12 Eylül 2015 Cumartesi

Işık ve Gölge

Hepimiz Light Yagami karakterini yanlış anlıyoruz.

Light ne ilahi adalet dağıtıcısı, ne de psikopat bir megaloman. O canı sıkılmış bir çocuk sadece.

İlk bakışta imrenilecek biri gibi görünebilir Light. Başarılı, yakışıklı, yetenekli... Kim onun gibi olmak istemez ki? Kimse çünkü kimse o değil. (Şükürler olsun ki!) Light Yagami doğuştan sınırsız potansiyelle ödüllendirmişti ama 17 yaşında sıradan bir liseli sınırsız potansiyelle ne yapabilir ki?

Eğer Light Yagami Death Note'u asla bulmasaydı Kira yine de ortaya çıkardı. Çünkü Kira'yı oluşturan şey defter değildi. Kira'yı oluşturan Light'ın kendisiydi. Tüm o birincilikler, ödüller, zaferler tatminsizliği, tatminsizlik can sıkıntısını, can sıkıntısı da Kira'yı doğurdu. Yani Light Yagami defteri bulmasa bile Kira ortaya çıkacaktı. Ama ne zaman? Üniversiteyi birincilikle bitirdiğinde mi? Polis teşkilatına alındığında mı? Şef konumuna yükseldiğinde mi? Kaçıncı birincilik, kaçıncı ödül, kaçıncı zaferinde? Bunu asla bilemeyiz çünkü Light Yagami defteri buldu. 


Light defteri buldu ve kendi oyununu kurdu. "Katil" kimliğini "Tanrı" rolünün ardında gizledi. İdealleri uğruna her şeyi yapma bahanesiyle masum insanları öldürdü. Kazanmak etrafında kurulu adalet anlayışını saptırttı. Sınırsız potansiyelli Light Yagami "Tanrıcılık Oyunu"nu oynarken çok eğleniyordu şüphesiz. Ama egosu çoktan tanrıyı geçmiş Kira'yı nereye kadar götürürdü bu "Tanrıcılık Oyunu"? Ne var ki bunu da bilmiyoruz çünkü Light defterden çok daha iyi bir şey buldu. Onu çok daha uzun süre oyalayacak ve hevesini canlı tutacak bir şey, dağa doğrusu birini... 

Onun seviyesinde ve en az onun kadar potansiyele sahip biri. Canavarları tanıyan ve bu yüzden Light'ın içindeki Kira'yı da görebilen biri. Onu defedebilecek biri. 

L'i. 


Televizyon aracılığıyla gerçekleşen ilk "tanışma"larındaki meydan okuma karşısında Light mangada; biraz şaşırmış, biraz sarsılmış, biraz da öfkelenmiş görünüyor yalnızca. Aslında Light'ın duyguları çok ön planda bile değil. Ama animede Light sadece sarsılmış değil, aynı zamanda, L'in meydan okuyuşuyla tamamen gaza gelmiş. Yüzündeki ifade tam altın bulmuş madenci ifadesi. 

Fakat Light'ın bu hislerini açıkça belli ettiği bir sahne hem anime hem mangada var.
"Lanet olsun! Ezdi geçti beni! Hayatımda ilk kez böyle küçük düştüm."

Meşhur "ben L'im" sahnesinden sonraki sahne. Hayatı boyunca ilk kez yenilgiyi tadan Light Yagami önce öfkeden deliye dönüyor ama sonra...

İşte Kira'nın ilk ortaya çıkışı.
Bunu seviyor. Çünkü yenilginin beraberinde getirdiği "mücadele" duygusuyla ilk kez tanışıyor ve "mücadele" ya da "rekabet" bu dünyadaki en muhteşem histir.



Ve bu hissi ona tattıran kişi L. En büyük düşmanı. Kira'nın en çok ortadan kalkmasını istediği kişi... Peki ya Light'ın?Derken Misa ortaya çıkıyor, shinigami gözlerine sahip ve Light'ın her dediğini yapmaya hazır biri, L'i öldürebileceğini söylüyor. Ve Light'ın tepkisi bu. Tamam, bu tepkiyi Light'ın, durmadan nasıl kurtulacağını düşündüğü L'den bu kadar kolayca kurtulacak olması karşısında yaşadığı şaşkınlık ve rahatlama olarak da algılayabilirsiniz. AMA bu en ve nadir acıklı sahnelerden biriyle aynı bölümde gerçekleşiyor: "Light'ın Kira olmasını istemezdim çünkü o benim ilk arkadaşım."

