11 Aralık 2015 Cuma

Yazıyla İletişim Kurmak

Ben
Ben
İşe yaramayacağını biliyordum. Henüz bunu söylemek için erken olabilir (Bu yazıyı, bir önceki yazımdan hemen ertesi gün başladım yazmaya.) ama yazarken de biliyordum. Peki ya siz şunu biliyor musunuz? Böyle olduğu için mutluyum. Konuşacak birilerini bulabilseydim yazmayı cidden bırakacaktım. Ama her ne kadar direk içimi dökebileceğim birini bulmuş olsam da, hatta bu kişiyle gerçekten iyi bir ilişki kursam bile, tam olarak mutlu olamayacaktım. Çünkü buraya yazmayı seviyorum. Buraya yazmak bana farklı hissettiriyor. İnsanların önünde olduğum o basit kişilikten sıyrılıp sıra dışı birine dönüştüğüm yer burası. Size göre hiç de sıra dışı biri değilimdir belki ancak gerçek hayatta nasıl biri olduğumu bilmiyorsunuz. Ben, geçek hayatta, asla aldırmayacağınız biriyim. Şişmanım. Dudaklarım yaratılıştan aşağı sarktığı için hep somurtuyormuş gibi görünürüm. Göz altlarım mosmor, yanaklarım izlerle kaplı, dudaklarım yaralar içindedir. Hiç davetkâr bir görünüşüm olmadığı gibi bu itici görünüşe göre oluşturduğunuz önyargıları değiştirecek bir kişilik de sergilemem. Konuştuğumda bile, ki bu şekilde ifade etmemden de anlayabileceğiniz gibi pek yapmam bunu, ağzımdan öyle etkileyici sözler çıkmaz hiç. Hayatınıza katmak isteyebileceğiniz bir varlık olduğumu hayatta düşünmezsiniz. Mesela okul arkadaşlarımın, bana "arkadaş" deme sebepleri, aslında olması gerektiği gibi hayatlarına kattığım anlam değil, karşılığında onlara "canım" diyecek, yanlarında dolaşacak, can sıkıntılarını gidermek için başvurabilecekleri yeni bir opsiyon olacak, bir isim daha katarak arkadaş listelerini biraz daha uzatacak, kısacası diğer insanlara muhtaç oldukları sevgi ve ilgiye değdiklerinin bir başka kanıtı olmam. (Gerçi onlar için arkadaşlığın anlamı zaten budur belki.) Eski okul arkadaşlarım için de eğlenceli anılarının bir parçasıyım işte. (Başka da arkadaşım yok.) Defne böyle sıradan, hatta sıkıcı biri.
Ama Alice farklı. O, iyi ya da kötü, duygularını ve düşüncelerini onları yazarken duyduğu tutkuyla değerli kılan biri. Ve şu an fark ettim ki, evet, diğer insanların yazdıklarıma verdiği değer önemli, "tüm yayınlananlar" kısmında bir yazının yanında parlayan o mavi tek sayıyı görmek beni mutlu ediyor, insanlar yazdıklarımı aşağıladığında kendimi berbat hissediyorum vb... (Birbirine muhtaç olan diğerleri gibi olmadığına inanan biri için müthiş utanç verici bir şey bu.) Ama bu bloğun amacı bundan (Diğer insanların varlığımı takdir etmesini sağlamaktan) ibaret değil. Ben aynı zamanda kendim için yazıyorum. Çünkü yazmak daha iyi düşünmemi sağlıyor. Bir problemden bahsetmek için oturuyorum bilgisayarın başına mesela ve yazarken o problem halloluveriyor. Sanki yazının kendi düşünceleri varmış gibi... Kalemimi oynatarak ya da tuşlara basarak onunla iletişime geçiyorum ve doğru kelimelerle kurulmuş doğru cümleler karşılığında bana problemimin çözümünü veriyor. Bu inanılmaz büyüleyici bir şey. İki insan arasında kurulabilecek alelade ve sıradan bağdan çok daha özel bir kere. Ben bunu diğer insanlarla iletişim kurmak için kullanıyor olabilirim ama bu yokken onlarla kurduğum ilişkinin de hiçbir anlamı kalmıyor. Sadece yazmaya bağlı yaşayamam. Her ne kadar depresyondayken aksini savunsam da ben de bir insanım. Diğer insanlarla iletişim kurmaya ve onların sevgisine muhtacım. Ama yazmadan da yaşayamam.
Sanırım, diğer insanlarla iletişimimi güçlendirirken, kadim dostumu biraz ihmal etmiştim ve bana küsmüş. Şimdi barıştık. Olsun, yok ziyanı, sıkı dostlar arasında olur böyle. Önemli olan birbirimizi asla tamamen bırakamayacağımız.
Not: Bir süredir problemlerimden başka bir şeyden söz etmediğimi biliyorum ancak anlamış olmanız gerektiği gibi, bu problem sona ermiş... Gibi görünüyor en azından. Söz veremesem de, (Çünkü hayatta ne olacağı hiç belli olmuyor.) sizi bu konuda sıkmaya devam etmeyeceğimden oldukça eminim. Ama sıkılıyorsanız da, burada durmanız için zorlayan kimse yok. Çünkü bahsedeceğim diğer şeylerin de acayip eğlenceli olacağının garantisini veremem. Ben sadece içimden geldiği gibi yazıyorum. Ve içimde sadece çok az miktarda eğlence bulunur.

