21 Şubat 2015 Cumartesi

Bu Anime Fazla Mükemmel: "Kiseijuu: Sei no Kakuritsu"

İnanın bunu her bölümünde söyletiyor.
Ve ben her bölümden sonra hakkında bir yazı yazmaya çalışıyorum ama hep siliyorum çünkü övmeye neresinden başlayacağımı bilemiyorum. Muhtemelen 25 bölüm sürecek. Her 25 bölümlük anime gibi de arkasında bir yığın cevaplanmamış soru ve dolayısıyla öfkeli hayranlar bırakacak. Ancak bu animenin diğer 25 bölümlük tatmin etmeyen animelerden bir farkı var, o da şu ki, 50 ya da 100 bölüm bile sürse cevaplayamayacağı sorular sorması. Şu an 18. bölümünde ve aslında bu bölümde bitse şahsen ben tatmin olurdum çünkü her şey en azından bir yere bağlanır gibi olmuştu ancak gözlerim ne kadar aradıysa da final yazısını bulamadı. Demek ki bağlanmasını planladıkları nokta bu değilmiş. Bu beni hem rahatlattı, hem daha da endişelendirdi. Rahatlatmasının nedeni serinin en azından bir süreliğine daha devam edecek olması. No Game No Life'dan beri izlediğim en sürükleyici, heyecanlı, akıcı, dahası düşündüren şey bu. Kurumuş anime damarıma kan pompaladı resmen. Haliyle hiç istemiyorum bitsin. Endişelenmemin nedeniyse 7 bölümde her şeyi 18. bölümdekinden toparlayabileceklerine güvenememem - hele de ortada yeterince mesele yokmuş gibi bir yenisini daha attıklarından... Ama göreceğiz bakalım. Şahsen 25 bölümden uzun sürmesine hiç olanak vermiyorum. Dünyayı kasıp kavuran Shingeki no Kyojin'in 2. sezonu için bile beklerken herhalde bu Tokyo Ghoul ve Haikyuu gibi baştan kazanan seriler arasında silinip giden anime için öyle bir umut bile olmaz.
Neyse... Parazit denen, uzaydan gelme, insan yiyen canavarlar var. Bu canavarlar insanların vücutlarına girerek beyinlerinin kontrolünü ele geçiriyor. Bir gece baş karakter Izumi Shinichi uyurken henüz solucan formundaki parazitlerden biri de onun koluna bir delik açarak beynine ulaşmaya çalışıyor ama Izumi uyanarak bu solucanımsı şeyin koluna girdiğini görünce koluna uyurken mp3'ün kablosunu koluna dolayarak yaratığın ilerlemesini engelliyor ve sonuçta sağ kolunda Migi adını verdiği bir parazitle yaşamaya başlıyor.
Bu parazitler aslında elbette insan oğlunun bir parodisi. Bizim özelliklerimizi hayali bir ırka yükleyerek, bize ayna tutuyorlar - Hem iyi, hem de kötü yönlerimizle ve insan ırkının neden berbat ve neden muhteşem bir tür olduğunu görüyoruz. Bunun yanı sıra başka önemli sorular da soruluyor:  Biz neyiz ve neden yaratıldık? gibi ki animenin üstüne kurulu olduğu konu da bu.
Tabii bunları dedim diye, serinin hep böyle felsefi sorularla mücadele ettiğini sanmayın, benim ilgimi çeken kısmın bu olması doğal. ^^ Ama aksiyon ön planda. Zaten bu izleyicileri de kazanabilmiş olmasının nedeni bu diye düşünüyorum. Mutlaka her bölümde bir şey oluyor ve bir sonraki bölümü merakla bekliyorsunuz. Bu yüzden önerim, hazır tamamlanmasına da bu kadar az kalmışken, bitmesini bekleyip öyle izlemeniz. Çünkü beklemek gerçekten çok zor... Başlayınca da eğer Türkçe sub izlerseniz önerim yorumlara hiç takılmamanız. Bizim boş kafalı halkımız aksiyondan fazlasını göremediklerinden hep en güzel bölümlere saydırmışlar zira. Şaşırmamak gerek.
Animenin harika yanlarını yeterince övebilmem imkansız, bu yüzden beğenmediğim yanlarına geçeyim en iyisi: 1 - Kapanış parçasına bayıldım ama açılış şarkısı İngilizce bilmeyen birinin söylediği İngilizce şarkılara benziyor. 2 - Izumi'nin açılışta da görebileceğiniz gibi karakteriyle birlikte badassleşen saçları. Karakter olarak nerd'den badass'e geçiş süreci tamam da saçlara hiç anlam veremedim. *spoiler* Anası öldü, saçlar dikeldi. *spoiler* Komikti yani. 3 - MURANO YANİ ASIL KIZ OLACAK MAL. Başta en mal anime ana bayan karakteri gibi görünmeyebilir ama VALLAHA ÖYLE. İnanın bana neredeyse bir bölümcük geçmiyor ki bu "Sen çok değiştin Izumi-kun" falan demesin. Anime kızlarının mal olmasına alıştık ama bir karakter bu kadar mı sıkıcı, işlevsiz, MAL olur? Bunun o futbol sahası alnını gördüğünüzde içiniz daralmaya başlıyor içiniz. Hayır, animedeki tek kız olsa, gıkım çıkmayacak ancak canım Kana, kadın gibi kadın Kana, en sevdiğim kişiliksiz olan Kana dururken bu asıl kız rolünde ya ona gıcık oluyorum en çok... Ah Kana be. Kişiliksizdin ama tam bir aşk kadınıydın ve shoujo karakterlerine taş çıkarırdın. Neyse... Benim favorilerim zaten insanlardan çok parazitler. Hele de Tamiya Ryoko. Ama ondan hiç söz etmeyeyim, başlarsam duramam. Migi'yi de çok seviyorum. Zaten ben de dahil olmak üzere izleyenlerin çoğunun animeye dair ilgisini çekenin Migi olduğunu düşünüyorum. Yani şu şey ister istemez ilginizi çekiyor haliyle:
Serinin yetersiz bulduğum tek yanları bunlar. Onun dışında aksiyonlu, meraklı, heyecanlı, aynı zamanda duygulu ve aynı zamanda da soru soran bir anime. Dolayısıyla kimse kusura bakmasın ama böyle bir seri dururken akıcı ve güzel ama arkası bomboş serilerin sırf shipleyecek erkekler var diye yeri göğü inletmesi sinirimi bozmuyor değil. Gerçi çok da şaşılacak bir şey değil ya ... Bu seri o kadar popüler olmak için fazla ağır. En azından gore unsurları ve Migi'nin bizzat kendisi ilgi çekti de hepten geri plana atılmadığı için şükretmeli.
 
