10 Ağustos 2017 Perşembe

Who let the Gorillaz out?

Öncelikle; "Gorillaz'ın gerçek yüzleri" diye aratarak gelen arkadaş(lar), işte:



Gorillaz'ın gerçek yüzleri! Biliyorum; gözleri olmayan bir mavi saçlı, saksı kafalı bir turşu, gözbebekleri olmayan bir siyahi ve Asyalı küçük bir kızın gerçek hallerini görmeyi beklemiştiniz. Ancak ne yazık ki onlar yalnızca kurgu dünyasına aitler, öncelikle şunu bir açıklığa kavuşturalım. Ayrıca Gorillaz, Vocaloid gibi de değildir çünkü müziklerinden de, çizimlerinden de birer kişi sorumludur. Onlar da yukarıda gördüğünüz şapşallar: i Damon Albarn (sağ) ile Jamie Hewlett (sol) ve muhteşemlikte Gorillaz'dan geri kalır yanları olmadığına emin olabilirsiniz.

Peki onlar kim?

Damon Albarn, Blur isimli İngiliz rock grubunun solisti. Jamie Hewlett ise Tank Girl isimli meşhur çizgiroman serisi de dahil olmak üzere birçok müthiş eserin çizeri. Bu tamamen farklı dünyalardan iki adam, Blur'ın kurucularından birinin hayran olduğu Jamie Hewlett'ten Blur röpörtajı yapmasını istemesiyle tanışır ve nasıl olduysa buradan işler birlikte yaşamaya başlamalarına kadar gider. Sanırım buna ilk görüşte aşk diyebiliriz. Damon, Jamie ile olan ilişkisini "Uzun bir süreliğine evliydik, bir şekilde boşandık ama yine de arkadaş olarak kalmayı başardık" diye açıklar. Bu açıklamaya göre Gorillaz da onların çocuğudur çünkü grubu evlilik dönemlerinde oluşturmuşlardır. Yani Gorillaz aslında muhtemelen ikilinin MTV izlerken yaptıkları geyik sırasında öylesine ortaya atılmış bir fikirdi. Normalde böyle geyik yaparken ortaya atılan fikirler asla uygulamaya konulmaz. Ama bu ikili, bu kuralı bozup Gorillaz'ı gerçekten hayata geçirmeye ve dünyanın en büyük kurgusal grubunu ("Kurgusal grup ne ya" diyenler, fictional band için daha iyi bir çeviri öneriniz varsa memnuniyetle alırım.) oluşturmayı başarmışlardır. Böylece Damon Albarn şöhretin negatif getirilerini Hannah Montana'dan çok daha ustalıkla savuşturup müziğine odaklanma, Jamie Hewlett de her müzikseverin (yani en azından benim) hayali olan müzik yapmadan müziğin parçası olma hayalini gerçekleştirebilmiştir. Gorillaz'ın dünyanın en büyük kurgusal grubu olmasının en büyük nedeni şüphesiz arkasında bu işlerinde yetenekli, ona değer veren ve belli bir politik duruşları olacak kadar karakterli ikilinin bulunmasıdır. Zira müzikten zerre kadar anlamasam da Damon Albarn'ınki kadar sevdiğim bir ses ve bir çizer olarak Jamie Hewlett'inkiler kadar imrendiğim çizimler olamaz. (Jamie Hewlett'in çizimleri hakkında uzun uzun konuşacağım zaten çünkü kendisi en sevdiğim çizer olabilir.) Eğer röportajlarını dinler ve konserlerini izlerseniz anlarsınız ki bu ikisi nefes alan, yürüyen, konuşan, kısacası yaşayan Gorillaz'dır. Onları sevmeden Gorillaz'ı sevmek olmaz.

Eğer Gorillaz'ın gerçek hayattaki geçmişini merak ederseniz şuradan okuyabilirsiniz. Kaynak İngiliççe ama içindeki bilgiler eminim bir yerlerde Türkçe olarak da vardır. (Eğer yoksa ve bu yazı ilgi görürse ben yazabilirim.) Bense bugün daha ziyade kurgusal geçmişi üzerinde duracağım. Nitekim Gorillaz'ın kurgusal hikayesini araştırdığımda karşıma hikayenin tümünü doğru düzgün anlatan hiçbir Türkçe kaynak çıkmadı ve birçok insanın Gorillaz'ı tanıdıkları halde hikayesi hakkında, hatta bir hikayesi olduğu hakkında en ufak bir fikrinin olmadığını keşfettim. (Eğer siz de bu insanlardan biriyseniz, "hikaye" deyince heyecan yapmayın sakın. Bu, kliplerinde izlediğiniz saçmalıkları sadece yarı yarıya açıklayacak. Hatta kafanızı daha bile çok karıştırabilir, benden söylemesi.) Böylece, aylardır neredeyse Gorillaz'dan başka bir şey dinlememiş biri olarak bunun için benden daha uygun biri olamayacağını düşünüp görevi üstüme aldım. Aslında daha doğrusu görevin üstüne atladım. Çünkü pek fazla şey için "uygun biri" olarak tanımlanabilecek biri değilim. Dolayısıyla yazarken takınabileceğim ukalalığı lütfen bu görmemişliğime verin lütfen.

O zaman başlayalım!


louisdoeslife:
“Trying to get at least one of my friends into gorillaz so i can talk about them like
”


1. DÖNEM: CELEBRITY TAKE DOWN  


gorillaz phase 1 ile ilgili görsel sonucu


(Ah, başlamadan önce, işte bilmeniz gereken bir şey: Gorillaz'ın hikayesinde 4 "phase" var ki ben bunu "dönem" diye çevirmeyi uygun gördüm. Her dönemde hem müzik, hem de çizim tarzı biraz değişiyor (Ama en çok değişim son dönemde, yani 4. phase'de gerçekleşti) ama bu "dönem"/"phase" kavramı aslında albümlerin çıkışından ve grubun tekrar aktif hale geçmesinden başka pek bir şey ifade etmiyor. Yani pek takılmayın buna. Sadece, karşınıza çıkınca şaşırmayın diye belirtmek istedim.)

