15 Temmuz 2015 Çarşamba

Muhteşem Bilinç Altım

Unutmak bu dünyadaki en korkunç şey.
Hafıza, duygusal hafıza, kısa süreli hafıza ve uzun süreli hafıza olmak üzere üçe ayrılır. Duyu organlarımızla edindiğimiz bilgiler duygusal hafızada depolanır, bunlar arasında ilgimizi çekenler duygusal hafızadan kısa süreli hafızaya aktarılır, eğer işlevli bir bilgi değilse unutulur. Unutma olayının bilimsel açıklaması kısaca bu. Ters Yüz filminde ise hafıza kısmında görevli küçük adamlar rastgele anıları silerek ya da bilinç boşluğuna göndererek kısa süreli hafızayı temizliyorlardı. (Ki gerçekten harika bir filmdi, insan zihnini çok eğlenceli şekilde anlatmış, mutlaka izlemelisiniz.) Tamam. Yer kaplayan anıların ve bilgilerin silinmesini anlayabilirim. Peki ya duygular? Duyguları neden ve nasıl unuturuz? Acaba yine Ters Yüz filmindeki gibi o duygu kontrol merkezinden çıkınca mı olur bu? Filmde Neşe ile Üzüntü yanlışlıkla merkezden çıktıklarında Riley neşe ve üzüntü hissetmemeye başlıyordu ama neşe ve üzüntünün nasıl hisler olduğunu unutuyor muydu? Ama neşe, üzüntü, öfke, korku ve tiksinti çok faal duygular. Onları hissetmesek bile nasıl hisler olduklarını kolayca unutamayız herhalde. Oysa bunlar tek duygular değil. Daha birçok his var: Yalnızlık, umutsuzluk, tükenmişlik, gerginlik, sersemlik, heyecan, canlılık... Bunların diğer hislerin karışımlarıyla oluştuklarını söyleyebilirsiniz. Ama bir de özel duygular var. Bir filme, bir şarkıya, bir resme, bir kitaba, bir yere, bir zamana, bir anıya, bir kişiye özel duygular... Bunları sıfatlarla açıklaması zordur. Bu yüzden onları hatırlamak için hissetmeniz gerekir. Size o duyguyu veren müziği dinlemelisiniz ya da o özel duygunun sahibi filmi izlemelisiniz. Bazen bu duygular hemen gelip geçer ve bu pek önemli değildir. (Size farklı duygular yaşatacak daha sürüyle resim, kitap, şarkı ve film var nasıl olsa!) Bazıları sonsuza dek kalır. (Hayatınıza yer etmiş kavramlara ait duygular.) Ama bazıları kendini hissettirme fırsatı bulunmayınca... Ne olurlar? İşte onu bilmiyorum... İşleri kalmayınca diğerleri tarafından merkezden atılır ya da kendileri ayrılıp zihinde başıboş dolaşmaya mı başlarlar acaba?
Evet, ben bir duyguyu unuttum.
Bunu dünden önceki gün fark ettim. O duyguyu yaşadığım zamanı hatırlıyorum. O duyguyu yaşatan kişiyi de. Ve de o duygunun geçtiği anıları.... Ama o duyguyu yaşayamıyorum. Eskiden bana o zamanı, o kişiyi, o anıyı hatırlatan bir şeyi duyumsadığımda o his kontrole geçerdi. Oysa artık olmuyor bu.
Bunu da 2 gün önce fark ettim. Hiç herhangi bir olayı yaşadınız mı, hayal mi ettiniz, yoksa rüyanızda mı gördünüz bilemediğiniz oldu mu? Herhalde size pek olmuyordur ama sık sık gerçek olmayan şeyler uyduran ve kafasının içinde daima başka bir yerde başka şeyler yaşayan bana hep olur bu. O kadar uzun zamandır O'nunla iletişim kurmuyorum ki neredeyse asla iletişim kurmamışız gibi oldu. İletişim kurduğumuzu ve o anıların gerçek olduğunu ispatlayacak bir şeye ihtiyacım vardı. Bu yüzden eski facebook hesabıma girdim. Önce konuşmamızı bulamadım, çok korkunçtu, gerçekten ÇOK korkunçtu... Neyse ki sonra bulabildim ama aradığım o bitiş dönemindeki tiksinti verici soğuk mesajlar değildi ki. Aradığım şey gerçekten aramızda o unutmak istemediğim ilişkinin gerçekleştiğinin kanıtlarıydı. Ve bunlar da eski telefonumda vardı sadece... Eski telefonum bozuk, açtınız mı hemen kapanıyor, yine de şarja takılıyken aça kapata bir türlü mesajlara bakabiliyorsunuz. Telefon diğer ölü telefonlarla birlikte kitaplığımın rafında duruyordu ama şarj aletinin yerini bilmiyordum. Ama o gün için aramayı bıraktım çünkü güçlükle yendiğim ona karşı obsesyonum tekrar başlama belirtileri gösteriyordu. (Obsesyonum ve onu nasıl yendiğimin detayları buradaydı.) Yattım ve uyudum.