Bu elemana da ba-yıl-dım!!! Son 7 bölümde çıkacak olması gerçekten çok üzücü... Ama izlemek için sabırsızlanıyorum! *-* 

Not: Ne olur bana anime önerin. Şu son 2 yılda o kadar koptum ki animelerden... 5 tane filan izlemişimdir. Önümüzdeki iki yıl zaten izleyemeyeceğim. Çok popüler, duymuşsundur mutlaka demeyin, önerin çünkü ben gaza gelip hayatta izlemem dediğim şeyi bile izleyebiliyorum. Yeter ki önerin. Ne olursa olsun. Boş vakitlerini Bu Tarz Benim izleyerek geçiren biri olmak istemiyorum ben. (Çok fena bir bağımlılık bu. Ben de yatkınım böyle kadın programlarına. Artık aklımı boşaltma ihtiyacı mı ne bilemiyorum ama çok fena.) 

7 yorum:

  1. Monster izledinmi bilmiyorum ama harika harika bir seri. O da olmazsa phantom requiem for the phantom. Phantomu sona kadar izle bitdiyinde degerini anlayacaksın. Monster ise ilk bolumunden baglıyor kendine. Her iki animenin de muzikleri cok güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Monster'ın ne kadar harika olduğunu biliyorum ve diğer önerine de bakacağım, (Hiç duymadım. O.O) çok sağol! ^-^

      Sil
  2. Zoruma gidiyor, böyle bir animenin tokyo ghoul'dan ün olarak geride kalması beni çıldırtıyor! Zaten dediğin gibi böyle bir animenin o kadar ün yapması ağır gelir. Anlayacak çok az insan var. IQ'su iki haneli olanların bu animeden bir bok anlayamayacağı aşikar. Zaten mangası taa 90 larda yazıldı. "Bana göre" anime tanrılarındandır bu anime!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten sağlam animeydi, mangasına da bir göz atmak lazım ama göz atılacak o kadar çok manga var ki gerçekten sadece şöyle bir kapaklarına bakmak bile yıllarımı alırken buna yelteneceğimi hiç sanmıyorum... Ama bilim kurgu havamdayken olabilir belki bak! Bir de, ta animesi yayınlanırken live action filmi/dizisi çıkacak diye haberler dolaşıyordu ortada, sonra ne oldu acaba? En azından onu izleyeilirim.

      Sil
  3. Black Lagoon aksiyon güzel ama sanırım 3 sezonu var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzlediğim iki sezonu da birbirinden güzeldi. 3.'yü de izlemenin vakti geldi galiba... Hatırlattığın için teşekkürler! ^^

      Sil