Fevkalade acıklı bir sahne bu çünkü ikisi de bunun yalan olduğunu biliyorlar. Light ve Ryuzaki arkadaş filan değil çünkü onlar aynı zamanda Kira ve L. Yani birbirlerinin kellesi için yemin etmiş azılı düşmanlar... İşin yürek paralayıcı tarafı da bu zaten. Eğer Light, Kira ve Ryuzaki, L olmasaydı, mükemmel bir ikili olabilirlerdi ama Light = Kira/Ryuzaki = L ve dolayısıyla bunu asla bilemeyeceğiz... Derdim ama biliyoruz. Çünkü "Eğer Light Kira olmasaydı..." konulu bir arcımız var: Light'ın defterin sahipliğini bıraktıktan ve Kira olduğuna dair tüm anılarını yitirdikten sonra L ile birlikte yeni Kira'nın peşine düşmelerini konu alan Yotsuba arcı! (Ah üstat Ohba, sen var ya...)

  
Light'ın yüzündeki gülümsemeyi görüyor musunuz? Gözlerindeki değişim Kira olmanın ona ne yaptığını gösteriyordu zaten ama bu gülümseme daha fazlasını gösteriyor. Gerçekten mutlu bir Light'ı. Her ne kadar Light, Kira iken defterin onu mutlu ettiğini söylese de, manevi açıdan huzurlu olmayan hiçbir insan gerçekten mutlu olamaz. Evet, Kira olmak, Light'ı can sıkıntısından kurtarmıştı ama onu mutlu ettiği anlamına gelmez bu. Kanıtı da işte bu gülümseme. Çünkü burada gerçekten mutlu. Ve bunun sebebi L. 

Burada Light'ın kavga başlatmasının sebebi, hala Kira şüphelisi olması değil, hatta L'in onun Kira olduğunu kanıtlayamadığı için depresyona girmesi de değil, L'in motivasyonunu kaybetmiş olması. 
Ve L'in motivasyonunu kaybetmiş olmasının nedeni... Tamam; büyük ölçüde Kira'yı yakalamanın en büyük amacı, Light'ın da Kira olduğundan çok emin ama yanılmış olması çünkü yenilmeyi sevmiyor. Ama ben inanıyorum ki, küçücük bir parçası da, Light'ın Kira olmasını istedi çünkü başından beri kendisiyle özdeşleştirdiği Kira'nın tanıştıklarından beri hayran kaldığı Light Yagami olması fikrini sevdi.
Tabii ki L'i ve davayı bırakıp sıkıcı hayatına dönmek istemiyor.

İşte bu da Light'ın her şeyi can sıkıntısından yaptığı teorimi doğrulayan bölüm. Sağlıklı bir zihinle düşünen Light görüşlerinin Kira'ya benzediğini ama asla Kira olamayacağını çünkü katil olmadığını fark eder. Kira olmayan Light'ın bu çelişmeyi yaşadığını gördüğümüz tek yer de burası değil üstelik. 

Kısacası Light ile Ryuzaki, Kira ile L'den önce karşılaşmış olsaydı Kira asla ortaya çıkmazdı. Ama Kira olmasaydı Light ile L de muhtemelen tanışamayacaklardı... (Hatta 6. cilde bakılacak olursa tanışsalar bile aralarında bu dinamik oluşmayacaktı.) Ne kadar üzücü değil mi? Shakespeare resmen halt etmiş Romeo & Juliet'i yazarken... Üstelik bu daha hiçbir şey.

Çünkü ben bu yazıyı genelde mangayı esas alarak yazdım. Oysa L-Light ilişkisinin potansiyelini en azından mangadan çok daha iyi kullanan bir animesi var Death Note'un. Ve o animenin de bir yağmurlu sahnesi...

Not/Bilgilendirme(?): Şu an bunları yazarken deliler gibi yağmur yağması kaderin bir oyunu mudur?

