21 Haziran 2015 Pazar

Death Note 13: İnceleme

Evet, tahmin ettığiniz gibi, Arkadaş Kitabevi'ni protesto etmeme rağmen dayanamayıp aldım. Gerçi almayacak olsam çoktan okurdum zaten - yani alacağım başından belliydi... Ama keşke gerçekten protesto edip çoktan okumuş olsaymışım. Çünkü ne beklediğim zamana ne ödediğim paraya değer. Death Note magazininden başka bir şey değil.
NASIL OKUMALI:
Karakterler
Karakterlerin doğum ve ölüm tarihi, boyu, kilosu, kan grubu (???), en sevdikleri ve nefret ettikleri şeyler ve öelliklerinin şeması gibi çok da gerekli olmayan şeyleri dışında tamamen gereksiz yazılar içeren sayfa israfı bir kısım. Mesela Light'ın "Her yer laftan anlamayan salaklarla dolu" sözünün altına "Light Yagami'nin başkalarını tamamen aşağılayan ifadesi" diye yazmışlar. Haydi karakterleri ve onların hikayedeki yerlerini anlatmak en azından mangayı okumayanlar için yararlı olabilir ama bu ne şimdi kardeşim? Yok biz herkesi ne kadar sevdiğini belirttiğini düşünmüştük. O kadar saçma ki insan gülsün mü ağlasın mı bilemiyor. Kaldı ki bu saçma analizlerin hepsi doğru olsa. L'nin Light için "benim ilk arkadaşım" deyişini "rol yapmak" diye yorumlamışlar örneğin. Tamam, L, davası için her şeyi yapacak biri, bunu da yapar elbette ama Light'ın ilk arkadaşı olduğu doğru. (Tek takdir ettiğim noktaları Misa'ya dediği "ya sana aşık olursam?" sözünü şaka amaçlı görmeleri. Ha bir de, L ile Near'ın, Light ile ise Mello'nun tarz olarak benzeştikleri noktası. L ile Near daha barışçılken Light ile Mello yolarına çıkan her şeyi ezip geçmeye hazır karakterlerdir.) Zaten tüm karakterleri yerden yere vurmuşlar. Light'ı bile savunma ihtiyacı hissettim. Zira bir "Light olacak megaloman katil orosu çocuğu" diye bahsetmedikleri kalmış. Bir de bu felaketi hazırlayan kimse kıtlıktan çıkmış herhalde ki L'nin tatlı düşkünlüğüne demediğini bırakmamış. "Düzgün bir şey yediği görülmemiştir" mi dememiş yoksa üşenmeden yediği tüm tatlıların listesini mi çıkarmamış... Mello ve Near'a bulaşmamış neyse ki. Zaten geri kalan karakterlere bakmadım bile. Baş karakterler hakkındaki kısım bile okunmaya değmez ki yan karakterler hakkındakini okuyayım. (Tabii ki dayanamayıp hepsini okudu.) Not: Zaten özellik şemalarının yanlış olduğunu düşünüyorum. Nasıl 17 yaşındaki sıradan bir lise öğrencisi olan Light'ın bilgi düzeyi, kendisinden 7 yaş büyük, üniversite sınavından onunla aynı puanı alan, yetmezmiş gibi dünyanın bir numaralı dedektifi olan adamdan daha fazla olabilir???
Kira Olayı Çerçevesindeki Güçler ve Kira Olayındaki Güçler Şeması kısımları toplam 6 sayfadan oluşuyor, K.O.Ç.G Kira'nın peşindeki örgütleri tanıtıyor, K.O.G.Ş ise Kira davası boyunca bu örgütlerin yaptıklarını sırasıyla gösteriyor. Tüm Şinigamiler Dosyası ise hikayeden ya da cilt kapaklarından tanıdığınız şinigamilerin özelliklerine ve hikayedeki yerlerine yer veriyor. Bu kısmın Obata'nın şinigami çizimleri boşa gitmesin diye konulduğuna eminim. Gerçi iyi olmuş. Çünkü şinigamiler konusunda gerçekten takdir etmek lazım. Hepsi kendi dizaynı ve sıfırdan öyle yaratıklar yaratmak hiç kolay olmasa gerek. Sonra Şinigami Gözlem Günlüğü geliyor. "Cinsiyetleri vardır ama üreyemezler", "uçabilirler", "birine baktıklarında ismini ve kalan ömrünü görebilirler" gibi şinigamilere dair zaten bildiğimiz özelliklerin derlendiği bir başka gereksiz kısım. Tek bilmediğimiz şinigami rütbe sıralaması var ama kimsenin merak ettiğini sanmıyorum ve zaten hikayeye ya da şinigamilerin yaşantılarına en ufak bir etkisi bile yok bu ast-üst sıralamasının.
NASIL DÜŞÜNMELİ: TSUGUMI OHBA
Tsugumi Ohba Röportajı
Röportajlarda belli sorular kalıpları vardır çünkü hem röportajı hazırlayan kişi daima konu hakkında bilgi sahibi olamaz hem de çoğunluğu memnun etmek için genel sorular sormak gerekir. Bu kısımda Tsugumi Ohba'yla yapılan röportaj da bir istisna değil. Yani tamamen işin teknik kısmıyla ilgili. Hikaye ve karakterler nasıl ortaya çıktı, yayınlama süreci nasıldı, olaylar nasıl kurgulandı... vb. Elbette bunlar da önemli bilgiler ancak hiçbiri pek şaşırtıcı değil. Nedense ben röportajı okurken Ohba'nın çok fazla bilgi vermek istemediği izlenimine kapıldım. Karakterler ve olaylarla ilgili tüm sorulara yaptıklarımı açıklamalar birbirine çok benzer. "Hikaye işleyişi için şu, şu, şu özellikleri verdim ve geri kalanı üstat Obata'nın çizimleriyle pekişti" ya da "Şu olayın gerçekleşmesi için öyle olması gerekiyordu ve diğer seçenekler arasından bu seçildi" gibi... Detaylı bilgi vermiyor. Yani röportajdan anlaşılan tek şey, sevdiğimiz Death Note öyküsünün oluşmasında, Ohba kadar Obata ve editörün de sorumlu olduğu. Bir de Ohba'nın kendi eserine bizim kadar büyük ve derin anlamlar yüklemediği. Yazarına göre Death Note, keyifli bir zeka savaşının öyküsü, hepsi bu. Ama yine kendi ifadesiyle "Özgün yorumlarınızla tanımlamaya çalışarak eğlendiğiniz vakit asıl Death Note okuyorsunuz demektir." Bu da yorumlamaları ve teorileri desteklediğini gösteriyor.
Death Note Gerçekleri
