22 Temmuz 2015 Çarşamba

Başlık Bulacak Halde Değil(d)im

BU YAZIDA, YAZ TATİLİNİN BELLİ BİR NOKTASINDA İNSANLARIN SÖZÜNÜ ETMEYE BAŞLADIKLARI O MALUM KÖTÜCÜL ŞEYDEN BAHSEDECEĞİM, YAZ GİBİ KUTSAL BİR AYDA O ŞEYİN ADI BİLE ANILMAMALI, ANANLARSA KIZGIN GÜNEŞİN ALTINDA YANMAYA BIRAKILMALI FAKAT BU YAZIDA BENDE TAM OLARAK BUNU YAPACAĞIM. YANİ YAZINIZ HARİKA GEÇİYORSA VE KÖTÜCÜL ŞEYİ HATIRLAMAK İSTEMİYORSANIZ OKUMAYIN. UNUTMAYIN Kİ UYARILDINIZ.  
 Giderek kötüleşiyorum ki bu kötü bir şey.  (Haydi ya, sahiden mi?) Yani büyüdükçe insanlarla normal ilişkiler kurabilmeli, melankolik hallerim sona ermeli, kişiliğim toparlanmalı, normal, sağlıklı, güçlü bir birey haline gelmeliydim. Ama hiç de öyleolmadı. Hem de hiç. Birazcık olsun. Yaz tatilinin ortasında, durmuş, normalde asla yapmayacağım bir şey yapıyorum: Okul hakkında düşünmek. Yaz tatilinde okul kelimesinin geçmesinden bile nefret ederim normalde. "Yaz tatilinin bitmesine az kaldı" diye depresyona girenlerin ağzını yırtasım gelir, "okullar açılsın, sıkıldım artık" diyenlerinse ağzını diğerlerinin ağız parçalarıyla dikesim.  Ama şu anda kendim de okuldan bahsediyorum.  Keşke nedeni okulun evden daha eğlenceli olması olsaydı ama olmadığını biliyorsunuz. Elbette nedeni okulların açılmasına giderek daha az kalması. Yazdığım her kelime. Geçen her saniye.  Aldığım her nefes. Cehennem bir su damlası uzağımdayken 1 ay sonra okullar açılacağı için bu kadar endişelenmem saçma aslında. Ama hiçbirimiz 5 saniye sonra ölebileceğimiz gerçeğiyle yaşamayız değil mi?
Bu dünyayı sevdiğimi anlamalısınız. Çok seviyorum. Gerçekten çok. Şu an bu haldeyken bile etrafta sevdiğim birçok şey sayabilirim. Pencereden görünen ağaçların, çalıların, otların rüzgarda salınışı. Oyun oynayan çocukların sesleri. Kuşlar. Su. Yapay göl ve kuş cıvıltılarının bir süre sonra kafa şişiren harmonisi. Bulutlarla kaplı mavi gökyüzü ve elektrik telleri. (Güzel gökyüzü + elektrik direği = Benim estetiğim.) Boya kalemlerim. A4. Cep telefonum. Üstümdeki elbise. Bunlar sadece şu an etrafımda olan güzel şeyler ama dünyada sevdiğim sayısız şey var. Ve bu güzellikleri bırakmayı asla istemem, dolayısıyla intihar etmeyi de,  sadece bazen tek seçenek bu gibi görünüyor. Sanırım şu ara "karşı-olduğum-şeyleri-savunma" dönemim çünkü tıpkı yaz tatilinde okuldan bahsetmek gibi intihar eylemini de saçma bulurdum ama şu ara ben bile bunu düşünür hale geldim. Biliyorum. Şu an işler iyi olmasa da ileride iyileşebilir, beni bekleyen harika şeyler olabilir,
belki de bu büyük planın bir aşaması sadece... Falan filan falan. Biliyorum. İntihar edeceğim yok zaten. Sadece ruh halime uyum sağlıyorum işte. Yani intihar etme isteği olmayan depresyon kokusuz osuruk gibidir: Anlamsız ve etkisiz.
İntihar etme isteğinden başka depresyonun getirileri de isteksizlik. Her anlamda ama. Yemek yemiyorum mesela. Yani yiyorum tabii ama mecburiyetten. Vermeseler aramam. Oysa dünyanın hiç açlık çekmemiş şanslı kesimi çoğunlukla doymak için yemek yemez ve ben de bu kesimdenim. Sırf iş olsun diye su içiyorum. Çizim yapıyorum ve yazı yazıyorum.  Ama bir süre sonra sıkılıyorum. İçime hafakanlar basıyor. Yani eğer hafakan sıcak bir usanmışlık dalgası diye tanımlayabileceğim bir şey anlamına geliyorsa. Ve ben bu anlama geldiğinden eminim çünkü bunu tanımlayabilecek daha uygun bir sözcük yoktur herhalde. "Hafakan."