Bir kere bu sahnede çalışan animasyoncular öyle iyi bir iş çıkarmışlar ki L ile Light arasında geçen o diyalog ve müzik olmasa bile hüzünlenebilir insan o yağmuru izlerken. Tam sahnenin ruhuna uygun, dünyanın sonu gelmişçesine yağan, çılgın bir yağmurdur bu... Sanki gökyüzü ağlıyormuş gibi yağar. (Şu an tam olarak öyle bir yağmur yağdığı için nasıl olduğunu biliyorum.)
Ama kalbimizi parçalara ayırmaya kararlı yapımcılara yağmur yetmez. Sahneye bir de çanlardan bahseden L'i koyarlar. Death Note'daki çoğu kişinin aksine son derece duyarlı olan L, tıpkı Light'ın Kira olduğunu başından beri bildiği gibi, her şeyin yakında biteceğini de anlamıştır. Çanların son kez çaldığını duyan L, ilişkilerinin tamamı yalan ve oyunlar üstüne kurulu ama yine de hayatı boyunca ilk kez gerçekten bir şeyler hissettiği Light'ı, dürüst olmaya davet eder.
"Hayatında bir kez olsun doğruyu söylediğin oldu mu?"
Bu sahnedeki her şey o kadar mükemmel ki. Bir anda yağmur sesinin kesilişi. Death Note'da hep özellikle vurgulanan gözlere yakın çekim. Light'ın sarsılmış ve L'in sıra dışı şekilde tükenmiş ifadesi. Hepimizin Light'ın bir kez olsun dürüst olacağını sandığımız o an. Ama Light için çok geçtir.
"Neden bahsediyorsun sen Ryuzaki?" 
Ve yalan söylemeye devam eder:
"Elbette bazen yalan söylerim ama kim her zaman dürüst olabilir ki? İnsanlar mükemmel değildir. Herkes yalan söyler. Ama en azından sevdiğim insanlara asla yalan söylemem. Benim cevabım bu." 
Ve L de böyle söyleyeceğini biliyordur zaten:
"Böyle söyleyeceğini tahmin etmiştim." 
Çünkü kendisi demiştir: "Yalancı canavarlar en korkunç olanlar çünkü onlar diğerlerinden çok daha kurnazlar. İnsan kalbini hiç anlamasalar da insanmış gibi davranırlar ve nasıl sevileceğini hiç bilmeden arkadaşlık ararlar. O canavarlarda biriyle karşılaşsam muhtemelen onlar tarafından yenilirdim çünkü gerçekte o canavar benim." diye... Ve belki de "Vedalaşma vakti geldi" derken yenildiğini çoktan anlamıştır.
Sonra bir de çoğu kişinin "fanservice" olarak yorumladığı ayak masajı sahnesi var. Doğrusu başta bende öyle görmüştüm bunu ama daha derin bir açıklaması olması gerektiğini düşündüm. Ve altını kazınca şu açıklamayı getirdim: İnsanlar duygularını çeşitli fiziksel yollarla ifade ederler. Dostlarımıza sarılır ve onları öperiz. Düşmanlarımızla dövüşürüz. Sevgililerimizle sevişiriz. Ama L ile Light neydi ki? Dost mu? Düşman mı? Aşık mı? Görünüşte sadece iş ortağıydılar, görünenin altındaysa birbirinin kellesini almaya ant içmiş düşmanlar, peki ya onların da altında ne yatıyordu birbirlerine dokunmak için bir bahane olacak? Belki hepsi belki hiçbiri. Eşi görülmemiş, adı konulmamış, absürt bir ilişkileri vardı işte... Ve bu ilişkiye de ancak absürt bir temas giderdi: Ayak masajı.
L canavarlar tarafından yenildi çünkü o tam olarak bir canavar değildi. Yalancı canavarlar onun düşündüğünden çok daha korkunçtur. Yalan söylemeyi bir an olsun bırakamazlar çünkü yalanlarını aldığınızda onlardan geriye başka hiçbir şey kalmaz. Yalan söylemeden yaşayamazlar. Yalan söylemek nefes almak gibidir adeta, hayır, aldıkları her nefes yalandır. Biliyorum çünkü bende onlardan biriyim. Bende bir Light Yagami'yim. Biz hayatımızı yalanlar üstüne kurarız çünkü gerçeklerle yaşayamayız.
Yalan söyler, oyunlar kurar, diğer canavarları oyunlarımızın içine çekeriz. (Ancak bir canavar bu oyunların içine düşer zaten.) Ve ne olursa olsun oyunu kazanır ama sonunda daima kaybederiz. Tıpkı Light'ın da kaybettiği gibi.