Kimsenin merak etmediği ve cevabı ya mangada zaten bulunan ya çok düşünmeden bulunabilecek bazı soruların yanıtları. Benim seriyle ilgili 3 sorum vardı sadece: 1 - Near'ın son bölümde çikolata yerken görülmesinin ardındaki anlam neydi? (En ufak hareketin bile arkasındaki anlamı soran kişi bunu sormamıştı.) 2 - L'yi hiç görmemiş olan Near nasıl onun maskesini takabildi ve en önemlisi 3 - Defter eline geçtiğinde L kuralları okumuştu. "Kişinin adı 4 kere yanlış yazılırsa defter onu öldüremez" kuralını kullanarak hayatta kalamaz mıydı? Kuralda ne denmek istediği yeterince açık değil aslında. Yani o defter mi yoksa genel olarak hiçbir Death Note mu kişiye işlemez orası anlaşılamıyor. Bu soruların cevapları yok ama "Takada neden arabada sürücü olan Mello'yu öldürmedi?" sorusunun cevabı var. (İnsan nasıl bunu Death Note gibi bir eserin yazarına sorabilir hayret ediyorum...)
Not: 3. sorumdaki kuralla ilgili 148. sayfada şöyle bir açıklama yapılmış: "Death Note tarafından öldürülmeyi önlemek için kurbanın adı 4 kez kasten yanlış yazılmalıdır.  Böyle olunca adı deftere yazan kişi ölür.  Elbette adı 4 kez yanlış yazılan kişi üzerinde Death Note artık etkili olmayacaktır diye bir durum söz konusu olamaz." Şimdi bu da açık bir ifade değil.  Kurbanın adı 4 kez kasten yanlış yazılınca adı yazan kişi ölüyorsa ve kurbanın da ölme olasılığı varsa "Death Note tarafından öldürülmeyi önlemek için" ifadesinde ölümü önlenmesi amaçlanan kim?  Belki de burada benim dediğim şeyi kast ediliyor, kurban adı 4 kez yanlış yazılan Death Note tarafından öldürülemez, herhangi bir Death Note tarafındansa öldürülebilir. İngilizcesine bakacağım ama herhalde Türkçe'ye de İngilizce'den çevirmişlerdir ve zaten 2 yıl geç gelen çeviride hata varsa yayınevinin varlığını sürdürmek konusunda düşünmesi lazım. Her koşulda herhalde parmak bastığım açığı kapatmak için kuralı bu şekilde düzeltmişler çünkü kuralın aslı bu şekilde değil, açtım, baktım: 2. cildin 134. sayfasında yer alan kural "aynı insanın yüzü düşünülerek dört kez yanlış ad yazılırsa artık o insana karşı Death Note etkili olmaz" diyor. Yazan kişinin öleceği gibi bir şart yok. Öyle olsa tabii ki kullanılabilir bir kural değil.
108 Bölüm Başlığının Kökeni 
Bu bölümle ilgili tek yorumum: Death Note'a derin anlamlar katmadığını iddia eden Ohba'nın  her bölümün başlığı hakkında ayrı bir açıklamasının bulunmasını çok ilginç buldum şahsen.
NASIL OKUMALI: ÖYKÜ
Kayıtlar: Bu kısım tamamen kişilerin yaptığı eylemlerin kronolojik sırası. Neler olup bittiğini hatırlamak için faydalı olabilir. Ancak bunu mangayı okumak ya da animeyi izlemek yerine özetini okuyarak yapmayı tercih ediyorsunuz... Size diyecek bir şeyim yok.
NASIL ÇİZMELİ: TAKESHI OBATA 
Takeshi Obata Röportajı 
İşte bu röportaj bize Takeshi Obata'nin öykü ve karakterler üzerinde Ohba kadar etkili olduğunu gösteren kısım Ben Obata Ohba'nın yönlendirmeleri doğrultusunda çiziyordur diye düşünmüştüm. (Yani Ohba'nın hayalindeki karakteri anlattığını Obata'nın da çizdiğini.) Fakat görünüşe göre Ohba en fazla karakterin genel özelliklerinden bahsedip gerisini tamamen Obata'ya bırakıyormuş.  Hatta Obata'nın karakterler üzerinde daha etkili olduğunu söyleyebiliriz.  Çünkü Ohba röportajda karakterlerin diyaloglarını ve eylemlerini Obata'nın çizimlerini düşünerek planladığını söylemişti.  Karakterlerin başarısı da buna bağlı olmalı.  Çünkü karakterlerin görsel dizaynları çok iyi, bu kadar iyi görünüşlü karakterlere, o görünüşe yaraşır kişilikler verememek Ohba'nın ayıbı olurdu.
Karakter Tasarımlarının Gizemleri
Takeshi Obata karakterlerin tasarımlarını detaylı şekilde anlatıyor. Obata'ya gittikçe daha fazla hayran oluyorsunuz. Mesela Light'ın moda anlayışını ve L'in gözaltlarını (Dahice bir fikir!) ona borçluyuz. Ohba'nın Mello ve Near gibi baş karakterler hakkındaysa verdiği tek direktif "L'e benzesinler" olmuş. (İlk başta Mello ve Near'ın L'in ÇOCUKLARI olması gibi bir fikir bile varmış. Ama öyle olsa herhalde L epey farklı olurdu herhalde. Yani bizim L'i baba olarak düşünebiliyor musunuz?  Gerçi Mello tam ikimizin çocuğu gibi görünüyor, yani gözleri ve zekası babasına, yaratıcılığı ve saçları bana çekmiş - annesi olarak albino koyun kafamı her gün bebek gibi sevmem de 19 yaşındaki Near'ın kocaman yanakları için iyi bir açıklama ASDFGHJKL#%&***error***) Zaten aslında Mello ve Near görsel açıdan birbirlerinin tam tersiymiş. Yani Mello Near gibi, Near Mello gibi görünüyormuş, Obata teslim sırasında isimlerini ters yazmış. Herhalde burada Tanrı devreye girmiş. Yani Near'ı kötü adam ve Mello'yu uysal çocuk olarak hayal etsenize! 
Yani Obata gerçekten takdire şayan bir şahıs. Belirttiğim gibi özellikle shinigamiler konusunda... Öyle canavarları sıfırdan yaratmak zor olmalı. Gerçi başta Ryuk'un visual shock grubu üyesi gibi görünmesini planlıyormuş. Sonra Light'dan daha çok ilgi çeker (Kesinlikle öyle olurdu) diye vazgeçmişler neyse ki. Hatta şu Ryuk'un insan hali mi yoksa serideki tüm karakterlerin birleşimi mi (Bunu çıkaranın uydurma gücü kuvvetliymiş yalnız.) diye çok tartışılan resim de bu konsepte ait sanırım:


Hakikaten çok çekici ama normal Ryuk candır.

NASIL OKUNMALI: KURALLAR & HİLELER
Death Note temel bilgiler, Sahiplik hakkının değişimi, How to use it (pratik) kısımları defteri ve kurallarını derinlemesine anlatıyor. Ama gene bilmediğimiz bir şey var mı? HAYIR. Yazıya o kadar haşin bir giriş yapmamın nedeni bu işte: Cildin çoğu Tsugumi Ohba ve Takeshi Obata'nın bölümlerinin arasına sıkıştırılmış derlemelerden oluşuyor. Hikayeyi orasından tutup burasından tutup inceliyor hepsi o. Death Note temel bilgilerde Death Note'un dış görünüşü, Defterin genel kullanım örnekleri, Defterin sahiplik hakkı ve shinigami başlıkları altında bu konularda hikayede verilenleri derlemiş mesela. Sahiplik Hakkının İadesi başlığında hikayeye girip çıkan defterlerin sahipliklerini ve hikayedeki rollerini anlatıyor. Sonra How To Use It (Pratik) kısmındaysa bildiğiniz kuralları kullanma yöntemi, sahiplik hakkı, shinigami gözü ve shinigami yasaları olmak üzere 4 kategoriye ayırmış.
Şimdi burada mangadan farklı tek şey bahsettiğim kural. L'in kullanması gereken bir kural olduğunu fark edip değiştirdiler mi? Bilmiyorum...
Death Note Olay İncelemeleri kısmı başlığın altındaki tanımıyla kurallarla ilgili soruları manga içindeki sahnelerden örneklerle açıklıyor. Tüm Hilelerin Analiz Listesi ise adı üzerinde eser boyunca yapılan tüm hilelerin kim tarafından, ne amaçla, nasıl yapıldığını açıklıyor. 
NASIL YARATMALI: TSUGUMI OHBA & TAKESHI OBATA
Özel Diyalog
Hem Tsugumi Ohba, hem de Takeshi Obata'yla yapılan, sohbet tadında röportaj kısmı. Ohba ve Obata'nın yayın dönemi boyunca hiç görüşmediklerini öğreniyoruz bu kısımda. Ohba direktiflerini editör aracılığıyla iletiyormuş Obata'ya. Ben bunu çok şaşırtıcı buldum. Hatta Obata ileride neler olacağını bile bilmiyormuş. Bence bu dahice. Çünkü kendisinin de söylediği gibi bu çizme şevkini arttırmış. Ayrıca hangi karakterin öleceğini bilmediği için hepsini detaylı çiziyormuş mesela. Yotsuba arcında asıl Kira'nın kim olduğunu bile bilmiyormuş. Zaten Ohba da bilmiyormuş. Obata'nın çizimlerine bakarak karar vermiş. (Obata'nın ne kadar etkili olduğunun bir başka kanıtı...) Bizde de heyecanı arttıran okurken yazarın ve çizerin bile kim olduğunu bilmemesiydi belki de.
Bir başka şaşırtıcı bilgi de Ohba'nın olacakları en fazla 3 bölüme kadar planladığı. İlk başta (tıpkı Obata gibi) insanın inanası gelmiyor ama bu uzun zamandır düşündüğü bir öykü olsa her şey kafasında tamamlanmış olurdu zaten. Oysa ki Nasıl Düşünmeli bölümünden öğrendiğimiz gibi Obata ve editör gelişmeler ve karakterler üzerinde çok etkili. Zaten Ohba taslaklarında hep önce Light'ın başını derde sokup sonra ne yapacağını planlıyormuş ki bu da çok mantıklı çünkü polisiyelerde asıl odak noktası "sorun"dur.
En önemlisiyse Mello'nun yaşamı Obata'nın tek bir "çizmesi kolaylaştı" demesine bağlıymış...
Ama beni en çok Near hakkında dedikleriyle şaşırttılar ve HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTILAR. L'in yolundan giden, adının anlamı bile "doğalca L'den akan" (Nate River: Nate "doğal" anlamındaki "natural"dan geliyor,"River" ise göl demek, Ohba bu ismi "doğallıkla L'den akan" anlamında özel olarak seçmiş.), L'in başlattığı davayı kapatan, L'in aksine takımına güveni tam (Mello takıma dahil) Near'ı "itici" bir karakter olarak tanımlayarak... Hatta Obata Near'ın L'den haz etmediğini düşünüyormuş. Near tanışmadığı ve saygı duyduğunu söylediği birinden neden haz etmesin ki?
