13 Ocak 2015 Salı

Ergenliğin Sularında Boğulurken

KATLANAMIYORSANIZ, OKUMAYIN
Ergenlik'in öyle uç sınırlarındayım ki bu sonsuz karanlık boşluğa yuvarlanmam an meselesi.
Bir anahtarın olmaması neyle sonuçlanabilir? Kriz anında paniğe kapılma özelliğiniz yüzünden daha yeni kazandığınız paranın TAMAMINI kontöre harcamanızla. (Özellikle kan emici sülüklerden beter bir sömürücüyse.)  Ki aslında günün EN kötü yanı buydu. Paraya ne kadar ihtiyaç duyduğumu biliyorsunuz. Belki de Tanrı arkadaşıma kitap satmamın yanlış bir davranış olduğunu göstermek istedi bana ama sonuçta o kitaplar BENİM kitaplarımdı ve ben sadece para karşılığı vereceğimi söyleyince kabul eden de arkadaşımdı. İstemediğim kitaplar olsa bedavaya verirdim. İki kitabın toplam fiyatının yarısından da ucuza sattım üstelik. Seni bilemem Tanrım ama ben bunda yanlış bir şey göremiyorum. Ama bunu kriz anında paniğe kapılıp salakça şeyler yapmamam için bir ders olarak da değerlendirebiliriz.
Bunu bu şekilde geçiştirebilirdim. Eğer o yorgunlukla her zamanki gibi berbat geçen bir günün ardından tek isteğim eve gidip aldığım abur cuburları lüpletmekken annemin iş yerine gidip üstüne bir de kapının önünde onu beklemeyip işten erken çıkma fırsatını heba ettiğim için azar yemem ve dönüşte metrodan çıktıktan sonra minibüse binmek için para bulamayınca otobüse binmek zorunda kalıp bir de sinek gibi cama yapışarak 2 durak gideceksiniz diye 2.15 (Çünkü vizeyi yatırdığımı sanıyordum ama YATIRMAMIŞIM ve bu konuda ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yok, anneme aldırtamam çünkü bu neredeyse 5. kart aldırışım ve her aldırışta fiyat artıyormuş... Ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yok. Sanırım illegal yollara başvurmak durumundayım...) lira vermeyi reddettim diye resmen sosyal baskıya uğramam binince sizin anlayacağınız keçileri kaçırıyordum bugün az daha. Ulan zaten en arka kapıdan binmişim, 2 durak gideceğim, ben kartı yollayıp o kart geri dönene dek inmiş olacağım, kimin cebinden kimin parasını çaldım da resmen otobüsten attınız beni? Hayır, ben mi yanlış biliyorum diye araştırdım da internetten, otobüs şoförlerinin de standart bir maaşı varmış. O zaman minibüs şoförleri bile, ki para hırsız devletin filan değil direk kendi ceplerine gidiyor, bunca çıngar çıkarmazken bu iett şoförlerinin zoru ne ki bu kadar çığırırlar "AKBİLLERİ YOLLAYALIM" diye anlamam ki!!! Gerçi normalde bu kadar bağırmazlar ya, bu otobüs manyak çıktı, sadece şoför de değil üstelik, yolcular birden... Düşünün önden şoför: "Arkadan binenler akbilleri yollasıan!" diye çığırıyor, arkadan yolcu "Ay buradan akbil vermeyen bir kız var!!!" diye. Tabii orada önümde iki seçenek vardı ya sosyal birey statümden kalan son parçaları tutmak ya da içimdeki canavarın zincirlerini kırıp kadının kafasını cama kırmak. (Tabii en az 5 kişi tarafından sıkıştırılırken o işi nasıl yapacaktım bilmiyorum ya...) Ben de medeniyetimin son kırıntılarını kullanıp indim. En azından vatandaşlık görevini yapmamın memnuniyetiyle sırıtan kokoş karı yumruğumu tadamadı belki ama orta parmağımı görme şerefine nail oldu.
Hayal edin öyle sinirliydim ki normalde o saatte bile serseriler cirit attığı ve her köşe başında bir köpek üstünüze doğru koşmaya başladığı için yakınından yöresinden bile geçmediğim yerlerden gittim ki biri bulaşsın da sinirimi atayım diye. (Tabii kendimi Shizuo Heiwajima sanıyorum sinirden o sıra. İtin biri üzerime atlasa onu yere indireceğim güya ama gerçekte köşeye çekilip... Neyse.) Zaten metroda bile kendim de içinde olmama rağmen metro yansın diye dua ediyorum. Düşünün insan nefretimi. Biliyorum, her ergenlikten bunlar, gerçekten de öyledir diye umuyorum ama. Çünkü bazen hakikaten pek acayip oluyorum. Geçmişteki bazı olaylarla da bağdaştırınca "harbiden psikopat mıyım lan?" diye düşünmeden edemiyorum. Mesela Yagami Light'ı günahım kadar sevmediğimi bilirsiniz. Ama bugün kendimin de bir çeşit Yagami Light olduğumu fark ettim. Herkesin aptalca şeylerden konuşarak aptalca gülüştüğü sınıfın en arkasında kendi kendime "Her şey kokuşmuş..." derken fark ettim Yagami Light olduğumu.
Ama bu ben değilim. Sadece hayatım GERÇEKTEN berbat gidiyor ve diğer insanların mutluluklarına katlanamıyorum. SEVDİĞİM İNSANLAR İÇİN BİLE SEVİNEMİYORUM. Sadece haset besleyebiliyorum... Çöp kutusuna atılmak için bile fazla pis olduğumun farkındayım. Ama bu ben değilim. Yemin ederim. Kendime itiraf etmekten en az kendimden ettiğim kadar nefret ediyorum ancak artık çalışmak dışında her şey zaman kaybıymış gibi geliyor, yazmak bile. Düşündüğüm tek şey para. 16 yaşımda geçim derdine düştüm resmen. Eskiden saçma da olsa nedenlerim vardı, oysa yazmanın zaman kaybı gibi gelmesiyle iş nedenini nasılını kaybetti. Hırs gözlerimi kör etti ama ayaklarım güç verdi anlaşılan, sonu gelmez bir çıkmaz sokakta koşuyorum. Eskiden sadece zevklerimi önemsediğim içindir belki. Her şeyin ideali ortası sonuçta... Ama ben o ortaya nasıl geri döneceğim, bilemiyorum işte. Sadece böyle olmak istemiyorum. Böyle kalmak istemiyorum asla. Sonsuza dek bir kaybeden olabilirim ama en azından yaptıklarından zevk alan bir kaybeden olmak istemiyorum. Hikayelerimi kimse okumasın, önemsiz. Ama ben her şeyden çok zevk aldığım şeyi yapmak istiyorum sonsuza dek.
Hiç hayal etmediğim kadar düşmüş durumdayım, umarım çabucak atlatırım tüm bunları...