KURULUŞ HİKAYESİ 


murdoc niccals phase 1 ile ilgili görsel sonucu


image
Her şey, yukarıdaki turşu tipli herifin bir grup kurmak istemesiyle başladı. Murdoc Niccals. Bu ismi aklınızda tutsanız iyi olur çünkü yazının devamında sık sık duyacaksınız. Zira kendisi Gorillaz'ın kurucusu ve basçısı ve her ne kadar yüzü olmasa da (o 2D çünkü) esas adamı ve hayran grubu ile şahsım tarafından en sevilen en çok nefret edilen üyesi. (O kadar antipatik ki sempatik sözü, Murdoc için icat edilmiş.) Satanisttir. Geçmişi hakkında diğer karakterlerinkinden bile az bilgi vardır çünkü sözüne güvenilmez pisliğin tekidir, dolayısıyla geçmişi hakkında anlattığı az sayıda şeyin de doğruluğunun garantisi yoktur. Neyse işte, bu herif günün birinde bir grup kurmaya karar verir ve kafasına koyduğu bir şeyi ne olursa olsun yapan bir çılgın olarak, 15 Ağustos 1997'de müzik aletleri çalmak için arabasıyla bir müzik mağazasına dalar ve orada çalışmakta olan Stupot lakaplı Stuart Pot'a (ki kendisi yanda gördüğünüz eleman oluyor) çarpar, hem de tam gözüne. (Nasıl becerdiğini sormayın, Murdoc bu.) Bu, daha 20'lerinin başındaki talihsiz Stupot'u derhal komaya sokar. Tabii ki Murdoc tutuklanır ama şeytan şansı işte, hapse atılmak yerine kamu servisiyle cezalandırılır. Cezası, bitkisel hayattaki Stupot'a bakmaktır. Ki bu Stupot için bitkisel hayata girmekten daha kötüdür çünkü Murdoc. Yani Murdoc. Komadaki birini emanet edebileceğiniz son kişi. Stupot'a hayatı boyunca edeceği eziyet çocuk daha bitkisel hayattayken başlamıştır. Murdoc, Stupot'la birlikteyken, tam da onun gibi bir abazadan bekleneceği gibi kadınları etkileyeyim derken ikinci bir araba kazası yapar. Bunda da kendi kılına bile zarar gelmemişken yine olan Stupot'a olur. Sağlam gözü de çıkar fakat aynı zamanda da komadan çıkar.

Böylece Stupot olur 2D [2D, yani 2dents, malum, artık yüzünde gözünün yerini alan iki delik yüzünden. Bu arada 2D'yi ilk gördüğünüzde siz de benim gibi o iki kara deliğin gözleri olduğunu ve estetik amaçlarla öyle çizildiğini düşünmüş olabilirsiniz. Ama hayır, gözleri estetik amaçlar yüzünden değil, geçirdiği kazalarda oluşmuş ve basitçe, kanın gözleri kaplamasıyla gerçekleşip "hyphema" ya da "8-ball fracture" (Türkçede ne denildiğini bilmiyorum maalesef.) diye bilinen GERÇEK BİR HASTALIK (eğer cesaretiniz varsa google'dan bakabilirsiniz) yüzünden öyle görünmektedir. Deliklerin neden kırmıza değil de siyah olduğunu ise bana değil, Jamie'ye sorun.] ve de Gorillaz'ın solisti.

1998 yılının Eylül ayında, Murdoc paranormal olayların döndüğü ve karanlık bir geçmişe sahip, Essex tepelerindeki Kong Stüdyoları'na yerleşirler. Burası grubun ilk döneminde hem evleri hem de müziklerini yaptıkları yerdir. Eskiden gorillaz.com'da interaktif bir tur yapmak ve çeşitli tuhaf oyunlar oynamak mümkünmüş. (O zamanlar biz yoktuk...) Şu anda ise sitede en son albümleri Humanz promosyonundan başka bir şey yok. Ama şuradan Murdoc'un egzantrik Kong Stüdyoları turunu izleyebilir ve gerçek Mısır kadifesini hissedebilirsiniz.

Ardından ikisi davulcuları olması için Russel Hobbs'u kaçırırlar ve sık sık kaba kuvvete başvururken görülen bu iri yarı adam nedense buna göz yumup grubun davulcusu haline gelir. Russel'ın hayatı sürekli paranormal varlıklar tarafından rahatsız edilerek geçmiş. Dolayısıyla, lisedeyken arkadaşları silahlı çatışmada öldürülünce hepsi onun içine girer. (Yalvarırım biri bana "haunt" ve "posses" kelimelerinin çevirilerini söylesin. İçine girmek yazmak zorunda kaldım... Of.) Ama Del, Russel'ın en iyi arkadaşı, bazen kliplerde onun içinden çıkıp mavi bir hayalet formunda rap yapar. Aslında ailesi Russel'ı travmalarından iyileşmesi için İngiltere'ye göndermiştir ama ne yazık ki bilmeden onu ayaklı travma Murdoc Niccals'ın önüne atmışlardır.

Şimdi geriye ihtiyaçları kalan tek şey bir gitaristtir. Bu görevi kısa süreliğine 2D'nin kız arkadaşı Paula Cracker üstlenir. Grubun o zamanki adı "Gorilla"dır ve Gorilla olarak tek bir şarkı çıkarırlar: Ghost Train. Ondan sonra grup dağılır çünkü Russel Murdoc'la Paula'yı sevişirken yakalar ve Murdoc'un burnunu beş kez kırar (Bingo - Burnu tam olarak bu yüzden öyle görünüyor), Paula da gruptan ayrılır. (2D "All Alone" şarkısını bu olaya ithafen yapmıştır. BİR İNSAN 2D'Yİ NASIL ALDATABİLİR!? RESMEN DÜNYA YÜZÜNDEKİ EN TATLI ŞEY!)

Grup bir gitarist için gazeteye ilan verir. Aynı gün içinde de kapılarında Osaka'dan gelen bir FedEx kutusu belirir, ortacıkta kimseler yoktur ama. Sonra etkileyici bir karate darbesiyle kutunun içinden küçük bir kız çıkar. Geçmişi hakkında hiçbir şey hatırlamıyordur. Bildiği tek İngilizce kelime Noodle olduğu için ona Noodle adını verir ve onu gruba alırlar. Böylece bildiğimiz Gorillaz doğar! (Bu hikayenin Murdoc ve 2D tarafından iTunes sessions'da anlatılmış halini sevimli bir fan animasyonu eşliğinde dinlemek isterseniz şuraya tıklayın. iTunes sessions röportajının tamamını da şuradan dinleyebilirsiniz.)


26 Mayıs 2001'de grubun ismini verdikleri ilk albümlerini çıkardılar. Albüm 4 tane single'dan oluşuyordu: Clint Eastwood, 19-2000, Rock the House, Tomorrow Comes Today. Albümlerinin ardından röportajlar yaptılar, "bites/bitez" denen kısa animasyonlar yayınladılar (izlemek için tıklayın), hologram konserler verdiler (evet, aynı Vocaloid'inki gibi!), turlara çıktılar, BRIT ödülleri'nde tam 6 tane ödüle aday gösterildiler (ama hiçbirini kazanamadılar) ve hatta film projeleri bile oldu ama -maalesef- çeşitli anlaşmazlıklar yüzünden asla hayata geçirilmedi.

