4 Ağustos 2015 Salı

İnsanlar

Hümanizm kimisine göre din karşıtıdır, kimisine göre din yanlısıdır, kimisine göre insan-sevgisidir, kimsine göre ben-merkezciliktir... Ama aslında hümanizm şudur: Rönesans ile birlikte doğan,eski Yunan/Roma'dan sonra Rönesans ile tekrar doğan, merkeze Tanrı'yı değil İnsan'ı koyan, sanat ve felsefe akımı. (Rijsk Müzesinde hümanizm akımının yarattığı değişikliği rahatlıkla görebiliyorsunuz: Ortaçağ'da bütün eserler dinle ilgiliyken Rönesans sonrası eserlerde sıradan insan yaşantısının resmedilişi görülmeye başlanır.) Hümanizmin kurucusu sayılan latin yazar Publius Terentius Afer'in "İnsanım ve insana ait olan hiçbir şey bana yabancı değildir." sözü her şeyi açıklar. ("Homo sum a me alienum puto.") 
Son derece anti-hümanist ve bunu kendileri de kabul eden bir ana-babanın kızı olarak hümanist olmam kaçınılmazdı çünkü annemin herkese bağırması ve babamın kimseyi sevmemesi, bu "herkes" ve "kimse"nin içine benim de dahil olmam, bende ister istemez empati kurma yeteneği geliştirdi. Yani benim bir hümanist olduğumu söyleyebilirsiniz. Ama bu benim insanı dünyanın merkezine koyduğum, diğer canlılardan daha önemli olduğunu savunduğum,Tanrı tanımadığım, herkesi sevdiğim, hiç kimseden nefret etmediğim anlamlarına gelmez. Kimse bu noktaya dikkat çekmiyor ama insan çok üstün yönleri olduğu gibi çok alçak yönleri de olan bir canlıdır ve eğer "hümanizm" insanı anlamakla ilgiliyse "hümanist" denen kişi bu alçak yönleri de anlar/anlamalıdır. (Ki ben hümanizmi bu olarak kabul ediyorum.) Mesela insanlar bir takım ünlü kişileri ilahlaştırmaya çok meraklı. Bu kişi bir sanatçı olabilir ya da daha kötüsü olmayabilir de. Sırf yüzü gözü düzgün ve  makyaj yapıyor ve/ve ya filtre kullanıyor diye ünlü olan çok kişi var internette. (Özellikle anime-manga-cosplay aleminde.) O kadar saçma ki. Çocuk sırf iyi görünüyor diye bizim geri zekalı kızlar ölüp bitiyor. O da normal bir insan halbuki. Senin yaşadığından çok farklı yaşamıyor ki. Onun da geceleri tam uyumak üzereyken aklına gelip uykusunu kaçıran utanç verici anıları var. O da yine uyumak üzereyken düşecekmiş gibi olup uyanıyor. Ve o da gece kalkıp  sıçıyor. Yani sadece onu ünlü yapan yönüyle tanıdığınız bir insana övgüler yağdırmadan önce lütfen bunları düşünün. (Yaratılana taptığınız kadar yaradana tapsanız cenneti garantilemiştiniz.) Neyse... Bu konuya başka bir yazda değineceğim. Gelelim asıl meseleye: (Asıl meseleye gelmeden önce bir soru: Az önce negatif-hümanizm gibi bir şey mi keşfettim ben?)
Ama "insanlar iğrençtir" diyenler daha bile korkutucu ki birçok kişi bu görüşte. (O millete tapanlar bile dahil buna, taptıkları kişi bir yana, genel olarak insanlar iğrenç onlara göre.) Tıpkı benmerkezci oldukları gibi. Çünkü bir dakika ama... SEN DE BİR İNSANSIN.
Sen de potansiyel sahtekarsın. Potansiyel dolandırıcısın. Potansiyel hırsızsın. Potansiyel tecavüzcüsün. Potansiyel katilsin. Sen şeker, baharat ve iyi olan her şeyden; onlarsa biber, zehir ve kötü olan her şeyden yaratılmadı. (Öyle olduğunu sanıyorsan çok fazla PPG izlemişsin.) Kimse hırsız, katil, tecavüzcü olarak doğmaz. Herkes bir annenin karnından çıkar - tamamen başkalarına muhtaç ve vicdandan yoksun halde. O idam edilmesi gerektiğine karar verdiğiniz (Çünkü siz, toplumun hiç suç işlememiş, masum, ak bir vatandaşı olarak mutlak adaletsiniz, ne doğru ne yanlış herkesten daha iyi bilirsiniz, cezalandırma yetisi de sizindir tabii!) tecavüzcü de evrensel lava oyununu oynadı, karanlıktan korktu, oyunlara alınmayınca arkadaşlarına küstü, banyo yapmamak ve dişlerini fırçalamamak için bahaneler uydurdu... Tıpkı her insan gibi. Ama sizin için o bir "canavar" çünkü "Kendi karanlığını anlayamayan diğerlerinin karanlığını da anlayamaz." (Bu sözü kimin söylediğini hiç bilmiyorum. Ama başlığın altına yazmalıyım. Çünkü bu bloğa giren herkes bu sözü görsün istiyorum.) Onu bir "canavar" yapan şeyin sizin içinizde olmadığını sanıyorsunuz ama var. Dediğim gibi siz güzel olan her şeyden yaratılmadınız ve o kötü olan her şeyden yaratılmadı. Dolayısıyla hepiniz potansiyel canavarlarsınız. Sadece içinizdeki karanlık sizi ele geçirmedi ama henüz. İlk fırsatta ele geçirebilir çünkü tanımadığınız düşmanla savaşamazsınız ve onu tanımıyorsunuz. Tanısanız hemen diğerlerini canavar addetmezdiniz.