Hiç görüşmemiş iki ortak yayın aşamalarını iki taraftan yorumluyorlar işte. Ama kişilikleri hakkında da bilgi sahibi oluyoruz. Zevklerinden ve yaşam tarzlarından bahsediyorlar. Kişilikleri arasında tatlı bir zıtlık var; mesela Ohba düzenliyken, Obata pasaklı ya da Ohba içine kapanıkken, Obata dışa dönük, hatta biri klostrofobikken diğeri dar yerleri seviyor o derece... Ama ikisinin de Tim Burton hayranı olduğunu öğrenmek ve hatta Ryuk'un "Makas Eller" filminden ilham alınarak yaratılmış olması beni çok mutlu etti!
Ardından gelen kısa Death Note'un Yaratılışı kısmında teknik hazırlanış aşaması anlatılıyor.
Sonra 33 Anket var. Merak etmeyin, 33 tane anket yapmamışlar, Ohba ve Obata'ya sorular sormuşlar. (Zaten ropörtaj yaptıkları için başlığa verecek başka ad bulamamışlar herhalde - zaten hazırlayanların yaratıcılıkları cildin içeriğinden belli oluyordur.) Onca röportajdan sonra artık söyleyecek pek bir şey kalmadığı için bu kısımda bile yeni şeyler yok. 13 Gerçek son bölüme dair her şeyin yanıtı. (Cidden her şeyin. Kapak resminde neden elma kullanıldığına kadar. Çünkü kaplumbağa dedem.)
Ve sonra Death Note magazini dememin asıl nedeni olan bölüm geliyor: NASIL OYNAMALI: Ryuk'un Özel Defteri. Light Yagami'nin İç Dünyası, L'nin Hayrete Düşüren Midesi (Her kim hazırlıyorsa işe aç karınla oturduğunun bir başka kanıtı.), Misa'nın Aşk Defteri, Mello da İsteyince Başarabiliyor, Near'ın Alışveriş Defteri gibi başlıkların içeriklerini hiç söylemeyeyim - sonra dayanamaz, düşer bayılırsınız, hafazanallah maazallah. Sadece L'nin yediklerinin listesi ve Near'ın oyuncak listesi biraz hoşuma gitti. (Rester'in Near'ın oyuncaklarını nasıl bulduğunu anlattığı kısım uyduruk olsa da gene de çok şekerdi.)
Sonrasında Hangi Death Note karakterisiniz testi geliyor. Bu tür testler internette çok var ama bu bir Death Note cildinde bulunduğu için canon sayılır: Yani burada çıktığınız karakteri Death Note dünyasına gitseniz olacağınız karakter olarak sayabilirsiniz. Ayrıca cildin en güzel kısmı. Peki neden bu kadar övdüm ben? Çünkü elbette L ÇIKTIM. DEATH NOTE'A ELİMİ BASARIM Kİ L ÇIKTIM. L ÇIKTIM. Gerçi bunda abartacak bir şey yok, Alice LAWLIET olarak, asıl çıkmasam ayıbım olurdu. uvu"
"Dört Karede Death Note", adı üstünde, dört kare manga tekniğiyle yapılmış küçük Death Note öyküleri. Bolca L ile Ryuk şebekliği ve Misa fanservisi içeriyor. Gerçekten saçma öyküler. (L'nin parmak süsleme sanatıyla küçük bir çocuğu etkilemesi gibi.)
"Bir Çırpıda Death Note" öyküsünü ise mutlaka duymuşsunuzdur. Taro Kagami adlı bir çocuğun Death Note'u bulması ve günlük niyetine kullanırken yanlışlıkla sınıf arkadaşlarını öldürmesiyle başlayan hikaye... Oldukça basit ama zaten Death Note'un prototipi. Yani bildiğimiz hikaye bu sıradan öyküden geliyor.  Hikaye hakkında spoiler vermeyeceğim fakat kötüleri cezalandırma temasının bu hikayeden geldiğini söyleyebiliriz, asıl Death Note'dan en farklı yanıysa, "ölüm silgisi" kavramı. Gerçi Light hiçbir zaman cinayetlerinden pişmanlık duyma belirtisi göstermedi ama gösterseydi de Ryuk'un çıkarıp ona "ölüm silgisi"ni vereceğinden şüpheliyim. Herhalde sonradan kullanmamaya karar vermiş olmalılar. Bu arada Taro Kagami karakteri Mikami'ye benzerliğiyle dikkat çekiyor ama bu benzerliğin altında farklı bir anlam yattığına inanmıyorum, sadece tiplemeyi kullanmak istemişlerdir, o kadar.