Bu çeşitli anlaşmazlıklar giderek çoğaldı (özellikle zaten ilişkileri sıkıntılı başlayan Murdoc ile 2D'nin arasında), artan anomaliler yüzünden Kong Stüdyoları'ndan ayrılıp Los Angeles'a gittiler ve sonunda grup bir arada yaşayamaz hale gelip çabucak G-Sides'ı yayınladıktan sonra bir süreliğine ayrıldı. Hepsi kendi yollarına gittiler. 2D, memlekete dönüp babasının eğlence parkında çalışmaya başladı ve kadınlarla olan ilişkilerinde işe yarayan ünü sayesinde özgüveni yerine geldi. Russell, LA'da kalıp Del'in hayaletini vücudundan attırdı ve bunun getirdiği depresyonla uğraştı. Murdoc, hayatını yaşamak için gittiği Meksika'da -hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde- kendini hapiste buldu (ve burada kendine Cortez adlı bir kuzgun edindi - şu anda ise bu kuzgunun akıbeti bilinmiyor, tıpkı Noodle'ın maymunu Mike'ınki gibi. :C) ve Noodle da geçmişini araştırmak için Osaka'ya döndü.

Size Russell'ın geçmişinin en karmaşık ikinci geçmiş olduğunu söylemiştim, hatırlıyor musunuz? İşte en karmaşık ilk geçmiş geliyor ve hikaye karışmaya başlıyor. Noodle, Osaka'da eski danışmanı olan yaşlı bir heriften, aslında küçük çocukları ölümcül savaş makinelerine dönüştüren bir organizasyonunun parçası olduğunu ve akıcı bir şekilde İngilizce bildiğini öğreniyor. Danışmanı olan bu yaşlı herif meğer normal bir hayat yaşaması için hafızasını silmiş ve onu İngiltere'ye göndermiş. Böylece Noodle geçmişini öğrenmiş olarak Kong Stüdyoları'na dönen ilk üye oluyor ve çabucak ikinci albümleri Demon Days için kolları sıvıyor.


image


2. DÖNEM: SLOWBOAT TO HADES 


23 Mayıs 2005'te Demon Days'in çıkmasıyla 2. dönem başlar. Bu döneme grubun olgunlaşma dönemi denebilir. Hem müzik, hem de çizimler olgunlaşmıştır. (Özellikle çizim tarzındaki müthiş değişimi, ilk dönem için koyduğum resimle bunu karşılaştırarak görebilirsiniz. Özellikle özellikle Noodle'a bakın. Zaten grupla birlikte büyüdüğü için her evrede en çok değişen odur.) Sadece olgunlaşmamıştır, karanlıklaşmıştır da. (Damon, Demon Days'i bir gece olarak tanımlar; gecenin içindeki bir yolculuk, şeytanlarla dolu bir gecenin, albümdeki tüm parçalar bir şeytanla yüzleşmeyi ifade eder.) Tıpkı hikaye gibi...

27 Mayıs'ta Demon Days albümündeki tüm konuk sanatçılarla birlikte Manchaster Opera House'ta youtube'dan izleyebileceğiniz efsanevi bir konser verirler. Bu konser efsanevidir ki çünkü Gorillaz'ın duymuş, youtube'da kliplerini görmüş olabileceğiniz ve favoriniz olabilecek neredeyse tüm parçaları bu albümün içindedir: DARE, Dirty Harry, Rockit, El Manana ve en önemlisi de Feel Good inc... Grup röportajlar yapmaya, canlı performanslar sergilemeye, müzik kliplerini çekmeye devam eder. Ama kliplerden belli olduğu gibi işler karışmaya başlamıştır.


Feel Good inc videosunda meşhur "Windmill Island" ilk kez çıkar ortaya. Noodle bu adanın üstünde gitar çalarken görülür, peşinde onu kovalayan uçaklarla. El Manana'da ise uçaklar bomba atmaya başlar, güzelim Windmill Island'ı düşürürler. Noodle'a ne olduğunu ise kimse bilmez. Ya planladığı gibi kaçmıştır ya da ölmüştür. Peki ya bunun suçlusu kim? Doğru bildiniz. MURDOC. Ama durun. Aslında planı tam olarak böyle değildi.

Murdoc şeytani zekasıyla, Gorillaz'ın gitaristi olmaya kafayı takmış Jim Manson isimli bir heriften kurtulmak için plan yapar. Planı şudur; bu Jim Manson'a, Windmill Island'a gidip Noodle'ı öldürürse onu gitaristi yapacağı sözünü verir ama aslında onu öldürmesi için peşine bombalı uçakları takar. Ne var ki! Murdoc'un kiralamadığı uçaklar da gelip adaya saldırır.

Bu; Murdoc, 2D ve Russell'ı büyük bir depresyona sokar. Kong Stüdyoları'nı ilk terk eden Russel olur, yıkılmaya başladığı ve zombilerin işgali altında olduğu için. Onu ruhani arınma için Beyrut'a giden 2D takip eder. Artık Kong Stüdyoları'ndan geriye kalan harabede tek kalan Murdoc'tur. Harabeyi satmaya çalışır ama tabii ki kimse bu pislik yuvasını satın almaya yanaşmaz. Murdoc, sinirini çıkaracağı bir 2D bile olmadan, Noodle'ın kaybetmiş olmanın üzüntüsüyle tamamen baş başa kalmıştır.

Sonra bir gün, yıkık stüdyodaki odalardan birindeki bir radyodan Noodle'ın sesi duyulur. Murdoc'a onu kurtarmasını söylüyordur. Nerede olduğu hakkında bilgi vermez ama sesindeki endişeden anlaşılır ki başı fena halde derttedir. Bunun üstüne Murdoc onun cehennemde olduğunu varsayar ve onu aramak için cehenneme gider ama ne yazık ki bu çabasından hiçbir sonuç alamaz, biraz daha yeşile dönmesi ve bunun sonucunda daha çok turşuya benzemesi dışında. (Çoğu hayran onun 3. dönemdeki görünüşünden nefret eder, gerçekten de haddinden fazla çirkinleşmiştir, özellikle şu animasyonda. Bana soracak olursanız Murdoc tam olarak o kadar çirkin görünmelidir zaten.)

Bundan sonra, The Black Clouds adlı şeytani korsan organizasyonu, yanlış giden bir anlaşma yüzünden Murdoc'un peşine düşer. Bunun üzerine Kong Stüdyoları'nı terk etmekten başka çaresi kalmamıştır ki bu Murdoc için çok zor olur çünkü orası grubunu kurduğu yerdir ve grubu Murdoc'un önem verdiği tek şeydir. Suçu birkaç çocuğun üstüne atıp stüdyoyu yakar ve yeni in arayışına çıkar.

Gorillaz sonraki 4 yıl için hiatusa girer. Gruptan çıt çıkmaz. Ne bir röportaj verirler, ne de bir tanecik şarkı çıkarırlar. Hayranlar grubun bu sefer sonsuza dek dağılmış olmasından korkmaya başlarken Murdoc BİRDENBİRE bir röportajda yeni Gorillaz şarkılarından bahsederek ortaya çıkar. Aşağıdaki resmin yayınlanmasıyla da grup resmen geri dönmüştür!:

image

3. DÖNEM: ESCAPE TO PLASTIC BEACH


Bu dört yıl içinde neler olmuştu?