 Animenin silinmiş sahnelerinden L'in cenaze sahnesinde (İyi ki silmişler çünkü 25. bölüm öyle bir sahneyi daha kaldıramazdı ya da daha doğrusu ben kaldıramazdım...) Light L'le birlikte insanlığının son kırıntılarını da gömer ve devamını biliyorsunuz. Dünya yavaş yavaş Kira'nın istediği yöne doğru ilerlerken artık Kira'yı yakalamaya çalışmak yasa dışı hale gelmiştir. Sonra ortaya L'in varisleri çıkar. Kira'yı yakalama amacıyla kurulan gizli bir örgütün beyni Near ile ondan bağımsız hareket ediyormuş gibi görünen Mello ama aslında ikisi de aynı yolda ilerlemektedir. Bu Kira'yı çok heyecanlandırır çünkü L'den beri ilk kez karşısına bir engel çıkmaktadır:
Bir bakıma hala L'le savaşıyordur, hayır, Kira buna inanmak ister çünkü devam etmek için ona motivasyon veren tek şeydir L düşüncesi.

Ama elbette bir L değillerdir. Light oyuna girdiklerinden beri Near ile Mello'yu, L'ye asla yapmadığı bir şekilde, küçümser çünkü L bile onu yenememişken kim yenebilir ki?  
Ve manga ile anime çok farklı şekillerde biter. Evet, ikisinde de Kira ölür fakat anime, sadece canı sıkılan bir çocuğun eline geçen güçle nasıl bir canavara dönüştüğünün, öyle ki ona istediği her şeyi verebilecek kişiyle karşılaştığında bile dostluk hissedemez hale gelişinin öyküsünü anlatır. Manganın ulaştığı sonuçsa bambaşka ve ben bundan da bahsetmek istiyorum. Ayrıca yağmurlu sahneyi başlı başına analiz etmeyi de. Bu yazıda hissettiğim eksiklikleri kapatmak. L'in varislerinin karakter incelemesini yapmayı. Kira özel timindekilerin de. Light'ın moda anlayışından bahsetmeyi bile. Daha çok Death Note'dan bahsetmek istiyorum. Çünkü her yazımda ondan söz etmemem susuzluğumun bastırıldığı anlamına gelmiyor. Sadece günlük hayatımın bir paçası olmadığı için üstüne yazmıyorum. Ama inanın ne zaman okusam/izlesem aklımda hemen bir yazı taslağı oluşuyor. Yani bundan sonra Death Note hakkında daha fazla yazı yayımlayabilirim. Elbette tepkilerinize bağlı olarak. Light ve L ilişkisi üzerine yazmak uzun zamandır yapmam gereken bir şeydi. "Yapmam gereken" çünkü resmen zorunluluk hissediyordum. Sonunda bitirdiğim bu görevi yerine getirebildiğim için öyle mutluyum ki! 
Peki bu upuzun yazıda esas söylemek istediğim nedir? Eğer Light ve L arasında düşmanlık/rekabetten başka bir şey olmadığını düşünüyorsanız sizin hakkınızda 3 şey biliyorum: 1- Animeyi izlemediniz. 2- Sezileriniz zerre kadar gelişmemiş. 3- Dolayısıyla da satır aralarını okuma konusunda bir felaketsiniz. Ha Light ve L'in arasında romantik bir şeyler olduğunu düşünmekte serbestsiniz ama şunu bilmelisiniz ki: Aşk en güçlü his değildir. İnsanlar arasında, sevgi ve cinsellikten başka, çok daha güçlü bağlar kuran birçok his vardır. Light ve L arasında romantizm olabilir mi? Olabilir ama bundan çok daha fazlası da vardı. Hayatınızın antagonistini bulduğunuzda anlarsınız. 
"Ama sen L'i her şeyden çok seviyorsun!" L'i çok, çok, çok fazla sevdiğim ve Light'dan da bir o kadar nefret ettiğim doğru. Ama L'in tek antagonistinin Light olduğunu biliyorum. Çünkü ikisi arasındaki ilişkiyi çok iyi anlıyorum. Sonuçta bir zamanlar benim de kendi L'im vardı. Ve bende tıpkı Light gibi onu öldürdüm ve er geç bende öleceğim. 

17 yorum:

  1. "Kira'yı oluşturan Light'ın kendisiydi."

    Kesinlikle katılıyorum... Ama Light'ı megaloman bir psikopat yapan şey de bu değil mi zaten? Ne olursa olsun Kira olacak olması? Bununla birlikte L nedir? Gerçekten farklı bir şey mi?