Şimdi Death Note en çok "polisiye" ve "psikoloji" türlerine giren bir yapıt. Polisiye de olay, daha doğrusu "dava", etrafında dönen bir türdür - karakterler etrafında dönen değil. Dolayısıyla karakterlerin derinine inemezsiniz. Dava da göründüğü gibidir zaten. Psikoloji türünde ise ne tür çıkarımlar yapacağı tamamen okuyucuya bırakılır/bırakılmalıdır çünkü işin zevki bu zaten. Siz kalkıp öykünün derinine iner, her şeyin altında yatan anlamları açığa çıkarır, okuyucuya düşüneceği hiçbir şey bırakmazsanız o eser tüm anlamını kaybeder. Çünkü öykünün en çekici yanı her şeyden her türlü anlamın çıkabilmesi ve ne anlam çıkaracağınız tamamen size bağlı olması. Hele de manga/anime türünde çünkü kitapların ya da filmlerin aksine bunları bölüm bölüm alarak (Bir çırpıda bitirmeyi de tercih edebilirsiniz tabii ama ben tavsiye etmem.) hayatımıza iyice sindirdiğimizde. "İşin zevki bu zaten" derken kast ettiğim gibi... Dolayısıyla bu cilt okuyucuları hayal kırıklığına  uğratmaktan başka bir işe yaramıyor. Mesela tumblrda takip ettiğim, harika teoriler üreten ve muazzam çıkarımlar yapan birçok Death Note bloğu var, bu cilt hepsini çöpe atıyor. Tabii ki Death Note fandomı olarak cildi görmezden gelip istediğimiz gibi okumayı sürdürüyoruz çünkü öyle yapmasak Death Note'un hiçbir anlamı kalmaz ve bu keyif kaynağından vazgeçmek zorunda kalırız ama demek istediğim böyle bir cilt olması yanlış. Naruto, One Piece, Bleach gibi çok fazla karakter ve birbirinden bağımsız olay içeren mangalar için yapılabilir. (Ki ona da gerek kalmıyor çünkü fillerlar o işi hallediyor.) Ama Death Note için hiç gerek yoktu - sadece kar amacı işte... Kitapları, filmleri, müzikali, tiyatrosu, oyunları da kar amacı için belki ama onlar yorumlama/uyarlamadır ve fantoma ve esere hiçbir zararı yoktur.
Kısacası eğer "Ben öyle tekrar okumakla/izlemekle uğraşamam, neler olup bitmiş, iyice bilmek istiyorum, teorilerle ve çıkarımlarla da işim olmaz" diyorsanız satın alabilirsiniz ama hafızanızı tazelemek için tekrar okumaktan/izlemekten gocunmayacak ve teori üretmeyi ve/ve ya çıkarımlar yapmayı sevecek kadar hayransanız hiç tavsiye etmiyorum.

35 yorum:

  1. Oldukça açıklayıcı ve güzel bir yazı olmuş. Bu kadar gereksiz olduğunu öğrenince hem şaşırdım hem de almaktan vazgeçtim. Bilgilendirme için sağol Defne.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acaba bu kadar kötüleyip Arkadaş Kitabevi'nin ekmeğiyle mi oynadım diye düşünmeye başladım bak şimdi de. İstersen al, kendin gör, sonuçta herkes benim gibi düşünmez. Fakat en azından bölümler ve başlıklar anlattığım gibi - içeriklerinin parana deyip değmeyeceğine karar verebilirsin. Beğenmene de çok sevindim, ben teşekkür ederim, "çok mu abartılı kötüledim acaba?" diye düşünüyordum.

      Sil
    2. Protesto edilen yayınevi Gerekli Şeyler, Arkadaş Yayınevi değil. Arkadaş Yayınevi'de mangaların kaldırılmasını istedi fakat Gerekli Şeyler gibi sert bir dil ile değil. Protesto edilen yayınevinin hangisi olduğu konusunda kafan karışmış kısacası. Ayrıca zaten gerekli olmadığını bildiğim için almaya niyetli değildim pek, bu konuda endişen olmasın. Yazmak ve fikir üretmek konusunda çok ama çok yeteneklisin, gerçekten bu işte bir yerlere gelmeni istiyorum Defne. Kendini daha da geliştir ve yazmaya devam et ^_^, başarılar.

      Sil
    3. Öncelikle teşekkür ederim, sonra Gerekli Şeyler'le ilgili meseleyi biliyorum, bu benim Arkadaş Kitabevine başlattığım kişisel protesto - normalde bu kitabın 2 yıl önce filan çıkması gerekiyordu çünkü seri o zaman bitmişti ve hemen yayınlayacaklarını söylemişlerdi, yayınevine defalarca mesaj attım, hep geçiştirdiler. Death Note konusunda çocuksu olan ben de kendimce "protesto" ediyordum işte. Gerekli Şeyler'in yaptığıysa gerçekten saçmaydı.

      Sil
    4. Kişisel protesto... Bak işte bunu hiç tahmin etmemiştim. Mesajını geçiştirmeleri kötü olmuş. Bu manga yayınlayan yayınevlerinin sorunu nedir anlayamıyorum. Geç yayınladıkları ile ilgili geçerli bir neden dahi sunamıyorlar. Halbuki tek yapmaları gereken de bu. Death Note konusunda yaptığın davranış çocuksu değilmiş, protesto etmekle iyi yapmışsın bu arada.