Yeni in arayışındaki Murdoc, dünyayı arayıp taradıktan sonra yeryüzünden her yerden en uzaktaki Plastic Beach'i bulur. İlk başta burası diğer kara parçalarından kopup gelmiş çer çöpten oluşan ıssız bir kayadan başka bir şey değildir ama Murdoc sprey boyayla pembeye boyayıp güvenli yeri olan "Plastic Beach" haline getirir. Şimdi geriye Demon Days'i sollayacak albümü (Ki elbette bu asla olmaz çünkü olamaz. Ama herkes hayal kurabilir, değil mi? Zaten bir albümde tek bir şarkının bile mükemmelin altında olamaması da insana hayal gibi geliyor.) çıkarmak kalmıştır. Bunun için ilk iş elbette grup üyelerini geri getirmektir.

image
Plastic Beach

Beyrut'taki 2D'yi kaçırtıp bir valizin içinde Plastic Beach'e getirir ki bu, 2D'nin hayatının en travmatik döneminin başlangıcıdır (ki şu ana dek geçirdiği travmalar da yabana atılacak türden değil hani) çünkü en büyük fobisi olan bir balinanın gardiyanlığında, denizaltındaki küçük bir odada Murdoc'un zoruyla müzik yapmaktadır. Burası ilişkilerinin en kötü olduğu yerdir ama aynı zamanda ilişkilerinin düzeldiği yerdir de çünkü birbirlerinden başka kimseleri olmadığından bol bol baş başa vakit geçirme olanağı bulurlar. Bu dönemden sonraki röportajlarda birbirlerinden filan bahsederken kullandıkları ifadelerin değişiminden anlarsınız bunu.

Plastic Beach'e yollanan 2D 

2D dönmüştür ama gitaristleriyle davulcuları hala eksiktir. Murdoc; Russel'ın yerini, onun çalış şeklini taklit eden bir davul makinesiyle (?) kolayca doldurur. Noodle'ın yerini doldurmak içinse tam bir çılgın bilim adamı planı vardır.

Noodle'ın El Manana'daki yel değirmeni enkazından topladığı DNA'sını kullanarak CYBORG NOODLE'ı yapar:

image
Cyborg Noodle 

Cyborg Noodle yalnızca gerçek Noodle kadar yetenekli bir gitarist değil, aynı zamanda Noodle'ı yapmaya çalıştıkları savaş makinesidir de. Çünkü Murdoc onu hem grubun gitaristi olsun, hem de The Black Clouds'ın adamlarına karşı kendisini korusun diye yaratmıştır. Vücudu silahlarla doludur, Japonların dokunaç fetişinden de ne yazık ki nasibini almıştır.

Böylece grup yeni haliyle tekrar oluşmuştur. Murdoc albümde birlikte söyledikleri diğer sanatçıları da kaçırır ve çılgın bilim adamı noktasına gelmiş Murdoc, onun yarattığı savaş makinesi Cyborg Noodle ve hiçbir zaman pek sağlam olmamış olan akıl sağlığının son kırıntılarını da yitiren 2D'yle birlikte Plastic Beach'te keyifle müzik yaparlar. Albüm çıktıktan sonra websitesi yenilenir ve sanal Plastic Beach'e dönüşür. Dünya kadar röportaj verirler ama röportajlar Murdoc'un içmesinden, bağırmasından ve küfretmesinden ibarettir çünkü açıkça ortada olduğu gibi o da kafayı sıyırmıştır (Hatta belki de en çok o sıyırmıştır?). Ayrıca Stylo müzik videosu yayınlanır ama video hayranların merakını gidermez çünkü Murdoc, 2D ve ilk kez ortaya çıkan Cyborg Noodle'ın birinden -muhtemelen The Black Clouds'ın adamı- kaçması dışında bir şey göstermez. Güzel bir araba kaçışı olsa da herkes Noodle ile Russel'ın nereye gittiğini merak ediyordur çünkü unutmayın, bu noktada ikisinden TAM 4 YILDIR hiç haber alınamıyordu.

SONRA Plastic Beach identleri yayınlandı. (Bu identler tek tek tüm üyelerin son hallerini göstermek için yeni dönemlerden önce yayınlanan kısa animasyonlar.) Murdoc'unki, 2D'ninki, Cyborg Noodle'ınki (ki bir korku filmi sahnesini andırıyor) ve RUSSEL ile GERÇEK NOODLE'ınki. (Üstlerine tıklayarak izleyebilirsiniz.)  Russell ile Noodle'ın hayatta olduklarını görmek herkesi rahatlatmıştı ama Russell'ın kaynağı belirsiz öfkesi (çoğu kişi Murdoc'a öfkelendiğini tahmin etse de) ve Noodle'ın korsanlar (The Black Clouds?) tarafından saldırıya uğrayan bir gemide olması hayranları yine endişelendirdi.

On Melancholy Hill'deki olay, Noodle'ın identinden devam ediyor. Noodle, taramalasını kaptığı gibi gemiye ateş açan uçakları son derece karizmatik bir şekilde düşürür (hem de yüzünde maske olmasına rağmen) ve batan gemiden kaçıp bir bota çıkar. Ardından, denizdeki radyoaktivite yüzünden devleşen Russel gelip onu kurtarır. Bu sırada artık Noodle'ın hayatta olduğunu bilen Murdoc; 2D, Cyborg Noodle ve albümde onlarla çalışan tüm sanatçılarla birlikte bir deniz altı filosu oluşturup Noodle'ı aramaya çıkar ama tek bulabildiği bir kayanın tepesindeki deniz ayısına masaj yapan (Tuhaflık derecesi: Gorillaz) BOOGIE MAN adlı aşağıdaki esrarengiz figür olur:

image

Murdoc Cyborg Noodle'a ona ateş açmasını söyler ama Boogie Man kaçmayı başarır. Murdoc röportajlarda onun ölümün sembolü olduğunu ima eder ama işin gerçeğini hiçbir zaman öğrenemedik.

Bunun ardından Gorillaz ilk dünya turnesine çıkar. Ama Murdoc, 2D ve Cyborg Noodle sahneye çıkarılmaz, onların yerini Damon Albarn adlı herifin lideri olduğu "canlı grup" almıştır. Bu Murdoc'u öfkeden deliye çevirir. (İzlemek için tıklayın.) Murdoc bunun, Gorillaz'ın başarısı karşılığında ona ruhunu vermeyi reddettiği için Şeytan'ın intikamı olduğunu düşünür.

