15 Mart 2015 Pazar

Kendinizi Sadece Kendinizle Kıyaslayın

Geçen gün Anna Akana'nın videolarından birini izliyor ve yine "Bir insan nasıl aynı anda hem bu kadar güzel, hem bu kadar akıllı,  hem de bu kadar yetenekli olabilir yarabbi?" diye düşünüyordum. Sonra bu dozajı fazla olması dışında mükemmel yaratık, muhtemelen hayatımda en doğru anda duyduğum en doğru şeyi söyledi: "Kendinizi sadece kendinizle kıyaslayın." (Tabii bunu İngilizce ve gerçekten kulağa etkileyici gelen bir şekilde söyledi, resmen dikkate alınmamak için özel bir üslup geliştirmiş kişisel gelişim kitabı sloganları gibi değil.) Ve birden aydınlanıverdim.
"Yerinde olmak için neler vermezdim" dediğiniz herhangi birini düşünün.  Bir ünlü olabilir, bir  arkadaşınız olabilir, sizi imrendiren herhangi biri işte...  Herkes için "bayan mükemmel" olmak zorunda değil belki ama sizin mükemellikle bağdaştırdığınız biri.  Benim için böyle çok fazla insan var. Dersleri başarılı olan herhangi birinin yerine geçmek için normale gerçekten vermeyeceğim bir şey yoktur çünkü bence iyi notlar hayatın en büyük seviyesi çünkü benim acı bir şekilde asla ulaşamamayacağım bir seviye.  Ya da zayıf insanlar.  (Bu yüzden dersleriniz iyi ve aynı zamanda sopa gibiyseniz (Hele de hala hayatınızdan şikayet ediyorsanız...) sizden nefret etmek için tanışmamıza gerek yok.) Ama bunlar önemsiz imrenmeler çünkü sırf sopa gibi ya da dersleri iyi diye birinden olsa olsa nefret ederim,  onun yerine geçmek için kendimden vazgeçmem.
Mesela ben Viria'yı düşündüm.  Hatun aşırı ünlü, yetenekli, zeki, ayrıca dünyalar güzeli.  (Ve akan suları durduracak bir güzelliğe sahip olması tabii ki aynı zamanda incecik olması anlamına geliyor.  Gavur memleketlerinde neler öğrettiklerini biliyoruz, o zekayla derslerinde başarılı değilse mükemmeliğine ayıptır.  Sosyalliğinden bahsetmiyorum bile...  (Dur bir saniye, bu yazı amacından şaşmaya başladı...) Peki ya buna karşılık ben neyim?  Saçından parmaklarına dek neresini sıksan yağ fışkıracak, pörtlek gözlü, koca burunlu, çatlak dudaklı, ishal rengi saçlı, gidip ders çalışmak yerine vaktini boş işlere harcayıp hala derslerim kötü diye hatırlanacak kadar aptal, yetenekli olduğu konularda bile gerçekten yeteneksiz, ailesinin kendisine harcadığı serveti havaya saçan, ayrıca kendini sevmek hakkında yazarken kendini ağlatmayı beceren, işe yaramaz bir yağ ve fikir yığını. Gerçekten ölmeliyim, ana fikir işte buydu.  Ne yani, kendini sevmeye falan bağlanacağını mı şansınız?  Sanırım Anna Akana gibi mükemmel insanlar için söylemesi kolay bir şey.  Çünkü kendimi kendimle kıyasladığımda, çöptüm ve atıklaşıyorum.  (Şu güzel başlayıp giderek korkutucu bir hale gelen Creepypasta'lar gibi olmadı mı?)



HAYIR. İşte bu yanlış. Hayatımda memnun olmadığım noktalar var ama bunları düzeltmeye çalışıyorum ve bu yüzden de asla umutsuz değilim. Ayrıca mükemmel olmayabilirim ama kendimle gurur duyduğum şeyler yok değil. Örneğin o hikaye, o çizim, ya da o söz. İnanılmaz şeyler yaşadım. Çok özel insanları sevdim ve dahası onlar tarafından sevildim. Onları ben yaptım, Viria, Anna Akana, ya da X kişisi değil. Ve daha iyisini yapabilmek için yaşıyorum. Bir sabah uyanıp kendimi kitapları basılmış ünlü bir yazar ya da istediği her şeyi (dijital olarak bile) çizebilen harika bir çizer olarak bulsam hiçbir şeyin anlamı kalmazdı. Çünkü bence hayat, amacınıza ulaştığınız nokta değil, o noktaya ulaşmaya çalışırken yaşananlar. Dahası, eminim imrendiğim herhangi bir "mükemmel insan"ın yerine geçsem, bunun hiç de tahmin ettiğim gibi olmadığını görürdüm. Çünkü "mükemmeliyet" insanın doğasına aykırı ve nasıl ki benim için onlar mükemmelse ve zaman zaman bana kendimi onlar gibi olamadığım için kötü hissettiriyorlarsa eminim onlar için de böyle birileri vardır ve tabii ki insan olduklarından dolayı, onlar da bazen kendilerini çeşitli nedenlerden dolayı kötü hissediyor olabilirler. Yani onların yerine geçmek bana sadece farklı sorunlar kazandırırdı, ben olmanın tüm güzelliklerini götürerek. Elbette onlar olmanın da birçok güzel yanı var ama ben onlar olmadığım için, sadece ben olmanın güzelliklerini biliyorum ve bunları da bilmediğim onlarınkine değişemem. Daha dahası, belki benim yerimde olmak isteyen birileri bile vardır. Hiçbir şeyim yoksa en azından sağlıklıyım değil mi? Ve korkunç hastalıklarla doğmuş çok insan var. Yani bu insanlar bu kadarına sahip olmak için neler vermezdi... Bu benim sorunlarımı yok etmiyor elbette ama her şeyin bundan çok daha kötü olabileceğini ve bunun asla en kötü olmadığını biliyorum.
Sonuçta I DO ME AND I'M...