      Sil
    5. Onu da becerebildiğim söylenemez ki... Gittim gene dayanamayıp satın aldım. (Ama belki içindeki L, Mello, Near resimlerini kesip bir şeyler yaparım, böylece bir işe yaramış olur. ^^)

      Sil
    6. :) Ah, sizi kıskanıyorum sıradan dünyalılar. (Biraz fazla mı oldu?) Eh, yani demek istediğim keşke bende kitapları kesip biçsem veya karalayabilsem. Nedendir bilinmez (aslında bilinir) ben kitaplarımın (okul kitapları hariç, fufufu! (hani şu mangalardaki kötü adam gülüşü. Tabi kukuku diye geçtiği de olur. Liar Game mangasında çok kullanılıyor, oradan ağzıma yapıştı. Aslında teknik olarak parmaklarıma yapıştı demem daha doğru olur.) işte onlara çok zalimce şeyler yapıyorum) sayfasını kıvırmak gibi veya üzerine not almak gibi hele ki onları kesmek gibi (kovai! (Japonca'da korkutucu/korkunç manasına gelen bir kelime, tam hangisi emin değilim)) şeyler yapamam. Hatta kitaplarımı okula götürürken özel bir koruma poşetinin içine koyarım (internetten kitap sipariş ettiğinde kitaplara zarar gelmesin diye içine konulan baloncuklu (çoğu insanın patlatmayı sevdiği şu baloncuklardan söz ediyorum) poşet.). İnsanlar nasıl telefonlarına koruma kabı alıyorsa aynısını kitaplar için yapıyorum. Hayatımda yazdığım en okunması güç yazı buydu. Bu blogda iken nedense daha rahatım, bu blogun sağladığı güzel şeylerden biri de bu. Normalde sürekli resmi bir dilde yazan ve gülücük ifadesi bile kullanmayan ben, bu blogda iken değişiyorum.

      Sil
    7. Buna çok sevindim, gerçekten bloğum hakkında duyduğum en güzel şeylerden biri! Şu kitap koruma konusu... Okumayı seven insanların çoğunda var, bende ise hiç yok, önemli olan içindekilerdir diye yaklaşıyorum (Çizgi roman olmadıkça çünkü çizgi roman resimlerden oluştuğu için yırtılma gibi bir durum gerçekleşirse karakterlere bir şey olurmuş gibi saçma bir düşünceye sahibim.) ve farklı türde yaklaşanları anlayamıyorum. Anlayamıyorum derken kötü bir şey olduğu için değil, sadece bana, yemeği chopstickle yemek gibi uzak gelen bir şey. Bir tür takıntı gibi mi yoksa içindekine verdiğin değer seni somut olarak da korumaya mı itiyor?

      Sil
    8. Kitap yırtılırsa veya üzeri boyalar ile çizilirse hoş durmayacağını düşünüyorum. Takıntı gibi değil yani. Bir kitaplık düşün. Sağı solu yırtılmış ve boyanmış kitaplar ile dolu olursa mı daha hoş durur yoksa düzgün iyi bakılmış kitaplar ile dolu olursa mı? Kitabın İçindeki belirli yerlere kötü gözükmeyecek şekilde notlar yazmak o kadar sorun olmaz benim için, her ne kadar böyle bir şeyi tercih etmesemde. Her kitaba aynı özeni göstermiyorum tabi. Bu arada o chopstick ile yemek yiyen insanlardan biri de benim :), en son ne zaman kullandım hatırlamıyorum. Bir yere koyup kendi haline bıraktım, yalnız başına takılıyor.

      Sil
    9. DÜNYADAKİ EN ZOR ŞEY VE O ŞEYTANİ ŞEY YÜZÜNDEN JAPON LOKANTALARINDA KAÇ KEZ REZİL OLDUĞUMUN HADDİ HESABI YOK- Sustum. Şimdi anladım! Tamamen estetik bir kaygı yani?

      Sil
    10. Hai, estetik kaygı yüzünden. Aslında yemek çubuklarını kullanmak gayet basit (yazar burada hava atmaya çalışmaktadır), tutuşu öğrendikten sonra gerisi geliyor (görüldüğü üzere hâlâ hava atmaya devam ediyor), internetten tutuş şeklini öğreten videolar var. İzlemeni tavsiye ederim, eğer izlemediysen elbette.

      Sil
    11. İzlesem de anlayamıyorum ki... (Ben olsam ben de ne biçim hava atardım!)

      Sil
    12. Sana da iyi geceler. Biraz (!) geç cevap veriyorum ama... ^.^

      Sil
  2. o senin dediğin ingilizcede de aynı. lightın lden zeki olduğunu yazmışlar. türk yayınevinin suçu yok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de aynı cildin röportaj kısmında Ohba'nın bizzat kendisi "en zeki karakter kimdir?" sorusuna "L" yanıtını verdiği halde... Ama benim Türk yayınevinden şüphelendiğim nokta o kafama takılan kural. Ifade yeterince iyi anlaşılmıyor. Gerçi İngilizcesinin daha anlaşılır olduğunu da sanmıyorum ya... Bu anlaşılmazlığın sebebi muhtemelen ya onlardır ya kuralın kendisi anlaşılmazdır. (Bir önceki kuralı örtmek için alelacele ya da cildi hazırlayan saftirikler tarafından eklenmişse...) İngilizce ve Japoncanın gramer yapıları farklı olduğundan animelerde bile çok alakasız çevirilere rastlayabiliyoruz. (Bkz: Japonca öğrenme nedenleri.)