    Gel gelelim ikisi arasındaki ilişkiye. Aşkın en güçlü his olmadığı konusunda kesinlikle hemfikiriz. Ve aynı senin gibi L'i çok fazla sevsem, Light'a uyuz olsam da sık sık ikisinin özde aynı olduğu hissine kapılıyorum. Ama sonuçta duygular farklı değil mi? Hislerime her şeyden çok önem veririm bu yüzden kim bilir, belki de asıl yanılgı budur. Bu iki güçlü duygu en sonunda birleşiyor olsa bile... Bilmek mümkün değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. L ve Light zaten birbirinin aynası gibi. Aralarındaki ilişkinin temelini oluşturan da bu. Light'ın gerçekte ne olduğunu görebilen tek kişiydi L ve sadece Kira olmasını kast etmiyorum bu arada. L onu anlıyordu çünkü feci benziyorlardı. Eğer L, Light'a Kira'dan önce ulaşabilmiş olsaydı, her şey harika olurdu ama maalesef ne gerçek dünya ne de anime dünyası böyle işlemiyor... (En azından, her zaman.)

      Sil
  2. Death Note of of manga serisini bitiremedim :/ 7.cildide almak istemiyorum L ölüyor :( Animesinide yarım bırakmıştım L öldüğünde.Bayağı bir moralim bozulmuştu o vakit ve yazındaki gifi görüce içim gitti.Anime ve mangada dediğin gibi olaylar ve bitişlerde bayağı bir değişikşik var hatta bu filminde bile var.Yeni başlayan 2015 dizisi bile bu üçünden çok ama çok farklı heleki Light'ı ilk bölümde görseniz bu kim dersiniz ki ben öyle dedim açıkçası.Dizide bayağı bi değişiklikler var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Death Note'un tüm yapımları seriyi birbirinden farklı işliyor denebilir aslında. Yeni başlayan diziden bahsetmen iyi oldu, bende bu konuda bir not düşecektim: Geçen bir okuyucu dizi hakkında yorum atmıştı ama o yazıyı silince yanıt verememiştim. Diziden haberim var ancak karakterler (anime dışındaki) tüm Death Note uyarlamalarında oldukları gibi yine çok ooclar. L, Light, Near... (MELLO'DAN BAHSETMİYORUM BİLE.) Ve ben en, en, en çok sevdiğim L'i nasıl rezil hale getirdiklerini görmek istemediğim için diziyi izlemekten kaçınıyorum. Ancak elbette eninde sonunda merakıma yenik düşüp izleyeceğim ve mutlaka hakkında bir şeyler karalayacağım da.

      Sil
  3. İŞTE BU! Harika bir yazı olmuş, ellerine sağlık! Ne kadar güzel irdelemişsin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim! Beğenmene çok sevindim. ^^

      Sil
  4. Animeyi öküz gibi izleyip aynı salaklıkla mangayı bitirmiş olarak karakterlere bu kadar derinlik ile bakamadığım için bir an kör olup olmadığım
    dan şüphe etmemiş değilim.
    ((Tüm nöronlarına tek tek teşekkür ediyorum))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Death Note'la en çok sevdiğim şey çıkarımlar yapmaya müsait olması ve bunlar da benim çıkarımlarım. Herkes seriden aynı çıkarımları yapmak ve hatta çıkarım yapmak zorunda bile değil. Yani bunlar seriyi izleyince/okuyunca mutlaka görmen gereken şeyler değildi. Ben görmek istediğim için gördüm ve gördüklerim sizin de hoşunuza gittiyse ne mutlu bana. :)

      Sil
  5. Kira'nın can sıkıntısından yaptığına katılıyorum. Yoksa işi ne dünyadaki suçluları öldürmeye koyulsun. Amma ve lakin aralarında bir bromance olduğuna kanaat getirmiştim ben. L he dese kira soyunur atlar üzerine dsadşgklşas

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Death Note'u bu amaçla kullanacak insanlar vardır diye düşünüyorum. Tüm "iyi kalpli insanlar" dolandırıcıların, tecavüzcülerin, katillerin ölmesini istemez mi? Light'ın dediği gibi "herkes böyle bir defteri bir kez olsun kullanmak ister" (Aslında herkes değil ama pek çok kişinin kullanmak isteyeceği konusunda ona katılıyorum.) ve bunun için en uygun kurban da suçlulardır. (Çünkü suç işleyen birinin yaşama hakkı yoktur değil mi?) Ama normal bir insan bir kez cinayet işledikten sonra muhtemelen ruhsal bakımdan bir daha asla yapamayacak kadar zedelenirdi.
      Aralarında aşk olduğunu iddia etmek için her türlü hakkın var. Ama biri, birinin üstüne atlayacak olsa bunun Light olacağını sanmam. İkili içinde insanı duygulardan uzak olan açıkça o. Ayrıca fazla gururlu. Belki L merak edebilirdi. Ama bilmiyorum tabii. İkisinin de bu işlerde tarağı yok gibi.

      Sil
  6. Öncelikle yazı EN FES!
    Lise yıllarımdayken deli gibi izlemiştim bu animeyi, karakterleri çizmiştim, L ölünce saatlerce ağlamıştım. Çünkü benim için çok çok çok fazla şey ifade ediyordu. Ben L ve Kira arasında bir kontrast oluşturduğunu çok açık bir şekilde görebiliyorum. Light'ın dik duruşuna karşılık L'in kambur oturuşu, Light'ın kapalılığına karşın L'in açık kartları, Light'ın jilet gibi pantolonlarına karşın L'in üzerinden düşmeyen sefil kıyafetleri. Biri ne kadar parlaksa diğeri o kadar sönük, içim elverse L'e freak diyeceğim. Öncelikle bu kontrastın bir yandan çok klasik bir yandan çok önemli olduğunu düşünüyorum.
    Light konusundaki gözlemlerine katılıyorum. L'i Kira olmaktan koruyan şeyinse bulmaca çözme konusundaki merakı olduğunu düşünüyorum. Light ile L'in "dünyayı kötülükten temizleme" üzerine fikirleri ve yaklaşımları çok farklı temelde. Light'ı gerçekten sabırsız, şımarık ve çocuk bulmuyor musunuz?
    İkisi arasındaki ilişkiye gelince. Ne sadece aşk, ne sadece nefret ne sadece düşmanlık diyebilirsiniz. L'in söylediği yalan değildi, o ikisi "gerçekten" arkadaşlardı. Çünkü bazen ancak en büyük düşmanlarımız en iyi dostlarımız olabilir.
    Teşekkürler :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dışarıdan bakıldığında ne kadar farklı görünürlerse görünsünler (Seride de üniversite sahnesinde denildiği gibi, "Birinde cam fanusta yetişmiş dahi havası varken, öbürü biraz gariban bir tip.") içeriden aslında bir o kadar benziyorlar ve sanırım görünüşlerindeki farklılığın sebebi de bu benzerliğin altını çizmek. (Evet, çok klişe bir yol ama bazı klişeler eskimez değil mi?) İkisi de çocuksu ve kaybetmekten hoşlanmıyor. İkisi de üstün zekalı. İkisi de sıradan insanlardan çok farklı bir seviyede. Aslında aralarındaki tek L'in çok daha şanslı olması. Evet, L ucube gibi görünen (Acımadan söylüyorum valla çünkü bu da onu muhteşem yapan şeylerden biri.) bir yetimken Light, iyi bir ailede yetişmiş, iyi görünüşlü, her alanda iyi, parlak bir öğrenci olabilir. Ama L'in hayatı potansiyelini kullanabildiği bir hayattı. Light ise, yazıda da bahsettiğim gibi, dünyayı değiştirebilecek güce sahipken sıradan bir liseli yaşamına hapsolmuştu...
      Aslında ben bu yazıyı hep Light tarafından yazdım (Light'a daha çok benzediğim ve L'e duyduğum hayranlık yüzünden onun hakkında yazmakta daha çok zorlandığım için...) ama L tarafından da bir yazı yazmalıyım belki. Beni cesaretlendirdiniz hem. :) Asıl ben bu güzel yorumla yazıma kattıkların için teşekkür ederim.

      Sil
  7. Mangasını okumadım ama animesini izlemiştim ve çok çok beğenmiştim. Çok güzel bir yazı olmuş, eline sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yorumun için çok teşekkür ederim!

      Sil
  8. katılmadığım nkta şu: kira ortaya çıkmazdı. raito hiçbir zaman kimsenin kanını eline bulaştırmazdı. onu kira yapan şey, zaten herkesi kanıtsızca öldürebilmekti...

    katılmadığım 2. nokta, raitonun l kendisine meydan okuuduğunda, mangada yeterince tepki vermediğini söylemen. mangadaki tepkisi de ne kadar sarsıldığını gösteriyor.

    tsugumi ohbaya saygını anlayabiliyorum ama shakespeareden üstün tutman içimi acıttı doğrusu...

    daha fazla yazacaktım da sen bu yazıyı yayınlayalı bayaa olmuşç.

    insanlar pek çok death note yazısı istemiş ama bence diğer yazılara da ağırlık vermelisin... yani son zamanlarda bu blog iyiye gidiyordu ama bu yazıyı görünce yorumlayayım dedim. böyle söylüyorum çünkü bu yazı, her ne kadar katılmasam da iyi bir death note yazısı. bundan sonra kalkıp da death note un mini disizinden bahsetmek komik olur.

    "Aşk en güçlü his değildir." sözünle yorumumu kapatıyorum. bu çok göreceli bir cümle olmuş. bence aşk en güçlü histir. hayhatına ve antagonistine dair bir şey bilmiyorum ama böyle iddaalı kelimeler kullandığına göre, başından gerçekten çok mnemli şeyler geçmiş olmalı ki, aşktan üstün bir duyguyu tatmışsın.... ama benim tadabildiğim en yüksek duygu aşk olduğu için, belki de ben raito ve l arasında bir aşk olduğuna inanmak istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle Kira olurdu. Her ne kadar Light "kim olursa olsun herkes bu defteri bir kez olsun denemek ister" dese de babası bize bunun doğru olmadığını gayet güzel gösteriyor. Haydi Soichiro adalet ilahıydı zaten diyelim, sıradan biri olsa da, en çok bir kez kullanır, sonra korkar, bir daha elini süremezdi. İnsan hayatı almak göründüğü kadar kolay bir şey değil ki. (Bu kişi en berbatından bir suçlu bile olsa.) İstersen dene ama hiç tavsiye etmem. Eğer normal biriysen bununla güzel bir hayat sürmen artık imkansız olur çünkü. Ancak Light gibi bir manyak her gün sayısız insanı öldürerek sıradan hayatına devam edebilir, bununla da kalmaz, kendini bir "ilahi adalet dağıtıcısı" olarak görebilir. (Gerçi Light'ın suçluluk duygusunu bunun arkasında sakladığı yorumunda da bulunabilirsin - en azından ilk zamanlarında...)
      Eğer defter eline geçmeseydi Light elini kana bular mıydı? Güzel ellerine kıyamazdı herhalde. Ama insan öldürmek için elini kana bulamaya gerek yok.
      Mangada da Light'ın sarsıldığı belli oluyor tabii ancak animede sarsılmanın yanı sıra aldığı zevkin de altı çiziliyor - en azından bana göre...
      Tsugumi Ohba'yı Shakespeare'le karşılaştırmıyorum bile. Ama L-Light ilişkisini Romeo-Juliet'le karşılaştıracak olursam... Eh, hangisi hakkında koca -ama hala yetersiz gelen- bir yazı kaleme aldığıma bakarsak, yanıta kolayca ulaşıyoruz.
      Haklısın, "aşk en güçlü his değildir" göreceli bir fikir, hatta iddialı da... Belki benim aşktan başka tuttuğum hisse sen "aşk" diyorsundur çünkü bazı insanların öyle yaptığını biliyorum. Ben aşkı, sevginin cinsellik katılmış hali olarak yorumluyorum, bazıları sadece sevgiden daha güçlü bir his olarak yorumluyor... Ama ben insanlar çeşitli çıkarlar uğruna birliktelik içinde oldukları kişilere "aşkım" derken, bu hisse, onların hisleriyle aynı hissi veremem.
      Fikirlerini belirttiğin için teşekkür ederim. :3 Farklı bir yorumdu bu.

      Sil
  9. Yazı = Duygularımın yansıması. Ama ben düşüncelerimi uzun uzun aktarmayı seven bir tip değilim. Bunu burada görmek, kendimi görmek beni mutlu etti ayrıca insanların ortak noktalarının olduğunu bilmeme rağmen garip ve rahatsız da(eğer rahatsız hissetmesem daha rahatsız olurdum belki). Şimdi gidip bütün death note bloglarını okuyacağım. Hepsini. Ne de olsa bende takıntılıyım. |

    YanıtlaSil