Kısacası "insanlar iğrenç .s" diyenler bence bayağı yanlış düşünüyorsunuz çünkü "insanlar iğrenç" derken kast ettiğiniz şey "hepimiz, yaratılış olarak, iğrenciz" değil - "şu şu şu insanlar iğrenç" ve "şu insanlar"ın yerine herhangi bir insan grubu gelebilir: Solcular, eşcinseller, metalciler... Kimisine göre "iğrenç insanlar" bunlar oluyor ve onların da kendince haklı nedenleri var (Tıpkı sen kendi "şu insaları"nı iğrenç bulurken olduğu gibi) ve bu nedenleri seninkinden ne daha üstün ne daha alçak olmayan zihinleriyle üretiyorlar. Bu yüzden bir insan adalet olamaz. (*Light ve L'e dik dik bakar*) Hiçbirimiz adalet değiliz. Hiçbirimiz "doğru" değiliz. Hiçbirimiz ilah değiliz. İğrençsek eğer hepimiz iğrenciz. Sen de iğrençsin, ben de iğrencim, o da iğrenç. Kapiş? Öyleyse, tamam, haydi artık insanlardan iğrenmeye ve hayatınızı bir Chuck Palahniuk ya da Charles Bukowski romanında gibi yaşamaya devam edebilirsiniz.
Kalan var mı?
Sizden bir şey rica edeceğim: İnsan türünü henüz hiçbir şekilde etiketlenmemiş olarak hayal edin. Bebeklik halindeki gibi ama bebek olarak değil. Önünüzde bir parça hamur duruyormuş gibi. Yani o hamurla her şeyi yapabilirsiniz. İnsanlar da böyle. Sonsuz potansiyelle doğuyoruz. Dünyanın bir yerinde bir herif bir bebeği sebepsizce katlederken başka bir yerinde bir kadın bir bebek için kendi canını feda edebilir ve Evrim Teorisi bunu açıklayamadığı için eksik bir teori. Başka hiçbir canlı başka bir canlı için kendini feda etmez. (Kendi yavrusu olmadığı müddetçe çünkü analık içgüdüsü sadece insanlara has değil.) Sadece bu da değil: Ayrıca hiçbiri sınırlarını zorlamaz ya da kendi yolunu çizmeye çalışmaz. Bir bitki gündüzleri oksijen ve geceleri karbondioksit vermeyi bırakmaz ya da uçamayan hayvanlar uçmaya çalışmaz. Ama biz insanlar farklıyız ve bence bu hayret verici. Takdir edilesi. Hayranlık uyandırıcı. Tıpkı develerin hörgüçlerinde su biriktirebilmeleri ya da çitaların saatte bilmem kaç kilometre koşabilmesi gibi. Yine de şahsen hiçbir şeyi insan olmaya tercih etmezdim çünkü bu harika bir deneyim.
Not: O kadar sıcak ki beynim doğru düzgün çalışmıyor. Düşüncelerimi doğru ifade edemedim gibi hissediyorum... Bu yüzden muhtemelen bu yazıyı editleyeceğim ya da baştan yazacağım. Bu arada yorumlar açık olmadığı için size söz hakkı vermiyormuş gibi olmak istemem. Yorumlar açık olsa bile kimsenin bir şey söyleyeceğini sanmıyorum ama olur da söylemek isterseniz söyleyeceklerinizi mail adresime (defnelawliet@hotmail.com) gönderin. Bu yazıyı okuyan kişilerin bir de öyle bakmaları gerektiğini düşünüyorsanız yazıya eklerim. Mail atmak istemiyorsanız başka bir yazıya yorum da yazabilirsiniz. Kimsenin böyle bir isteği olmadığının farkındayım, sadece ne olur ne olmaz diye söyledim bunları, bu yüzden yorumları açmıyorum zaten. Okuyan ve değerlendiren herkese sonsuz teşekkürler!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder