29 Haziran 2015 Pazartesi

"Çirkinliğin" Tesellesi

Annemin bana verdiği bir kitap var, Alain de Botton'ın "Felsefenin Tesellisi", daha önce bahsetmiş olabilirim. İçinde "yalnızlığın tesellisi", "hayal kırıklığının tesellisi", "kırık bir kalbin tesellisi" gibi bölümler var. Tahmin edebileceğiniz gibi gündelik insan sorunlarına felsefi "teselliler" sunuyor ve bunu gerçekten beceriyor. Tabii ben felsefi teselliler sunacak değilim. (Burada okuduğunuz her şeyi bizzat yaşamış birini filozof kabul etmezseniz eğer.) Sadece şu çoook önemli ~güzellik~ konusunda kendinizi ne kadar çirkin hissederseniz hissedin içinizi açabilecek bazı fikirlerim var ve bunları dile getirmek isterim.
Bir kere hiç kimse ama hiç kimse (nasıl görünürse görünsün) Angelina Jolie ya da Brad Pitt'ten (Çoğu kişin güzelliği/yakışıklılığı konusunda hemfikir olduğu iki isim.) o kadar da farklı değil çünkü hiçbir insan birbirinden çok farklı değil. Birbirimize farklı görünüyor olabiliriz ama eminim karıncalar bizim gözümüzde birbirlerinden ne kadar farklıysa biz de onların gözünde o kadar farklıyızdır birbirimizden. (Aslında birbirimize bile o kadar da farklı görünmüyoruz ya...) Sonuçta her canlının standart bir görünüşü var. Hatta kalıp diyebiliriz. Ama aklınız Platon'un idealar dünyasına gitmesin lütfen, ben tamamen somut bir kalıptan bahsediyorum, baş, gövde, kollar ve bacaklar olmak üzere 4 temel parçadan oluşan. (Bazı parçalar eksik olabiliyor ya da sonradan eksilebiliyor ama bu önemsiz.) Ve bu kalıp da güzel. Tanrı'ya göre yarattığı en güzel canlı hangisidir bilemem tabii ki ama insan bakış açısıyla en güzeli insandır, karıncalara göre karıncalar, mantarlar için mantarlar... (Burada "güzellik" derken neden bahsettiğimi anlıyorsunuz değil mi? Elbette başka canlıları da güzel bulabiliriz. Ama sonuçta onlara uyguladığımız güzellik değerlendirmesi ile birbirimize uyguladığımız güzellik değerlendirmesi farklıdır.) Evet, bu dört parçanın, rengi, şekli, büyüklüğü değişiyor ama temel olarak aynılar. Bu da bizi diğer canlıların gözünde hemen hemen birbirimizin aynı yapan şey. Nasıl ki biz onların birbirlerini ayırt etmelerini sağlayan detayları fark etmiyorsak onlar da bizi görünüş olarak birbirimizden ayıran detayları (Ve tabii diğer bakımlardan ayıranları da ama bu konu dışı.) fark etmiyorlar.  (Çünkü algılarımız farklı.) Yani onlar için hepimiz dünyalarına kaos getiren devasa et yığınlarıyız.  (Shingeki no Kyojin!?) Ama böceklerin gözünde Angelina Jolie ya da Brad Pitt ile aynıysak ne olmuş yani değil mi?  (Muhtemelen hiçbiriniz kendinize karşı buna sevinerek kadar büyük bir nefret duymadınız çünkü.) Önemli olan her detayı mükemmel bir şekilde algılayabilen "insan"lar.

Vücudumuz ve özellikle yüzümüzdeki detaylar bizi güzellik skalasında ileri ya da geri iten şeylerdir. Mesela pörtlek gözlüyseniz gözleriniz güzel değildir ama kocaman gözlü ve uzun kirpikliyseniz gözleriniz güzeldir, patates burun çirkin, hokka burun güzeldir, ince bacaklara evet, kalın selülitli bacaklara hayır, göbek gitsin six-pack gelsin. Tabii ki bunlar doğru değil çünkü bunların hepsi modaya bağlı şeyler. Örneğin tüysüzlüğüm günümüzde avantaj olabilir ancak henüz ateşin bile bulunmadığı bir devirde hiçbir erkek ısıtma sorunu daha fazla olan beni vücudu kıllarla kaplı bir kadına tercih etmezdi herhalde. Öte yandan kadının etli butlusunun tercih edildiği rönesans dönemindeyse aşıklarım kapımda sıra olabilirdi. Bugün bırakın aşıkların kapımda sıra olmasını vücudumun yüzüm ve ellerim dışında bir yerini açıkta bırakarak insan içine çıkmam mümkün değil neredeyse. Ama yok ziyanı çünkü bunların hepsi moda ve moda da hızla değişir. Mesela şu anda genç kızlar için "güzel" kabul edilen görünüş: Göte dek uzanan fönlü düz saçlar, eyeliner, piercing, siyah kot pantolon, koyu renk dudaklar, kemikleri hafifçe belli edecek kadar ince deri... Yaşıtım kızların hemen hemen tümünde bu birbirinin kopyası görüntüye rastlayabilirsiniz. Peki güzeller mi? Hayır... Çünkü kendileri değiller. Bir başka "Hottie Mchottie"ler hepsi bu. Evet, Hottie Mchottie güzel görünüyor olabilir, onun görünüşü onlara da yakışıyor olabilir (Ki yakışmıyor da olabilir fakat genç kızlar öyle olmadıkları halde kendilerini çirkin ve kendileri dışındaki herkesi güzel sanmaya programlı olduklarından "güzel" kabul edilen birini taklit etmenin onları da otomatikman güzel yapacağı sanrısına kapılıyorlar.) ama bu gerçek güzellik olmuyor çünkü güzellik özeldir. Tıpkı çiçekler gibi. Mesela gül güzel bir çiçektir ve birçok insanın favori çiçeğidir değil mi? Peki dünyada başka hiçbir çiçek; papatya, lale, menekşe, karanfil, orkide, hiçbiri olmasa ve sadece güller olsa daha mı güzel olurdu? Tabii ki olmazdı çünkü her çiçeğin kendine özgü bir güzelliği vardır. Güzellik belli bir tarifi olan bir şey değil kısacası.
Ayrıca sadece dış görünüşle, daha doğrusu fenotiple, alakalı değil. Hatta fenotipiniz çok önemli bile değil. Enerjiniz, sesiniz, duruşunuz, davranışınız, mimikleriniz... ve fenotip. (Ses derken kast ettiğim konuşma tarzı.) Güzellik bunların karışımı. Karışımın içindeki malzemeler tek başlarına çok önemli değil. Önemli olan karışımın  damak zevkine uyup uymaması. Elbette fenotip tek başına da önemli. Bir kere gerçek hayatta herkes sizin hakkınızdaki ilk yargısını tipinize bakarak oluşturur - hatta iletişim kurup kurmamaya bile aynı şekilde karar verenler var. (Gerçekten çirkin biriyseniz  "Sikemeyeceğim kızla arkadaş olmam -> Sadece güzel kızları sikerim -> Arkadaş olamayız." denklemi ile çalışan erkeklere rastlama talihsizliği başınıza gelmiş olabilir.) Güzel bir dış görünüş de güzel bir yargı oluşturacağından hayatınızı birçok anlamda kolaylaştırır. Dolayısıyla öz güveniniz doğuştan güçlü olur. Ama bunlar için bile fenotip yetmiyor - yine karışımın diğer malzemelerine ihtiyacınız var. Mesela ben güzel bir insan olsam her şey daha kötü olurdu diye düşünüyorum. Çünkü dış görünüşüm güzel olsa bile yine itici enerjimle, içe kapanıklık gibi büyük kusurların yansıması olan mıymıy sesimle, (kendimi güvende hissettiğim insanların yanında ise gürleşen) kamburik duruşumla, acayip davranışlarımla, abartılı mimiklerimle dış görünüşümün artılarını örtecektim ve insanlar güzel olduğum halde bana şimdiki gibi davranacakları için kendimi daha kötü hissedecektim, şimdi en azından, "çirkinim diye böyle yaklaşıyorlar" gibi bir tesellim var. Hem de bu kadar çirkin olduğum için, insanların bana verdikleri değer, daha önemli çünkü çirkin birine değer vermek daha zordur. Güzel olup da bu değeri görseydim kendimi berbat hissederdim herhalde. Gerçi güzel bir insan olsam, belki de böyle olmazdım, o her nasılsa insanlara sempatik gelen kızlar gibi olurdum: İşi gücü sosyal medya hesaplarının beğenilerinden ibaret olan Hottie Mchottie ordusunun bir başka askeri... Şimdiki halimle olmak isteyeceğim en son şey bu olsa da öyle olsam hiçbir derdim olmazdı. Neyse...
Bilmiyorum, sizi tanımayan insanların sizi güzel bulması, örneğin birdenbire birilerinin çıkma teklifi etmesi gibi şeyler sizin için ne kadar önemlidir ama çok da önemli olmamalı çünkü  tanıyıp sevilmedikçe ilk görüşte hoş bulunmanın ne anlamı var ki sonuçta? Yani, EVET, önemli olan iç güzelliktir. Bir rivayete göre dünyada bize tıpatıp benzeyen en az 6 insan bulunurmuş. (Tanrı bile o kadar yaratıcı değil demek ki...) Tam olarak ne kadar doğrudur bilinmez ama gerçekten birbirine çok benzeyen birçok insan var değil mi? Zaten başta da dediğim gibi: Hiçbir insan birbirinden o kadar da farklı değil. Evet, yine üstte açıkladığım gibi, önemli olan detaylar ama ne kadar güzel olursanız olun dış görünüşünüz benzersiz değil. (Google'a "birbirine çok benzeyen ünlüler" yazarsanız karşınıza birçok sonuç çıkacağından eminim.) Oysa içiniz benzersiz. İçinizi seven, yani sizi gerçekten seven biri için, dışınız sadece bir hediye paketidir. Hediye açılınca ne olur? Paketi çöpe atılır. İçindekini bilmeden pakete bakarak değerlendirme yapan insanların yargısının ne önemi olabilir ki? Sonuçta hediye onlara değil...

