lisesinde okumanın bende bile birkaç etkisi oldu anlaşılan. 15-25 yaş arası erkeklerle pek fazla iletişim kurmamaya karar verdim. Tamam, ergenlik çağındaki kızlar, ergenlik çağındaki erkeklerden çok daha katlanılmaz. Götlerine dek uzanan fönlü saçları, daima son modaya uygun kişiliksiz tarzları (Rayban mı moda oldu? Bir anda gözlerinde bir problem meydana çıkar ve dedelerinden çaldıkları gözlüklerle çıkagelirler. Hayvanlı şapkalar mı moda? Normalde kafanda görseler "çocuk musun yea?" diye dalga geçecekleri şeyi tumblrda görmeleriyle o şeyin kafalarında bitmesi bir olur.) ve ellerinde telefonlarıyla durmadan "ay bunu snap atayım" diye gezen bu yaratıklar, düşünebileceğiniz en korkunç şeyler. Ancak herkes NPC olsa, NPC kavramının anlamı kalmazdı, dolayısıyla tek tük de olsa orjinal kızlar bulabilirsiniz. Erkekler ise başka.
Ereklerin tek handikapı beyinlerinin bel altına fazla çalışması bence. Yoksa çok kıyak herifler. Ama harbi, fazla çalışıyor. Gerçi genelde, bana çalışmaz. Ben, flörtleşebileceğiniz tarzda bir kız değilimdir. Bana, platonik bir aşk duyabileceğinizi de sanmam. Çünkü ben "gülüşüne aşık oldum" ya da "zekası beni cezbetti" diyebileceğiniz biri sayılmam. Bunu ilk bakışta anlayabilirsiniz. Ama bazıları anlamıyor. Zeka eksikliğiyle ilgili değil, sadece bu tür şeyleri anlama yeteneği yok herkeste.
Yanlış anlamayın, ben bir çocuk yanına gelip konuşmaya çalıştı diye hemen herkesin peşinden koştuğu kız havalarına giren, "AYYY PİS SAPIK GELDİ BENİMLE KONUŞMAYA ÇALIŞTI" diyen biri değilim. Tersine, bu tür erkekleri takdir ederim. Gerçekten ederim. Bu tür erkekleri sahiden severim. Oldukça netlerdir, amaçlarını baştan belli ederler. Böylece her şey çözülür. Biraz müstehcen bir teklifte bile bulunsalar, taciz seviyesine gelmediği sürece sorun olmaz. Onları da anlıyorum. Problem, diğerleri.
Eski okulumdan bir çocuk, geçen sene durup dururken mesaj attı. Okuldayken çok yakın olduğum biri değildi ama arada bir konuşurduk. İlgi alanlarımız uyuşurdu, animeler, bilgisayar oyunları, fantastik türde kitaplar filan... Ama sohbeti dışında ondan çok hoşlanmazdım. Çünkü sınıftaki popüler kızların götünü yalardı açıkçası. Sanırım hala da bunu yapıyor. Neden bana ilgi duydu, hiçbir fikrim yok sahiden. Zaten aşık falan da değildi. Sadece ilgi alanlarımız uyuşuyordu, yürüyen vahşet olmadığımı düşündü ve şansını denedi. Bende olumsuz yanıt verdim çünkü zaten hoşlandığım biri vardı. (Kim olduğunu çok iyi biliyor o. ^-^ <3 *chu~*) O da "Ha, öyle mi? İyi, tamam o zaman" dedi ve o konuyu net bir şekilde kapattığımızdan dolayı romantizmin gölgesi altından çıkmış ilişkimiz arkadaş olarak devam etti. Dediğim gibi, erkekler bel altı konusu sayılmazsa kızlardan çok daha iyilerdir. Bu yüzden her ne kadar erkekler olmadan yapamayan şu kızlardan biri olmasam da erkeklerin arkadaşlığından keyif alırım. Ancak ne kadar iyi bir herif de olsa yine am-beyinlinin biri çıkabiliyor. Arkadaşlığımız gayet iyi sürüyordu, ben de ona insanlar bana yeterli güveni verdiklerinde gösterdiğim abuk-subuk tarafımı gösterdim (Teklifini açıkça reddettiğim için artık o gözle bakmayı bırakmış olması gereken onun komik bulacağını düşündüğüm komik bir yüz ifadesi yaptığım komik bir resmimi gönderdim işte.) ve birdeeen... İlişkimiz duruldu, sonra da zamanla bitti.  