Noodle artık Russel'ın kafasında yaşıyordur. (Bu arada ikisi arasında çok tatlı bir baba-kız ilişkisi var.) İkisi birlikte Plastic Beach'e ulaşmaya çalışır, Murdoc ile 2D hala Plastic Beach'ten bir yere ayrılmamışlardır .ünkü. Bu sırada yapacak bir şey bulamayan 2D "The Fall" albümünü oluşturur (Albüm diğerleri kadar popüler olmasa da içinde bir sürü güzel şarkı var), Russel ile Noodle da "Broken" adlı şahane müzik videosunu yayınlarlar ama diğer birçok şahane klibi gibi nedense bu da Gorillaz'ın resmi youtube hesabından kaldırılmıştır. (Ama hala youtube'da var.) Hikaye için çok, çok önemli olan "Rhinestone Eyes" klibi ise maddi sıkıntılar yüzünden asla çekilmemiştir ama neyse ki storyboardı yayınlanmıştır. Rhinestone Eyes, aslında tüm hikayenin düğümlendiği noktadır, o yüzden storyboardı mutlaka izleyin. (Ayrıca eğer çekilseydi ne kadar muhteşem olacağını hayal bile edemediğim kadar muhteşem bir şey ve şarkı da çok muhteşem, dolayısıyla MUTLAKA izleyin.)

Rhinestone Eyes videosunda kara bulutlar Plastic Beach'i kuşatmış, Boogie Man Murdoc'u köşeye kıstırmıştır. Şarkıcılarla korsanlar çarpışırken Cyborg Noodle kontrolden çıkar, aynı anda 2D'ye gardiyanlık eden balina da öyle. Tam balina 2D'yi yemek üzereyken OKYANUSUN ORTASINDAN DEVASA RUSSEL NİHAYET, NİHAYET, NİHAYET ÇIKAGELİR VE BALİNAYI TUTTUĞU GİBİ OKYANUSUN DİĞER UCUNA FIRLATIR. ARDINDAN NOODLE ONUN AĞZINDAN ÇIKARAK TARİHİN EN HAVALI VE EN ÇOK BEKLENEN GERİ DÖNÜŞÜNÜ YAPAR. Plastic Beach parçalara ayrılır ama grup tekrar kavuşmuştur. Tahmin edebileceğiniz gibi bu son olanlarla ilgili dünya kadar teori var, hangi birini söyleyeceğimi bilemiyorum, o yüzden eğer merak ettiyseniz internetten kendiniz araştırabilirsiniz.

image

Murdoc'un anlattıklarına göre, Rhinestone Eyes'dan kısa süre sonra Cyborg Noodle Murdoc'u öldürmeye kalkar ama gerçek Noodle onu kurtarır (Bu yıl reddit'te yaptıkları AMA'da Noodle'ımızın söylediğine göre Cyborg Noodle'ın kafası şimdi komodininin üstünde, bonzai ağacı için saksı görevi görmekteymiş.) ve Boogie Man de Evangelist adlı onun tam tersi bir başka esrarengiz figür tarafından yok edilir. Murdoc adanın işgali sırasında öldürülür. Black Clouds'un öyle düşünmesini sağlar, en azından. (hehe) Gerçekte ise bir kez daha o şeytani zekasını çalıştırarak kendisine intihar etmiş süsü verip kaçar. Birkaç karmaşık olayın daha ardından diğerleriyle Londra'da buluşurlar.

Yayınlanan bir sonraki klip "DoYaThing" (ki bu klip Converse sponsorluğunda çekilmiş ve grup ürünün reklamını tam da kendilerinden beklenecek şekilde yapmıştır) de grup, Londra'da Wobble Caddesi 212 numarada yaşarken görünür. Görünüşte 2D'nin sıradan bir sabahını anlatan klipte, Noodle huzur içinde uyurken, Murdoc her zamanki gibi 2D'yi tartaklarken, Boogie Man salonda gazete okurken (?), deri kıyafetli tuhaf adamlar dolapların içinden çıkarken (??), eskisinden daha küçük ama hala bir dev olan Russel çatının üstünde uyurken (???) ve El Manana'da parçalara ayrılan Windmill Island evin üstünde havada asılı dururken (?!?!?!) görülür. Birçok kişi tüm bu saçmalıklar nedeniyle klibin asıl hikayeden bağımsız, bir rüya olduğunu düşünür. Fakat sorarım size: Şu anda hikayenin tamamını (ya da en azından büyük kısmını) öğrenmiş bulunuyorsunuz ve içinde size mantıklı gelen tek bir şey var mıydı?

Şimdilik hikaye bu kadar. Tabii ki henüz yanıtlanmamış birçok soru var (Black Clouds'la Murdoc arasındaki anlaşmazlık neydi? Black Clouds neden Noodle'ın peşine düşmüştü? Noodle kaçtığında nereye gitmişti? Peki ya Russel?) ama bu soruların cevabını yakın gelecekteki öğrenmeyi umuyoruz çünkü 4. dönem henüz bu yıl, Humanz albümünün çıkmasıyla başladı. Benim grupla tanışmam da bu dönemde gerçekleşti. Hala dün gibi aklımda. Bilimum internet sitelerinde geri dönüşünden başka bir şeyin konuşulmadığı Gorillaz'ın şarkısı olduğunu görünce "bakalım neymiş bu Gorillaz?" diye "Saturnz Barz"a merak edip tıkladım. Hakkındaki ilk izlenimim... Videonun başındaki kısa animasyon kısmı dışında, berbattı. Özellikle de müzik. Daha yarısına gelmeden videoyu kapattım. Başım bu eziyete daha fazla katlanamıyordu. Millet çok iyi müzik diye bunu mu ayıla bayıla dinliyordu şimdi? Sürekli bugünden yakınan insanlar gibi olmak istemiyordum ama gerçekten, müzik nereye gidiyordu böyle? Gençlik nereye gidiyordu? İnsanlığın kültürel geleceği hakkında kapıldığım derin endişe içinde videoyu tekrar izledim. Bu sefer sonuna dek. Nefret etmiştim, değişen bir şey yok. Nefret etmiştim... Nefret etmiştim ama... Aklım sorularla doluydu. Mesela neden o çizgili tişörtlü
çekici herif terk edilmiş bir evdeki o kirli banyoya giriyordu? Ve nasıl oradan uzaya çıkıyordu? Neden o pizza mavi saçlı çocuğa saldırıyordu? Ve diğer yemekler çocuğa noncon-deepthroat yapıyorlardı? Ayrıca belli ki karakterlerin bir öyküsü vardı ve klipteki tuhaf sahnelerin açıklaması olan öyküyü öğrenmek için deliriyordum. (Sonra böyle bir öyküleri olmadığını öğrenmek neredeyse hayal kırıklığıydı tabii.) Benim izlenimlerime göre, çizgili tişörtlü çocuk esas adamdı, mavi saçlı çocuk grubun şapşalıydı, şıklıkla rütuşluk arasındaki çizgi olan kız gizemlisiydi, siyahi adam ise aralarında en normal olandı. Ki ilk başta izlenimlerim yanlış gibi görünse de aslında doğruymuş. (Sadece Murdoc hakkında tamamen yanılmıştım çünkü onun esas adam olarak çekici biri olduğunu düşünmüştüm... Muazzam bir yanılgıydı.) Böylece araştırma yapmak için insanlığın en güvenilir kaynağına gittim: Tumblr. Buradan iki şey öğrenmiştim: İnsanlar çizgili tişörtlü herifle mavi saçlı çocuğu shipleyenler ve bu shipten ölesiye nefret edenler olarak ikiye ayrılıyor ama Noodle'ın lezbiyen olduğu konusunda herkes birleşiyordu. Tumblr'dan çıktım. Videoya geri döndüm.