HEY!
EN AZINDAN ASLA GÖRÜNÜŞÜNÜZÜN YAPMAK İSTEDİĞİNİZ HERHANGİ BİR ŞEYE ENGEL OLMASINA ASLA İZİN VERMEYİN TAMAM MI?
MESELA HOŞLANDIĞINIZ ÇOCUK RIN MATSUOKA, SOUSUKE YAMAZAKI, MAKOTO TACHIBANA GİBİ GÖRÜNSE BİLE
GİDİP. ONA. HİSLERİNİZİ. AÇIKLAYIN.
SONUNDA PİŞMAN OLSANIZ BİLE
İNANIN BANA O PİŞMANLIK AÇIKLAMAZSANIZ DUYACAĞINIZ YA DA DUYMA İHTİMALİNİZ OLAN PİŞMANLIĞIN YANINDA BİR HİÇ
JUST DO IT.

Kısacası insanlar sizi sevebiliyorsa başka hiçbir şeyin önemi yok. Ama bu sizi seven insanların başında SİZ olduğunuz sürece. Kendinizi sevmediğiniz sürece başka insanların sevgisi bile önemsiz kalır çünkü. Oysa siz kendinizi seviyorsanız, başka kimsenin sizi sevmese bile, ayakta kalabilirsiniz. (Diğer insanların sevgisinin bu kadar önemli olmasının nedeni de "kendini sevme" yolunun onların sevgisinden de geçmesi. Çünkü aslında herkes kendini her şeyden daha çok severek doğar. Diğerleri yüzünden hayattaki en önemli şey olmadığımızı düşünmeye başlarız.) Ve unutmayın ki bedeniniz de sizin bir parçanız. Evet, daha güzel bedenler olabilir, ama SİZİN bedeniniz bu ve ne kadar değişirşe değişsin ömrünüz boyunca tek bir bedeniniz olacak. Bu da yapmayı sevdiğiniz her şeyi bu bedeninizle yapacağınız anlamına geliyor. Gördüğünüz her güzelliği bu gözlerle göreceksiniz, sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi bu dudaklar söylecek, onlara bu kollarla sarılacaksınız. Kalbiniz ve beyniniz bu bedende. Bedeniniz başkaları için bir kılıf ama sizin için hayat yolculuğundaki bir araç. Unutmayın ki bu yolculuğu yanlış ve/ve ya eksik parçalı araçlarda  tamamlamaya çalışan insanlar da var. Bu yüzden aracınızın şekli şemali gibi önemsiz özelliklerinden şikayet etmeyi bırakıp yolculuğun tadını çıkarabildiğiniz kadar çıkarmaya bakın e mi?
Şimdi diyeceksiniz ki "senin gibi düzenlik aralıklarla dış görünüşü hakkında krize giren birinin vereceği akla mı uyalım yani?" Ama efendim, onlar benim, ergenliğin sularında, ciğerlerim suyla dolmuş halde, acı içinde çırpınırken yüzeye gönderdiğim kabarcıklar sadece. Bunlar ise tamamen normal bir ruh halinde yazdıklarım. Sadece o kadar uzun süredir mantığımda oturan şeyler ki çekip çıkarmakta epey zorlandım. Uzun süredir açılmamış kavanozların kapağını açmak gibi oldu... Ama iyi oldu. Bu konuda yazdığım bir öykü de vardı ama ben normal bir yazı yazmak istedim ve yazıyı yazdıktan sonra da o öyküyü koymanın anlamı yok. Zaten yazacak çok fazla yazı var...
Kalın sağlıcakla~