Aylardır konuşmuyorduk, ta ki geçenlerde bana hayatımın nasıl gittiğimi sorup kendi hayatının ne kadar harika gittiğini yazdığı bir mesaj yollayana dek. (Zaten arkadaşlarıyla koyduğu eğlenceli resimlerinden yeterince belli değilmiş gibi sonunda bir grup kurduğundan, birkaç konser planları olduğundan, okulda kızların kendisine nasıl hasta olmaya başladığından filan bahsetti, benden de beklediği "ooo harika! *-*" aldı ve daha da yazmadı.) Herhalde götü saçına dek gelen kız arkadaşlarından biri saçını kestirdi ve ne kadar geri zekalı olduğunu anladı.
Neyse, yani demek istediğim şu 15-25 yaş arası erkeklerin beynini genellikle büyük oranda bacaklarının arasındaki bir şey kontrol ettiğinden, sanırım onlarla cinsellik ya da romantizm perdesinin gölgesinin ardından çıkıp da konuşmak çok zor. Tabii bunların hepsi varsayım ve eminim ki bunu okuyan erkeklerin çoğu "hiçte doğru değil bir kere, klasik kız mantığı işte ne olacak" diye düşünüyordur ama lütfeeen... Nasıl ki günümüzün kızlarının çoğu saçlarını götüne dek uzatmaya programlı olmasına rağmen böyle programlanmamış kızlar da varsa erkekler için de bacaklarının arasındakiyle düşünmek böyle işte. (Bazısının bacaklarının arası negatif düşünüyor ama, konuşmadan önce "merak etme, sana tecavüz falan etmeyeceğim"demen gereken erkekler de yok değil.) Lütfen dediklerimi cinsiyetçi algılamayınız.
Neyse ki aradaki romantizm ve cinsellik perdesinin gölgesinde kalmayan en az 3 erkek arkadaşım var. Bunlardan 2'si gay. 3'ümüz birlikte takıldığımızda herkes C ve beni çift sanıyor but SURPRISE MOTHERFUCKERS. Çift olan C ve M! Diğeri ise birlikte ekmek arası sümük yeme anılarımızın bile olduğu ve adet dönemlerimi benden iyi bilen aptal çocukluk arkadaşım. Kendisinin merdivenlerden düşüp de götüm tamamen açıldığında verdiği tek tepki "Hala benekli don mu giyiyorsun?" olmuştur ve o da beni hayal kırıklığına uğratsaydı HAYATIMIN SONUNA DEK BİR DAHA ASLA HİÇBİR ERKEĞİ GÖRMEK İSTEMEZ VE BU YÜZDEN MANASTIRA KAPANIRDIM.
Bir de garip bir şiir merakı edinmiş durumdayım.  Normalde şiirlere pek ilgi duymam. Ancak güzel olanları da varmış. Gerçi ben şiir merakından çok şiir yazma merakına kapıldım. Şiirin iyisi ve kötüsü nasıl ayırt ediliyor, hatta iyi şiir ve kötü şiir arasında kesin hatlarla çizilmiş bir ayrım var mı, bilmiyorum ama kötüsü de çok kötü oluyor. Bu yüzden birkaç şiir yazdıysam da burada paylaşmayacağım. Aslında yazdığım şeylere şiir denir mi onu bile bilmiyorum. Bana göre şiir uzunca bir süredir bir takım romantik şeylerin süslü kelimelerle kafiyeli aktarımıydı ancak sadece bir şeyin mümkün olduğunca az cümleyle ve bu cümleleri alt alta dizerek yazmanın da şiir yazmak olduğunu fark ettim çünkü böyle şiirler de var ve bende böylelerini seviyorum. Kendimin yazdığı "şiirler" de işte böyle - eğer bu şiir tanımı da doğruysa.
Bahsedecek çok daha fazla şey vardı ancak yalnızca yapmak istediklerimden ve aptal erkeklerden bahsedip durdum. Ben de neyim olduğunu bilmiyorum. Şimdilik bu kadar.
Not: Bu sefer matematik sınavı çok daha iyi geçmiş olmasına ve öncekinden bile çok çalışmama rağmen daha da düşük bir puan oldum. SERIOUSLY WHAT THE FUCK WITH ME!?!?!? Ama ne var biliyor musunuz? Üzülemiyorum bile. Hem de tüm şu suçluluk duygusuna rağmen. Çünkü ELİMDEN GELEN HER ŞEYİ SAHİDEN YAPMIŞTIM. TÜM SORULARI ÇÖZMÜŞTÜM VE DAHASI ANLAMIŞTIM DA. SINAVA ÇALIŞIRKEN BUNDAN BAŞKA NE YAPABİLİRSİNİZ Kİ? Yapamıyorsam yapamıyorum. Bunun nedenini daha fazla düşünürsem bulabilirim BELKİ. Ancak ne gereği var? Buna pes etmek diyebilirsiniz. Ama bence değil.  Çünkü nedenini bulsam bile elime bir şey geçeceği kesin değil ve bir hiç uğruna durmadan koşmayı anlamsız buluyorum. Bir şey olasılığı varsa bile.
Ayrıca güzel bir şey oldu bugün. Normalde etrafta saat yedide filan başlayan hangi cehenneme gidiyorlarsa ortalıkta bir sürü öğrenci olur sabahları karanlık havaya rağmen. Ancak bugün nedense yoktu. (Normalde camlara yapıştığınız ve sizi ancak kazıyarak çıkarabildikleri minibüsler bile bomboştu.) Buna rağmen sokakta karşıma aurası tehlike yayan biri çıktı. O sokağa çıkıyordum, o da sokağın karşısındaki kaldırımdaydı. Sokağa çıkana dek beni izledi, ben sokağa çıkıp gideceğim yöne sapınca da karşıya geçip peşime düştü. Dert etmedim fazla çünkü az ötede otobüs durağı vardı ve orada bekleyen birileri olduğunu görebiliyordum. Belki şu her sabah otobüsü birlikte beklediğimiz baba-oğul ve sekreter ya da onun gibi bir şeye benzeyen adam. Yolda karşıma mahalledeki piç veterinerin getirip mahalleye bıraktığı o zavallı köpekler çıktı. Gerçekten çok tatlı şeyler olduklarından başlarını sevgiyle okşayıp yoluma devam ettim. Birkaç adım atmıştım ki arkamdan havlamalarını duydum. Arkama döndüğümde köpekler adama gırlayıp havlıyorlardı, adam da geri çekilmişti. Sonra arkamdan gelmedi ancak köpekler yolun karşısına geçene dek koruyucu melekler gibi beni takip etti. Harika hayvanlar şu köpekler.
Bir de Çavdar Tarlası'nda Çocuklar gerçekten harika.

4 yorum:

  1. erkeklerin aklı her zaman bacak arasında sadece 25 yaşına kadar değil. :D ben erkeğim benim ki de bacağımın arasında ama, beynimin çalışmasını da engellemiyor bence. :D

    YanıtlaSil
  2. Evet ama o yaşın üstündeki erkekler saklamasını yavaş yavaş öğrenmeye başlıyor. :D Hem de "hayır" diyen birine o gözle bakacak salaklığı atlatıyorlar gibi.

    YanıtlaSil
  3. *chu'ya iki ekstra u koyar ve kendisi de CHUUU'lar~* umu <3 *shines*... *sarılır* There there baby... <3

    YanıtlaSil