Depresyonu "siyah" renkle özdeşleştirenler kesinlikle yanılıyor. Depreyonun özdeşebileceği tek renk "sarı." Siyah karanlıktır ve karanlık bilinmezliktir. Oysa depresyon böyle değil.  Depresyon siyah diyarın hemen üstündeki sarı diyara aittir. Sarı diyarda zaman farklı işler.  Çok hızlı, çok yavaş, ikisi birden ya da hiçbiri diyebiliriz. Sadece farklıdır işte. Bu zaman farklılığı afallatır ve zaman kavramından kaçma isteği uyandırır ama bunun tek yolu olan "uyku" yarı yarıya fiziksel bir hadise ve sarı diyar (dolayısıyla özgün zaman kavramı da) zihinsel olduğu için bu genelde mümkün olmaz - en azından beden uyuma kararı alana dek.
Uyumadığınız zamansa yapmanız gereken hiçbir şeyi yapamaz ve yapmanız tamamen anlamsız olan her şeyi yaparsınız. Çünkü yaptığınız her şey size sıkıntı verir ama bir şeyler yapmanız gerekir. Diğer tüm duygular sadece anlık belirirler, sizi Sarı Diyar'dan çıkaracak kadar güçlü bir olay meydana gelmediği müddetçe, sıkıntı hepsini siler çünkü sıkıntı Sarı Diyar'ın tek hakimidir ve tam bir zorbadır. Ha, Sarı Diyar fazla kuruyup gözyaşlarına ihtiyaç doğduğunda işler değişir, o zaman kendisi gibi zorba arkadaşları yalnızlık, sefillik, umutsuzluk ve mutsuzluğu çağırır hemen. İşte Sarı Diyar böyle işler dostlarım. Not: Şu anda bana sorarsanız Siyah Diyar'ı (sanırım "Kara Diyar" daha havalı bir isim olurdu.) tercih ederim ama eminim orada olsam da Sarı Diyar'ı tercih ederdim.
Neden buraya düştüğümü tam olarak bilmiyorum. Yani nedeninin okul olduğunu biliyorum ama yaz tatilinin er geç biteceğini de ilk günden beri biliyordum - ne oldu da birden okullar çıkacağından dolayı depresyona girdim?  Nedenini bayram için gittiğim memleketten dönüşüme bağlıyorum. Çünkü daha birkaç sene öncesine dek yaz tatillerimin tamamını orada geçirirdim - dolayısıyla oradan dönmek = okulların açılması demek.  Ama oradayken de kötüydüm, her ne kadar bunu iyimserce havaya bağlasam da... Sanırım artık kendimi hazırlama vakti geldi. Ama nasıl bu ruh halinden çıkıp bunu yapabilirim?  Yani "okulda hiç arkadaşım yok" derken gerçekten dostluk kurabileceğim birileri olmadığını değil,  GERÇEKTEN hiç arkadaşım olmadığını kast ediyorum. Bırakın arkadaşım olmamasını, 10. sınıfta genellikle tüm gün tek kelime bile konuşmuyordum. "Konuşmak" derken "sohbet"le karıştırmayın, buna dersin ne olduğunu sormak gibi şeyler de dahil.  Aslında tam olarak kimse suçlu değil. Suçlu benim farklı olmam. Yani telefonumda bir selfie arşivi olmaması, instagram  (Doğru yazdığımdan bile emin değilim.), facebook, twitter falan kullanmamak, seksi erkeklerin hayatımın odağında bulunmaması, görünüşümle çok fazla ilgilenmemem (Görünüşümle ilgilenmemek derken kast ettiğim banyo yapmamak, dişlerimi fırçalamamak, tüylerimi almamak falan değil bu arada - eyeliner çekmeyi bilmemem vb.) ama sürekli bir şeyler çizmem, çizim yapmadığımda kitap okumam, o da olmazsa yazı yazmam ve en önemlisi yalnız başıma takılabilme yetisine sahip olmam (Olmayan kardeşim sağolsun.) gibi özelliklerim görülmemiş şeylerdi ve dolayısıyla beni "yabancı" sınıfına koydular.  (Peki neden bu 9. sınıfta olmadı? 1- Çünkü herkesin birbirini tanıdığı bir cehenneme düşmediğiniz takdirde herkes hem ortama hem birbirine yabancıdır.  