Buraya ne geldiğini biliyorsun.
(FABULOUS!!!)

6 yorum:

  1. İshal rengi saç kısmında çok güldüm çünkü benim hem saçım hem gözüm ishal rengi (çifte kombo yapıyorum)
    Onun dışında çakma bir narsist olarak ne dediğini anlayamam gerekirdi ama gerçekten anlıyorum çünkü her insan kendinden nefret eder. Güzel olmak, zeki olmak, başarılı olmak çok şişirilecek şeyler de değil aslında. Kötü hissetmene neden oluyorsa bile bilmiyorum aslında güzellik gereksiz, sonuçta göreceli bir şey. İlkokuldan arkadaşım olan bir kız var şu an yine aynı sınıftayız ve kız güzel olduğu için herkes ona gerizekalıymış gibi davranıyor, erkekler hormonlarını belli etmemek için kıza çöp muamelesi yapıyor. Yani bazen cidden geri de tepebiliyor. Başarı desen, evet, başarı güzel hissettirir. Eskiden başarılıydım ve inan bana ergenlikte buldozerle tipinin üzerinden geçilmiş biri olarak şunu diyebilirim ki bana özgüven veren tek yönüm sanırım başarılı olmamdı. Başarılı olmak zeki hissettiriyor evet, zeki hissedince de genelde mutlu oluyorsun yani garip bir psikoloji nasıl anlatırım bilemiyorum ama aynı zamanda biraz beynin sulanıyor, yüzeysel şeyler için mızıklıyorsun saçma sapan modlara giriyorsun ve şunu diyeyim o modlara girmiş bir halde kendini görsen gerçekten tokatlamakla kalmazsın. Zeki olmak diye bir şey olduğuna inanmıyorum. Evet, kolay kavramak diye bir şey var. Ama ömür boyu herkesi gerizekalı yerine koymuş biri olarak şunu söyleyebilirim, kimse gerizekalı değil. Biri başarılıyken diğer insan başarısızsa ya dikkatini vermek istemiyordur, ya alt yapı bakımından sıkıntısı vardır ya da azıcık MİNİCİK MİNNACIK bir zaman farkıyla daha yavaş öğreniyordur. Bundan başka bir nedeni olamaz. Kimse salak değil. Sen salak mısın, hayır değilsin. Salak olsaydın tüm hayatını düşünerek, bir şeylerin doğru yolunu bulabilmek için kendini boğarak mı geçirirdin sence? Ben salak mıyım, evet öyle olduğumu düşünüyorum. Ama değilim. Bu işlerin tek çözümü başkasının gözünden bakmak gibi yani.

    Onun dışında yetenekten bahsedersek yetenek dediğimiz şey de doğuştan gelen bir şey değil sonuçta. Uğraşanın kazandığı bir alan. Bazı insanlar zeki (sanılmakta) olmakta olduğu gibi daha hızlı kavradığı için daha hızlı ilerleyebilir ama geldiği yerlere gelmesi yıllar alan ama çok çok güzel çizen insanlar da var. (Şarkı söylemeyi kusura bakma ama siktir et çok önemli değil o.)

    Ayrıca muhtemelen bilmiyorum, yani yaşamadığın şeyi anlayamazsın moduna girebilirsin ama sonuçta ben de bu yaşıma kadar hiç bir şey yaşamadan gelmedim. Sen görünüşün hakkında veya kilon hakkında ne hissediyorsan ben de tipim hakkında ya da ne bileyim kız olmak ve ne kadar tahta olursam olayım popo vs. sahibi olmak konusunda aynı şeyleri yaşıyorum. Evet senin ailesel sorunların oldu ama kimin olmadı ki? Evet ben belki bazı şeyleri çok abartıyorum ama herkes kötü şeyler yaşıyor. Hayat asla tamamen mükemmel olmayacak sonuçta. Ve evet sen kendinden nefret ediyorsun, ve evet ben de kendimden nefret ediyorum. Ama 2 dakika oturup düşünen herkes kendinden nefret ediyor zaten.