14 yorum:

  1. şahsen senin yazılarını seviyorum alice-san. nitekim demişsin ya, "içimden geldiği gibi yazıyorum" diye, işte bu nedenle beğeniyorum. öyle ki, bir ayna görevi görüyor yazıların, bir parça hayattan kesintiler konuyor satırlarına. evet, biliyorum, pek uğrayamıyorum buralara. fırsat buldukça bakmaya çalışıyorum. günün birinde okuduğum bir yazın kaybolurken, sanırım alice-san kendisine saklamaya karar verdi diyorum. sonuçta blog dediğimiz bize ait bir belde gibi, gün gelir yazılar kalır sonsuzluğun melteminin estiği beldede, gün gelir uçar gider tıpkı o melteme kapılan yaprak misali. bu nedenle yazılarını okurken bazen aynen diye mütebessim ederken, bazen kendimi düşünür halde buluyorum. şayet kendini nasıl rahat hissediyorsan, öyle yaşa, öyle yaz, yazmaya da devam et. bırakma bence, gönlüne fikriyatlarından kalemine düşen ufak bir kelam dahi olsa konuştur yazgılarına.
    problemlerinin sona erdiğini söylemişsin. senin için sevindim. insan yaşamında yüzleşmek zorunda kaldıklarının artık bir seyyah misali yolundan geçip, silinik bir suret biçimini aldığını görünce bazen mutlu oluyor o sisin arasına karışmasına. dilerim zamanın şen anlarla dolar. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen buraların çok saygın bir konuğusun River-san! Çünkü her geldiğinde muhteşem kelimelerini taşıyorsun buraya VE burada onlardan daha önemli bir hediye bulunamaz. Dolayısıyla pek uğrayamasan bile her daim başımızın üstünde yerin var! Edebi yorumlarınla birlikte gelen güzel dileklerin ve anlayışına her zaman müteşekkirim.

      Sil
  2. Yazmaya devam edecek olman harika bir haber. Ama mail de atmıştım ben sana, bilemedim konuşmak istersen de her zaman ortalıktayım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Telefonumdaki e-posta uygulamasının bozulduğunu sayende keşfettim. 1-2 aydır HİÇ mail gelmemesinden bir tuhaflık olduğunu anlamam gerekirdi ancak ben saf gibi asosyalliğime bağladım... (Yani change.org'un mail göndermeyi bırakacağına nasıl inanabilmişim ki?) Yorumunu görüp de bilgisayardan e-mail adresime girince şok oldum resmen. Tam bir şapşalım.
      Mailini de az önce okudum ancak zamanım kısıtlı olduğu için yanıt yazmadım. Böyle güzel bir maile doğru düzgün yanıt vermek istiyorum. Hem mailin hem de bu yorum için teşekkürler. Yazmasaydın ne zaman durumdan şüphelenmeyi akıl ederdim kim bilir? Hem senden hem de mail atıp yanıt alamayan diğer herkesten özür diliyorum. Benim aptallığım.

      Sil
  3. Alice sen gerçekten çok iyi birisin. Ve bazı düşüncelerin suya yansıyan belirsiz yansımalar gibi yalnızca gerçekten görmek isteyenlere görünüyor. Zaten göremeyenlerle işinin olmaması lazım öyle değil mi?
    Ben yazı yazmanın her zaman biriyle iletişim kurmaktan daha keskin bir araç olduğunu düşünmüşümdür. Ve senden farklı hissetmiyorum. Ben de aynı şeyleri düşünüyorum ve bu yüzden arkadaşım diyebileceğim sayılı insan var şu hayatımda. Derdimi yazıyla anlatmak boş bir kağıda kelimelerle muazzam bir resim çizmek gibi. Hatta bazen resimden de ötesi...
    Sen hep yaz olur mu Alice-chan <3 Yansımalarını görebilecek birileri var yanında hala.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir benzetme yaptın: "Derdimi yazıyla anlatmak boş bir kağıda kelimelerle muazzam bir resim çizmek gibi." Yazmak gerçekten kelimelerle resim çizmeye benziyor. (Ama çok daha fazlası.) Ve sen de kesinlikle harika bir kelime-ressamısın. (Bu yüzden lütfen sen de hep yaz Shuu-chan! ♡)

      Sil
  4. Kendini şişmanım diye veya insanların ürkütücü saydığını düşündüğün bir görünüşün var diye küçük görmemelisin Alice. 2 kilo aldım diye dünyanın sonunun geleceğini sanan salaklardan veya parasını asla işine yaramayacak güzellik malzemelerine harcayan salaklardan çok daha harika birisin. Günlük hayatta çevrendeki insanlar yüzünden veya farklı sebeplerden ötürü farklı odluğunu düşünüyor olsan da 'Alice' dediğin kişi de başka biri değil. O da sensin. Günlük hayattaki sen var olmadan buradaki sen var olamazdı. Senin varlığın kesinlikle harika olduğunu düşünüyorum. Tanıdığım en harika insanlardansın desen yeridir. Ve seninle buradaki yorumlarla iletişim kurabildiğim, fikirlerini okuyabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Hotmailim olmadığı için yorumlar haricinde nasıl iletişim kurabileceğimi de pek bilmiyorum (belki hangouts olabilir ama nasıl kullanıldığını çözemedim) ama senin yazdıklarını okuyabilme şansına sahip olmanın çok güzel olduğunu bilmeni isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yuu-chan bu, bugüne dek okuduğum en güzel yorumlardan biriydi kesinlikle. Beni o kadar mutlu ettin ki... Bu kadar geç yanıt verdiğim için çok özür dilerim. Böyle güzel yorumlara ben de güzel ve samimi yanıtlar vermek istiyorum. Ancak hiç yapamıyorum. Çünkü bu kadar güzel lafların üstüne ne denir bilemiyorum... İletişimimiz birbirimizin yazılarına yazılarına yazdığımız yorumlardan ibaret olsa da arkadaşız. Çünkü arkadaş dediğim birçok insanlar binlerce şey söylüyor bana ama asla bu kadar içten ve kalbe dokunan şeyler olmuyor söyledikleri. Yine de onlar arkadaşımsa, seninle sadece yorumlar üstünden konuşsak bile, sen hayli hayli arkadaşımsın.