2 yorum:

  1. "Ben kentin hem içinde hem dışında yaşamak isterim"
    Simdi deme 'nalaka' diye. Parayı seviyorsun ama parayı sevmiyorsun. Herkesin ölmesini istiyorsun ama istemiyorsun da. İki secenek var ama sen hepsini istiyorsun. Öyle mi? Yoksa kendimi baska insanlarda arayışım iyiden iyiye ruhumu ele mi geçirdi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim sorunum paranın kendisiyle değil, benim para hırsımda. Cimrileştim ve kurnazlaştım, saçma sapan işler yapıyorum para için. Deli gibi ders çalışıyorum iyi bir üniversiteye gidip iyi bir iş bulabilmek için ama hiçbir karşılığını alamıyorum bunların, çünkü ben bu insan değilim. O deli gibi çalışan ama hem kafasız, hem boş insan değilim. Eskiden tek umursadığım bana zevk veren, beni mutlu eden şeylerdi. Ailemmiş, geleceğimmiş düşünmezdim bunları pek. Öylesi de kötü belki ancak en azından mutluydum. Oysa şimdi değilim çünkü kendimi olmadığım bir kalıba sokmaya çalışıyorum bazı nedenlerden ötürü. Bu halden bir an önce kurtulmak tek isteğim.

      Sil