      Sil
  3. en sevdiğim yazı oldu. açık renkli arka plan üzerine açık renkli yazıyı, gözlerim ağrıya ağrıya okudum. çünkü bu kitabı çok merak ediyordum. ingilizcesi bütün kitabı çevirmemişti. türkçesine de senin gibi para vermezdim, ama seninle aynı sebepten değil, edebi olarak o kadar harika kitaplara para harcıyorum ki, listemde olan dn 13e sıra gelmiyor. ayriyeten 13ün de ilk 12 kadar ilgi çekici olduğunu düşünmüyorum. dediğin gibi bildiğimiz şeyler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En sevdiğin yazı olmasına sevindim. (Sanırım sen şu Death Note anonimisin, bir başka yazıya da Death Note hakkında bir sürü yorum atan anonim hani? XD) Ya şablon konusunda gerçekten çok beceriksizim, ne yapsam memnun edemiyorum, çok üzgünüm (Bir nedeni de benim de mecburen hep mobilden girmemdir belki bloga.). Gurakawa Yuu arkadaşın verdiği linke göz atıp header yapmaya çalışacağım uygun bir fırsatta - tabii o fırsat karşıma çıkarsa, zira kendi bilgisayarım vefat etti, annem bilgisayarına şifre koyacak, babamın bilgisayarı nereden baksan 10 yıllık... Bu arada bende bu kitaba para ödeme salaklığında bulunmuş olabilirim ama normalde de ben harika kitaplara para ödemem, bilirsin, kendi yollarım var. ;) (İticiliğimiçinçoküzgünüm.)

      Sil
    2. evet evet, ben oyum xDDDDD

      ama blogun neresine yorum attım hatırlamıyorum... *moral bozukluğundan gerçekten nefret ediyorum.*

      Sil
  4. öncelikle spam için özür dilerim . xD fikirler aklımdan uçmasın diye yazıp duruyorum. hepsini bir mesaja da sığdırmadım çünkü yorumlarım arasında bağlantı yok... şimdiki yorumum, obata-ohbayla ilgi,li. açıkçası ikisinin bu kadar zıt olması, okuyucu yu yanıltmak için olabilir. düşünsene ohba insanı kandırmak konusunda tam bi usta... o yüzden burda okuduğum her şeye inanmıyorum. bide "doğallıktan akan nehri" bilmem ama japonların ingilizce bilgisi malum... ohbanın da ingilizce bilmediği aşikar. (zeki olmak =/= dil bilmek.) yani koskoca IŞIK anlamındaki lightı bile GECE anlamıyla kullanıyosa "doğallıktan akan nehri" bilerek seçtiği pek inandırıcı gelmiyo bana... şöyle ki,

    bleach de blackin zıttı olarak düşünülmüş. kubo, blackin çok klişe olacağını düşünüp, mangasının adını BEYAZa çevirmiş yani BLEACHe, white a bile değil... japonlar ingilizceyi kafalarına göre konuşuyolar, yani bizim chicken turner dememiz gibi bişey bu... onların ingilizceyi kullanma şekli benim gibi bi imla takıntılısına rahatsız edici geliyor (bu yorumlardaki imla bozukluklarını dikkate alma, bugün çok yorgun bir günüm, ilk defa böyle bir şey yapıyorum... bide dedi,ğim gibi, yazıyı okumak için kendimi zorladım. D: normalde bu bloga mobilden giriyorum yazıları rahat görmek için, ama bugün bilgisayardayım. neyse lafı uzattım.)

    sanki bişey hakkında daha konuşucaktım ama... neyse hatırlayınca yazarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu anda bende her yorumuna ayrı ayrı yanıt vererek kendi bloğumu spamliyorum zaten, hem estağfurullah efendim, spam ne demek, hiç olur mu öyle şey, değerli yorumlarınız için bolca teşekkürlerimi sunuyorum.
      Doğrusu Ohba ve Obata'nın karakterlerinin zıtlıklarını, Ohba'nın kandırmacı kişiliğiyle bağdaştıramadım ama sana katılıyorum, ben de o kitaptaki her şeye inanmıyorum.
      Ohba kitapta Nate River isminin anlamını kendisi açıklıyor. "Bleach" konusunda ise inanmak bile istemiyorum. "White" da şacma duracağı için "Bleach" yapmıştır belki diyeceğim de adam "Black"i klişe bulmuş zaten abooov... Gerçi kendilerini öldürmekle yetinmeyip resmen ERİTENlerin dilleri konusunda geri olmalarını anlıyorum... Da sözlükleri de mi hatalı kardeşim?

      Sil
    2. eritmek kısmındaki espriyi anlayamadım, ya da moral bozukluğum itibariyle anlamazdan geldim; neşenizi bize de bulaştırırsanız seviniriz bayan lawliet, ondan sonra da size daha iyi bi cevap veririz... ^^

      Sil
    3. (Hiroşima olayından söz ediyordum.) Keşke nasıl bulaştıracağımı bilseydim. TTwTT

      Sil
    4. Hehe. e sen öyle yazınca Hiroşima nerden aklıma gelsin. Xd

      Arkadaşlarımın hiç de sadık olmadığını fark ettim ... Arkamdan dedikodu yapmaları ve benim cidden üzüldüğümu bildikleri halde iyiliğimi düşünmemeleri bana bütün siteleri terk etme kararı verdirtti... Yani Tumblr maceram başlamadan bitti...

      Ben de senin gibi kitap manyağıyim, blogu okumamin 2.sebebi de edebiyat, ama öyle bişey oldu ki yazma şevkim kırıldı... Neden yazıyorum ki ben? Dünyada çok aptal kitap ve insan var, bense bu evrende küçük bi noktayım...

      Senin evrenle sorununu biliyorum. Evren bana da istediğimi vermiyor. Mesela eski sevgilim yeni sevgilisiyle kavga etti ve ben ayrılmalarıni sabırsızlıkla bekliyorum . Ben onu hala unutamadım ama bu öyle yanderece bişey değil, sadece o kızı bıraksa bana döneceğini biliyorum, sadece sarmaşıklarından kurtulması lazım, ondan sonra biz birbirimize iyi geleceğiz...