Dolayısıyla popülerlik sınıflandırılması yapılamaz. Önce kimin ne olduğunu görmek gerekiyordur ve işte 9. sınıf bu bir nevi "deneme sınavı"nın yapıldığı yerdir.  2- Bu sene sınıfları birbirine karıştırdılar ve geçen sene anlaştığım neredeyse herkes diğer sınıfa düştü. Onlar farklılığımdan etkilenebilecek ya da en azından korkmayacak kadar açık görüşlü yetiştirilmiş insanlardı ve huy olarak da daha iyilerdi. Belki sınıflar karışmasa da böyle olurdu ama pek sanmıyorum. 3- Bir şey yaptım. Tanrının cezalandırma yargısını (özellikle İslam çerçevesinden baktığımda) pek anlamıyorum ama birkaç tahminim var: Mastürbasyon: Tabii ki mastürbasyon bir suç değil ama benim gibi neredeyse işlerinizi halletmemiz engelleyecek kadar çok yaptığınızda suç olduğunu kabul edebilirim.  Ama hey?  Bu kadar sık yapmaya başlamamın nedeni korkunç 10. sınıf hayatım zaten. Yani mastürbasyon "boşaltmak" demektir ve sadece bir takım garip sıvıları değil, tüm duygu ve düşüncelerinizi de. Duygular kalbime ve düşünceler beynime işkence yaparken mastürbasyon tam ihtiyaç duyduğum şeydi. Yani daha kötü şeylere de bulaşabilirdim: Uyuşturucu, sigara, alkol, seks (Kimisine göre mastürbasyondan daha kabul edilebilir ama benim yaşımda değil herhalde?), obezite, anoreksi, vb... Ayrıca mastürbasyon yapmamdan rahatsızsan, ne bileyim, anneme yakalanmamı ya da vajinamın mantarlanmasını sağlayabilirdin - bunları tercih eder miydim bilemem ama mesaj daha açık olurdu?  "Mastürbasyon yaptığın için dışlanmalısın!" Pek mantıklı değil doğrusu. Dinle yeterince ilgilenmemem: Geçen seneki din öğretmeniyle devam etseydik bu yıl oruç tutmuş, kitaplarını okumuş ve din konusunda daha iyimser olabilirdim ama bu öğretmene karşı hislerimi biliyorsun. Eğer bu bir sınavdıysa da işini yadırgamak gibi olmasın ama din kavramına henüz ısınırken hemen sınav yapmamalıydın bence. Ama sonuçta sen her şeyi bilirsin, vurduysan vardır bir nedeni, hatta belki iyi bir nedeni vardır?)
Ne kadar farklı olduğumuzu sene başında yaşanmış küçük bir olayla açıklayayım: (O zaman hala onlarla oturabilecek kadar sosyal olarak kabul görüyordum.) Sanırım eve geldiğimizde yaptıklarımızdan söz ediyorduk: İşte çantayı bir kenara fırlatma, buz dolabına koşma, yatağa atlama gibi şeyler... Genelde tüm ortamların böyle uygunsuz (?) şeyleri söyleyen kişisi olduğumdan ve henüz kimse söylememişken fırsatı kaçırmak istemediğinden ben de "Hele o sütyen çıkarma rahatlığı..!" dedim. (Çünkü eve gelince sütyeni çıkarmak insan dişisi hayatındaki en rahatlatıcı anlardan biridir ve belki de bu saçma sütyen olayı sadece bu rahatlık içindir.) Bir an boyunca anlamlandıramadığım bir sessizlik olduktan sonra orada oturuyor olmamın nedeni olan arkadaş: "Sütyen... Çıkarma anı mı?" dedi yüzünde Latince konuşmuşum gibi bir ifadeyle. Ve işte o gün bu dünyada banyo dışında sütyen çıkarmayan kadınlar olduğunu öğrendiğim gündü. Elbette afallamıştım (Hatta tramvatik bir etkisi olduğunu söyleyebilirim ve annem ile Yoruko da buna şahittir: "NEDEN BANA SÖYLEMEDİNİZ HA!?") ama muhtemelen üniversitede kapanacak kızların erkek kardeşleri ve babalarıyla yaşadıkları evlerinde sütyen giymeleri büyütülecek hadise değildi, afallamamın tek nedeni böyle bir şeyi ilk kez duymamdı, düşününce mantıksız değildi ama hiç düşünmemiştim ki.  