    Ama onun dışında dediğin gibi yapmayı sevdiğin şeyler var Alice. Ayrıca bilmiyorum benim açımdan tamamen öyle ama ben başka biri olmak istemezdim. Ne kadar tembel çöp torbasının teki olsam da ne kadar hiç bir yere uyum sağlamaya uğraşmasam ve bu yüzden saçma olaylar yaşasam da ben başkası olmak istemezdim. Kendi değer yargılarımdan olabildiğince memnunum. Olduğum kişiden başkası olmak istemezdim kısacası.

    Çok çok çok saçmaladım ama kötü hissetmeni istemem, bilmiyorum. Üstüme vazife değil belki. Ama sanki hepimizin potansiyeli harcanıyormuş gibi hissediyorum. (Başa çıkıp baştan sona okuyamıycam kusura bakma yamuk yumuk yazdıysam -o- umarım modunun içine daha da sıçmamışımdır.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında komik olan şey şu ki, derslerinde başarılı olan ve zayıf olan insanlara bir çırpıda boğabilecek kadar büyük bir nefret besleyen ben, bunlarla hiç ilgilenmiyorum.
      Yani aslında gerçekten görünüşümle ilgili çok bir problemim yok. Aynaya bakıp kendimi öldürmek istediğim zamanların sayısı, eminim birçok 40 kiloluk kızdan daha azdır. Çünkü görünüşten başka şeylerim de var. Ve gerçekten derslerimde başarılı olmak o kadar önemli olsaydı, şu an bunları yazmak yerine Perşembe günkü matematik sınavına çalışıyor olurdum. Sadece hepimizin kafasına yerleşmiş bir "mükemmel insan" portresi var ve kendimizi bu portreyle kıyasladığımızda "kendinden nefret" noktasına gidiyoruz. İşte bu yüzden yazının ana teması olan öğüt bu kadar önemli: Kendini sadece kendinle kıyaslamalısın çünkü kendinden başka bir şey olabilmen mümkün değil. Yani herkes belli şeylerle doğuyor. Mesela saçımın rengini değiştiremem. (O arada kendi kendine değişse de...) Ya da sesimin güzelliğini. Bu konularda yapabileceğim bir şey. Ama yaşıtlarıma göre gayet iyi yazabiliyorum ve tamam, ben de tam olarak yetenek denen şeye inanmıyorum ama en azından "eğilim" denen bir şey olmalı, ki bazı insanların çizim yapmaya ilgi duymazken bazılarının neredeyse ellerinde kalemle doğması açıklanabilsin ve bu da ben de var. Ve ilgili olmadığım için müzik ya da spor yeteneklerimi geliştiremem ama elimdekileri GELİŞTİREBİLİRİM. Zaten istediğim şey de bu. Ama bir anda kendimi Viria olarak bulsam bu çok anlamsız olurdu. Ben Alice olarak hayal ettiğimi kağıda aktarabilirim. Dahası, Viria olmak, sadece Alice olan kendimle ilgili sevdiğim her şeyi kaybettirir, sorunlarımı yok etmez çünkü Viria'nın hayatında da birçok sorun olduğuna eminim.
      Yorumun gerçekten HİÇ saçma değildi. Aslında aktarmaya çalıştıklarım tam olarak bunlardı ama yazıyı yazarken beceremedim... Beni kötü hissettiren tek nokta yazıyı 1000. editimden önceki ergen haliyle okumuş olabileceğin. Neyse, GERÇEKTEN teşekkürler.
      Not: Zaten kendinden nefret etmek, gerçekçi bir şey değil. Çünkü kendinden gerçekten nefret eden birinin, mantıken kendini koruma içgüdüsü deaktive olmuş olmalıdır ve bu da insanı intihara sürükler. Yani aslında "kendimden nefret ediyorum" diye mızıldanan kimseye aldırmamak lazım, sadece herkesin zaman zaman kapıldığı geçici yetersizlik duygusuna kapılmıştır. (Umarım GERÇEKTEN o moda geçtiğinde bunları hatırlarım yoksa kendim olarak kendimi tekme yoluyla hizaya getirmek durumunda kaliciğim.)

      Sil
  2. Bakış açını beğendim. Kötü noktalar var ve bunları düzeltmeye çalıştığım için mutsuz değilim demişsin. Takdir edilesi

    YanıtlaSil
  3. Şunu gel de anneme söyle Alice... Tek yaptığı beni bir kilometrelik mesafedeki her kızla karşılaştırmak. Üstelik derslerim de oldukça iyi.

    "Ama onunki daha iyi! Onun kızı tıp, onun oğlu da mühendislik okuyor! Ben hep seni düşünüyorum!"

    YanıtlaSil
  4. Ehem, eğer sen kendinden memnunsan, annenin söyledikleri çok da önemli olmasa gerek. Karşılaştırmalar kendini yetersiz hissettiriyor olabilir tabii. Ama annenin seni karşılaştırdığı noktalar seni GERÇEKTEN rahatsız ediyor mu ya da kendini bu konularda yetersiz görüyor musun? Öyleyse düzeltmeye çalış. Yok eğer öyle değilse anneni kendi haline bırak.
    (Bkz: Dünyanın en sorunlu insanı tavsiye vermeye çalışırsa ne olur.......)

    YanıtlaSil