      Sil
    5. İlk iki sorun her zaman orada olan şeyler olduğundan tetiklenme nedenlerinin sonuncu sorun olduğunu düşünüyorum. (Olmayadabilir tabii ama insanlar güvenilir olmadığı için güvenilir dostlar bulmak kolay değil ve hepimiz bir noktayız ve her zaman öyle olacağız, bunu hiçbir şey değiştiremeyecek, yapabileceğimiz tek şey güzel bir cümleyi noktalamak.)
      En azından sana geri döneceği umudun var, bu da hiç yoktan iyidir, umarım bir an önce kavuşursunuz!

      Sil
  5. ama misanın aşk defterini merak ettim :D

    ben de light çıktım xDD yani ingilizcesini okuduğumda çözmüştüm bu testi, lightı sevmesem de light çıktım...

    o misa fanservisine ben de gıcık oluyorum. misanın aşk defterini gerçekten merak ettim ama, o kısım ingilizceye çevrilmemiş olduğundan... bu kızın aptallığını okumak hoşuma gidiyor, biraz mazoşistim galiba.

    tumblrla ilgili yorumumu da buraya yapayım. tumblr bağımlısı olduğun belli oluyo. ben de yeniyim de, doğru düzgün bi tema bulamadım, bu konuda yardımlarını istiycektim.

    narutoyu niye hatırlattın şimdi... -.- gaideni okuyorum da, yahu ben bu kadar entrikayı dallasta görmemiştim xDDD yok sakura aslında karinin çocuğuymuş da... yahu bu kişimoto napmaya çalışıyor?

    neyse, yorumların sonu... görüşmek üzere...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Misa'nın aşk defterinde de Light'la ilişkilerinin aşamalarından bahsediyor. "Bugün Light bana evlenme teklif etti" filan gibi işte. Mangadan resimleri filan kolajlamışlar... Ucuz genç kız magazin dergisi sayfası gibi duruyor anlayacağın.
      Tumblr konusunda, o kadar mı belli ediyorum!? Şu aptal uygulamayı silmeliyim... Benim için çoook önemli bu bloğun şablonuna bakarak, tumblr'da adam gibi bir tema kullandığıma inanıyor musun gerçekten? Öyleyse çoook yanılıyorsun dostum... Bloğu sadece bilgisayarda/telefonda yer kaplamak yerine rebloglamak daha rahat olduğu ve milleti daha rahatça stalklamak için açtım zati. Yardım edemediğim için üzgünüm. ;_;
      Bu arada WUT!? Ben en son Sarada'nın Karin'in kızı olduğu kısmında kalmıştım... Şimdi Sakura da mı Karin'in kızı çıktı? Iyi ki takip etmiyorum... Ne yapıyor la bu Kishimoto?
      Görüşmek üzere, eğlenceli yorum spami için çok teşekkürler. :3

      Sil
    2. fhagehjfashjfa

      ulan benim de kafam karıştı... sakura değil, saradadan bahsediyodum zaten. isimleri çok benzer yahu...

      neysem, kendi kendimi de güldürmeyi başardım... senin blogundan çıktığımdan beri moralim daha bi yerle bir oldu... yine mi burda takılsam ki, biraz düzeltmek için?

      Sil
    3. Şey, umarım daha iyisindir. O.O

      Sil
    4. aslında deilim. geçer sandım ama geçmedi.

      Sil
    5. Anlatmak istersen buradayım, tabii yardımı olur mu bilemem, yine de yapabilecek başka bir şeyim olmadığına göre...

      Sil
  6. Şuan kendime inanmıyorum bu kadar uzun bir yazıyı nasıl okudum :D...
    Ama hep sinde sana katılıyorum şu sinirimi bozdu Light l den daha zeki denmesi Kiranın light olduğunu başından beri biliyordu (Nasıl anladı anlamadım ama) her neyse l nin tek hatası öleceğini bildiği halde L nin varislerine bu konuda kendi düşüncelerini belirtmemesiydi . Her neyse Lawliet light den fazla zeki şuan açıklama yapardım ama beynim yanıyor.... Ben Light ile Lawliet aynı yaşta larmış sanıyordum....Bide bazı yerlerde kan gurupları falan yazmış lar nereden biliyorlarsa artık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsini okuduğun ve yorumun için teşekkürler öncelikle. ^^ Aynı düşünceleri paylaşmamıza sevindim. L'in Light'ın Kira olduğunu nereden bildiğine gelirsek; hatırlarsan serinin başlarında L, Kira'nın operasyon merkezindeki bilgilere ulaşabildiğini fark edince polisi ve polise bağlı kişilerin peşlerine FBI ajanlarını takmıştı. Sonra 12 FBI ajanı öldürüldüğünde, öldürülen ajanların isimleriyle yüzlerini içeren dosyanın ilk Raye Penber'a gönderildiğini öğrenince, onun takip ettiği iki ailenin evlerine kamera ve mikrofonlar takmıştı ki Yagami ailesi de bu ailelerden biriydi. Light cips paketi içindeki mini televizyon aracılığıyla cinayetlerini sürdürünce teknik olarak aklanmış ama zekasıyla L'in dikkatini çekmişti. Aynı üniversiteye girmeleriyle yakınlıkları da artınca şüphelerinin devamı gelmişti haliyle... Kısacası L'in, Kira'yı gözünün önünden kaçırmak için fazla zeki olmasıyla da açıklayabiliriz tabii. :) Sadece Light dünyanın tüm şansına sahipken, L bir o kadar şanssızdı. Ayrıca yalnız çalışmaya alışkındı, animede de belirttiği gibi kimseye güvenemiyordu.
      Kan gruplarının belirtilmesine şaşırmadım, ne de olsa kitabın %90'ı doldurma bilgilerden oluşuyordu. -_-

      Sil