Hani bazı şeyler vardır, ilk başta nefret edersiniz, o kadar çok nefret edersiniz ki saplantıya dönüşür ve sonra da sevgiye... Gorillaz da benim için böyleydi. Sade benim için değil, tüm hayranları için böyledir bu. Gerçekten. Hangi Gorillaz hayranına sorarsanız sorun ilk dinlediklerinde grubu sevmediklerini söyleyeceklerdir. Yabancıların deyimiyle insanın "içinde büyüyen" bir gruptur Gorillaz çünkü. Bence bunun literatürdeki adı "Gorillaz etkisi" olmalı. Herhangi bir klibinde yorumlara inerseniz bunun hakkında yüzlerce yorum bulabilirsiniz. (Ve "THE BAAATH" hakkında ve Noodle'ın ne kadar büyümüş olduğu hakkında ve peppermint tea hakkında ve sözlerin anlamsızlığı hakkında ve grubun olmayan türü hakkında ki son ikisi hakkında elbette ben de konuşacağım.) Şarkının açıklamasını ararken ben buldum ve bu yorumlara güvenip bir şans daha vermeye karar verdim. Saturnz Barz'dan sonra karşıma çıkan Feel Good inc, gruba karşı olan hislerimi 180 derece değiştiren video oldu. Videoya BAYILMIŞTIM. Hem şarkıya, hem de animasyona. Şarkı nostaljiydi (MTV'de yayınlanan her şey benim için böyle gerçi, MTV izlediğimi hatırlamıyorum, zaten 90'ların olayı olduğundan izlemiş de olamam ama 90'lardaki şeyler buralarda ancak 2000'lerde popüler olduğuna göre belki de izlemişimdir, bilemiyorum, yine de hatırlamıyorum. Hey, hatırlamadığın bir şey nostaljik olabilir mi? Bunu bir ara tartışalım.), ergenliğimdi, bu kahrolası dünyada üzülecek onca şey varken durmadan mutlu olma zorunluluğuydu, hakkında konuşurken bile ergenliğe geri dönmemdi ama ergenliği atlatmış olduğum için, bilmem kaçıncı kez kendimi boktan hissederken bile geçeceğini bilmemdi. Animasyona layık fiyakalı kelimeleriyse bulamıyorum bile. Çünkü tamamen kusursuz - Kusursuz bir şey, basit kelimelerle nasıl anlatılabilir ki? (Haydi bir ara bunu da tartışalım.) 2D'nin hareketleri, ifadeler, çekim açıları, renkler, kulenin boğucu atmosferiyle Windmill Island'ın iç açıcı atmosferinin tezatlığı, 2D'nin dışarı bakarkenki özlem dolu yüz ifadesi ve Windmill Island'a bakarkenki umutsuzluğu (ki bunun bir animasyona yansıtılması akıl alır şey değil resmen), MURDOC. (Meme uçlarını çizen çizere buradan teşekkürlerimi yolluyorum.) Her kızın ergenliğinde yaşadığı bir sanatçıya aşık olma ve onun posterlerini odasına asma dönemi benim için bu videoda onunla başlamıştır. İronik olarak, bu genç kızların aşık oldukları, genelde müzikten çok seksle ilgilenen kokuşmuş heriflerdir ve Murdoc da tam olarak müzik dünyasındaki böyle figürlerle alay etmek için yaratılmış bir karakterdir. Ama aynı zamanda da bundan çok daha fazlasıdır ve kendisini bu yüzden severiz. Ta yazının başında dediğim gibi, o kadar antipatiktir ki sempatiktir. Zaten Feel Good inc'te havalı göründüğü ve hatta kendisini rezil etmediği yegane kliptir. Yani sakın benim gibi o klipteki haline aldanmayın. Murdoc sadece dikkatleri penisinde toplamayı seven abazanın tekidir, her videosunda penisini ekrana dayamaktan zevk alır. Ki bu sadece onu daha çok sevmemi sağlıyor.  (Bkz: Rock the House  Uyarı: Eğer bakireyseniz izledikten sonra bakireliğinizi kaybediyorsunuz.)

Ama Gorillaz'ın en sevdiğim grup yapan Feel Good inc. değildi, hayır. Feel Good inc. mükemmeldi, tamam ama onu dinlerken hissettiklerim, Clint Eastwood'u dinlerken hissettiklerimin yanından bile geçemez. Feel Good inc.'ten sonra Clint Eastwood geliyordu. Tıkladım. İşte o zaman. O zaman Death Note'u izlediğimde olan şey olmuştu. Sirk Müdürünün Kızı'nı okuduğumda olan. İçimdeki puzzleda bir parça daha doğru yerine oturmuştu. En sevdiğim grubu ve en sevdiğim şarkıyı bulduğumu, en başta Murdoc'un kahkahasını duyduğumda anlamıştım. Sonra şarkı başladı. Sanki daha önce duymuştum ama nostalji hissinden bahsetmiyorum burada, bu dünyaya duymamıştım çünkü, buraya gelmeden önce duymuştum, gelirken bana demişlerdi ki "Bu şarkıyı dinle..." Ve ölmeden önce de bu şarkı çalsa cehenneme gideceğimi bilsem bile mutlu ölürüm. Çünkü bu şarkı hayatımın arka plan müziğiydi. Sonsuza dek bir müzik videosunun içinde yaşayabilecek olsam o müzik videosu kesinlikle bu olurdu. Ama nedenini soracak olursanız şarkı sözlerinden başka tek başına söyleyebileceğim hiçbir özellik bulamam. Bir bütün olarak seviyorum işte. (Ayrıca tarz bakımından en sevdiğim dönemin ilk dönem olduğunu belirtmeliyim. Tamam, çizimler tüm dönemlerde şahane ve müzik de öyle ama bu ilk dönemin farklı bir havası var. Hem getto, hem modern... Tarif edemiyorum ama herhalde etmeme de gerek yok.) Not: Ayrıca grubun orjinal hesabından yayınlanan videoda, Del'in "Remember that it's all in your head" dediği kısmın sadece kulaklık takılıyken duyulduğu gerçeği, hayata olan bakış açınızı değiştirebilir.