Benim mantık düzdü: Home is where bra comes off. (Kaldı ki şu an ben bile bazen evde sütyen takıyorum çünkü "evde sütyen takma" düşüncesiyle tanıştıktan sonra denedim ve daha rahat olabildiğini gördüm.) Onlar da "evde sütyen çıkarma" kavramıyla ilk kez tanışıyorlardı ve bunu kabullenemediler. Onlara, onların erkek kardeşleri ve babalarıyla yaşadıkları için onların takmasının doğal olduğunu, benimse annemle yaşadığım için ("Ve aslında daha çok din & beraberinde getirdikleri hayatıma yedirilmediği için çünkü kan bağım olan hiçbir erkeğin meme uçlarım belli oluyor diye azacağını düşünmüyorum ve böyle düşünecek şekilde yetiştirilmedim" demek istedim ama desem okuldan atarlardı beni.) takma ihtiyacı hissetmediğimi açıklamaya çalıştım ama bilmelisiniz ki farklı olmayan insanlar çoğunlukla farklılığı anlamaya da çalışmazlar - özellikle çoğunluktalarsa. "Ama memelerin sarkar!" konusu masaya getirildiğindeyse (İşte kız lisesinin top sohbet konularından biri: Meme.) onlara yer çekimi kanunlarını açıklamaya uğraşmadım bile.
İşte, görüyorsunuz.  "Tüm yıl kimsenin seninle konuşmamasının nedeninin bu olmadığına emin misin?" dediğinizi duyar gibiyim ve HAYIR.  Bu değil çünkü bu konuşma kendi halinde, dışarı bulaşmayan, küçük kapalı bir grupla aramda gerçekleştirildi ve popülerlik çemberinin çekirdeği değiller. Onlar "sayımız çok ve zarar vericiyiz (tıpkı bit sürüsü gibi) ve bu yüzden kendimizi dünyanın merkezi sanıyoruz :)))" grubu. Bu grup ise bir şey olmadığı ama kendini de bir şey sanmadığı için zararsız. Bit sürüsüyse... Farklı sınıfına yerleştirdikleri beni öyle bir ezdiler ki sonunda bu rolü kabullendim. Ve aslında beni mahveden şey bu. Onların beni ezmesi değil benim buna izin vermem. Temel sorunum bu zaten: Güçsüz olmak. Ben güçsüzüm çünkü ben korkağım. Her neyse... Bundan sonra böyle olmayacak. Cesaretlenmek için her şeyi yapacağım.
İşe en arka sıraya OTURMAYARAK başlamam lazım. Evet, en arka sıra derste çizim yapmak, kitap okumak, yazı yazmak, uyumak ya da en basitinden dersi dinlememek için ideal olabilir ama BUNLAR ZATEN DERSLERİNDE BAŞARILI OLMAK İSTEYEN BİRİNİN SÖYLEYECEĞİ (ya da en azından söylemesi gereken) ŞEYLER DEĞİL ve dışlanmak için ideal konum. Çünkü siz arkalarına dönmelerini sağlamadıkça kimse arkasına dönmez.  Birilerinin çıkıp da "ya acaba bu kız dışlanmaktan kafayı yemiş midir?" diye düşüneceğini sanıyorsanız ÇOK yanılıyorsunuz. Nefes aldığınız sürece her şey tamam. Özellikle de bilip bilmediği her konuda bir şeyler söyleyen ve herkes daima kendisiyle ilgilenmezse solup gidecekmişçesine öne atılmaya çalışan biri TAM ÖNÜNÜZDE oturuyorsa en arka dışlanmamak için en yanlış yerdir. Eğer bu kişi sadece bunlarla kalmayıp söylediklerinizi yüksek sesle tekrarlayan kaltak bir papağan ise sadece sosyal olarak kabul görmemenizi değil, aynı zamanda delirmenizi de en arka sırada oturmaya borçlu olursunuz.
Belki depresif hallerime iyi gelir diye çıkıp parka gidecektim (Yazıyı çok geç olmadan bitirebilirsem yine gideceğim çünkü iki gündür dışarı çıkmıyorum ve bilmiyorum, dışarısı güzel görünüyor?) ve parkı çevreleyen evlerin pencerelerinden fırlatılan ve parktakilerin fırlattığı garipseme bombalarını püskürtecek cesareti bulabilirsem çimlere uzanacaktım ama aslında buna gerek kalmadı çünkü hem yazmak iyi geldi, hem de bir mucize oldu.  Görüyorsunuz ya, hayat gerçekten çok güzel.