      Sil
  5. Uzun zamandır uğramıyorum bloğuna, bugün girmek geldi aklıma. Bende senin gibi büyük bunalımlar yaşadım, geçen yıl ve bu yılın ilk 5 ayı falan öyleydi özellikle. Ama şuan gayet iyiyim. Sıkıntılarını giderecek bir şeyler yazıp geçirebilseydim keşke, bunu gerçekten isterdim. Fakat nasıl yapsam, işte burasını bilemiyorum. İnsan büyük dertlerle baş ettiği zamanlar çözümsüz veya bitmeyecekmiş gibi gelebilir, ama temin ederim ki böyle değil -ki zaten kendimden bilirim-. Kişi kendinden bilir (böyle miydi? Hani bir atasözü vardı ya?). Bana göre senin yaşadığın en büyük dertlerden biri de kendini kalabalıklar arasında yalnız hissetmen (Evet! En klişe cümle kategorisinde bu yılın kazananı…) ve sıradan olmaman (bence bu harika bir şey). Farklı olman karşısında insanların sana takındığı tavrı çok iyi bilirim, çünkü bende bu soruna çok takmıştım bir aralar. İnsanlar bana tuhaf olduğumu söylerlerdi [fazla konuşmadığımdan dolayı sanırım ya da ceset koleksiyonu yaptığımdan da olabilir (sadece şakaydı)], insanlarla pek konuşmazdım. Şimdi güzel arkadaşlıklarım var, fazla değiller ama olsun: önemli olan olmaları. Olmak ya da olmamak, işte tüm mesele bu (işte asıl mesele bu). Hangisi doğru çeviriydi unuttum, işte buradan yayınevinin, dolayısıyla çevirmenin önemini anlıyoruz. --__-- Birisi bana vursun. Arkadaşlık ilişkilerinde aradaki farklılığı sorun değil bir yakınlaşma aracı olarak gördüm, okuduğum okuldaki veya sınıftaki herkesle arkadaş olmuyorum elbette, ama önceki gibi arkadaşsız da kalmıyorum. Yeri geliyor şakalaşıyoruz, yeri geliyor onlar beni camdan aşağı atıyor, ben onları camdan aşağı atıyorum. Böyle dedim de aklıma bir site geldi: www.ghostsingles.com. Belirli bir yaş aralığından (18 ila 1000+) ölmüş birini seçiyorsun falan. Eğer öldüysen ölü birileri ile buluşabilirsin, güzel bir hizmet. Şaka amaçlı bir site işte, (zaten gerçek mi olacak ki? Laf dediğim balkabağı. Buna benzer bir atasözü vardı, herhalde tam böyleydi. Neyse…) bende fazla kurcalamadım, aklıma gelmişken bir ara bakayım. Eleştirdiğin kişiler gibi olmaman harika bir şey, bununla gurur duymalısın. Dediğin gibi: saçlarını beline kadar uzatmış, süslenip erkek peşinde koşmaktan başka yaşama amacı olmayan, kendini geliştirmemiş ve bunun önemini kavrayamayan, elinde telefon; bütün gün Facebook’ta dolaşan vs. kızlar gibi olacağına şuan ki halin gibi olman daha iyi, depresyonsuz olsan daha da iyi. Dilerim ki mutluluğa kavuşursun (Uyarı: Bu cümle izdivaç programlarından araklanmıştır.).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar merhaba L.
      Giremediğin süre içinde heyecan verici (!) ayrıntıları kaçırmışsın ancak bu sene ben de çok daha iyiyim. Ne diğer kızlar gibi başkalarına muhtaç ne de geçen seneki gibi kimseyle konuşmuyor değilim. Kısacası insanlarla iletişim kurarak yalnızlığımı muhafaza edebiliyorum. Güzel bir denge kurdum yani. (Bunda yeni sınıfımın payı büyüktür - kesinlikle geçen seneki sınıfım gibi rahatsız edici ve kötü niyetli değiller.) Güzel dilekler için her zaman minnettarım ama.
      Ve o siteyi biliyorum! Zamanında çok hayalet kaldırmaya çalıştım ama ölüler için bile pek çekici değilim sanırsam. Sanırım onların zevkleri daha kemikli.
      Bu arada bunların çoğundan mailimde bahsetmiştim, evet, sadece yorumları cevapsız bırakmayı sevmiyorum.

      Sil
  6. "Merhaba L" deyince kendimi 'sugoi' hissettim, bunun için sağol. "...Zamanında çok hayalet kaldırmaya çalıştım..." :) iyiymiş. Durumunun düzeldiğine sevindim. Yorumumu cevapsız bırakmadığın için sağol.

    "Her yıl 15.000 bin yorum cevapsız bırakıldığı için ölüyor. Yorumlarınızı cevapsız bırakmayın, sahip çıkın. T.C. Nerd ve Cevapsız Yorum Bakanlığı (Kamu Spotu Sonu)."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O küçücük yorumları nasıl cevapsız bırakabiliriz ki!?

      Sil
  7. İyi yazarlar öncelikle iyi birer okurdur. Sana bir kitap önereyim: M.S.150. Belki ergen ruhuna iyi gelir Alice. Blogun kesinlikle ilham verici. Takipteyim.

    YanıtlaSil
  8. Çok pardon, MS.2150 OLACAKTI :)

    YanıtlaSil