Bundan sonra gerisi geldi. Grubun tüm müzik videolarını izledim, albümlerini indirdim, hikayeyi okudum, bir daha izledim, röportajlarını dinledim, hatta bilgisayarı televizyona bağlayarak youtube'dan konserlerini açıp konserdeymiş gibi davrandığım bile oldu... (Sanki videonun başlığında yazmıyormuş gibi ne zaman Clint Eastwood filan çalsalar konserdeki herkesten daha yüksek sesle çığlık attığımı görseniz "beni deli sanardınız" gibi sağlıklı bir cümle kurmak isterdim ama maalesef bu günlük hayatta yaptığım en normal şeylerden biri. Yalnız grubun deli gibi hayranı olduğum için bana mı öyle geliyor bilemiyorum ama Gorillaz'ın konserleri çok başka oluyor. Tabii yine içinde konseri kamerasıyla izleyenler oluyor da şarkılara eşlik edip dans eden insanların sayısı da azımsanacak gibi değil (Şu videodaki herkesi kucaklamak istiyorum mesela, EVET BENİM YERİME HAYKIRIN: THAT'S ELECTRIC-TRIC-TRIC!!! (Ayrıca biri bana basçının adını bulsun lütfen çünkü kendisi resmen real life Murdoc!?) Orada olmayı gerçekten hak eden insanlar belli ki.) ki bu, bu dönemde bulunması zor bir şey. Bir de sokakta ıslık çalarken duydukları herkesi tutup sahneye çıkarmıyorlar mı konser resmen çığlık atan delileri izleyen delilerden oluşuyor. Mesela şu Margate'deki Demon Dayz Festivali çok çılgındı. Bir Gorillaz konserine gidebilmek en büyük ikinci hayalim olabilir ama eğer gerçekleştirirsem son hayalim olur çünkü mutluluktan ölürüm herhalde.) Hatta ve hatta bu sırada kendimi o kadar çok kaybettim ki komşular sonunda kapıya geldi. (Zaten gelmeye fırsat arıyorlar, orası ayrı mesele de...) Ama BRIT ödüllerindeki Dirty Harry performansları insana kendini kaybettirmeyecek gibi değil ki. Yani bunu yapmayı nasıl başardıklarını bilmiyorum ama kurgusal bir grup olarak (Belki de bu yüzden?) kanlı canlı gruplardan çok daha iyi performanslar verebiliyorlar. Dirty Harry'de hepsinin kareografileri ayrı güzel; hatta seksi KESİNLİKLE SON DERECE UYGUNSUZ hareketleriyle Murdoc'un ve uyuklayan Russell'ınki bile, Noodle zaten daima danslarıyla insanı baştan çıkarır (bkz: DARE dinledikten sonra ayağa kalkıp dans etmeye başlayacağınızın garantisini veriyorum) ve 2D de Dirty Harry için çok çalışmıştır. Öte yandan bir de Feel Good inc performansları vardır; hani 2D'nin telefonuyla oynarken Murdoc'un Madonna'ya asıldığı... (Russel'ın da gene uyuyakaldığı ama onu yadırgamıyoruz, sonuçta Russel o.) Neyse, sonuçta bir ara günlerim tamamen Clint Eastwood'u tekrar tekrar dinleyerek ve Dirty Harry, 19-2000 ile DARE gibi hareketli şarkılara dans ederek geçiyordu. Grupla çok güçlü bir bağ kurmuştum ki anlaşılan o da benimle kurmuştu çünkü 19-2000 şarkısında "Stop dancing to the music of Gorillaz in a happy mood!" diyerek resmen direkt bana hitap ediyordu! Ayrıca grupla tanışmam tam da "hayatımın aşkı"
tarafından terk edildiğim döneme denk geliyordu ama neyse ki grup üyeleri onun yerini almakta hiç gecikmediler. Çünkü her biri ondan çok daha muhteşem: Kliplerde depresif ve cool tavırlarıyla bizleri yansıtıyormuş gibi görünmekle birlikte gerçek hayatta tam bir saftirik olan biricik 2D (ayrıca hem saftirikliği, hem bahtsızlığı, hem de depresyonun şarkı hali olan müthiş Tomorrow Comes Today şarkısıyla gösterdiği depresifliği ve ağrıkesicilerine olan bağımlılığıyla kişisel bir düzeyde özdeşleştiğim grup üyesidir kendisi), çılgın pisliğin teki olsa da grubun babası olan Murdoc, yaratıcıları ne kadar arka plana itse o kadar ön plana çıkardığımız grubun tek normal üyesi Russel ve tabii ki aynı anda hem karizmatik hem de dünyalar tatlısı olmayı başarabilecek kadar muhteşem sevgili Noodle. Ayrıca bunlar gerçek insanlar olsaydı 2D dişlerini, Murdoc burnunu, Noodle da büyüyünce göğüslerini ve poposunu yaptırırdı, Russel kilo verirdi, 2D gözlerine güneş gözlüğü takardı, Murdoc ten rengini açtırırdı... Yani şu andaki muhteşem görünüşlerini sıradan görünmek için mahvederlerdi çünkü ünlüler böyle yapar. Ama kurgusal iseler hayır!


Ama sadece onlar değil, tabii ki yaratıcıları Damon ile Jamie'nin de kalbimdeki yerleri ayrıdır. Başta belirtmiştim, tekrar belirteceğim: Zira onlar ayaklı Gorillaz'dır. Gerçekten bir yapımcıda kendi eserini görebilmek kadar güzel bir şey yok. Jamie kendi karakterlerini taşıyabilen o özel insanlardan, ayrıca 2D'yi her ikisinin de tanıdıkları birinden esinlenerek yarattığını söylemiştir ki bana soracak olursanız o kişi de Damon'dan başkası olamaz. Yani ikisi arasındaki benzerliği rahatlıkla görebilirsiniz. İkisi de dişsiz saftirikler. Öte yandan bazen şarkılarda iki ayrı ses duyabilirsiniz, biri Damon'ın, diğeri 2D'nin. Bunu yapmayı başaracak kadar muhteşem bir şarkıcıdır çünkü. Ve fakat her iki ses de en çok sevdiğim ses olabilir, zira Damon'ı sesi melodiyi tatlının üstüne dökülen şerbet gibi tatlandırıyor resmen.




Bu resimler beni o kadar çok duygulandırdı ki asla koymadan geçemezdim. :,) 


İşte ben, müzik tarzı sorulunca "arkadaşlarımın/internette tanıştığım yabancıların önerdiği müzikler" yanıtını verebilecek kadar tarzdan yoksun ben, böylece en sevdiğim grub bulmuştum ki tam olarak da bu yüzden bulmuştum aslında. Çünkü Gorillaz'ın da belli bir türü yok. (Bu yüzden seviyorum zaten, sürekli aynı şeyi dinliyormuş gibi hissetmeden aylardır dinleyebiliyorum bu sayede.) Ne çizim, ne müzik tarzı bakımından kendini hiçbir kısıtlamaya tabii tutmayan bir grup. Hatta şarkı sözleri ve sanatçı bakımından da - Zira aynı şarkının her sitede farklı sözleri vardır ve bazı albümlerinde konuk şarkıcılar 2D'den daha fazla söyler.