15 yorum:

  1. Üniversitede ailesiyle (baba ve erkek kardeş dahil) yaşayan biri olarak söyleyebilirim ki; eve gelir gelmez sütyen çıkarmak, bir hafta kabız olduktan sonra tuvalete çıkmaktan sonraki en rahatlatıcı şeydir. Hele ki evde olduğum günlerde tüm gün sütyensiz durmak PAHA BİÇİLEMEZ! Ayrıca sütyensiz durunca memeler sarkmaz. Yok öyle bir şey. Aksine, sürekli sütyen takmak kasları zayıflatırmış ve göğüslere baskı uyguladığı için sarkıtırmış. Kısacası, "yaşasın tam bağımsız memeler!"

    Çok heyecan yaptım ama seni böyle bir duruma düşürdükleri için canım çok sıkıldı. İnsanlar bir şeyleri "normalleştirmeye" o kadar bağımlı hale geldiler ki, asıl kendilerinin anormal olduğunu göremiyorlar. Ama sen hep böyle kal. Ve bende seni okumaya devam edeyim. Ve hayat gerçekten de güzel. :)

    Unutmadan, tam bağımsız memelerin linki: http://www.counselheal.com/articles/4852/20130411/bras-make-breasts-saggier-15-year-french-study-reveals.htm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence ailen olan insanların yanında sütyensiz dolaşmakta hiçbir sakınca yok. :) Sadece onların mantığıyla baktığımda anlayabiliyorum. Ama onlar anlamıyorlar. Bu onlara o kadar acayip geldi ki konuyu konuştuğum küçük grup gidip tüm sınıfa anlattı ve bir süre herkes dalga geçti "sınıfta da çıkar erkek yok nasılsa" diye. Dalga geçmeleri değil de koca sınıfta memesi gün yüzü görmüş tek kişi olmak çok sıktı canımı. Sanki dünyada eve gidince sütyenini çıkaran tek kişi benmişim gibi hissettim. Eve gidip saçma sapan sitelerde araştırma yaptım millet çıkarıyor mu diye... O sırada ben de öğrenmiştim çok fazla takmanın daha bile kötü olduğunu. Yazık valla, hem o rahatlığı yaşayamayan kızlara, hem de gün yüzü görmeyen zavallı memelerine!

      Sil
    2. Onların cahiliyeti seni üzmüş. Asıl kaybeden onlar çıkartmamakla. Yılın belli dönemleri yurtta kalıyorum ve oda arkadaşlarım da sütyensiz dolaşır. Yani sürekli sütyenle dolaşan bir sınıf dolusu kıza rastgelmek ve üstelik onların bu kadar anlayışsız olmaları da cabası olmuş. Neyse ki acınacak halde olan sen değil, onlar.

      Sil
  2. Bana kalırsa bütün insanlar güçsüzdür, sadece bunu gerçekten belli etmeyenler vardır. Korkak olmak kötü değil, bir salağın cesaretindense korkaklık daha iyidir. Okul afedersin ama gerçekten boktan bir yer ve nasıl oluyorsa günlük hayatta tanırsan asla ikinci defa konuşmayacağın insanları toplamakta asla anlayamayacağım bir başarısı var. Tam olarak değil ama seni biraz da olsa anladığıma inanıyorum. Sadece 10. sınıf değil gayet rahat 9.'sınıfta da dışlanılan biri olabilir ama bunu direk yüzüne karşı yapılması daha iyi. Ayrıca farklı olan kişileri ezen kişiler sadece kendinin iğrençliğini daha iğrenç yollarla gizlemeye çalışan bir salaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke ben de senin gibi düşünebilsem Yuu-chan ama gerçekten cesurlar olmasa zaferler nasıl kazanılır? Ayrıca hayatta kalmak için güçlü olmam gerekiyor. Yani bir daha beni ezmelerine izin veremem! (Kulağa shounen karakteri gibi geliyor olabilirim ama doğrusu çok motive edici. XD) İnsanlar hayvandır ve tıpkı hayvanlar gibi temel amaçları da hayatta kalmaktır, farklıları dışlamalarının farklı = güçsüz algısına sahip olmaları ve ezmelerinin nedeni ise bana karşı sadece sayısal üstünlüğe sahip olmaları ve bunu kullanmaları. Ama yapmalarına izin vermemeliyim ve vermeyeceğim. *cool shounen ana karakteri bakışı*

      Sil
    2. Zafer diyince aklıma ilk önce savaşlar geldi ama en başta savaşların olması bile bu cesaret bir aptallık gibi görünüyor. Sırf kendi isteklerin için daha adını bile bilmediğin sayısız insanın ölümüne sebep Olmayı açıklayacak herhangi bir bahane olamaz. Eğer kişisel zaferlerden söz ediyorsan, örneğin bir ödül kazanmak veya dersi geçmek gibi bana bunlar hepsi başarma isteğinin bir sonucu gibi görünüyor. Shounenlerdeki gibi insanlara yardım edecek ve bu uğurda kendini öne atarak zafer kazanmak sadece cesaretle olabileceğini sanmıyorum. Cesaretten öte önemli olan şey fikir ve zekadır ama zeka diyince derslere kesinlikle kast etmiyorum. Zaten bir çok kişiyi aynı tip sınava sokmak salaklıktır. Bir balığa ve bir maymuna aynı ağaca tırmanmalarını söylemekten farkı yok.
      Herkes güçsüzdür ama bazı kişiler daha güçsüz olur ve bu güçsüzlüklerini bir kaç duvarın ardına saklayıp birleştikten sonra sözde güçlülü olurlar. Bana kalırsa böyle kişiler senin gibi birinden çok daha zayıftırlar.

      Sil
    3. Sanırım haklı olabilirsin...

      Sil
  3. EN SEVDİĞİM YAZI-ARKA PLAN UYUMU BU OLDU SAKIN DEĞİŞTİRME.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonunda iyi bir şeyler bulabildiğime sevindim. ^^ Şahsen biraz sade gelmişti ama sanırım okunaklı ve resimlerle canlandırabilirim. Teşekkürler.

      Sil
  4. Yalnızlık denen şeyi gerçekten biliyorum. Seni de anlıyorum. Ben de başkaları ile pek iletişimde bulunmayan biriyimdir. Okulda sürekli kitap okurum ve başkaları ile ilgilenmem. Bu nedenle, arkadaşlarının sana tavırları ve çektiğin yalnızlık hislerine aşinayım. Benim bu durumum konuşacak ortak konu, fikirler vs. olduğunda değişebiliyor. Senin iyi bir arkadaş, daha önemlisi ise bir dost bulmanı temenni ederim.

    Mastürbasyonun günah olup olmadığı hangi açıdan baktığın ile alakalıdır. Kuran’da göre günah değildir. Hadislere veyahut sağda solda yazanlara göre günahtır. Bir mezhepte günah iken, diğer bir mezhepte eğer kişi kendini tutamıyorsa, yani zina işleme olasılığı yüksek ise yapmasında sakınca yoktur. Herkesin kafasında ayrı bir ses çıkıyor görüldüğü üzere. Belirtmem gerekirse, Kuran’da, en doğru, tek kaynağın Kuran olduğu ve her şeyin eksiksiz açıklandığı yazar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konuşacak ortak konu ve fikirler olsa benim durumum da değişir ama yok. Konuşma konularının içine kapatıldığı çember benim sığmam için çok küçük. Teşekkür ederim güzel dileğin için ama. ^^
      Mantıken mastürbasyonun günah olduğunu sanmam ama bir kötülük doğurmuyorsa - en masum şeyler bile kötülük doğurup günah olabilir sonuçta. Çok umurumda olduğundan değil. Ama bana zararı olduğu için vazgeçmem lazım.

      Sil
  5. Derinlik psikolojisinin Sigmund Freud ve Alfred Adler ile beraber üç büyük kurucusundan biri olan psikiyatr Carl Gustav Jung'un sevdiğim bir sözü vardır:

    Yalnızlık insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder.


    Mastürbasyon yanlış veya kötü bir davranış değil, sağlıklı bir davranıştır. Fakat yanlış teknikler kullanıldığında cinsel sorunlara yol açabilir, bu konuda dikkat etmek gerekiyor. Sanılanın aksine yararı da vardır. prosaglik.com sitesinden aldığım bir kaç bilgi:

    *Cinsel haz verir.
    *Rahatlama ve gevşeme sağlar.
    *Cinsel eğitimin bir parçası olarak cinsel hayatın gelişmesine fayda sağlar.
    *Cinsel hayatta güvence ve özsaygıyı arttırır.
    *Sevişme esnasında yapılan masturbasyon kişilere değişik zevkler vererek cinsel hayatı zenginleştirir veya renklendirir. Birlikte yapılan mastürbasyon seks hayatına değişik bir alternatif olarak değerlendirilebilir.
    *Çiftler için kendilerine neyin ne derece zevk verdiğini bulma konusunda bir fırsattır.
    *Birlikte uygulanan mastürbasyon kadının hamilelik durumlarında veya erkekte ereksiyon sorunları gibi seksin yapılamayacağı bazı tıbbi durumlarda da iyi bir alternatiftir.
    *Kasıklarda olan ağrıyı hafifletir.
    *Erken boşalma tedavisinde kullanılabilir.
    *Uykusuzluğa iyi gelir.

    Masturbasyon Hakkında Az Bilinenler

    *Mastürbasyon zararlı bir şey değildir.
    *Ayıp değildir.
    *Başkasına zarar vermeyen bedensel bir özgürlüktür.
    *Bir ihtiyaçtır.
    *”Penis boyunun uzamasını durdurur” “sivilce yapar” adet düzenini bozar” gibi toplumda söylenen her şey tamamen uydurmadır.
    *Her yaştaki kadın erkek ve çocuklar bu yolla kendilerini tatmin ederler.
    *İnsanların çoğu partnerleriyle beraber olamadıklarında mastürbasyon yapar.
    *15 yaşına gelmiş erkek çocukların çoğu mastürbasyon yapmıştır.
    *Mastürbasyon kişisel bir seçimdir. Yapmanın kötü bir şey olmadığı gibi yapmamakta bir eksiklik olarak görülmemelidir.
    *Kişinin düzenli seks partneri yoksa veya hiç partneri yoksa; arzu ettiği sürece ve sıklıkta masturbasyon yapabilir.
    *Cinsel hayatı olmayan genç erkeklerde hiç durmadan üretilen spermlerin boşaltılması için masturbasyon bir zorunluluktur.
    *Bebeklerde de bazen masturbasyon benzeri davranışlar görülebilir.
    *Çocuklar vücutlarını tanıma gibi masumane bir içgüdüyle yaklaşık 2 yaşından itibaren mastürbasyon yaparlar.
    *Mastürbasyon "kısırlığa" neden olmaz.
    *Yapılan araştırmalara göre 21 yaşına gelmiş Türk erkeklerinin %97'si ve kadınlarımızın %90'nı mastürbasyonu denemişlerdir. Çünkü cinsel organlarla ilgili haz verici her şey masturbasyon olarak sayılabilir. Örneğin bir kadının bacaklarını sıkıştırıp bırakarak heyecanlanması bile mastürbasyondur.

    Kaynak: http://www.prosaglik.com/masturbasyonun-faydalari-ve-zararlari.html


    İnsanların %95'i mastürbasyon yapar, peki kalan % 5'i ne yapar?
    Kalan %5'i yalan söyler! Biraz yumuşatırsak bunu; yaptıkları şeyi mastürbasyon olarak kabul etmemeye çalışırlar, yada mastürbasyon yaptıklarını bilmezler.

    Kaynak: http://www.cisead.org/cinsel-saglik/masturbasyon.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Mastürbasyonun yararları vardır ve esasen kötü bir davranış değildir. Ancak daha öncelikli şeyleri yapmayı engelliyorsa ve sapkınlığa sürüklüyorsa zararlı olabilir.

      Sil