10 yorum:

  1. Bence daha iyi bir dış görünüşe sahip olmak istenmesi çok normal. Bende istiyorum, belki de ben istediğim için bana normal geliyor. Ama çok yakışıklı olmak isterdim. Beyaz tenli olmak isterdim. Bir kere kilolu olunca insan kendinde bir değişiklikde yapamıyor çünkü bir değişiklik yapılacaksa ilk yapılacak şey kilo vermek olması lazım. Çevrende böyle düşünür bende böyle düşünürüm. Benim kendi kilomla derdim o kadar uzzzzun zamandır var ki ne zaman başladı unuttum. Hep kilo vermek istiyorum hep kemiklerim belli olacak kadar ince olmak istiyorum ama bir türlü beceremiyorum yapamıyorumve bir sürü bahane. Zayıflayayım ilk işim saçlarımı tamamen griye boyayacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende normal buluyorum, herkesin kendini nasıl iyi hissediyorsa öyle görünmeli ama tavsiyem, ruh halini dış görünüşe bağlamamak yönünde. Nedenleri de yukarıda işte. :3

      Sil
    2. Bilmiyorum bazen kafayı bozacak, delirecek düzeyde takıyorum bu duruma acaba yedikten sonra kussam mı şeklinde düşünceler zerk ediliyor beynime. İnsanın kendiyle yaşaması gerçekten çok zor. Hayır birde bu delirmelerin sonu hep bir sinir krizinin ardından kendimi kola cips yaparken bulmam ile bitiyor. :(

      Sil
    3. İNAN, neden bahsettiğini çok iyi biliyorum, hem de ben de aynı kilo sorunundan muzdariptim. Eğer normalde kusabilen bir insan olsam kesin kendimi kustururdum diye düşünüyorum. Ama bu düşünceden vazgeçtim çünkü zayıflamanın hayatımda yapacağı önemli bir değişiklik olmayacağını anladım. Çünkü nefret ettiğim şey, hayatımı kötüleştiren şey bedenim değildi, ona duyduğum nefretti. Ve o zamandan bu yana 10 kilo falan verdim. :) Zihinsel olarak kendimi toparlamak için yaptığım yürüyüşler sayesinde hem de. (Cidden. Yemeği filan kesmek yerine yapabiliyorsan spor yapmanı öneririm zayıflamak istiyorsan. Diyet işi insanı strese sokuyor. Ama spor hem zihnini hem de bedenini yola koyuyor. Spor sevmem diye düşünme. İnan ki 10 yıldır tüm beden derslerini ekiyorum ama meğer guzel sporlar da varmış.) Tabii herkesin öncelikleri farklıdır, benim önceliklerim bedenimle ilgili olmadığı için, konuşmam daha kolay. Ama ne olursa olsun bedeninin iyi yönlerinden daha az eksikliğe sahip olduğunu unutma. Sonuçta değiştirelemez kusurları yok ve olduğu haliyle de güzel.

      Sil
  2. Her aynaya baktığımda kendi suratıma tükürüp, bayılana kadar yumruklamak gelen biri olarak fikrimi değiştirmedi ama güzel bir teselli oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynalar bende tıpatıp aynı hisleri uyandırıyor, o hissin asla geçmediğini de biliyorum, yine de evet - en azından teselli...

      Sil
  3. Fazla iyimser oldu bu...
    Bu arada (Lazy Otter'la konuşmanızı okudum) spor yapmak kilo konusunda her insana yaramıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fazla iyimser olsa da saçma olduğunu düşünmüyorum. Yani işe yaramaz olabilir ama bana mantıksız gelen bir noktası yok. Başka şekildeki düşüncelere açı-Aslında değilim. Bu konudaki düşüncelerim bu kadar iyimserken bile görüntüm yeterince acı çektiriyor, tersine ı-ıh, ben almayayım.
      Doğru, kilo verme yöntemleri, insandan insana değişiyor olsa gerek. (Düşünemedim. TT_TT) Bende işe yarayan bu olduğu için tavsiye etmek istedim.

      Sil
    2. Yanlış anlama- Bence büyük oranda mantıklı. Yalnızca bakış açısına göre değişiyor biraz. Spor yapmak da herkese iyi gelir herhalde, kilo verme konusunda da. Ama diyet daha etkili bir yöntem bence, hele benim gibiler için.

      Sil
    3. Belki de öyledir, bende işe yaramamasının sebebi zaten benim irade zayıflığım. XD

      Sil