Sonra bir rüya gördüm.
Rüyam uyanmamla başlıyor. (Daha önce böyle bir rüya gördüysem bile hatırlamıyorum.) Bu yüzden telefonuma bakıp içlerinde O da olmak üzere birçok kişiden gelen mesajları gördüğümde rüyada olduğumdan bir an bile şüphelenmiyorum. Kalbim hızla atmaya ve nefesim daralmaya başlıyor. (Tıpkı eskiden bana mesaj attığında olduğu gibi.) Bu anı o kadar uzun zamandır bekliyorum ki doyasıya tadını çıkarmak için önce diğerlerinden gelen mesajları okuyorum. Mesajlar annemden, babamdan, arkaşlarımdan falan ve hepsi de "gözün aydın, sonunda sana mesaj attı" gibi şeyler diyor. O'nun bana mesaj attığından nasıl haberleri olduğunu pek sorgulamıyorum. O'nun mesajını açıyorum: "Demek sonunda büyüdün ha? Öyleyse artık tekrar konuşmaya başlayabiliriz. Dışarı gel." Heyecanla hazırlanıyorum ve dışarı çıkıyorum. Sokakta, evet, bizim sokakta beni bekliyor. Yanında iki kız var. (Çünkü o artık sıradan bir ergen ve sıradan erkek ergenler, sıradan kız erkekler için dünyanın en önemli şeyidir, hele de onun gibi (sayemde) piç olanlar ve gerçekten şu anda yanında kızlar olmadan bakkala gitmiyor olabilir.) Kızlara aldırmayıp yanına gidiyorum. Mahallede dolaşırken konuşmaya başlıyoruz. Sesi kendi sesi gibi değil ama ben onun sesini kaç kez duydum ki sanki? Ergenlik çağında, sesinin değişmesi çok doğal. (Gerçi zaten değişmişti ama...) Ona eskisi gibi olmadığımı, ona karşı yaptığım hataların farkında olduğumu, artık bunları yapmayacağımı, benden hep istediği gibi, dürüstlükle,  her şeyi anlattım... Konuşmam bittiğinde bir uçuruma gelmiştik sanırım ve tıpkı diğer İstanbul mahalleleri gibi benim mahallemde de uçurum olmadığı için (Gerçi İstanbul'da böyle mahalleler olabilir, sonuçta İstanbul burası, şaşırmam.) orada bunun rüya olduğunu anlamalıydım ama sanırım kendimi konuşmama çok kaptırdığımdan dolayı anlamadım. Beni dinledi, dinledi, dinledi ve sonunda yanıtını verdi: "Tamam öyleyse, her şeyi unutup tekrar başlayalım."
O an bir an kaldım ve sonra...
Hayır.
UNUTMAYACAĞIM!!!
Hah, hah, hah...!
Uykuyla uyanıklık arasında sallanırken bir an düşmüş gibi olur ve hızla uyanırsınız ya? Bir an bana olan şeyin o olduğunu sandım. Ama sonra rüyamı hatırladım. Kalkıp ne olur ne olmaz diye telefonumu kontrol ettim - hiç mesaj olmaması gerçek hayata döndüğümün kanıtıydı.
Eski telefonumun şarj aletini aramaktan vazgeçtim. O'nunla aramızda ilişkinin kanıtlarına ihtiyacım yok. Hepsi kalbimde zaten. Ve daima orada kalacaklar ve hiçbir şey, ne zaman, ne ben, hatta ne de o, hiçbir şey bunu asla değiştiremeyecek. Ben şu anki klasik ergen olan O'nu istemiyorum ki. Ben sadece anıları istiyorum. Çünkü pişmanlıklarımı ve dolayısıyla obsesyonumu yendiğim için onlar artık bana zarar veremez.
Eğer gerçekten benim ruh eşimse mutlaka tekrar karşılaşacağız zaten ve ne kadar değişmiş olursak olalım ruhlarımız tekrar puzzle parçaları gibi iç içe geçecek - üstelik bu sefer bir daha ayrılmamak üzere... Ama değilse bile ben kendi ruh eşimi bulacağım (Belki bulmuşumdur bile.) ve o daima kalbimde güzel anıların sahibi olarak kalacak. Unutmayacağım.
 

2 yorum:

  1. Alice senin sevgilin yok muydu bu yazıda geçen 'O' şimdi ki sevgilin mi yoksa daha eski mazide ki birinden mi bahsediyorsun. Onu atlatabilmene sevindim. Senin aksine ben hiç unutmama özellikle de duyguları misal kendimi küçük düşürdüğüm, utandığım yapmaktan pişman olduğum hareketlerin anısı ilk gün ki gibi aklımdadır hatırlayınca o gün ki gibi utanırım, zamanın hiç faydası olmaz. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden kalma birinden bahsediyorum. Ve atlatmak zorundaydım. Atlatamasam ölürdüm herhalde.

      Sil