Mesela son albümleri Humanz bu sebeple çok eleştirildi - neredeyse albümün tamamını konuk şarkıcılar söylediği için, ayrıca Gorillaz tarzında olmadığı için de. Ama Gorillaz'ın belli bir tarzı yoktu ki, hayır, zaten tarzı buydu: Değişkenlik. Tamam, grubun ilk dönemlerinden beri orada olan hayranlarından değilim belki ama tüm albümlerini dinledim ve belki de olaya onunla katılmış olduğum içindir ama şahsen Humanz'ı da çok beğendim. (Özellikle She's My Collar, Momentz, Busted & Blue...) Diğer albümler gibi onun da ayrı bir havası var ki Damon bu havayı şöyle mükemmel şekilde açıklıyor: "İnandığın her şeyin tepe taklak olduğu bir geceyi hayal et. Nasıl hissederdin? İşte Humanz bu gece hakkında, her ne idiyse ondan sonrası. Bu o geceyi öngören ve onu bir partiye çeviren bir albüm." Belki albümü bu kadar sevmemin sebebi de budur, hayatın şu anda benim için tam olarak o gece olması. Neyse, Gorillaz hakkında kabul edemeyeceğim bir başka şey de "benim tarzım değil". Grubu tanıştırdığım herkesin söylediği şey bu. Senin tarzın ne bilmiyorum ama Gorillaz'ın senin tarzında bir parçası olduğunu biliyorum. O yüzden bana bunu söylemeyin. Öte yandan, sevdiği şey hakkında eleştiri kabul etmeyenlerden değilim, mesela son çıkan müzik videoları Strobelite hakkındaki tüm eleştirilere katılıyorum. (O videonun tek güzel yanı Noodle ile 2D'yi mutlu, Russel'ı uyurken (çünkü bu onun da mutlu olduğu anlamına geliyor) ve Murdoc'u bir işler çevirirken görmekti çünkü bu hikayenin devam ettiğine işaret ediyor - AYRICA SIRADAKİ MÜZİK VİDEOSUNUN SEX MURDER & PARTY OLACAĞINA DAİR İPUÇLARI DA VAR Kİ BU HARİKA ÇÜNKÜ O BENİM ALBÜMDEKİ EN SEVDİĞİM PARÇALARDAN. Tabii gönül isterdi She's My Collar olsun ama Sex Murder & Party de iyidir!)

Ayrıca fandoma 4. dönemde dahil olduğum için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. (Her ne kadar insanlar bunun son evre olduğunu düşünseler de - Damon'ın "Bunu daha fazla ne kadar sürdürebiliriz bilemiyorum, düşünsene, 20 yıl sonra gençler Gorillaz'ın ardında iki tane 70 yaşında dede olduğunu öğrenince ne tepki verir!" ve Jamie'nin "Artık onları çizmekten sıkıldım" gibi laflarına bakarak ama baktığınızda, diğer dönemlerde de hep buna benzer şeyler söylüyorlar ama grup asla dağılmadı. Burası belli bir tarz ve belli bir sanatçıya bağlı kalmama avantajının devreye girdiği yer işte, değişime açık olduğu için, her daim gündeme uyum sağlayabiliyor ve modası hiç geçmiyor.) Çünkü grupla önceden tanışmış olsam, yıllarca her şeyin bittiği korkusu içinde yeni bir ürün sunmalarını beklemek zorunda kalacak olmamın düşüncesi bile tüylerimi ürpertiyor. Neyse ki bu, grup için son derece hareketli bir dönem - beklenen müzik videoları, olasılıkla yeni parçalar (Çünkü Damon albüme konulmayan tam 30 tane parça olduğunu ve bunları zamanla yayınlayacaklarını söylemişti, hatta bir tanesini yayınladılar bile: Sleeping Powder ki berbat dans eden bir insomniacsanız bu şarkıyla ruhani bir bağ kuracaksınız ya da ölümüne 2D hayranıysanız, ben her ikisiyim de ve bu şarkıya TAPIYORUM. Sadece şarkı genel ruh halimi yansıttığı için değil, 2D tam olarak benim korkunç dans stilimi yansıttığı için de.) ve hepsinden iyisi de GRUBUN ANİMASYON SERİSİ var. Tabii son zamanlarda Jamie'nin kapıldığı 3D hevesi, fandoma bu animasyonun serisinin de klasik çizim stili yerine özürdilerimJamieama rezil 3D animasyon stiliyle (Aslında rezil olmak zorunda değildi?) yapılacağı korkusunu düşürmüştür. Biliyorum, böylesi çok daha kolay ama LÜTFEN KOLAYA KAÇMA JAMIE. SONUÇTA HAYRANLARIN SENELERDİR BEKLEDİĞİ ŞEY BU: ANİMASYON SERİSİ! AYRICA EĞER GÜZEL ŞEKİLDE HAZIRLANIRSA GRUBA ÇOK DAHA FAZLA HAYRAN TOPLAYABİLİR. O YÜZDEN... LÜTFEN!

Kısacası, sonunda en sevdiğim grubu keşfettim dostlar. Tabii bunun Gorillaz gibi kurgusal bir grup olması kimse için şaşırtıcı olmadı çünkü ben neredeyse kurgusal gerçeklikte yaşıyorum zaten. Ama Gorillaz'ı sevmemin tek nedeni kurgu olmaları değil. Aynı zamanda grubun verdiği farklı hissiyatı da seviyorum. Tamam, belli bir tarzı olmayabilir ama kesinliklikle verdiği belli bir hissiyat var. Anlamsız ama derin şarkı sözleri, rengarenk ve solgun müzik videolarıyla. Bu benim seçtiğim müzik.

Muhtemelen dünyada en çok sevdiğim gif. 


 Son olarak Do Ya Thing şarkısını bu bloğa atfediyorum, özellikle de şu kısmını:

Every time we try, we get nowhere

Wouldn't it be nice if we were just normal people? Yeah

Trying so hard to act like we don't care~ (I don't care)

But it's true, you do, nothing is left

So I guess I'm right!

İlgili resim

.
.
.

Kusura bakmayın, bu karma karışık yazıyı bitirmek bilmedim, bir an önce zihninizi derleyip toparlamak istiyorsunuz, biliyorum ama şu ultra sevimli ve Murdoc ile 2D'nin ilişkisini mükemmel şekilde yansıtan şu mükemmel kısa şeyi koymadan geçemeyeceğim:


Sanatçı: Kore-chan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder